GÜNDEM

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere istanbul isveç isviçre italya izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere İsviçre şiir şiirler şişli

 



İKİ OLAY; TEK SORUN, TEK ÇÖZÜM!

EPSTEİN VE SIRP KESKİN NİŞANCILAR!

“EPSTEİN OLAYI” BİR SKANDAL DEĞİLDİR, DÜNYAYI YÖNETEN TEKELCİ KAPİTALİZMİN ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜNÜN ORTAYA ÇIKMASIDIR!

BİLL GATES, DONALD TRUMP, CLİNTON…

SIRADAN BİREYSEL SAPIK DEĞİLLERDİR

TEKELCİ SERMAYENİN SAPIKLAŞMASI, PEDEFOLİLEŞMESİDİR YANİ ÇÜRÜYÜP KOKMASIDIR!

SIRP KESKİN NİŞANCILAR

BİR ÜLKEYİ YENİ SÖMÜRGELEŞTİRMEK,

BÖLÜP PARÇALAMAK İÇİN

NASIL BİR CANAVARA DÖNÜŞÜLÜRÜN GÖSTERGESİDİR!

EMPERYALİZM DOĞASI GEREĞİ KAÇINILMAZ OLARAK SAPKIN VE CANAVARDIR!

BUNU İSE ANCAK EMPERYALİZME KARŞI SOSYALİST BİR DEVRİM İLE DEĞİŞTİREBİLİRİZ!

Size iki ayrı olaydan yola çıkarak emperyalizmin doğasını anlatacağız. Her iki olay birbirinden bağımsız görünse de aslında öyle değildir. Aslında bu iki olay emperyalizm kimdir ve nasıl değişebilir sorusuna da cevap niteliğindedir.

Her iki olayda sistematik yani bir sistemin sapkınlığı ve canavarlığı vardır. Yani her iki olayda kişisel bir sorun bir olay değildir. Dolayısıyla da çözümü de bireysel olmayacaktır.

Peki olay nedir?

Birinci Olay:

Epstein olayı. Bu konuyu hepimiz burjuva basınında bir yerlerde takip etmişiz ya da gözümüze çarpmıştır. Pedofili bir milyarderin bir seks adası kurması ve adada 14-18 yaş arası çocukları en genel anlamıyla milyarderlere yani tekellere satması ve orada tecavüz ettirmesidir.

Bu çocukları yoksul ülkelerden ailelerini modellik, iş vaatleri ile kandırarak bu adaya getirip orada tekellere para karşılığı satmıştır Epstein. Orada tabii ki mesele bu tekellerin verdiği paralar değildir. Bir nevi bir tecavüz adası kurmuştur. Epstein kendisi gibi aynı sınıftan olan tekellerin arzuları için ortak çıkarlar için bu tecavüzleri organize etmiştir.

1990’ların sonundan en azından 2005’e kadar devam ettiği söyleniyor bu olayın. İlk soruşturma 2005’te başladı, 2008’de tartışmalı bir şekilde hafif bir ceza ile sonuçlandı. 2015’te ve 2019’da Epstein’ın tekrar tutuklanmasıyla tüm dünyanın gündemine oturdu.

Epstein 2019 Ağustos’unda hapishane hücresinde ölü bulundu. Asıl olarak da ölümün ardından bu adaya giden isimler konuşuldu.

DONALD TRUMP, BİLL GATES, BİLL CLİNTON, PRENS ANDREW vb. onlarca ismin adı bu çürümeni içinde yer aldı.

Mesele sadece bir pedofili ya da çocuk tecavüzü konusu mudur? Tabii ki çocuklara bireysel olarak yapılan işkenceler, tecavüzler hepsi insan onuruna, ahlakına bütün değerlere bir saldırıdır ve cezalandırılmalıdır. Ama eğer olayı sadece öyle değerlendirirsek daha milyarlarca çocuğumuzun başına gelecekleri göremeyiz. Çünkü dünya halklarını yönetenler ile ilgilidir mesele. “Epstein olayı” sıradan bir kız çocuklarına tecavüz konusu değildir.

Burjuva basında gösterildiği gibi bir skandal değildir; kapitalist sistemin en tepesindeki bir azınlığın, sınırsız güç ve parayla nasıl ahlaki ve insani tüm sınırları aştığının göstergesidir. Yoksul halk çocuklarını bir meta olarak gören sapkın sistemin işleyişidir. EPSTEİN OLAYI DÜNYADAKİ BÜTÜN YOKSUL ÇOCUKLARIN ZENGİN TEKELLER TARAFINDAN SİSTEMATİK OLARAK TECAVÜZ EDİLMESİ olayıdır.

İkinci Olay:

1992-1996 yılları arasında süren Saraybosna kuşatması sırasında, şehri kuşatan Sırp faşist güçler (Bosna- Sırp Ordusu), sivilleri hedef alan sistematik bir keskin nişancı (sniper) saldırısı kampanyası yürüttü. Bu taktik, “avcılık” olarak adlandırılıyordu ve halkı (çocuklar, kadınlar, yaşlılar, su kuyruğunda bekleyen insanlar, tramvay yolcuları) rastgele veya hedef gözeterek vuruyordu. Amaç; halkı terörize edip teslim olmaya zorlamaktı.

Bu, bir savaş taktiği olmaktan ziyade, psikolojik harp ve etnik temizlik stratejisinin bir parçasıydı.

Tabii ki burada emperyalizmin böl, parçala, yönet programının bir parçası olarak bu politikanın uygulanmasıdır.

İKİ OLAY BİRİBİRİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİLDİR, EMPERYALİST SİSTEMİN SINIFSALI KARAKTERİNİ GÖSTERİR: SAPKINLIK VE CANAVARLIK!

Bu iki olayı yazarken amacımız, tekelci burjuvazinin yani bütün dünyayı yöneten bir avuç azınlığın geldiği nokta ya da açığa çıkması, bu sistemin nasıl bir çürümüşlük içinde olduğunu görmemiz ve ona karşı mücadele etmemiz, tek çaremizin yıkmak olduğunu görmemiz ve nasıl yıkacağımızı bilmemiz içindir. Bu açıdan yazıyı okurken sadece tiksinti öfke duymamalı bunu sınıfsal olarak ele almalıyız. Ve sınıfımızın düşmanlarını aynı onların yaptığı gibi yok etmek üzerine kurmalıyız. Olaylarda isimleri geçenlere bir bakalım:

Epstein Olayı: Finans-kapital oligarşisinin çürümüşlüğü, bu tezlerin adeta canlı bir kanıtıdır.

Finans kapitalin yozlaşmış ağı; Epstein, finans kapitalin karanlık yüzünü temsil ediyordu. Servetini nasıl elde ettiği tam olarak bilinmeyen, şüpheli finansal işlemlerle bağlantılı bir figürdü. Onun şebekesi, finans kapital ve siyasi iktidar arasındaki kirli, yozlaşmış ilişkilerin bir aynasıdır.

Bu tür şebekeler, sadece sapkınlık değil, aynı zamanda bir kontrol ve şantaj mekanizmasıdır. Emperyalist merkezlerdeki güçlü isimlerin bu şebekeye dahil olması, onların “bağlılığını” ve “dizginlenebilirliğini” sağlar. Bu, finans oligarşisinin siyasi iktidar üzerindeki mutlak hâkimiyetinin ve onu nasıl kendi çıkarları için manipüle ettiğinin bir göstergesidir. Devlet aygıtının (polis, adliye) ilk soruşturmalarda nasıl etkisiz kaldığı veya engellendiği, burjuva devletinin sınıf karakterini açıkça ortaya koyar.

Kapitalist sistemin merkezindeki, “medeni” Batı’daki çürümeyi gösterir. Bu, sistemin arızası değil,doğasının ta kendisidir. Finans kapitalin mutlak hâkimiyeti,toplumu her düzeyde yozlaştırır.

 

Sırp keskin nişancılar da işte yine aynı bakış açısı ile politika haline gelmiştir. Halkları meta olarak görme, teslim alma, bölüp parçalama programının bir parçası.

Sovyetler Birliği’nin yıkılması ile birlikte emperyalizm Yugoslavya’yı emperyalist genişleme için elverişli bir hedef haline getirdi. Amaç, bölgeyi tamamen kapitalist dünya pazarına entegre etmek ve Avrupa emperyalizminin nüfuz alanını genişletmekti.

Emperyalist güçler, bir bölgeyi istikrarsızlaştırmak ve parçalamak için her zaman yerel işbirlikçi burjuvaziyi ve onun milliyetçi ideolojisini kullanır. İşte keskin nişancılar tam da burada devreye girdi.

SIRPLAR İLE BOSNALILARI BİRBİRİNE DÜŞMAN ETMEK, BÖLÜP PARÇALAMAK İÇİN MİLLİYETÇİLİĞİ KULLANDILAR

Emperyalizmin işbirlikçisi, Sırp keskin nişancıların Bosnalı sıradan halkı hedef alması sadece bir savaş suçu değildir. Bu, emperyalist projelerin yerel işbirlikçi burjuvazi eliyle uygulanan bir etnik temizlik ve toplum mühendisliği stratejisidir.

Emperyalizm sömürebilmek için bağımlılık ve istikrar ister. Sermaye istikrarsız ve savaşan bölgelere akmaz. Ama istikrarın gelmesi için ilk önce orayı sosyal ve ekonomik olarak çökertmek gerekir. Yağmaya hazır hale getirmek gerekir. İşte emperyalizm tam da bunu yaptı. Korku yaratmak için keskin nişancıları kullandı. Ve Yugoslavya’yı bölmek için Sırp milliyetçilerine Bosna halkını keskin nişancılar ile katlettirdi.

İKİ CEPHEDE AYNI SAVAŞ

Her iki olayı da birleştiren nedenleri kavramak için her iki cephede saldırının kazananını, saldırının kime hizmet ettiğini, hangi sınıf tarafından hangi sınıfa ve hangi amaçla yapıldığını görmemiz gerekiyor.

Birisi ABD’de gerçekleşiyor, bir tanesi Saraybosna denilen emperyalizmin yeni sömürge ülkede. Tekrar edecek olursak bu iki olayı bu birleştiren nedir?

Epstein olayına iç cephe diyebiliriz.

1)İÇ CEPHE (Epstein): Sistem kendi merkezinde, finans oligarşisi içinde ahlaki, insani ve siyasi bir çürüme yaşamaktadır. Burjuva demokrasisi, bu oligarşik kliklerin kirli oyunlarına dönüşmüştür. Şantaj, yozlaşma ve meta fetişizmi bu cephenin silahlarıdır.

2)DIŞ CEPHE (Saraybosna): Aynı sistem, kendi dışındaki bölgelerde ise açık barbarlık, etnik temizlik ve kitlesel katliamlarla varlığını sürdürür. Milliyetçilik, sömürgecilik ve askeri müdahale bu cephenin silahlarıdır.

Her ikisinin de kökeni aynıdır. Üretici güçlerin özel mülkiyeti ve insanlığın ihtiyaçları için değil, tekelci kâr için seferber edildiği emperyalist ve kapitalist sistem.

Bu sistem, ister New York’taki lüks bir ofiste, ister Saraybosna’nın bir sokağında olsun insan hayatını, onurunu ve özgürlüğünü metalaştırır ve hiçe sayar. Yine bu iki cephe bize bunun sadece bir olay değil

BİR SİSTEMİN İŞLEYİŞ YASASI, DOĞASI OLDUĞUNU GÖSTERİR.

Epstein olayı bir yanıyla bu sistemi ayakta tutanların nasıl çürümüş yozlaşmış olduğunu gösterirken bir yandan da bazı isimlerin ortaya dökülmesi finans kapital oligarşisinin kendi iktidarını sürdürmek için güçlü isimleri kirli sırlarla kendilerine bağlar ve kontrol altına alır.

 

EMPERYALİST SİSTEM TEKELCİ BURJUVAZİNİN SİSTEMİDİR VE BU SİSTEM ANCAK VE ANCAK ONUN DÜŞMANI OLAN PROLETERYANANIN YANİ SOSYALİZMİN İKTİDARI ALMASI İLE DEĞİŞİR!

Burjuvazinin sapkınlaşması ve canileşmesi, onun tarihsel olarak ilerici misyonunu tamamladığının ve artık insanlığın ilerlemesinin önünde bir engele dönüştüğünün kanıtıdır. Bu çürüme, sistemin istisnai veya yanlış yönetilen hali değil, tam da olgunluk ve ölüm aşamasındaki doğal halidir. Bu nedenle, bu çürümüş sistemi reforme etmek mümkün değildir. Tek çözüm, onu kökünden söküp atacak ve halkları hem maddi hem de manevi bir bataklıktan kurtaracak olan proleter devrimdir. Bu devrim, sadece ezilen sınıflar için değil, kendi yarattığı canavarlığın içinde kaybolmuş olan halklar için de bir kurtuluş olacaktır.

Halk Okulu, Sayı: 322

 



Yunanistan’ın başkenti Atina’da, AKP faşizmi tarafından komplo bir dosya ile tutuklanan halkın avukatı Naim Eminoğlu’na özgürlük talebini içeren imza masası açıldı.

Atina Barosu önünde 12 Ocak Pazartesi günü açılan masada, gizli tanık ifadeleriyle, hiçbir hukuki zemini olmayan soyut iddialarla tutuklanan Av. Naim Eminoğlu’nun yaşadığı hukuksuzluğu anlatan bildiriler dağıtıldı. Saat 10.00-14.00 arasında açılan masada avukatlardan ve Yunan halkından imza toplandı.

Haftanın 5 günü açılacak masada, Avukatların sicil numaralarıyla imzaladıkları ‘’Naim Eminoğlu’na Özgürlük’’ bildirileri, Türkiye Adalet Bakanlığına gönderilecek ve faşizmin hukuksuzluğu, uluslararası alanda teşhir edilecek.

Savunmaya Yönelik Saldırılara Son Verilsin!

Avukat Naim Eminoğlu Serbest Bırakılsın!

Halkın Avukatlarına Özgürlük!

Yunanistan Halk Cephesi

 

Bildirinin Türkçesini paylaşıyoruz:

HALKIN AVUKATI NAİM FEYZULLAH EMİNOĞLU SUSTURULAMAZ!

SAVUNMAYA ÖZGÜRLÜK!

Halkın Avukatı Naim Feyzullah Eminoğlu, 10 Aralık 2025 tarihinde Halkın Hukuk Bürosu’na yapılan polis baskınıyla gözaltına alınmış, ardından hukuk dışı biçimde tutuklanmıştır. Bu saldırı, AKP faşizminin yaşadığı ekonomik, sosyal ve siyasal krizlerinin sonucu olarak; halk için avukatlık yapan bir geleneğin tasfiyesine dönük siyasal bir operasyondur.

Halkın Hukuk Bürosu (HHB) kurulduğu günden bugüne, yıllardır işçi ve emekçilerin hakları için mücadele veren, depremde ve maden katliamlarında yakınlarını kaybeden ailelerin, politik tutsakların, yoksulların ve ezilenlerin avukatlığını yapan savunma mevzisidir. Devletin ve sermayenin suçlarını gizleyenlere karşı, katliamcıları aklayanlara karşı, adaletsizliği teşhir eden bir hak mücadelesi pratiğini temsil etmektedir.

Bu nedenle HHB avukatları yalnızca dava dosyalarıyla değil; baskılar, gözaltılar, tutuklamalarla, ruhsat gasplarıyla karşı karşıya bırakılmıştır. Türkiye’de halk için adalet isteyen avukatlar bedel ödemiş, ödemektedir. ‘’Adil Yargılanma Hakkı’’ için avukat Ebru Timtik’in canıyla ödediği bedel, bu saldırıların hangi noktaya kadar varabildiğinin en açık göstergesidir. Bugün Naim Eminoğlu’nun tutuklanması, halkın avukatlarına yönelik saldırıların yeni halkasıdır.

NAİM EMİNOĞLU KİMDİR?

Naim Feyzullah Eminoğlu, Maraşlı yoksul bir ailenin çocuğudur. Devlet okullarında okumuş, üniversiteyi burslu okumuş; öğrencilik yıllarından itibaren parasız eğitim mücadelesinin içinde yer almıştır. Sosyalist kimliği nedeniyle daha öğrenciyken baskıya uğramış, stajyer avukatken tutuklanmış, ruhsatı keyfi biçimde gasp edilmiştir. Bu hukuksuzluk yıllar sonra Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal olarak tescillenmiştir.

Meslek yaşamı boyunca halkın avukatlığını yapmıştır.

Soma’da katledilen 301 madencinin, Karaman, Ermenek’te maden katliamlarında ölen işçilerin,

6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden ailelerin,

Çorlu Tren Katliamında yakınlarını kaybeden ailelerin

Kartalkaya Otel’de ihmal sonucu yakılan halkın,

Kuyu Tipi hapishanelerde direnen devrimci tutsakların yanında yer almış, avukatlıklarını yapmıştır.

Naim Eminoğlu’nun tutuklanması; gizli tanık ifadelerine, isimsiz ihbarlara ve soyut iddialara dayanmaktadır. Kimliği belirsiz bir kişinin e-posta yoluyla yaptığı ihbar, tutuklamanın temel gerekçesi haline getirilmiştir.

Halkın avukatı Naim Eminoğlu’na yöneltilen suçlama FETÖ üyeliği! Bu iddianın tek dayanağı ise e-mail yoluyla gelen isimsiz ve soyut bir ihbar.

Naim Eminoğlu bu isimsiz ihbar ve üniversite öğrencisi olduğu dönemde cep telefonundan yaptığı iletişim tespitleri gerekçe gösterilerek, bu dönemde iletişim kurduğu bazı kişilerin “FETÖ ile iltisaklı oldukları” gerekçesiyle, hiçbir somut delil olmaksızın, FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla tutuklandı. Ne bir tanık beyanı, ne bir itirafçı ifadesi, ne bir telefon dinleme, teknik takip, fiziki takip, dosyada hiçbir delil, öncesinden yapılmış bir soruşturma işlemi, bir delil toplama faaliyeti yoktur. Dosyada suç oluşturan hiçbir somut delil yoktur.

Bu apaçık bir komplodur ve tutuklama kararı talimatla verilmiş siyasi bir karardır. Halkın Hukuk Bürosu bugüne kadar hiçbir iktidar odağıyla, hiçbir halk düşmanı- gerici güçle “iltisaklı” olmamıştır. Aksine bugün adına FETÖ dedikleri ama geçmişte AKP’nin İktidar ortağı olan, birlikte halkın her kesimine yönelik terör uygulayan bu yapının da hedefi olmuştur. 2013 yılında Halkın Hukuk Bürosu’nu basan, 9 avukatı tutuklayıp 22 avukatı yargılayan, bugün birçok meslektaşımızın yıllardır tutsak olmasına neden olan emniyet mensupları, hakim ve savcılar FETÖ üyeliği iddiasıyla yargılanmış, birçoğu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almıştır. Halkın avukatı Naim Eminoğlu’nun FETÖ ile iltisaklı olduğu iddiasıyla tutuklanması bu nedenle de açık bir komplodur. FETÖ ile iltisaklı olan halkın avukatları değil AKP faşizmidir.

Dosyada suç oluşturan hiçbir somut delil yoktur.

AKP ile FETÖ yıllarca Türkiye’yi birlikte yönetmiş, devletin tüm kurumlarını birlikte paylaşmıştır. Bugün “FETÖ” suçlaması, AKP iktidarının muhalifleri tasfiye etmek için kullandığı bir siyasi sopa haline gelmiştir.

Naim Eminoğlu nezdinde Halkın Hukuk Bürosu’na yöneltilen bu suçlama AKP iktidarının korkusunu yansıtmaktadır. Bu bir çamur atma operasyonudur. Halkın Hukuk Bürosu’nun, FETÖ ile hiçbir bağı olmadığı, olamayacağı açıktır... Asıl ortaklık, AKP–FETÖ ortaklığıdır.

Naim Eminoğlu’nun tutuklanması Türkiye’de gündem olmuş, yaşanan hukuksuzluğa birçok avukat örgütü tepki ve sahiplenme ile cevap vermiştir. Dünyanın en kalabalık avukat örgütlerinden biri olan İstanbul Barosu ve Naim Eminoğlu’nun üyesi olduğu Çağdaş Hukukçular Derneği, yaptıkları açıklamalarda bu tutuklamanın:

  • Savunma hakkına açık bir saldırı olduğunu,
  • Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle kriminalize edilemeyeceğini,
  • Gizli tanık ve ihbar mekanizmalarının hukuka aykırı olduğunu
    net biçimde ifade etmiştir.

Gazeteler, internet siteleri, hukuk örgütleri, barolar ve yüzlerce müvekkili; Naim Eminoğlu’nu ve Halkın Hukuk Bürosu’nu sahiplenmiştir. Bu sahiplenme, halkın avukatlarının yalnız olmadığını göstermektedir.

YUNANİSTAN HALKINA, YUNAN AVUKATLARA ÇAĞRIMIZDIR!

Halkın Avukatı Naim Feyzullah Eminoğlu derhal serbest bırakılmalıdır!
Bu hukuksuzluk kabul edilemez!

Naim Eminoğlu’na Özgürlük kampanyasına katılmaya, Naim Eminoğlu’nun özgürlüğü için imza vermeye, AKP faşizminin hukuksuzluğunu teşhir etmeye, Halkın Hukuk Bürosu’yla dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.

NAİM EMİNOĞLU SERBEST BIRAKILSIN!
SAVUNMAYA ÖZGÜRLÜK!












 

Programda ayın belli başlı etkinlikleri olarak şunlar sıralanıyor:

-11 Ocak Aile kahvaltısı ve Halk Meclisi toplantısı

-18 Ocak Pazar, 2. PlayStation Turnuvası

-23 Ocak: Film Akşamı

- 25 Ocak Aile kahvaltısı ve Panel

- VİYEV, Cuma, Cumartesi ve pazar günlerinde açıktır.

- HER Cuma Akşamı, VİYEV mutfağında Anadolu mutfağından pratik bir yemek var.

Viyana'da ve çevresinde yaşayan halkımızı, ortak soframıza ve tüm diğer etkinliklerimize çağırıyoruz.

 
Emperyalist Fransa devletinin devrimcilere yönelik saldırılarının bir parçası olan iltica hakkının gasledilmesine karşı süresiz açlık grevinde olan Zehra Kurtay, bugün direnişin 195. gününde. Zehra Kurtay’ın taleplerinin kabul edilmesi için süresiz açlık grevine başlayan Nezif Eski de direnişinin 80. gününde. Zehra Kurtay’ın 12 Ocak Pazartesi günü oturum hakları için görülen mahkemesi 19 Ocak Pazartesi gününe, karar verilmek üzere ertelendi.

Yunanistan Zehra Kurtay ’la Dayanışma Komitesi’nden Ferhat Ertürk, tutsak avukat Naim Eminoğlu için Atina Barosu önünde açılan masada yayınladığı videoda, Zehra Kurtay’la dayanışmak için başladığı açlık grevini noktaladığını, Zehra Kurtay’ın 19 Ocak’taki mahkemesine kadar herkesi dayanışmaya çağırdığını, Zehra Kurtay’ın yalnız olmadığını vurguladı.

Zehra Kurtay’ın Talepleri Kabul Edilsin!

Direne Direne Kazanacağız!

Büyük Ölüm Orucu Direnişi Gazisi Ferhat Ertürk Zehra Kurtay İçin Destek Açlık Grevini Sonlandırdı

 



BKA (Bundeskriminalamt-Federal Kriminal Dairesi) Temel Hak Ve Özgürlükler Derneği emekçisi Yoldaş Yıldız’ı gizli bir şekilde takip ederek delil çıkarmaya çalışıyor. BKA delilden sanığa değil, sanıktan delile gidiyor. Yoldaş Yıldız 2 gün içinde yaşadığı gizli takip edilmeyi anlattı.

Tüm Halkımızı BKA’nın Suçlarını Daha İyi Anlatacağı Basın Açıklamasına Çağırdı!

📍Yer; Köln Temel Haklar Ve Özgürlükler Derneği

🗓️Tarih; 18 Ocak Pazar

🕑Saat; 13.00

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.