IRKÇILIK
Irkçılık işyerlerimizde, okullarımızda ve günlük hayatımızda
sürekli karşımıza çıkıyor. İkinci sınıf insan muamelesi, önyargı, aşağılayıcı
bakışlar. Karakafalı olmamız, örf ve adetlerimizi, geleneklerimizi yaşatmamız
ırkçılar için bize saldırmak için yeterli nedenlerdir.
Pegida, Identitäre Bewegung, AfD vb isimli ırkçı, faşist
partiler her seçimde daha fazla oy topluyorlar, kitleler içinde örgütleniyorlar
ve yabancılara yönelik kışkırtmacı politikalarını yaygınlaştırıyorlar. Örgütlü
bir güç olarak karşımızda duruyor, can güvenliğimize ciddi bir tehdit
oluşturuyorlar!
NSU isimli faşist çete 9 insanımızı rastgele katletti, Halle
şehrinde bir faşist dönerci dükkanına ateş açarak 1 insanı katletti, Hanau'da
ise bir nargile kafesine girip 9 genci katletti. Bu katliamlar devam edecek.
Sadece resmi rakamlara göre 400'den fazla Nazi, silahlanmış ve yeraltında.
Yani; nerede oldukları ne zaman ne yapacakları bilinmiyor.
YOZLAŞTIRMA
Uyuşturucu, fuhuş ve kumar bataklıkları yaratılarak
ailelerimiz parçalanıyor, insanlarımız hayatlarından koparılıyorlar. Uyuşturucu
başlangıç yaşı 12'ye düşmüş iken, sosyal medya, film endüstrisi, diziler ve
popüler sanatçılar eliyle uyuşturucu yaygınlaştırılıyor, özellikle gençler
satışına ve kullanımına özendiriliyor. Bu da yetmezmiş gibi SPD, FDP ve
Yeşiller partisinden oluşan yeni hükümet, seçilir seçilmez esrar'ı
yasallaştıracağını duyurdu. Yani esrar, artık dükkanlarda, otomatlarda yasal
bir şekilde satılarak insanlarımızın zehirlenmesi bizzat devlet eliyle
örgütlenecek.
Kumarhaneler artık her köşebaşında karşımıza çıkıyor. Tipico
gibi bahis büroları, Spielhalle'ler bizim insanlarımızla dolu. Geleceğini
otomatlara atan insanlarımızı o tür yerlerden korumak yerine milyonluk
bütçelerle TV ve internet reklamları yapılıyor, insanlar kumara daha fazla
özendiriliyorlar. Kumar; artık sadece oralarda değil, bilgisayar ve telefonlar
üzerinden dijital yollarla oynandığı için evlerimize kadar girmiş durumda!
YOKSULLAŞMA
Yabancı olduğumuz bir durum değil: Ne zaman alışverişe
gitsek, hayatın ne kadar pahalılandığını ürün fiyatlarına yapılan zamlardan
farkediyoruz. Günden güne artan ürün fiyatları ise maaşlarımıza yeterince
yansımıyor. Sarı sendikaların patronlarla yaptığı toplu sözleşmeler, ortalama
enflasyonun bile altında iken, şimdiki yüksek enflasyonun kat be kat
altındadır. Rusya'nın Ukrayna'ya yaptığı askeri operasyon bahane edilerek
mazot, makarna, un ve yağ başta olmak üzere birçok günlük hayatımızda ihtiyaç
duyduğumuz ürünlere zam getirildi. Her şeyde zam yapılırken, maaşlarımız aynı seviyede
kalmaya devam ediyor. Yani: Kağıt üzerinde değişmeyen maaş, hayat içinde her
geçen gün daha da azalıyor.
Tüm bunlar tesadüf değildir. Dünya ölçeğinde bunalım içinde
olan düzenin bizim hayatımıza olan yansımalarıdır. Bir taraftan ekonomik krizi
bizlerin sırtına yükleyenler, buna karşı çıkmamamız için beyinlerimizi
uyuşturucu ile uyuşturuyorlar, halkların iktidara olan öfkesini ırkçılığı
körükleyerek halklar arası çatışmalara yöneltiyor.
Bu sorunların karşısında çözümsüz değiliz. Çözüm; HALK
MECLİSLERİNDE. Yani, halkın kendi sorunlarını tartıştığı, çözümler ürettiği ve
hayata geçirdiği özyönetim yerlerinde. Emperyalist düzen, karşımıza örgütlü bir
güç olarak çıkıyor, bize örgütlü şekilde saldırıyor. Bu örgütlü saldırıya ise
ancak örgütlü bir şekilde karşı çıkabiliriz. Halkın kendi kendini yönettiği
HALK MECLİSLERİNDE çözebiliriz.
Çözümsüz Değiliz, Çözüm HALK MECLİSLERİNDE!
HALK MECLİSLERİNDE Örgütlenelim, Sorunlarımızı Birlikte
Çözelim!
1 MAYIS'TA HALK MECLİSİ SAFLARINA!
Yaşasın 1 Mayıs!
Biji Yek Gulan!
Emekçiyiz, Haklıyız, Kazanacağız!
