AÇIKLAMALAR
[açıklamalar][column2]
.png)
TAYAD’lı Ailelerin 27 Ocak Tarihinde Yayınladıkları Özgür
Tutsakların Listesini Paylaşıyoruz
@5tayadli1986
Kuyu Tipi Hapishanelerin
Kapatılması İçin Devam Eden Direnişlerimiz
1-) 30
Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 183.Gününde
2-) 30
Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 183.Gününde
3-) 18
Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 163.Gününde
4-) 15 Ekim
2025; Doğan Karataştan: 106. Gününde
5-) 15
Aralık 2025: Ahmet Yıldız 45. Gününde
Özgür
Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde
Direniyor!
Kuyu Tiplerine
Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!
2 Yıl 7 Aydır
Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin
Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!
DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!
ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE
TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR
Oturum hakkını
geri kazanabilmek için süresiz açlık grevine başlayan Türkiyeli devrimci Zehra
Kurtay, direnişinin 211. gününde.
25 Ekim 2025
Tarihinde Yoldaşı Zehra Kurtay’ın talepleri kabul edilinceye kadar Nezif Eski’de Süresiz Açlık Grevine Başladı.
Süresiz Açlık Grevinin 96. Gününde
Zehra
Kurtay’ın Talepleri Derhal Kabul Edilsin!
Atina Barosu önünde 26 Ocak Pazartesi günü açılan masada,
gizli tanık ifadeleriyle, hiçbir hukuki zemini olmayan soyut iddialarla
tutuklanan Av. Naim Eminoğlu’nun yaşadığı hukuksuzluğu anlatan bildirilerden
dağıtıldı. Saat 10.00’da açılan imza masası yağmur nedeniyle erken toplandı.
Naim Eminoğlu Kimdir?
Naim Feyzullah Eminoğlu, meslek yaşamı boyunca halkın
avukatlığını yapmıştır.
Soma’da katledilen 301 madencinin, Karaman, Ermenek’te maden
katliamlarında ölen işçilerin, 6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden
ailelerin, Çorlu Tren Katliamında yakınlarını kaybeden ailelerin, Kartalkaya
Otel’de ihmal sonucu yakılan halkın, Kuyu Tipi hapishanelerde direnen devrimci
tutsakların yanında yer almış, avukatlıklarını yapmıştır.
Naim Eminoğlu’nun tutuklanması; gizli tanık ifadelerine,
isimsiz ihbarlara ve soyut iddialara dayanmaktadır. Kimliği belirsiz bir
kişinin e-posta yoluyla yaptığı ihbar, tutuklamanın temel gerekçesi haline
getirilmiştir. Bu hukuksuzluğa karşı Yunanistan’daki avukatların sicil
numaralarıyla imzaladıkları ‘’Naim Eminoğlu’na Özgürlük’’ bildirileri, Türkiye
Adalet Bakanlığına gönderilecek ve faşizmin hukuksuzluğu, uluslararası alanda
da teşhir edilmeye devam edilecek.
Avukat Naim Eminoğlu Serbest Bırakılsın!
Savunmaya Özgürlük!
Yunanistan Halk Cephesi’nden Hüseyin Süngü, Zehra Kurtay’ın
haklı taleplerinin kabul edilmesi için 1 günlük destek açlık grevi yaptı.
Fransız emperyalizminin devrimcilere yönelik saldırılarının son bulması ve
Paris’te devam eden direnişin desteklenmesi çağrısında bulundu.
Zehra Kurtay’ın Talepleri Kabul Edilsin!
Zehra Kurtay Onurumuzdur!
Direne Direne Kazanacağız
Atina Barosu önünde 27 Ocak Salı günü açılan masada,
gizli tanık ifadeleriyle, hiçbir hukuki zemini olmayan soyut iddialarla
tutuklanan Av. Naim Eminoğlu’nun yaşadığı hukuksuzluğu anlatan bildirilerden
dağıtıldı.
Naim Eminoğlu Kimdir?
Naim Feyzullah Eminoğlu, meslek yaşamı boyunca halkın
avukatlığını yapmıştır.
Soma’da katledilen 301 madencinin, Karaman, Ermenek’te maden
katliamlarında ölen işçilerin, 6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden
ailelerin, Çorlu Tren Katliamında yakınlarını kaybeden ailelerin, Kartalkaya
Otel’de ihmal sonucu yakılan halkın, Kuyu Tipi hapishanelerde direnen devrimci
tutsakların yanında yer almış, avukatlıklarını yapmıştır.
Naim Eminoğlu’nun tutuklanması; gizli tanık ifadelerine,
isimsiz ihbarlara ve soyut iddialara dayanmaktadır. Kimliği belirsiz bir
kişinin e-posta yoluyla yaptığı ihbar, tutuklamanın temel gerekçesi haline
getirilmiştir. Bu hukuksuzluğa karşı Yunanistan’daki avukatların sicil
numaralarıyla imzaladıkları ‘’Naim Eminoğlu’na Özgürlük’’ bildirileri, Türkiye
Adalet Bakanlığına gönderilecek ve faşizmin hukuksuzluğu, uluslararası alanda
da teşhir edilmeye devam edilecek.
Avukat Naim Eminoğlu Serbest Bırakılsın!
Savunmaya Özgürlük!
Açıklamamız Hollanda ve Flamanya'daki halklarımıza ve
dostlarımıza ulaştırılmıştır. Açıklama ilk olarak İngilizce yapılmış, Türkçe,
Kürtçe ve Hollandaca çevirileri de kullanılmıştır.
Türkçesi ise şu şekildedir;
Faşist Türkiye devletiyle işbirliği halindeki Yunan yargısı,
26 Ocak 2026'da Türkiyeli devrimci Halil Demir'i, savunma hakkının yok
sayıldığı göstermelik bir yargılamayla dört yıl altı ay hapse mahkûm ederek
hukuk terörünü tırmandırmıştır.
Koordine yürütülen siyasi saldırıya direnen yoldaşımız, hak
gaspına karşı açlık grevine başlamıştır. Bu devletlerarası komployu parçalamak
ve saldırılara son vermek için acil uluslararası seferberlik çağrımızdır.
Halil Demir derhal serbest bırakılsın!
Hollanda Halk Cephesi
Prosfygika İşgal Topluluğu yaptığı açıklamada, ‘’herkesi,
Prosfygika’yı hükümetin yağmacı planlarından korumaya çağırdığını, Yunanistan
hükümetine ve şirketlerine tek bir karış toprak bile vermeyeceklerini’’ ilan
etti.
‘’Kentsel Dönüşüm’’ yalanlarının ne anlama geldiğini
ülkemizdeki örneklerinden biliyoruz. Bir avuç tekelin ceplerini doldurmak için
yoksul halkın yaşadığı evlere, mahallelere göz dikenlere karşı mücadele etmek
devrimci sorumluluğumuzun gereğidir. Prosfygika İşgal Topluluğu’nun aldığı
direniş kararını destekliyor ve yapılan açıklamayı paylaşıyoruz.
Yunanistan Halk Cephesi
***
ALEXANDRAS CADDESİ’NDEKİ PROSFYGIKA’YA YÖNELİK YAKLAŞAN SALDIRI
VE TAHLİYE HAKKINDA ACİL DUYURU
DESTEKLE – YAY – DİREN
Attika Bölge Yönetimi bir program anlaşması yoluyla 2025 yazı boyunca ve gizlice, Alexandras Caddesi’ndeki Prosfygika İşgal Topluluğu’nun bastırılması ve tahliye edilmesine yönelik planlamayı başlattı.
2026’nın başlamasıyla birlikte, hükümetin sözcülüğünü yapan ücretli yazılar aracılığıyla yeni bir aşamayı devreye soktu ve önümüzdeki altı ay içinde Prosfygika Topluluğu’nun şiddet yoluyla tahliye edilmesini öngören tüm adımları - her zamanki gibi - büyük bir kamu parası ziyafetiyle birlikte kamuoyuna pazarlamaya başladı.
Son on yıl içinde, devlet ve hükümet Prosfygika’yı tahliye edip yağmalamaya dördüncü kez teşebbüs ediyor. Bu seferki girişim derhal hayata geçirilmek üzere planlanan en ciddi olanı gibi görünüyor. Tüm göstergeler, hem projenin finansmanını - toplam maliyeti 15 milyon avro olarak öngörülen ve Attika Bölgesi ESPA 2021 - 2027 kapsamında Avrupa fonlarıyla finanse edilecek - hem de propaganda düzeyinde, sözde sosyal konut ve “Agios Savvas” Onkoloji Hastanesi hasta yakınları için misafirhane yaratılması söylemini içeren bir planın hazır olduğunu gösteriyor. Bu söylemle toplumsal hassasiyetler ve refleksler istismar edilmek isteniyor.
Bu kez de başaramayacaklar!
Prosfygika, Yunanlar, mülteciler ve göçmenlerden oluşan, 50 çocuk dahil olmak üzere 400’den fazla insanın yaşadığı bir Topluluktur. Bu toplulukta savunmasız sosyal gruplar, ciddi ruh sağlığı sorunları yaşayan kişiler, kanser hastaları, yaşlılar ve daha niceleri bulunmaktadır.
Son 16 yıl içinde, GADA’nın (Atina Emniyet Müdürlüğü) hoşgörüsüyle mahalleyi sarmış olan - ağır uyuşturucular da dahil - uyuşturucu ticareti ve üretim noktaları ortadan kaldırılmış;
Prosfygika Topluluğu ve Ambelokipi ile Gkyzi’nin daha geniş bölgeleri için 22 özerk, toplumsal öz-yeterlilik, dayanışma ve öz-örgütlenme yapısı kurulmuştur. Bunlardan bazıları şunlardır:
* Prosfygika Topluluğu ve çevre mahallelerdeki çocuklar için günlük olarak tam eğitim programıyla faaliyet gösteren Çocuk Evi ve Öz-Eğitim Yapısı ile Öz-Örgütlü Anaokulu; Ambelokipi’deki okullar, veli dernekleri ve öğretmen sendikalarıyla, Attika genelinde ve ülke çapında doğrudan işbirliği içinde.
* Mahalle sakinlerine bakım hizmeti sunan Sağlık Yapısı ve Sosyal Eczane; ülke genelinde onlarca öz-örgütlü sağlık yapısı, sosyal klinik ve sağlık emekçileri sendikalarıyla işbirliği içinde.
* “Agios Savvas” Onkoloji
Hastanesi hasta ve refakatçileri için Barınma Yapısı; hastane çalışanları
derneğiyle işbirliği içinde.
* Mahalle sakinleri ve tüm Atina
için her gün ekmek ve unlu mamuller üreten “Berkin Elvan” Kolektif Fırını.
* Prosfygika binalarının sürekli
bakımını sağlayan Teknik İşler Yapısı.
* Çocuklar ve yetişkinler için
eğlence ve kültürel katkı sunan Kolektif Kafe ve Sinema Yapısı.
* Topluluğun haftalık genel karar
alma meclisinin toplandığı Sosyal Merkez; ayrıca mahalle Kütüphanesi ve Okuma
Salonu. Yıllar boyunca çok sayıda toplumsal, politik ve kültürel etkinliğe,
sunuma ve meclise ev sahipliği yapmıştır.
* Kadınların ve toplumsal cinsiyet
çeşitliliğine sahip bireylerin kolektifleşmesini ve güçlenmesini amaçlayan
Kadın Yapısı; aynı zamanda ihtiyaç duyan kadınlar ve toplumsal cinsiyet
çeşitliliğine sahip kişiler için acil barınma alanı olarak da işlev görmektedir.
* Topluluğun altyapısı içinde
faaliyet gösteren Dayanışma Ekibi; Atina merkezinde onlarca kişiye haftada beş
gün yemek sağlamaktadır.
Tüm bu yapılar herkese açıktır ve
öz-örgütlenme ile toplumsal dayanışma temelinde çalışmaktadır.
Topluluk, son bir yıl içinde
Prosfygika binalarının dış cephe yenilemesini kendi finansmanıyla, mimarların,
inşaat mühendislerinin ve diğer teknik uzmanların katılımı ve desteğiyle
gerçekleştirme kararını kamuoyuna açıklamıştır. Attica Bölge Yönetimi’nin
planı, bu toplumsal girişimi engellemek ve kamu parasına el koymak amacıyla
atılmış bir adımdır.
Bu yeni girişim, Mitsotakis
rejiminin Atina’nın kentsel dokusu içinde - ve ülke genelinde -Yunanistan’da ve
yurtdışında üniversitelerin, kültürel ve eğitim kurumlarının ilgisini çekmiş
mevcut en büyük toplumsal projeyi ve Avrupa’daki en büyük örneklerden birini
tasfiye etmeye yönelik merkezi bir siyasi talimatı ve kararıdır.
Prosfygika Topluluğu yalnızca
toplumsal bir yapı değil, aynı zamanda yıllardır toplumsal, politik, sınıfsal
ve enternasyonalist mücadelelerin ön safında yer almaktadır. Yunanistan’dan,
Avrupa’dan ve Türkiye ile Kürdistan’daki devrimci örgütlerden mücadele edenler
de bu Toplulukta yaşamaktadır.
Mitsotakis rejimi Prosfygika’yı
hem yok etmek istediği bir politik düşman hem de yağmalayıp sömürmeyi hayal
ettiği bir ekonomik değer olarak görmektedir.
Bu karar, “mahalle gelişimi”
yalanlarının arkasına saklanarak insanları yerinden etmeyi ve öz örgütlenme ile
toplumsal katkı modellerini dağıtmayı hedeflemektedir. Aynı zamanda, çökmekte
olan bir hükümetin elinde kalan tek ürün olan “hukuk ve düzen” doktrinine
dayalı bir seçim manevrasıdır.
* Bölge Yönetiminin sosyal konutla
ilgilendiğini söylediklerinde yalan söylüyorlar. Prosfygika zaten, kriz
nedeniyle sokağa itilmiş ve tüm sosyal yapıların çöküşüyle yoksulluğa ve
dışlanmaya sürüklenmiş yüzlerce insan için sosyal konuttur. 400’den fazla insanı
sokağa atıp kendi çevrelerinden 50 kişiyi yerleştirme planı, kâr ve kamu/Avrupa
fonlarının yağmalanmasından başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen bir sistemin
ikiyüzlülüğünün ve insanlık dışılığının zirvesidir. Atina Belediyesi’ne ait,
şehir merkezinde bulunan 80.000 boş daire kullanılmazken, mevcut sosyal
konutları “yeni sosyal konut” adına yağmalamaya çalışmaktadırlar.
* Bölgenin kanser hastalarının
yakınlarını düşündüğünü söylediklerinde yalan söylüyorlar.
Topluluk, bu insanları yıllardır
barındırmakta ve onlarla ilgilenmektedir. Birçoğu, yakınları uzun süreli tedavi
görürken günlerce, haftalarca arabalarında uyumaktadır. Topluluk sağlıklı yaşam
koşulları ve desteği kendi emeği ve kaynaklarıyla sağlamaktadır. Bölge Yönetimi
ise hasta yakınlarını sokağa atarken, ihtiyaç içindeki insanlarla müşteri
ilişkileri kurmayı planlamaktadır. Üstelik Prosfygika’ya birkaç sokak mesafede,
devlete ve Kilise’ye ait sayısız boş mülk bulunmaktadır.
* Mahalledeki sosyal sorunlarla
ilgilendiklerini söylediklerinde yalan söylüyorlar. Prosfygika, 27 farklı
milliyetten insanın, dillerin, kültürlerin ve dinlerin uyum içinde bir arada
yaşadığı bir örnektir. Prosfygika, OKANA (Uyuşturucu Bağımlılığı Tedavi Kurumu)
biriminin bitişiğindeki tek uyuşturucu satış noktası olmayan mahalledir.
Bölgedeki tek “kamu güvenliği” sorunu, GADA ve Kamu Düzeni Bakanlığı’nın - iki
hastaneyle çevrili bir alanda - periyodik olarak göz yaşartıcı gazla mahalleyi
basarak, farklı bir toplumsal eşitlik ve adalet modeli üreten öz-örgütlü bir
Topluluğu dağıtmaya çalışmasıdır.
* Prosfygika’nın
değerlendirilmesini ve Ambelokipi’nin gelişimini önemsediklerini
söylediklerinde yalan söylüyorlar. Prosfygika’nın yeniden geliştirilmesi,
bölgede kiraların ve yaşam maliyetlerinin fırlamasına neden olacak; artan
fiyatlara dayanamayan onlarca, yüzlerce komşu zorla yerinden edilecektir. Bu
süreç zamanla çevredeki tüm mahallelere yayılacak ve mevcut sakinler yerini
daha varlıklı kesimlere bırakacaktır.
Vicdan ve empati sahibi herkesi,
bu tarihsel direniş, öz-örgütlenme ve sığınma mahallesi olan Prosfygika’ya
yönelik tahliye ve yağma planlarına karşı Topluluğun yanında durmaya
çağırıyoruz.
Herkesi, mücadelemizi kendi
mahallesinde, ailesinde ve sosyal çevresinde, okullarda, sendikalarda ve
işyerlerinde yaymaya ve Prosfygika’yı hükümetin yağmacı planlarından korumaya
çağırıyoruz.
Trenlerde 57 insanın hayatını
umursamayanlar.
Yunanistan’ı Avrupa’nın çöplüğü
haline getirenler.
Sağlık, eğitim, barınma ve
kültürdeki tüm sosyal yapıları dağıtanlar.
COVID sırasında bu kadar insanın
ölmesine izin verenler.
Çiftçileri ve kırsalı dilenciye
çevirenler.
Son on yılda yarım milyon genci
ülkeyi terk etmeye zorlayanlar.
Hiçbiri Prosfygika konusunda
güveni hak etmiyor ve herkes sözlerinin arkasındaki kirli planları bilmelidir.
Prosfygika’nın tahliyesi ve
bastırılması, Topluluktaki onlarca çocuğun, yaşlının ve hastanın ruhsal ve
fiziksel sağlığı açısından hesaplanamaz sonuçlar doğuracaktır. Birçoğu,
tahliyeden sonraki yıl hayatta olmayacaktır - bunun sorumluluğu hükümet ve onun
ajanlarına aittir.
Mülteci Konutları’nın tahliyesi ve
bastırılması, tüm harekete ve devam eden mücadelelere de darbe vuracaktır;
çünkü kaybedilen her özgür alan, toplumun neredeyse tamamının yaşadığı sömürü
ve adaletsizliğe karşı ortak mücadelenin zayıflaması demektir.
Bizler açısından, yıllardır kendi
evimiz gibi baktığımız bu mekânları savunmak bir sorumluluk ve görevdir.
Devletin bilinçli olarak çökmesine izin verip sonra yeniden inşa ederek kâr
etmeyi planladığı ulusal ve mimari bir anıtı ayakta tutmak görevimizdir.
Topluluğumuzun insanlarını savunmak görevimizdir; aksi halde karton kutular
üzerinde, açlık ve sefalet içinde uyuyacaklardır.
Kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz:
Rejime ve şirketlerine tek bir karış toprak bile vermeyeceğiz.
Kirli planlarını fiilen iptal
etmek için tüm gücümüzle - gerekirse hayatımız pahasına – mücadele edeceğiz.
Mücadele etmek ve devam etmek tarihsel ve toplumsal görevimizdir. Mahallemizi
ve Topluluğumuzu korumak için katlanmak zorunda bırakıldığımız bedelin, hükümet
ve ajanları için çok daha ağır olmasını sağlayacağız.
EĞER DÜŞERSEK, BAŞLARININ ÜZERİNE
DÜŞECEĞİZ
Şu çağrıyı yapıyoruz:
* Herkesi - bireyleri,
kolektifleri, sendikaları, dernekleri, örgütleri - Prosfygika’ya yönelik baskı
ve tahliye operasyonunu bozmak için ellerinden gelen her şeyi yapmaya,
* Herkesi - bireyleri,
kolektifleri, yapıları, inisiyatifleri - Prosfygika’nın yanında durmaya ya da
burada yaşamaya gelmeye,
* Herkesi, devlet ve polis
tarafından yaratılacak olası provokasyonlara karşı uyanık olmaya; Topluluğu ve
ortak mücadelemizi bölmeye ve kırmaya çalışacaklarını bilmeye çağırıyoruz.
MİTSOTAKİS VE ŞİRKETLERİNE
PROSFYGIKA YOK - TOPLUMSAL DİRENİŞİN,
ÖZ ÖRGÜTLENMENİN, EŞİTLİĞİN VE
DAYANIŞMANIN PROSFYGİKA’SI!
PROSFYGIKA’NIN YENİDEN
GELİŞTİRİLMESİNE TEK BİR EURO KAMU PARASI
YOK!
TAM YETKİ TOPLULUKTA – KENDİ
FİNANSMANIYLA, KENDİ ÖRGÜTLENMESİYLE!
PROSFYGIKA’DAN ELİNİZİ ÇEKİN!
YA KAZANIRIZ YA DA KAZANIRIZ!
📍Günde bir saat denk gelirsen, yağmuru, güneşi ve rüzgârı hissedebilirsin...
Ay yok, yıldızlar yok; gecenin karanlığı var, sabahın serinliği yok...
Gün batımı yok...
İki adımlık beton yığını içinde, bir kuyunun dibindesin...
“Sus, ölümünü bekle,” diyorlar...
Çünkü kuyu tipi hapishaneler yalnızca tutsakların değil, bütün toplumun ruhsal sağlığını hedef alıyor.
İnsanlığın en temel değerlerine saldırıyor.
Sessiz kalmak, bu şiddetin suç ortağı olmak demektir."📍
30 Mart 2025 Tarihinden itibaren aralıksız devam eden Uluslararası Kuyu Tipi Ölüm Hücrelerine Karşı dayanışma zinciri bayrağı Avusturya Direnişler Meclisi tarafından 20 Ocak Salı Gününden-31 Ocak Cumartesi Gününe kadar Devralındı...
27 Ocak Günü Avusturya Direnişler Meclisi'nden Bir Dostumuz 1 günlük Dayanışma Destek açlık grevinde...
Tüm Halkımızı Her Koşulda Direnen Devrimci Tutsaklarımızın Talepleri Etrafında Birleşmeye, Dayanışmaya ve Mücadelemizi Zafere Kadar Büyütmeye Çağırıyoruz...
🟠S, R, Y YÜKSEK GÜVENLİKLİ KUYU TİPİ HAPİSHANELER KAPATILSIN!
🟠TECRİT İŞKENCEDİR, KALDIRILSIN!
🟠DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ!
🟠YAŞASIN SÜRESİZ AÇLIK GREVİ DİRENİŞİMİZ!
🟠DEVRİMCİ TUTSAKLAR ONURUMUZDUR!
🟠KAHROLSUN FAŞİZM YAŞASIN MÜCADELEMİZ!
27.01.2026
AVUSTURYA DİRENİŞLER MECLİSİ.
Tarihlerden 24 Ocak 2026.
Bugün sıra dışı bir ziyaret gerçekleşecek. Barcelona'nın ücra bir köşesinde yapılan hapishanede tutsak olan Pablo Hassel'i ziyaret edeceğim.
Ziyaret edebilmemiz için, arabayla 1 saatten fazla yol yapmamız gerekli.
Araba yolculuğu esnasında bir yandan ziyarete odaklanıyorum, Pablo Hassel ile konuşacaklarımı aklımdan geçiyorum. Diğer yandan ister istemez aklımdan bir sürü şey geçiyor. Kendi tutsaklığım geliyor aklıma. Çok koyu tecrite tabi tutulmuştum. İlk aylarda beni ziyaret edilmesine izin verilmemişti.
Ancak dava üstüne dava açarak birkaç ay sonra ziyaretçi gelmesine izin verildi. Bundan dolayı bir tutsak için ziyaretçinin önemini çok iyi biliyorum.
Karşılaştığım birçok insanı hatırlayamayabilirim. Ama hapishaneye ziyaretime gelenleri hiç unutmadım. Ne ziyaretleri ne de ziyaretler esnasında konuştuklarımızı. Aradan yıllar bile geçse, hafızamda tazeliğini korudu. Ziyaretçilerin adını tabi ki tek tek vermeyeceğim, ama yıllar önce vefat ettiği için, buraya yazmakta beyis görmüyorum: Bizim sevgili vefalı dostumuz, bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan, Paola Cecci ziyaretime gelmişti. Cam arkasından konuşmuştuk. Onun Yüzünü, gülüşünü, ses tonunu, gözlerinin parlamasını, İngilizcesini son safhaya kadar zorlayarak, bana dışarda olup bitenleri can hıraş anlatma çabası...bütün ziyaretler beynime ve yüreğime kazındı.
Ziyaretler çok önemli. Ve mahpusluk ciddi bir mağduriyet.
Hapishane'ye varıyoruz, ziyaret gerçekleşiyor.
Pablo Hassel ile bir kere yıllar önce karşılaşmıştım. O zamanlar daha yirmilerinin başındaydı. Bizim yıllar önceki karşılaşmamızı hatırlamadı. Pablo çok değişmemiş.
Karşımda beklediğim gibi bir siyasi tutsak var. Dünyada olup bitenleri merak ve takip ediyor.
Pablo Hassel, 2016 yılındaki olmalı, Paris'de AEC'nin düzenlediği bir konferansa katılmıştı.
O dönem Halkın mühendisleri, avukatları, mimarları vs. ile tanışmıştı.
Bunların çok etkileyici çalışmalarına tanık oldu. Bundan dolayı mimarları, mühendisleri ve HFG uyuşturucuya ve bağımlılığa karşı mücadele merkezini sordu.
Bir sanatçı olduğu içinde doğal olarak, Sanat Cephesi'ndeki gelişmeleri merak etti. Grup Yorum'u sordu.
Grup Yorum'un 2 hafta önce yeni albüm çıkarttığını söyledim.
Benden Türkiye'deki ve Avrupa'daki özgür tutsakların durumunu öğrenmek istedi.
Türkiye'deki genel durumu merak etti. Halkın iktidarı destekleyip, desteklemediğini sordu.
Pablo: "Tamam belki devrim hemen olmaz, bunun için daha fazla zaman gerekebilir. Ama sence yakın zamanda ayaklanma olabilir mi" diye sordu.
Onunla Türkiye'deki gelişmeleri ve tutsaklar hakkında yaklaşık yarım saat konuştuktan sonra, bende 45 dakikalık süremiz dolmadan önce kendisiyle ilgili bilgi almak istedim.
Nasıl olduğunu, neler yaptığını merak ettim.
Hapishanede üretken.
Besteler yazmış, tahliye olduktan sonra onlarla albüm çıkartacak.
Şiirler yazmış. Şu anda bir roman yazıyormuş.
Sağlık sorunu yaşıyormuş. Daha önceki kaldığı hapishanenin hijyen koşuları çok kötüymüş. Her yerde hamam böcekleri varmış. Bazen yemeğin içinden bile çıkıyormuş. Bağırsak hastalığına yakalanmış. Bu zamanında tedavi edilemediği için kronikleşmiş.
İlk başta çok şiddetli ağrıları varmış.
Zamanında tedavi edilememesinin nedenlerin arasında, götürüldüğü hastanede, hasta-doktor mahremiyeti gözetilmediği, asker ona karşı onur kırıcı davranışta bulunduğu için, 3 kere muayene olmayı ret etmiş.
Sonunda Pablo'nun taleplerini kabul etmek zorunda kalmışlar, ama rahatsızlığı artık kronikleşmiş.
Hapishane'de sosyal çevre kurabileceği, sohbet edebileceği kimse yok.
Şu anda bulunduğu hapishanede kendisi dışında anarşist olan bir siyasi tutsak daha varmış. Ama bir an evvel tahliye edilmek istediği için, idare ile işbirliği yapıyormuş. Havalandırmayı paylaşmak zorunda kaldığı diğer tutsaklarda katilmiş. Sorun katil olmalarından ziyade, sohbet etmeye çalışsa da, bir paylaşım gerçekleşmiyormuş.
Pablo Türkiye'deki durumu ve mücadeleyi tahlil etmek için benim kendisine kaynak göndermemi istedi.
Özgür tutsakları ve devrimci mücadeleyi hangi siteden takip edebileceğini sordu.
Ben kendisine Zehra Kurtay ve mücadelesi ile ilgili bilgi verdim.
Pablo Aytaç Ünsal'ı merak etti. Paris’te karşılaşmışlar ve Aytaç ile çok güzel anıları olduğunu söyledi. Ona bol bol selamlar gönderdi.
45 dakika çok çabuk geçiyor. Zil çaldı ve ziyaret bitti.
Hapishaneden ayrıldıktan sonra, Pablo'yu geride bırakmak, onun hücresine döneceğini ve tek başına kalacağını bilmek bana çok zor geldi. İçimi derin bir hüzün kapladı.
Ama gene görüşeceğiz. Bir şarkıda, bir şiirde, bir mektup'da. Fikret Akar ile mektup arkadaşlığı başlayacaklar mesela.
Mutlaka bir gün dışarda da karşılaşacağız.
Görüşme cam arkasında gerçekleştiği için ona sarılamadım. Özgürlük koşularında ona sarılabileceğim gün mutlaka gelecek.
Olur da, bir daha görüşemezsek dahi, ben onun şarkılarını, haberlerini, mücadelesini takip edeceğim.
Şükriye Akar
Avukatsız Ve
Savunma Hakkı Tanınmadan Yapılan Bir Yargılamada 4,5 Yıl Hapis Cezasına
Çarptırıldı!
Türkiye’den
devrimci siyasi mülteci Halil Demir, birkaç yıl önce Yunan hükümetlerinin
(SYRIZA ve ND) kendisini ve yoldaşlarını Erdoğan’a “hediye edercesine”
operasyon yaparak tutuklayıp, 33 yıl hapis cezasına çarptırılmış – ancak
kendisi ve yoldaşları beraat etmişti – şimdi yeniden hapse gönderiliyor.
Korydallos
mahkemesi içinde yaşanan bir şiddet, işkence olayı nedeniyle, normalde bu
olaydan sorumlu olması gereken EOM (Özel Nakil Birimleri) polislerinin
yargılanıp cezalandırılması gerekirken, şimdi Halil Demir avukatsız, savunma
yapmasına izin verilmeyen bir yargılamada mahkûm ediliyor.
Hatırlatalım ki
gerek Tsipras hükümeti döneminde (2017), gerekse Miçotakis döneminde (2021),
Türkiye Halil Demir’in “terörizm” suçlamasıyla iadesini talep etmiş, ancak
Yunan mahkemeleri ikinci derecede bu iade talebini reddetmişti.
Türkiye Halk
Cephesi’nin açıklaması şöyle:
Türkiyeli
Devrimci Halil Demir Adil Yargılanma ve Savunma Hakkı Gasp Edilerek Tutuklandı!
Halil Demir Adil Yargılanma Hakkı İçin Açlık Grevinde!
26 Ocak
Pazartesi 2026 tarihinde Türkiyeli devrimci Halil Demir Pire mahkemesi
tarafından hukuksuzca tutuklandı.
2021 yılında 11
Türkiyeli devrimci tutsağın yargılandığı, Koridalo mahkeme salonunda görülen
davaya yarım saat ara verilmesinin ardından polisler tutsaklara zorla ters
kelepçe ve yerlerde sürükleyerek işkence ile saldırmıştır. Mahkeme salonunda
ters kelepçe ve yerlerde sürüklenme işkencesine direnen Türkiyeli devrimcilere
açılan davada Halil Demir bugün tutuklanmıştır.
Halil Demir (26
Ocak Pazartesi 2026 tarihinde) bugün gittiği Pire Mahkemesinde avukatının üst
mahkemesi olduğu gerekçesi ile erteleme talep etmiş heyet tarafından ertelemesi
kabul edilmemiştir.
Erteleme talebi
kabul edilmeyen Halil Demir Baro Avukatı talep etmiş ve bu talebi de hukuksuzca
reddedilmiştir.
Mahkeme heyeti
daha önceki 2 mahkemeyi kendisi ertelerken bugün Halil Demir yanında avukatı
olmadan, hiçbir yargılama yapılmadan, mahkeme görülmeden, savunma yapamadan
tutuklandı 4,5 yıl ceza aldı.
Adil Yargılanma
ve Savunma Hakkımız için Direneceğiz!
Türkiyeli
devrimci Halil Demirin çağrısıdır;
Adil Yargılanma
Haktır!
Savunma Haktır!
Dayanışma
Halkların En Büyük Silahıdır!
Adil Yargılanma
ve Savunma Hakkımızın Gasp Edilmesi Bütün Yunanistan Halkına Ve Devrimcilerine
Yönelik Faşist Bir Saldırıdır Hep Birlikte Direnmeliyiz!
Yunanistan Halk Cephesi Yunan soluna kuyu tipi hapishaneleri
anlatmaya devam ediyor.
26 Ocak Pazartesi günü Yunan solundan MERA 25 ile bir görüşme
gerçekleştirildi. Görüşmede Türkiye hapishanelerinde kuyu tipi hapishanelere
karşı süren direnişler anlatıldı. Direnişçilerin talepleri anlatıldı, kuyu tipi
hapishanelerin amacı anlatıldı. Emperyalizmin ve faşizmin Türkiye’de
hapishaneler politikası anlatıldı.
SRY Kuyu Tipi hapishanelerin Özgür Tutsakların direnişleri
sonucu gündeme girdiği anlatıldı. Kuyu tipi hapishanelere karşı 38 defa zafer
kazanıldığı anlatıldı. Tüm saldırılara karşı ancak direnilerek zaferler kazanılabileceği
vurgulandı. Ayrıca 14 Şubat’ta Tahsin Sağaltıcı ve Gürkan Türkoğlu’nun
direnişlerinin 200. Gününde yapılacak açlık grevine katılım çağrısı yapıldı.
MERA 25’te açlık grevine katılacaklarını, destek açıklaması
yayınlayacaklarını, destek videoları çekeceklerini söylediler.