GÜNDEM

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere istanbul isveç isviçre italya izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere İsviçre şiir şiirler şişli






 Hollanda Halk Cephesi ve Anti-Emperyalist Cephe, ROOD Sosyalist Gençlik ile 27 Şubat 2026 Cuma günü, Rotterdam Merkez Tren İstasyonu önünde eylem düzenledi. Pankartların açıldığı, bayrakların dalgalandırıldığı, sloganların kesilmediği eylem boyunca bildiriler dağıtıldı ve ajitasyon çekildi. Amerika'nın Küba, Venezuela, İran ve Filistin halklarına yönelik kanlı müdahalelerini teşhir eden İngilizce ve Hollandaca basın açıklamaları okundu. 14 kişinin katılımıyla ve 45 dakika coşkuyla süren eylem, iradi olarak sonlandırılmıştır.

Hollanda Halk Cephesi












 







ABD emperyalizminin dünya halklarına karşı saldırı bitmiyor. Şimdi de İran Halklarının başına
bombalar yağdırıyor. ABD emperyalizmi Ortadoğu'daki karakolu olan İsrail ile birlikte İran’ın dini
Liderini katlettiler.
Yunanistan Halk Cephesi 01.03.2026 pazar günü ABD konsolosluğu önünde eyleme katıldı.
Eylemde
“Katil ABD Ortadoğu’dan Defol!
Kahrolsun Emperyalizm Yaşasın Halkların Mücadelesi!”
Sloganları atıldı.
ABD Konsolosluğu önünde Saat 11.30’da başlayan eylem saat 13 gibi tamamlandı.






 


 

Moskova’da RT (Russian Tudey) tarafından 21-23 Şubat 2026 tarihleri arasında “Kahramanlarımızın Zamanı” başlığı altında “4. Uluslararası Belgesel Film Festivali” organize edildi. Festivalde, Grup Yorum emekçilerinin 2024 yılının 13-20 Nisan tarihleri arasında çekimlerini Moskova, Lugansk Halk Cumhuriyeti, Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Mariupol şehirlerinde yaptığı “Donbass’ta 8 Gün” belgesel filmi de gösterildi…

Belgesel filminin yönetmeni olan Yorum emekçisi Sena Erkoç ile yine belgeselin çekim, hazırlık ve düzenleme aşamalarında emeği geçen Umut Gültekin festivale özel olarak davet edildiler. Bu festivalde gün gün yanlarında bulunarak güzel ve duygulu anlara tanıklık ediyordum.

Festivalin ilk günü 21 Şubat’ta, Rusya Ulusal Merkezi’nde açılış programı yapıldı. Açılış konuşmasında tüm davetliler sunucular tarafından selamlandı ve ilk sözü video mesajı ile RT Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan aldı. Simonyan’ın vidolu mesajında şu sözü özellikle dikkatimi çekmişti: “Bu proje, NATO ülkelerindeki insanlar dâhil olmak üzere dünyadaki birçok insanın gözünü açmaktadır…” Bilineceği üzere, NATO ülkelerinin (ABD, AB vd.) Rusya ve birçok doğu ülkelerine karşı dezenformasyon, çarpıtma, karalama, kara-propaganda politikası halkların haber, bilgi gibi enformasyon kaynaklarına ulaşmasını engelliyor veya kısıtlıyor.

Ardından da Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova, Duma milletvekili ve eski boks şampiyonu olan Nikolay Valuev, eski bir denizci ile Rusya Ulusal Merkezi genel müdür yardımcısı Anastasia Zvyagina söz alarak davetlileri selamladı… Ve bunların yansıra Sırp yönetmen Emir Kusturica da yaptığı konuşmada; yaklaşık 20 yıl öncesine kadar Rusya belgesellerinin Doğu Avrupa’da izlemenin imkânsız olduğunu, bu nedenle de halkların Los Angeles’teki sokakta yaşayan insanlardan, evsizlikten bile habersiz olduğunu belirterek; belgeselin gerçeklere dayalı hikâyeler olduğunu vurguladı. Son olarak da “Aynı anda hem vatansever hem de belgeselci olmalısınız…” sözüyle konuşmasını tamamladı.

Yapılan konuşmaların ardından sıra konserlere geldi; bu kapsamda umudumuzun sesi Grup Yorum da Rusya ve faşizme karşı savaşan halklarının belleğinden asla silinmeyen “Katyuşa”yı seslendirdi. Çok etkili bir andı, Türkiyeli devrimci müzik grubu Moskova’nın kalbinde Rusyalılara kendi dillerinde atalarının coşkuyla, gururla okuduğu marşı okuyordu. Çok geçmeden tüm dinleyiciler ayağa kalkarak “Katyuşa”ya da eşlik ediyordu…

22 Şubat…

Bugün “Donbass’ta 8 Gün” belgeselinin gösterimi Rusya Ulusal Merkezi’nde sunuluyor. Gün boyu birçok farklı gösterimler, forumlar ve etkinlikler başka salonlarda da yapılmaktaydı. Buna rağmen Yorum’un dostları, belgeseli merak eden Rusyalılar da salonda Grup Yorum’un yanında yer almıştı.

Belgeselin 25 dakikası gösterildi, ardından ise “Güleycan” ve “Gel Ki Şafaklar Tutuşsun” türkülerini seslendirdi. Sohbet bölümüne geçildiğinde ilk sözü Maria isimli bir izleyici almıştı. Gözyaşları ve iç çekişi filmden çok etkilendiğini belli ediyordu ki bunu da sözleriyle dile getirmişti; özellikle Mariupol bölgesinde yaşanan katliama, faşistlerin şehri talanına ve değerlerine saldırmasına yönelik belgeseldeki anlatım kendisini etkilediğini belirtti. Soru sormadı, sadece filmden etkilendiğini belirterek Grup Yorum emekçilerine kendisi ve tüm Rusyalılar adına teşekkür etti.

Sonrasında da soru sormak veya teşekkür etmek için söz alanlar da oldu. Bir soru vardı “Müzisyen olarak nasıl böyle bir karar verdiniz?” şeklinde. Yorum’un açıklamasını-cevabını ‘Devrimci sanatçılık faşizme karşı halkın sesi olmak, yanlarında olmak, mücadelesine ortak olmak demektir’ diye özetleyebiliriz. Evet, Yorum 41 yıllık devrimci sanatçılık, mücadelesi tarihinde sadece müzik ile halkın susturulmak istenen sesi olmamıştır; yayımları, filmleri, belgeseli, birçok sayıda video derlemesi ve burada sayamayacağımız kadar birçok araçla sanatçı olma sorumluluğunu sürdürüyor…

Bugün ayrıca, “Gerçeğin Savunucuları; Dünyayı Değiştiren Dürüst Hikâyeler” başlığı altında bir forum düzenlendi. Farklı ülkelerden yönetmenler, gazeteciler, siyasetçiler belgesel film hakkında anlatımlarda bulundu. Grup Yorum’dan Sena Erkoç da söz alarak kısaca “Gerçek her zaman güçlüdür, ancak onun için mücadele edilmelidir. Donbass'taki olayları güçlü bir şekilde halkıma anlatma sorumluluğu hissettim. Ve bunu belgeselle yaptık. Türkiye'de ve diğer Avrupa ülkelerinde gösterimler düzenlediğimizde, insanlardan güçlü bir tepki gördük ve birçok soru da aldık. Bunun nedeninin sıkı sansür, yalanlar ve önyargılı medya olduğuna eminim…” açıklamasında bulundu…

Akşam saatlerinde ise, ülkemizdeki kuyu tipi hapishaneleri incelemek için bulunan ve 19 Şubat’ta İstanbul’da gözaltına alınan KPRF’li dostumuz Tatyana Destyatova’yı evinde ziyaret ettik.

Yoğun bir günü de böylelikle geride bıraktık.

23 Şubat…

Bugün, Grup Yorum’u belgesel filmlerinin gösterimine davet eden dostların yanındaydık…

İlk olarak Lübnanlı gazeteci ve yönetmen Hala Bu Saab’ın “Gazze Mucizesi” isimli belgesel filminin gösterimine katıldık. Bu filmde, 2024 yılında Gazze’de, ‘İsrail’ hava saldırısı sonrası ağır kafa travması geçiren ve ‘öldü’ denilerek morga konulan 6 yaşındaki Halime isimli kızın öyküsü ele alınıyor…

Ardından da Özbekistanlı yönetmen Eldar Yoldaşev’in “Taymetov: Unutulmuş Kahraman” isimli belgeselini izledik. Bu filmde de Özbek askeri pilot Abdusamad Taymetov’un Büyük Vatanseverlik Savaşı dönemi kahramanlıkları, büyük zaferin belgelerini, zafer sancağını Berlin’den Moskova’ya getirilmesi görevinde yer alması anlatılıyor…

Festivalin son günü olması nedeniyle yönetmenlerle röportajlar da yapılmaktaydı. Bu nedenle Grup Yorum emekçileri de bazı televizyon kanallarına, telegram üzerinden yayın yapan gazetecilere de röportajlar verdi. Akşamında ise tüm davetliler için veda töreni düzenledi.

24 Şubat…

Festival programı bitti, fakat Yorum’un görüşmeleri devam ediyordu. Grup Yorum bugün Zvezda (Yıldız) TV’nin sabah yayınlanan “Otkrytyy Efir (Açık Hava)” isimli canlı yayın programına konuk oldu. Yorum’un yansıra festivalin genel yapımcısı Ekaterina Yakovleva da konuk olarak bulunuyordu. Programda Grup Yorum ve “Donbass’ta 8 Gün” belgeseli hakkında sorulan sorular yöneltildi. Genel olarak “Bu sizin toplumsal duruşunuz mu yoksa yaratıcı bir yolculuğununuz parçası mı? Sanatçı dostlarınız, arkadaşlarınız size nasıl bir tepki verdi? Donbass’ta sizi en çok şaşırtan, etkileyen neydi?” şeklindeki sorulara Sena ve Umut yaşadıkları ve gördükleriyle cevaplar verdiler.

Grup Yorum’un Moskova’daki dolu dolu geçen programında yanlarında yer almak güzel ve anlamlıydı. Keza öncesinde de bulunduğu ziyaretlerinde, çalışmalarında da büyük bir gönüllülük ve istekle yanlarında bulundum. Hepsinde de dostlarından, yeni tanıştığımız insanlardan çok olumlu tepkiler, duygulu sözler duymaktaydık. RT’nin daveti üzerine de bulunduğumuz bu süre içerisinde gözlemlediğim, gördüğüm de öncekilerden farksız değildi, daha da büyük bir sahiplenmeyi, hayranlığı ve sevgiyi görüyordum.

Bunun başlıca nedeni Grup Yorum’un anti-faşist, anti-emperyalist sosyalist devrimci sanatçı kimliği; vatanımızın değerlerini, halkımızın sesini ve saf güzelliğini dünya halklarına ulaştırıyor olmaları özünde devrimci olmanın sonucudur…

Ben de özel olarak her daim sesimiz, halkların sesi olan Grup Yorum’a ve emekçilerine teşekkürlerimi, sevgimi bir kez daha iletmek istiyorum…

Selamlarımla…

 

Haber: Mehmet Rende – Rusya













7 kişinin katılımıyla açılan masa bildiri dağıtımıyla ve imza kampanyalarını halka anlatımıyla devam etti.

Kuyu tipi hapishanelerinde devam eden açlık grevleri dünyanın her yerinde emperyalizmin devam eden saldırılarına bir cevap niteliğindedir.

Günümüze Kadar faşizmin yaptığı tüm saldırılara direnişlerle cevap veren bedenleriyle direnen tüm devrimci tutsaklar onurumuzdur.

Yaşasın Açlık Grevi Direnişimiz

Direnmek Hak Yaşatmak Görevdir




 




BUGÜN ANTİ EMPERYALİSTLİK EMPERYALİST SALDIRGANLIĞA KARŞI İRAN HALKININ YANINDA OLMAKTIR

Amerikan emperyalizmi ve İsrail siyonizmi, 28 Şubat 2026 sabah saatlerinde İran’a saldırı başlattılar. ABD ve İsrail saldırının amacının İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engellemek, İran’ın nükleer silah sahibi olmasının dünya barışına tehdit oluşturduğunu söylediler. Ancak elinde kimyasal silah bulunduranlar, her türlü silahla halkları katledenler emperyalistler ve işbirlikçileridirler. Gazze’de on binlerce Filistin’liyi katleden İsrail’in ve dünyayı kan gölüne çeviren Amerikan emperyalizminin dünya barışı adına söyleyecekleri bir söz yoktur.

Dünya barışı adına yalnızca dünya halkları konuşabilirler. Çünkü emperyalizm, sömürü, yağma ve savaş demektir. Emperyalizmin tarihi savaşlar tarihidir, halklar için göz yaşı tarihidir.

Kimse “İran’da diktatörlük yıkılacak” diye sevinmesin. Çünkü dünyanın en büyük diktatörleri emperyalistlerdir. Emperyalistlerden daha büyük diktatör yoktur. Dünya barışı üzerindeki tehdit de günümüzde Başta ABD olmak üzere emperyalist ülkeler ve İsrail, Türkiye, Yunanistan gibi emperyalizmin işbirlikçisi devletler tarafından yaratılmaktadır.

Biz Türkiyeli devrimciler olarak emperyalizmin İran halkına yönelik saldırısının karşısında olduğumuzu açıklıyoruz. Bugün anti emperyalist olmak, sol olmak, halktan yana olmak emperyalist saldırganlığa karşı olmakla ölçülür. Tüm dünyanın ilerici güçlerinin görevleri bu saldırganlığa karşı İran halkıyla dayanışmaktır. Bugün kimse İran’daki iktidarın niteliğini tartışmaya kalkmamalıdır. Bu tür tartışmalar emperyalistlerin ortaya attıkları, halkların bilincini çarpıtmaya, karartmaya yönelik propagandalardır.

Bugün devrimcilerin propagandası emperyalizmin saldırganlığına karşı halkların dayanışmasını örgütlemektir. Çünkü emperyalist saldırganlık İran ile sınırlı değildir, emperyalistler tüm dünya topraklarını kendi sömürgeleri haline getirmek istiyorlar. Bu amaçla, Irak’a, Libya’ya, Afganistan’a, Suriye’ye, Filistin’e, Yemen’e, Venezuela’ya saldırdılar. Saldırılarını İran ile sürdürüyorlar ancak İran ile sınırlı kalmayacaktır. Hedeflerinde tüm dünyayı sömürgeleştirmek, tüm dünya halklarını köleleştirmek vardır. Kapitalizm modern kölelik çağıdır.

Devrimciler sol güçler, halktan yana olanlar bu kölelik düzenine ve onun her türlü saldırganlığına karşı mücadelede ortaklaşmalıdırlar.

DÜNYANIN BÜTÜN SOL, ANTİ EMPERYALİST, ANTİ FAŞİST GÜÇLERİ EMPERYALİZME KARŞI DİRENİŞİ BÜYÜTMELİDİRLER.

Emperyalizmin Suriye’yi işbirlikçileriyle işgal etmesinin ardından İran’a saldırmasının temel amacı Ortadoğu’daki anti emperyalist direniş güçlerini yok etmek, direnişleri bitirmektir. İran’a saldırının bir yanını, Yemen, Filistin ve Lübnan direnişlerini yok etmek oluşturmaktadır.

Dünyada tek bir direniş odağı, tek bir direniş kalmasın istiyorlar. Çünkü direnişler emperyalizmin politikaları karşısındaki en temel engellerdir. Direnişler emperyalizmin sömürüsünü ve saldırganlığını geriletmektedir. Direnişler dünyanın geri kalanına umut olmakta, ışık olmaktadır.

Tek bir direniş odağı bile Amerikan emperyalizminin ve işbirlikçilerinin korkulu rüyalar görmesine yetmektedir.

ÇÜNKÜ DİRENİŞ TESLİM ALINAMAYAN TEK KALEDİR. Şimdi bu kalenin duvarlarını yükseltme ve güçlendirme zamanıdır.

EMPERYALİST SALDIRGANLIĞA KARŞI BİRLEŞELİM, DİRENELİM, SAVAŞALIM.

EMPERYALİSTLER KAYBEDECEK, ZAFER DİRENEN DÜNYA HALKLARININ OLACAK.

Yunanistan Halk Cephesi



 


 

Yunanistan Halk Cephesi 27 Şubat 2026 Cuma günü S,R,Y kuyu tipi hapishanelere karşı Atina’da

bulunan Türkiye Büyükelçiliği önünde eylem yaptı.

Yapılan açıklamada;

Biliyoruz ki sadece direnenler kazanır. Bu nedenle Türkiye’de tutsakların kuyu tipi olarak tarif ettiği

S,Y,R tipi hapishanelere karşı direniyoruz. Tutsaklar kuyu tiplerinde ne gökyüzünü görebiliyor ne de

temiz hava alabiliyor.Kuyu tipi hapishaneler bu nedenle tam bir işkencehanedir. Amacı tutsakları yavaş

yavaş öldürmektir. AKP buralara kapattığı kişiyi her şeyden yalıtarak, en önemlisi herkesi tek tek

tutarak hatta gardiyanlarla yüz yüze konuşmayı dahi tutukluya/hükümlüye çok görerek onlara işkence

uygulamaktadır.Gökyüzünü, güneşi ve havayı kim yasaklayabilir?Ama AKP yasaklamaya çalışıyor!

Mesai saatleri boyunca açık olması gereken havalandırmaya günde sadece bir saat çıkartılıyor tutsaklar.

Hücre penceresinden ise bırakalım gökyüzünü, dışarıyı dahi göremeyecek şekilde tel örgülerle inşa

edilmiştir kuyu tipi hapishanelerde.Ülkemizde iktidarlar defalarca halkı teslim almak için devrimcileri

tecrit ile teslim almaya çalıştılar. Bunun adı kimi zaman 'tek tip elbise' oldu, kimi zaman 'tabutluk' oldu,

kimi zaman ise 'F tipi' hapishaneler oldu ama başaramadılar, bugün de başaramayacaklar!Özgür

tutsaklar kuyunun dibinde katledilmek isteniyor. Güneşin, havanın olmadığı hücrelerde yaşamayı kabul

etmiyor. Çünkü AKP faşizmi tutsakları kuyu tiplerinde katletmek istiyor. Bu hapishaneler ilk olarak

ABD’de uygulanmış ancak burada pek çok tutsağın ölümüne ve hastalanmasına neden olmuştur. ABD

oluşan yoğun kamuoyu protestosu sonucunda bu hapishaneleri kapatmıştır. ABD bu hapishaneleri

kendi ülkesinde kapatırken Türkiye’de işbirlikçisi AKP’ye bu hapishaneleri yaptırmıştır. Amaç

Türkiye’de devrimciliği, devrimci mücadeleyi bitirmektir. Bugüne kadar pek çok devrimci örgüt

hapishanelerde bitirilmiştir. Kendi sidiğini içen, direnmeyen devrimcilerin devrimciliği de bu

hapishanelerde bitirilmiştir. Ancak Türkiye’de özgür tutsak geleneği vardır. Özgür tutsaklar tecride

dayalı hapishanelere karşı ölüm orucu direnişi yaptılar. 1984’te 4 canımızı, 1996’da 12canımızı ve

2000-2007 Büyük Direnişte 122 canımızı şehit vererek tecrit hapishanelerini işlevsiz kılmayı

başardılar. Bugün de kuyu tiplerine karşı süresiz açlık grevi direnişi yaparak bu geleneği

sürdürüyorlar.Bu nedenle herkesi özgür tutsaklarla dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.KUYU TİPİ

HAPİSHANELERDE DİRENİŞ DEVAM EDİYOR! Direnişte olan özgür tutsaklar;1-) 30 Temmuz

2025; Tahsin Sağaltıcı 212 Gününde2-) 30 Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 212.Gününde3-) 18

Ağustos 2025; Hüseyin Özen 192.Gününde4-) 15 Ekim 2025; Doğan Karataştan 135 Gününde5-) 15

Aralık 2025: Ahmet Yıldız 74 Gününde6-) 29 Ocak 2026; Tuğçenur Özbay: 30 Gününde süresiz açlık

grevi direnişlerine devam ediyorlar.AKP FAŞİZMİ HASTA TUTSAKLARI KATLETMEK

İSTİYORTürkiye’de her yıl yüzlerce hasta tutsak hapishanelerde tedavi edilmeyerek katlediliyor. En

son Halk Okulu dergisinin sahibi ve yazı işleri müdürü İrfan Yılmaz tutuklandı.İrfan Yılmaz %96

engelli bir kişi. Adli Tıp Kurumu bu nedenle kendisi hakkında hapishanede kalamaz raporu vermiştir.

Ancak Sarıyer Emniyet Müdürlüğü %96 engelli olan, tek başına yemek yiyemeyen, dişini dahi

fırçalamayan İrfan Yılmaz hakkında tehlikelidir diyerek serbest bırakılmasına izin vermiyor. AKP

faşizminin amacı hasta tutsakları katletmektir. İrfan Yılmaz da bu nedenle tahliye edilmiyor. Hasta

tutsaklarımızı sahiplenmeye, onları faşizmin hapishanelerinden alana kadar mücadelemizi

sürdüreceğiz. Kuyu Tiplerine Karşı Neler Yapabiliriz?Tutsaklarla dayanışma açlık grevi

yapabiliriz.Video çekip tutsakların taleplerinin kabul edilmesini isteyebiliriz.Dayanışmanın bir değil

binlerce yolu vardır. Herkes dayanışma için kendi yapabildiği bir şeyi yapabilir.Dayanışmanın sınırı

yoktur.Tutsaklara mektup yazabiliriz,

TC. Adalet Bakanlığını arayabiliriz, e-posta yollayabiliriz.Dayanışma ezilen halkların silahıdır. Bu

silahı kullanalım…

 

Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz!

Kahrolsun Emperyalizm Yaşasın

Halkların Mücadelesi!Tecrit İşkencedir Tecrite Son!

Yaşasın Açlık Grevi Direnişimiz!

Türkiye Halk Cephesi

 

 

 

ADALET BAKANLIĞI İLETİŞİM. Telefon: +90 (0312) 417 77 70 Faks: +90 (0312) 419 33

70 E-Posta: info adalet.gov.tr. Adres: 06659 KIZILAY / ANKARA.

 




 




Almanya Dev-Genç olarak 28 Şubat tarihinde Almanya’nın Osnabrück şehrinde düzenlenen Grup Yorum ile dayanışma konserine katıldık. Sahne alan Grup Kavga, Grup Yorum şarkılarını söylemeden önce Grup Yorum’un tarihini anlattı. Ardından şarkılar, seyircilerin de eşliğiyle söylenmeye başlandı.

Konserin sonunda hep birlikte halay çekildi. Aynı zamanda yeni gençlerle tanışıldı ve onlara Avrupa’da çıkardığımız Avrupa da bizim gençlik dergisi verildi.











 


 



 

Kuyu Tipi Hapishanelerin

Kapatılması İçin Devam Eden Direnişlerimiz

 

1-) 30 Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 214. Gününde

2-) 30 Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 214.Gününde

3-) 18 Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 194.Gününde

4-) 15 Ekim 2025; Doğan Karataştan: 137. Gününde

5-) 29 Ocak 2026; Tuğçenur Özbay: 32. Gününde

 

Özgür Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde Direniyor!

Kuyu Tiplerine Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!

2 Yıl 7 Aydır Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!

 

DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!

ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR

 


77 YILLIK NATO YETER!

Dünyanın en büyük “terörist örgütü” olan NATO, 4 Nisan 1949’dan beri faaliyet göstermektedir. NATO, “sosyalist sisteme karşı savunma” bahanesiyle Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve on Batı Avrupa ülkesinin öncülüğünde kuruldu. İlk kurulduğu günden beri bu örgüt, işgal, baskı, savaş suçları, işkence, cinayet, yoksulluk, sömürü, adaletsizlik, kontrgerilla operasyonları ve dünya halklarına düşman politikalarla doğrudan ilişkilidir.

NATO, bağımsız ülkelere yönelik ambargolar ve yaptırımlar uygulamış, devrimciler, ilericiler ve anti-emperyalistler için özel tecrit hapishaneleri kurmuş, halkı susturmak için terör yasalarını kullanmış ve resmi medya aracılığıyla dezenformasyon yaymıştır. Örgütün birincil amacı, ABD hegemonyasının küresel yayılmasına hizmet etmektir.

NATO artık 32 üye devletiyle küresel bir askeri güç haline gelmiştir. NATO tüm insanlığa karşı bir tehdittir.

Geçmiş yıllarda olduğu gibi, bu yıl da dünya genelinde NATO’nun saldırgan politikalarına tanık olduk. Donald Trump’ın Siyonist yönetici Netanyahu ile birlikte Gazze’ye bir kez daha saldırı planı, Filistin topraklarının daha fazla işgali ile ABD ve Siyonist monopoller için “riviera” yaratma hedefi sürmektedir. Kahraman Filistin’in 78 yıllık işgali devam etmektedir.

Suriye’de emperyalist “Büyük Ortadoğu Projesi” kapsamında ABD–AB–NATO ülkeleri tarafından kurulan kukla HTŞ rejimi, Alevi halkına ve muhalefet güçlerine yönelik katliamlar gerçekleştirmiştir.

ABD ve İngiltere emperyalizminin Yemen’e yönelik bombalama saldırıları, Lübnan ve Filistin direnişlerine karşı ilave saldırılarla sürmektedir.

Venezüela’da Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro ve Cilia Flores kaçırılmış, balıkçılar öldürülmüş, el konulan Venezüela petrol tankerleri üzerinden yağma planları çizilmiştir.

Küba ve İran’a karşı sürekli tehditler vardır.

Doğu Avrupa ülkelerine NATO üslerini genişletme çabaları devam etmekte, NATO zirveleri sırasında Çin’e ve Rusya’ya  tehditler yöneltilmektedir.

NATO’nun suç sicili her yıl daha da artmaktadır.

Tüm bu nedenlerle, NATO’ya ve işbirlikçilerine karşı harekete geçmek bizim görevimizdir. Bu nedenle 4 Nisan haftasında dünya genelinde NATO’ya karşı eylemler örgütlemekteyiz. Son iki yılda, Anti-NATO kampanyası kapsamında, dünyanın dört bir yanından binlerce insan çağrımıza cevap verdi. Çeşitli ülkelerden onlarca örgüt ve birey, ABD elçilikleri, NATO kurumları ve askeri üsler önünde eylemler düzenledi; bu ülkeler arasında arasında Endülüs, Avusturya, Bask ülkesi, Belarus, Belçika, Britanya, Bulgaristan, Danimarka, Donbas, Fransa, Gürcistan, Almanya, Yunanistan, Hollanda, Hindistan, Irlanda, Italya, Ürdün, Lübnan, Fas, Filistin, Rusya, Sırbistan, İspanya, İsviçre ve ABD yer almaktadır.

Halkın direnişinin katliamları ve emperyalist saldırganlığı durdurabileceğini çok iyi biliyoruz. Emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı birleşmek ve mücadele etmek bizim görevimizdir. Dünya halklarına saldırıda kullanılan tüm ABD–NATO üslerinin kapatılmasını talep ediyoruz.

 

Tüm anti-emperyalist, anti-faşist ve ilerici örgütleri ve dünyanın tüm ezilen halklarını NATO’ya karşı kampanyaya katılmaya çağırıyoruz.

4 Nisan’da eylem yapın — ABD elçilikleri, NATO kurumları önünde ya da şehir merkezlerinde.

Dünya halklarının ortak düşmanı olan emperyalizm, faşizm ve Siyonizm’e karşı tüm güçlerimizi birleştirelim.

 

Halkın direnişi kazanacak!

BİRLİK OLALIM, MÜCADELE EDELİM VE EMPERYALİZME KARŞI KAZANALIM!

NATO’YU YIKALIM!

TÜM ABD–NATO ÜSLERİNİ KAPATALIM!

 

Anti-Emperyalist Cephe

https://anti-imperialistfront.org

 



DİRENİŞİ SELAMLIYORUZ!

Bugün, 28/2/2026 tarihinde, ABD emperyalizmi ve onun bölgedeki ileri karakolu olan Israil adındaki siyonist yapı tarafından İran İslam Cumhuriyeti topraklarına yönelik başlatılan saldırı, yalnızca tek bir ülkenin egemenliğine değil, bölge halklarının direniş iradesine ve uluslararası hukukun geriye kalan son kırıntılarına yönelik bir saldırıdır. İran’ın tüm şehitlerini ve direnişini selamlıyoruz.

Emperyalizm ve Siyonizm barbarlığın yeni bir aşamasına girmiştir. Gazze’de, Filistin’de on binlerce insanı katleden, Lübnan’da sivil yerleşim alanlarını yerle bir eden Siyonist yapı, şimdi ABD–AB–NATO emperyalizminin sınırsız desteğiyle savaşı tüm bölgeye yaymayı ve “Büyük Ortadoğu Projesi” çerçevesinde sömürgeleştirme planlarını tamamlamayı hedeflemektedir. İran’a yönelik bu saldırı, Venezuela’nın meşru liderinin kaçırılmasından Filistin’deki soykırıma kadar uzanan geniş “uluslararası hukuksuzluk rejiminin” en son ve en tehlikeli halkasıdır. İran’a saldırı; Filistin’e, Lübnan’a, Yemen’e saldırıdır — tüm anti-emperyalist direniş güçlerine saldırıdır.

Uluslararası hukuk düzeni, emperyalizmin elinde bir “hukuki terör” aracına dönüştürülmüştür. Parçası olduğu uluslararası anlaşmaları hiçe sayan, “nükleer silahlar” ve sözde “terörle savaş” gibi yalanlarla devletlerin egemenlik haklarını çiğneyen bu barbarlık, dünya halklarının ortak kazanımlarını yok etmektedir. İran’a yönelik askeri tehditler, suikastlar ve siber saldırılar ve nihayet bugün başlatılan ağır saldırı, bu temel ilkenin açık ihlalidir ve savaş suçları kapsamındadır.

Halkların kendi siyasal, ekonomik ve toplumsal sistemlerini dış müdahale olmaksızın belirleme hakkı (kendi kaderini tayin hakkı), devredilemez bir haktır. İran halkının emperyalist kuşatmaya karşı gösterdiği direniş, meşru müdafaa ve egemenlik ilkeleriyle tamamen uyumludur.

Emperyalist–Siyonist güçlerin Tahran, İsfahan, Kum, Karaj ve Kirmanşah’a yönelik saldırılarının ardından İran, Siyonist yapıya ve işbirlikçi Arap ülkelerindeki ABD üslerine karşı yanıt vermiştir.

Dünya halklarının ortak düşmanı olan ABD–AB–NATO emperyalizmine ve Siyonizme karşı İran’ın direnişini ve halkının kararlılığını selamlıyoruz.

Son 25 yılda — hatta bazı ülkelerde daha da öncesinden — Filistin, Afganistan, Irak, Libya, Suriye, Lübnan, Yemen, Venezuela, Küba, Ukrayna ve şimdi de İran emperyalizmin hedefi olmuştur. ABD emperyalizmi, ortakları ve işbirlikçileri ile onun vahşi taşeronu Siyonist İsrail; sayısız saldırı gerçekleştirmiş, yüz binlerce hatta milyonlarca insanın kanını dökmüş; sömürü ve yağma uğruna ülkeleri, bölgeleri ve halkların yaşamlarını yıkıma uğratmıştır.

Dünya halklarının birlik ve dayanışmalarını göstermelerinin, birlikte mücadele etmelerinin ve ortak düşmanımıza karşı kazanmalarının zamanı gelmiştir. Tarih, direnen halkların zaferleriyle doludur. Gazze’deki ve Filistin kamplarındaki direnişten Dahiye’ye, Bekaa’ya ve Güney Lübnan’a; Yemen’den başkenti Sana’ya; İran’ın direnişine kadar Direniş Ekseni kazanacaktır. Tüm şehitlerin — Kasım Süleymani, Hasan Nasrallah, Yahya Sinvar, Ebu Ali Mustafa’nın — kanı özgürlük savaşçıları kuşakları yaratmıştır; bu kan emperyalizm ve Siyonizmin planlarını boğan bir sele dönüşecektir.

Biz, Anti-Emperyalist Cephe olarak, egemen bir devletin toprak bütünlüğüne yönelik her saldırının meşru müdafaa hakkını doğurduğunu ve gerçek “teröristin”, dünya halklarının kanı üzerine bir imparatorluk kurmak isteyen ABD emperyalizmi ile onun suç ortağı Siyonizm olduğunu ilan ediyoruz.

Asya’dan Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya dünyanın dört bir yanındaki anti-emperyalistler olarak İran’ın yanındayız. ABD ve Siyonist elçilikleri önünde ve ABD–NATO üslerine karşı dünya çapında acil seferberlik çağrısında bulunuyoruz. Yemen’den Lübnan’a, Venezuela’dan Küba’ya, Filistin’den İran’a kadar; emperyalist ve Siyonist saldırganlığa karşı halkların barikatını kuran Direniş Ekseni’nin yanındayız.

KAHROLSUN EMPERYALİZM!

KAHROLSUN SİYONİZM!

İRAN’DAN FİLİSTİN’E, LÜBNAN’A VE YEMEN’E — YAŞASIN DİRENİŞİN ZAFERİ!

EMPERYALİZME KARŞI DİRENEN HERKESE SELAM OLSUN!

ŞEHİTLERE ŞAN OLSUN!

EMPERYALİZME, SİYONİZME VE FAŞİZME KARŞI BİRLEŞELİM, MÜCADELE EDELİM VE KAZANALIM!

HAKLIYIZ — KAZANACAĞIZ!

Anti-Emperyalist Cephe

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.