AÇIKLAMALAR
[açıklamalar][column2]
Masaya gelen ziyaretçilerle gündemle ilgili ve bizim bakışımız sorulması üzerine bilgilendirme yapıldı.
"İran'a
Emperyalist saldırı ve işgal girişimi olduğu ve ABD Emperyalizmine ve Siyonizm’ine
karşı İran Halkının onurlu duruşu ve direnişi başta Ortsdoğu halkları olmak
üzere tüm Dünyaya emperyalizmin yenilmez olmadığı gerçeğini bize bir kez daha
göstermiştir. İran Halkı direnme kararlılığı gösterdiği ilk günden beri
kazanmıştır. Bu coşku ve morali yaratan İran halkına selam olsun..."
denilmesi üzerine baba kız birlikte geldikleri masada "evet yahu
direnilince, o devasa güç şaşkın ördek gibi ne yapacağını bilemiyorlar benim
içinde moral oldu, umudum arttı" dedi. VE 1 Halk okulu bir de Gençlik
dergisi aldı.
Halk Okulu Dergisi Temsilciliği
6 Nisan 2026
Almanya’da ırkçı katiller ellerini kollarını sallayarak
Anayasayı Koruma Örgütünün korumasında gezerken, devrimci tutsaklar Özgül Emre
ve İhsan Cibelik’in tamamen yasal hak ve faaliyetlerinden nasıl tutsak edildiği
vurgulandı.
Tüm bunlara rağmen, emperyalist metropolün tam kalbinde bile
direniş var. Zehra Kurtay’ın mücadelesi, kendisine ve yoldaşlarına yönelik
polisin aralıksız provokasyonları karşısında gösterdiği azim, bunun kanıtıdır.
Zehra Kurtay’ın direnişi
30 Mayıs 2025'de Fransız emperyalizmin Zehra Kurtay'ı
Türkiye'ye iade etmek üzere apar topar sınır dışı merkezine getirmesiyle
başladı bu süreç.
Fransa tarihinde ilk kez böylesi bir sınır dışı girişimine
karşı eşi benzeri görülmemiş bir direniş sergilendi.
Zehra Kurtay ikinci kez uzun süreli bir açlık grevi yaptı.
"Kerpiç Evi" diye adlandırdığı direniş çadırını
kurdu ve direnişi ile Fransız toplumunda çok geniş bir kesime hitap etti.
Direnişi ile kısmı bir zafer kazandığı için, açlık grevine
ara verdi.
Artık sınır dışı edilemez. Mahkeme kararı ile 10 yıl
Fransa'da kalabileceği tescillendi.
Ancak direniş çadırı devam ediyor, çünkü henüz kağıtlarını
almadı. Onları alacağından şüphe yok, ancak 6 ay- 1 sene sürebilir.
Zehra Kurtay büyük bir sabırla direniş çadırında direnmeye
ve bütün Fransa'ya haksızlıklara karşı nasıl davranması gerektiğine örnek
olmaya devam ediyor.
Ancak Fransız devleti bundan çok rahatsız olmuş olacak ki,
Zehra Kurtay'ı ve çadırı destekleyen insanları sindirmek, korkutmak,
uzaklaştırmak istiyor. Zehra'yı yanlızlaştırarak, tecrit etmeye çalışıyor.
Polis daha öncesinden Uğurtan Sağır'ı rahatsız etmişti,
bununla ilgili açıklama yayınlamıştık.
Şimdi sadece çadıra gidip gelen birini polis gene taciz
etmiş.
Gözaltına almış, sivil bir arabayla bir oraya, bir buraya
götürmüş, oturumunu iptal ederiz ve seni hapishaneye atarız diye tehdit etmiş,
en sonunda da işbirlikçiliği teklif etmiştir.
Bütün bunlar sadece bir şeyi gösteriyor: Fransız devleti 9
metrekarelik bir çadır karşısında çaresiz.
Fransız devleti böylesi entrikalara başvurmak zorunda
kalması, onun ne kadar zavallı olduğunu gösteriyor.
Biz Anti-Emperyalist Cephe Fransa olarak bir kez daha, Zehra
Kurtay'ın yanında olduğumuzu ifade etmek istiyoruz.
Eğer Fransa Zehra'nın çadırı kaldırmasını istiyorsa, yapması
gereken şey çok basit: Ona oturumunu, kağıtlarını versin.
Böylesi ucuz entrikalar ile hiç bir şey elde edemeyeceğini
de bilsin.
Zehra Kurtay 19 Aralığın ateş çemberinden geçmiş de gelmiş.
Böylesi ucuz entrikalar ne ki?
Bizi ne korkutabilir, ne de bir adım geri attırabilir.
Zehra Kurtay'ın talepleri kabul edilsin, ona kağıtları
verilsin.
Anti-Emperyalist Cephe Fransa
Pir Sultan Abdal Derneği yöneticisi olan Şimal Deniz, komplolarla düzenin Alevisi olmadığı için tutuklandı. Ve 9 yıl ceza aldı.
Bu hukuksuzluğa dur demek ve Şimal Deniz'in yanında olmak
için bu haftada ona kartlar yazıldı. 7 adedi 5 Nisan 2026 günü Neuss Alevi
Derneği'nin kahvaltısına katılan insanların yazdığı 8 kart Şimal Deniz'e postalandı.
Almanya’nın Bochum şehrinde çadır direnişi devam ediyor. Almaya’nın Bochum şehrinde Verfasungschutz’a karşı ve NSU’lu katillerin yaptığı katliamların sorumlularının yargılanması için açılan çadırın üçüncü günü sona erdi.
Çadır emekçileri sabah saatlerinde Halk Okulu dergisini okuyarak güne başladı. Derginin 334. sayısının başyazısı olan NATO yazısı okundu. Ardından Epsteinle ilgili bir yazı okunarak yazılar üzerine konuşuldu.
Daha sonra çadıra Almanya’nın farklı şehirlerinden aileler ziyarete geldi. Aileler ile birlikte sohbet edilip yemek yenildi. Ardından çadırın önemi üzerine konuşuldu. Gelen ailelerle ihtiyaçlar ve nöbet sistemi de anlatıldı. İhtiyaçların nasıl karşılanacağı ve nöbet tutulması konuşuldu.
Duydunuz mu?
Halkların katili Nato 2026 toplantısını Türkiye de
yapacak ve yine Türkiye de bir Kolordu kurmayı hedefliyormuş.
Kolordu ne kadarlık bir askeri güçtür? Normal
zamanlarda 20 bin-30 bin arası, savaş zamanları ise bu sayı 60 bin askere kadar
çıkabilen koca bir ordudur. Yani bir savaşı kendi başına yönetebilen tüm
yapılarıyla bir ordu. Yani halklara karşı kullanılacak 60 bin katil,
Epsteincıların çıkarlarını savunan bir
ordu. Ülkemizin emperyalizme göbekten bağlı olması yetmiyormuş gibi NATO yu
daha çok ülkemize sokacak, emperyalizmle bağımlılık ilişkilerini daha da
güçlendirme yani daha derin ilişkiler demektir bu, Daha fazla bağımlılık, dünya
halklarının kanının döküldüğü bir karargah olarak kullanılması demektir
topraklarımızın.
Bu günün zalimleri, bu günün Yezidleri dünya
halklarını tamamen teslim almak istiyor! Bir kez daha biat et diyor.
Mahsuni ile cevap verelim!
“Defol git benim yurdumdan
Amerikan
katil katil
Yıllardır
bizi bitirdin
Amerika
katil katil
..Devleti
devlete çatar
İt
gibi pusuda yatar
Kan
döktürür, silah satar
Amerika
katil katil…”
Halkların
katili
Gittiği yere
işgal ve yıkım götüren, halklara katliam götüren Nato ülkemizden defolsun önce.
Ülkemizdeki faşizmin, açlığın, yoksulluğun baş
sorumlusudur emperyalizm! Ülkeleri ve halkları birbirine kırdıran ve bunun
sonucunda kendisi karlı çıkandır emperyalizm. Ve emperyalistlerin bu çıkarları
için halklara karşı kurdukları bir savaş örgütüdür NATO. Başta ABD emperyalizmi
olmak üzere tüm emperyalistler dünya halklarının emeği ve kanıyla
beslenmektedir. Halkların onlara karşı mücadelesinden, savaşından korkuyorlar. Bundan
dolayı ordular kuruyorlar. Kurmak istedikleri Kolordu da var olan güçlerinin
korkularını hafifletmeye yetmediğinin itirafıdır bir taraftan da. Hem katil hem
de korkaktır emperyalizm. Sonlarının geldiğinin farkında olmaktır. Onca askeri
güçlerine rağmen yine de kendilerini güvende hissetmiyorlar.
Evet ülkemiz emperyalizmin işbirlikçisi Yeni Sömürge
bir ülkedir. İşbirliği yapanlar bir avuç azınlıktır. Ülkemiz de bir Kurtuluş
Savaşı yaşandı. Kurtuluş savaşından önce ülkemiz açıktan işgal edilmişken yeni
sömürgecilik yöntemiyle gizli işgal yöntemiyle yönetilmektedir. İkisi de
işgaldir ancak bu işgali gizlemektedirler. Yeni Kolordu kurma planları ise daha
sıkı ilişki, daha fazla taviz ve daha görünür işgal anlamına da gelmektedir
aynı zamanda. Bu gücü de sadık işbirlikçisi AKP den almaktadır. Ancak
yanılıyor.
Çünkü; bizim halklarımızın yüksek bir Anti-emperyalist bilinci vardır.
Çünkü bizim ülkemiz devrimcilerinin güçlü bir
Anti-emperyalist tarihi vardır.
“Mandacı”, “İşbirlikçi” iktidarlar karşısında “Manda
ve Himaye Kabul olunamaz” ^”Kahrolsun Amerikancı faşist Cunta” diyen “Kahrolsun
Emperyalizm, Yaşasın Halkların Mücadelesi” diyen devrimciler hep olmuştur.
Amerikan askerleri için genelevlerini boyayan
işbirlikçiler karşısında,
Yankee Go Home” diyerek, Conileri denize dökenler hep
olmuştur.
Amerikan üslerinin kapatılması için direnen
devrimciler ve halk her zaman emperyalizme karşı mücadele de yerini almıştır.
Bundan sonra da olmaya devam edecektir!
Anadolu halkları daha Kurtuluş Savaşında yaratılan
destanları anlatmaktadır çocuklarına. Yaşlısı, genci, kadını, erkeğiyle yaratılan
kahramanlıkları unutmamıştır tüm işbirlikçi iktidarlara rağmen.
Ve en önemlisi bunları yedi düvele karşı yapmıştır.
Böyle bir tecrübe vardır Anadolu halklarının bilincinin derinliklerinde. Ne
kadar unutturulmaya çalışılsa da, Üzeri
örtülmeye çalışılmada, en ufak bir hatırlatma da ortaya çıkacak bir bilinçtir
bu.
O nedenle de o kadar kolay değildir bizim
topraklarımızda emperyalizmin elini kolunu sallayarak dolaşması.
Emperyalist şirketlere karşı direnen köylülere bakın! İkizdere’li köylülere.
Bir tek Zeytin ağacını bile emperyalizme vermek istemeyen direnen
köylülere…Çünkü Zeytin ağacı vatan demektir bu gün!
“Siyanürcü Şirket Memleketi Terket” diye gece gündüz
demeden direnen Ege köylüleri daha bu topraklarda yaşıyor.
Her gün daha fazla saldırganlaşmalarının nedenidir. Bu
denli saldırılara başvurmalarının nedeni. Devrimcileri tutuklayıp hapishanelere
atmalarının nedeni budur. Hiçbir NATO politikası öyle kolay kolay hayata
geçmedi bizim ülkemizde. Karşısında direnenler her zaman oldu. Bu nedenle daha
da saldırganlaştılar. İstedikleri politikayı uygulayamadılar. Bundan sonrada uygulamayacaklar.
Çünkü bunun önünde engel devrimciler ve Anadolu halkları var.
Anadolu halklarının ve dünya halklarının tarihi ne
kadar emperyalizmin saldırı tarihi ise o kadar da direniş tarihidir aynı
zamanda. Kurtuluş, Zafer ve Devrimler tarihi dir de.
Bu nedenle NATO politikalarını bizim ülkemizde rahat
rahat hayata geçirilememiştir hiçbir zaman. Ülkemizi daha fazla emperyalizme
bağlayıp, halklarımızın daha fazla aşağılanmasına kendi ülkemizde köle haline
getirilmemize izin vermeyeceğiz. Bunun için kendi hızırımız olup direneceğiz.
Kendi öz örgütlenmelerimiz olan, Halk Komiteleri, Halk
Meclislerinde örgütlenip emperyalizmi tüm üsleriyle birlikte ülkemizden
kovacağız!
NATO YA HAYIR!
KAHROLSUN
ABD EMPERYALİZMİ!
KATİL
ABD ÜLKEMİZDEN VE TÜM ORTADOĞUDAN DEFOL!
ABD
ÜSLERİ KAPATILSIN!
KAHROLSUN
EMPERYALİZM YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ!
ALMANYA
ANADOLU ALEVİ KOMİTESİ
Tahsin Sağaltıcı ve Gürkan Türkoğlu'nun taleplerini desteklemek için mail eylemi
Tahsin Sağaltıcı ve Gürkan Türkoğlu'nun süresiz açlık grevindeki günleri bir hayli ilerledi.
Artık 250'li günleri geçen direnişte kritik bir aşamaya gelinmiştir.
Direnişçilerin taleplerini desteklemek için Avrupa'nın bir çok yerinden direnişçilerin taleplerinin kabul edilmesi için Adalet Bakanlığına E-Mail gönderildi.
05.Nisan Pazar günü Bağımlılıktan Kurtuluş Gönüllüleri (BKG) ST. Pölten Cem Evi'nde Güncel Bağımlılık Üzerine bir Panel Düzenlendi...
Yaklaşık 70 kişinin katıldığı Panel son yıllarda Avrupa ve Türkiye de Bağımlılık yaşının düşüşü ve madde Bağımlılıklarının hızla yükselişi ve bu duruma nasıl müdahale edileceği konusunda yapılan açıklamaların ardından son yılların Bağımlılık ve artışının resmi rakamlarının da paylaşılması, son dönemlerde Avusturya'nın bazı bölgelerinde yaşanan aşırı doz ölümler de panele katılan insanlara aktarıldı.
Özellikle ailelerin bu konuda bilinçlenmesi çocuklarını daha düzenli kontrol etmesi ve hal ve hareketlerine kadar değişiklikleri gözlemlemeleri ve fark ettikleri şüpheli durumlarda ne yapmaları gerektiğini anlatıldığı Panelimiz, BKG Tarafından hazırlanan 17 dakikalık Sinevizyon gösterimi ile devam etti...
Sinevizyon Gösteriminin ardından BKG adına Hasip Kıvraldal'ın canlı bağlanarak yaşadıklarını özetle anlatması, Bağımlılıktan nasıl kurtulduğunu ve nasıl bir süreç izlediğini panele katılanlarla paylaştı...
Orada bulunan tüm katılımcılara BKG'nin el ilanları ve bildirileri dağıtıldı....
Tüm ailelere eğer bildikleri tanıdıkları ya da kendi aile bireyleri içerisinde bağımlı olan kişiler var ise bildiriler ve el ilanlarında yazılı olan mail ve telefon numaralarından bizimle iletişime geçebilecekleri de söylendi.
Yaklaşık 2 saat süren panelimiz Karşılıklı soru ve cevapların ardından sonlandırıldı...
05.04.2026
AVUSTURYA BAĞIMLILIKTAN KURTULUŞ GÖNÜLLÜLERİ.
Yeni sömürge ülkelerde devletler emperyalizmle işbirliği ile
halka saldırır, halklar ise dayanışma ile güçlenir, ayakta kalır.
Atina- Prosfygika İşgal Evlerine Yönelik Tahliye Saldırısına
Karşı Ölüm Orucu Direnişinin 61. gününde olan Aristotelis Hantzis’in
direnişinin yanında olduk.
Aritotelis Hantzis Neden Ölüm Orucu Direnişine Başladı?
Yunanistan Atina’da mültecilerin oturduğu işgal evlerine
yönelik, Yunan devletinin tahliye kararına karşı Aristoteli Hanci (Αριστοτέλη
Χαντζή), yaşamı savunmak için talepleri kabul edilene kadar ölüm orucu direnişi
yapacağını duyurdu
Son on yıl içinde, devlet ve hükümet Prosfygika’yı tahliye
edip yağmalamaya dördüncü kez teşebbüs ediyor. Her seferinde direnişle cevap
bulan bu saldırılara karşı İşgal Topluluğu tarafından direnişle cevap
verileceği açıklandı.
Prosfygika (Προσφυγικών) – İşgal Evleri, Yunanlar,
sığınmacılar ve göçmenlerden oluşan, 50’si çocuk olmak üzere 400’den fazla
kişinin yaşadığı bir topluluktur. Miçotakis iktidarı Prosfygika’yı hem yok
etmek istediği bir politik düşman hem de yağmalayıp sömürmeyi hayal ettiği bir
ekonomik değer olarak görmektedir.
Bu politikayı ülkemizde ‘’kentsel dönüşüm’’ adı altında
yürütülen, halkın evlerine, arazilerine el koyma saldırılarından biliyoruz. Bir
avuç inşaat tekelinin çıkarları için halk yaşadığı evlerden çıkarılıyor, şehir
dışına sürgün ediliyor veya açıkta bırakılıyor. Amaç, halkın konut sorununu
çözmek değil, tekellerin aç gözlerini doyurmaktır. Yunanistan’da da aynı durum
geçerlidir. İşgal evlerinin ranta açılıp tahliye edilmesine karşı ölüm
orucundaki Prosfygika Hareketinin direnişini selamlıyoruz.
İşgal Evlerinin Tahliyesine Karşı Ölüm Orucuna Başlayan
Aristotelis Hantzis’in Talepleri:
Antika Bölgesi Tarafından Sözleşmenin Derhal İptal Edilmesi.
Tüm “Prosfygika” (Mülteci Evleri) Sakinlerinin; Evlerinde,
Yaşadıkları Yerde ve Sosyal, Kültürel ve Organik Olarak Bağ Kurdukları Bu
Bölgede Kalmaları.
“L. Alexandras Mülteci Evleri Sakinleri ve Dostları” Adlı
Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluş (A.M.K.E.) Tarafından, Mülteci Evlerinin
Restorasyonu İçin Kendi Finansmanlarıyla Somut Garantiler Verilmesi!
Mülteci Evlerinin “Kentsel Dönüşümü” İçin Kamu Parasından
Tek Bir Euro Bile Harcanmasın!
Katledildiğinde Anayasayı Koruma Örgütünün çalışanı olan Andreas Temme’nin de o
internet kafede olduğu ortaya çıkmasına rağmen Andreas Temme hiç yargılanmadı.
Bu da Anayasayı Koruma Örgütünün NSU’yu bizzat yetiştirdiğinin kanıtıdır.
Aynı zamanda çadıra Almanya’nın birçok şehrinden aileler de ziyarete geldi.
Bundan sonrası için ne yapılabileceği konuşuldu ve Halit Yozgat anlatıldı.
Kuyu Tipi Hapishanelerin
Kapatılması İçin Devam Eden Direnişlerimiz
1-) 30
Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 252 Gününde
2-) 30
Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 252.Gününde
3-) 18
Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 233.Gününde
4-) 29 Ocak
2026; Tuğçenur Özbay: 69. Gününde
5-) 9 Mart
2026; Oktay Kelebek 30.Gününde
6-) 9 Mart
2026; Yüksel Doğan 30. Gününde
7-) 1 NİSAN
2026; Betül Varan 7. Gününde
Özgür
Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde
Direniyor!
Kuyu Tiplerine
Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!
2 Yıl 7 Aydır
Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin
Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!
DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!
ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE
TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR