Sürekli olarak Erdal Gökoğlu’na haftalık veya aylık izninizi
neden kullanmadınız? sorularının sebebi ise anlaşılır değil. Eğer kullanılmayan
bir hak varsa ya bu hakkı ona bildirmemişsinizdir ya da bu hakkı kullanmasına
engel olmuşsunuzdur. Hapishanede birçok hakkı kullandırtmadığınız gibi bu hakkı
kullandırtmamış olmanız daha akla uygun görünüyor. Nitekim Erdal’ın ziyaret
hakkı, herkesin olduğu bölüme geçmek hakkı halen verilmiş değil. Ancak
mahkemenin Erdal’ın tahliye olmasına engelmiş gibi sürekli aynı soruyu tekrar
etmeleri "tahliye olmasına engel bir şey yok, bari bunu bahane
edeyim" düşüncesiyle olduğu düşünülüyor.
Ayrıca hapishanenin kurallarına uymuyor diye iddia eden
hapishane idaresinin kendisi, "tek tip dayatması hukuksuzdur", "tecrit
uygulaması hukuksuzdur kaldırılmalıdır" diye mahkeme kararlarını
uygulamıyor. Yani Erdal Gökoğlu değil hapishane idaresi yasalara, hukuka karşı
geliyor...
Mahkemede savcının ısrarla tahliyesinin uygun olmadığını
savunması hukuki değil siyasidir. Erdal Gökoğlu’nun ideolojisini, düşüncelerini
savunmasıdır asıl sorun. Erdal’ın tahliyesi normal koşullarda tartışmasız
olarak Belçika’ya geldiği gibi yapılmalıydı. Belçika yargısı hukuk kurallarıyla
değil, Alman devletinin emriyle hareket ediyor…
Önümüzdeki günlerde açıklanacak olan mahkeme sonucu Belçika
yargısının, Alman devletinin emrini sürdürüp sürdürmeyeceğini de göstermiş
olacak.