AÇIKLAMALAR
[açıklamalar][column2]

23 Şubat Pazartesi günü Fransız polisi, Uğurtan Sağır’ı Gare
du Nord (Kuzey Garı) ile Gare de l’Est (Doğu Garı) arasında bilinçli bir
şekilde yapılan bir kimlik kontrolü ve üst aramasından sonra yasa dışı bir
şekilde gözaltına almıştır. Gözaltı esnasında sivil polis tarafından sorguya
çekilmiştir ve hiçbir resmî karar olmamasına rağmen Uğurtan Sağır’ın çantasında
bulunan dergilere, kişisel tabletine ve parasına el konulmuştur; yani
çalınmıştır. Hırsız Fransa emperyalizmi bu gayrimeşru gözaltı ile kendi yasalarını
çiğnemiştir.
Uğurtan Sağır devrimcidir ve aynı zamanda Direniş Çadırının
bir emekçisidir. Devrimci olmak dünyanın en onurlu işidir. Halka gerçekleri
taşımak, anlatmak, halkı örgütlemek, temel hak ve özgürlüklerimizi savunmak suç
değil, zorunluluktur.
Bu keyfî uygulama ile bir gözdağı verilmeye çalışılmıştır.
“Gerçekleri anlatmayın, haklarınızı aramayın, örgütlenmeyin” diyor Fransa
emperyalizmi. Ayrıca bu saldırı, Zehra Kurtay’ın açlık grevi direnişinin
zaferle sonuçlanmasının hazımsızlığıdır. Bu saldırı, 36 kiloya düşmüş bir beden
karşısındaki çaresizliktir.
Yasa dışı, gayrimeşru uygulamalarınız ile hiçbir sonuç
alamayacaksınız; bundan vazgeçin.
Zehra Kurtay’ın direnişi ve zaferi karşısında zavallı ve
çaresiz kaldınız, yenilgiye uğradınız. Siz, Zehra Kurtay aleyhinde devrimcileri
terörize etmek istediniz ama tam tersi oldu. Bizim meşru mücadelemiz kazandı ve
hem Türkiyeli halkımız hem de Fransız halkı bu direniş çadırı etrafında bir
araya geldi, örgütlendi ve örgütlenmeye devam ediyor.
Biz gerçekleri anlatmaktan, haklarımızı savunmaktan ve
örgütlenmekten asla vazgeçmeyeceğiz.
Devrimcilik yapmak suç değil, görevdir!
– Fransa Dev-Genç
Bundan dolayı ilerici, demokrat kamuoyunun ezici kısmı
bunların kapatılmasını talep ediyor.
Çünkü bu "Yüksek Güvenlikli Hapishaneler"
tutsaklar için gerçekte bir "yüksek" çıldırtma ve zamana yayılan
katletme merkezi.
Tecritti mükemmelleştirerek, devrimci tutsakları teslim
almak istiyor.
Ancak teslim alınmak isteyen devrimci tutsaklar direnme
hakkını kullanarak, ellerindeki tek silahı olan bedenlerini kullanarak, süresiz
açlık grevi yapıyor.
Süresiz açlık grevleri hiç kesintisiz sürüyor. Çünkü Kuyu
Tipi saldırısı kesintisiz bir şekilde sürüyor.
Böylesi yaygın direnişler yaşandığı bir hapishane
Türkiye'nin sınırlarını aşarak, ilerici ve demokrat örgütlerin, STK'ların
gündemine girdi.
Bundan dolayı, uluslararası bir heyet 18-22 Şubat
tarihlerinde Kuyu Tiplerini yerinde incelemek istedi.
Bu incelemeler yapıldıktan sonra, heyet üyeleri gözlemleri
ve izlenimleri ile ilgili birer rapor hazırlayacaklardı.
7 kişilik heyet 5 ülkeden geliyordu: İspanya, İtalya, Rusya,
Belçika ve Fransa.
Heyetin içinde gazeteci, avukat, akademisyen ve örgüt
temsilcileri vardı.
Avukat olan heyet üyesi Türkiye'ye gelmeden önce, tutuklu
meslektaşları av. Aytaç Ünsal ve Behiç Aşçı'yı hapishanede ziyaret etmek için
vekalet almıştı.
SINIR DIŞI MERKEZİNDE KÖTÜ MUAMELE
Bir ülke ile ilgili bilgi ve veri toplamak hem uluslarası
hukuk tarafından temin edilmektedir. Ayrıca Türkiye'de anayasa güvencesi altına
alınmış bir haktır.
Heyet'in programında Tabipler Birliği, İstanbul Barosu,
TAYAD, HHB gibi STK'ları ziyaret etmek, gazeteciler ile konuşmak vardı.
Ancak heyet daha Türkiye'ye geleli 24 bile olmamıştı ve daha
programındaki ilk ziyaret noktası olan HHB'yi ziyaret edebilmişti ki,
bürodan çıkar çıkmaz sokakta gözaltına alındılar.
Heyet üyelerine neden gözaltına alındıkları belirtilmedi.
Arnavutköy'deki sınır dışı merkezine getirildiler.
Heyet üyeleri çok kötü şartlar altında tutuldu.
Kendilerine su verilmedi, yemek verilmedi, tuvalet imkanı
tanınmadı.
Heyetin erkek üyelerine plastik kelepçe takarak, ters
kelepçe yaptılar.
İçlerinde hiç birinin türkçe bilmemesine rağmen, kendilerine
tercüman temin edilmedi.
Onlara hukuki destek vermek üzere gelen avukatlar ile
görüşmelerine izin verilmedi.
Ülkelerinin konsolosluklarına haber vermelerine izin
verilmedi.
Polisler heyet'e yurtdışına çıkana kadar sürekli bağırdılar,
çağırdılar, el kol işareti yapıp, sindirmeye çalıştılar.
Heyet polislerin söylediklerini anlamadılar, ama
"terörizm" kelimesini anladılar.
Yerinde araştırma Türkiye polisine göre terörizm olduğu
anlaşıldı böylikle.
NATO ÜLKELERİNİN TÜRKİYE FAŞİZMİ İLE İŞBİRLİĞİ TESCİLLENDİ
Gözaltı haberi duyulur duyulmaz, heyet üyelerinin kendi
ülkelerindeki yoldaşları ve aile fertleri İstanbul'daki konsoloslukları
aradılar. Ancak Rusya'dan gelen temsilcisi hariç hepsi NATO ülkelerinden
geliyordu.
Ve onlar Türkiye faşizmi ile işbirliğini ve ortaklığını çok
net gösterdiler.
İTALYA: Heyet üyelerinden İtalyan vatandaşı olan bir
gazeteci, diğerleriyle HHB'de değildi. Bundan dolayı onlarla gözaltına
alınmadı. Ancak pasaportuna tahdit konulduğunu öğrendi. Buna hiç anlam
veremediği için, İstanbul'daki İtalya Konsolosluğuna gitti.
Konsoluğun tavrı onu hayretler içine düşürdü: İçeriye
almadılar. "Sen şu anda serbestsin, bir sorun yok. Eğer tutuklanırsan,
bizi gene ararsın" denildi.
FRANSA: Fransız devleti, büyükelçiliği hiç bir şey yapmadı.
Sırf onlarla iletişime geçebilmek için dahi, bir avukat
tutuldu.
Avukat büyükelçiliği defalarca aradı. Kendi vatandaşına
sahip çıkmamak için, bin bir türlü bahane üretti.
Fransız Büyükelçiliğin verdiği cevap Fransa adına tam bir
utanç belgesi:
"Biz Ankara'dayız, herşey İstanbul'da cereyan etmiş.
Burası İstanbul'a çok uzak. Türk polisi bize bilgi vermiyor. Türkiye'de çok
Fransız tutuklu ve biz hiç haber alamıyoruz. "
En sonunda bir e-mail gönderdiler. Şöyle yazmışlardı:
"müttefiklerimiz bize cevap vermiyor".
Onların müttefikleri kim? Türkiye devleti mi, yoksa kendi
vatandaşı mı?
Birde dalga geçer gibi, "bol şanslar" dilemişler.
Bir devlet düşünün ki, tutuklu olan vatandaşına "bol şanslar"
diliyor.
Neden? Çünkü Türkiye'de hapishanelerde, karakollarda neler
olup bittiğini çok iyi biliyorlar.
Burada çok açık bir şekilde Fransa ve Türkiye faşizmi
arasında işbirliği var.
İSPANYA: İspanya devleti de İtalyan ve Fransız devletinden
farklı tavır sergilememiş.
Heyet üyelerinin vatandaşı oldukları sahip çıkan tek ülke
RUSYA oldu. Rusya gerçekten ilgilendi ve kendi vatandaşının sağ selim ülkesine
geri dönmesini sağladı.
Türkiye heyet üyelerine zorla, "ülkeyi kendi rızamla
terk ediyorum" diye bir belge imzalattı.
Heyet üyeleri içinden Fransız vatandaşı olan hiç bir şeye
imza atmayı kabul etmedi. Böylesine direnince, ona İŞKENCE YAPTILAR.
Ona bir deli yeleği geçirip, ellerini, kollarını,
bacaklarını kelepçeleyip, mütamadiyen dayak attılar.
Ancak bütün sözel ve fiziksel şiddete rağmen onun iradesini
kıramadılar. Sonunda imza attırmayı başaramadan sınır dışı etmek zorunda
kaldılar.
BÜTÜN DÜNYA KUYU TİPLERİNİ DUYDU
Türkiye devleti, kuyu tipleri ile ilgili yerinde araştırma
yapmak isteyen heyeti apar topar gözaltına alıp, sınırdışı ederek susturmak
istedi. Kuyu Tipleri ile ilgili korkunç gerçeklerin kimsenin öğrenmemesini
istediler.
Ancak böylesine abartılı bir tepki göstererek, tam tersini
elde ettiler.
Özellikle Rusya ve İtalya'da büyük yankı uyandırdılar. Ancak
Belçika, İtalya, İspanya, Fransa, Portekiz, Yunanistan, Avusturya gibi çok
Avrupa ülkelerinde haber oldu. Ancak o güne kadar muhtemelen SRY hapishaneleri
ile ilgili hiç bir şey duymamış olan ülkelerde böylelikle duymuş oldu:
Kanada, Namibia, Çin, Kongo, Latin Amerika, Lübnan,
Endonezya, Singapur, Pakistan basınlarında haber çıktı.
HEYET MİSYONUNU YERİNE GETİRDİ
Heyet apar topar gözaltına alınıp, sınır dışı edildiği için,
programını tamamlayamadı.
Bundan dolayı belki doğrudan Kuyu Tipi Hapishaneleri ile
ilgili ancak HHB'de toplayabildikleri kadar sınırlı bilgi toplayabildiler.
Ancak Türkiye faşizmin gerçekliğini bütün çıplaklığı ile
görmüş oldular. Türkiye devleti gerçekleri saklamak, gizlemek, heyet üyelerini
susturmak isterken, onları çok daha duyarlı kıldı. Ve dünya basınında gündem
olmasını engelleyemedi.
Böylelikle en genel anlamda başarılı bir heyet çalışması
oldu.
1-) 30
Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 212. Gününde
2-) 30
Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 212.Gününde
3-) 18
Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 192.Gününde
4-) 15 Ekim
2025; Doğan Karataştan: 135. Gününde
5-) 15
Aralık 2025: Ahmet Yıldız 74. Gününde
6-) 29 Ocak
2026; Tuğçenur Özbay: 30. Gününde
Özgür
Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde
Direniyor!
Kuyu Tiplerine
Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!
2 Yıl 7 Aydır
Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin
Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!
DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!
ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE
TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR
Kuyu Tipi Hapishanelerin
Kapatılması İçin Devam Eden Direnişlerimiz
1-) 30
Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 212. Gününde
2-) 30
Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 212.Gününde
3-) 18
Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 192.Gününde
4-) 15 Ekim
2025; Doğan Karataştan: 135. Gününde
5-) 15
Aralık 2025: Ahmet Yıldız 74. Gününde
6-) 29 Ocak
2026; Tuğçenur Özbay: 30. Gününde
Özgür
Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde
Direniyor!
Kuyu Tiplerine
Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!
2 Yıl 7 Aydır
Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin
Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!
DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!
ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE
TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR
Umut TV’nin
Programı Sorulardan Öğreniyoruz ’un Yeni Bölümü Sizlerle!
⭐️
10 Soruda Sınıf Ve Sınıf Bilinci!
❓
Sınıf Nedir?
❓
Sınıflar Arası Çelişkinin ve Sınıf Mücadelesinin Kaynağı Nedir?
❓
Ezilen Sınıflar Nerede ve Nasıl Örgütlenmelidir?
Tüm Bu
Soruların Ve Daha Fazlasının Cevabı Programımızda.
Erdem Varan'ın kızları Betül ve
Bergün için Hollanda Parlamentosu'nun önünde başlattığı eylemimiz 42'inci
haftasındayız.
Her paylaşımımızın en az
onbinlerce kez görüntülendiği Instagram hesabımız kapatılmıştır. X'te Hollanda
gündemi hesabımız hâlâ aktiftir.
Erdem Yoldaşımız Rahatsızlığı
Dolayısıyla Bu Hafta Açıklama Yapmamıştır.
Grup Yorum Halktır,
Susturulamaz!
Hollanda Halk Cephesi
8 Şubat Pazar günü Almanya’nın Köln şehrinde toplu Halk
Okulu dergisi dağıtıldı. Toplam sekiz kişinin katıldığı toplu dergi dağıtımında
yaklaşık 15 dergi dağıtıldı.
Esnaflara, kahvelere ve evlere gidildi. Halk Okulu dergisi
anlatıldı. Yaklaşık 1,5 saat süren çalışma Köln’ün Ehrenfeld mahallesinde
yapıldı.
Yunanistan Halk
Cephesi, Atina Aleksandras Caddesinde yer alan
Prosfiğika İşgal Evlerinin yıkılmaması için imza kampanyasında yer aldı.
23 Şubat 2026 Pazartesi günü Aristotelis’in Ölüm Orucunun 19. gününde Ön Blok
önünde açılan imza masasında bildiri dağıtımı yapıldı, imza toplandı.
Yunanistan Halk Cephesi'nden iki ekibin katıldığı eylem 5 saat sürdü.
Yeni sömürge
ülkelerde devletler emperyalizmle işbirliği ile halka saldırır, halklar ise
dayanışma ile güçlenir, ayakta kalır.
Atina -
Prosfiğika İşgal Evlerine Yönelik Tahliye Saldırısına Karşı Ölüm Orucu
Direnişinin 12. gününde olan Aristoteli Hanci (Αριστοτέλη Χαντζή = Aristoteli Chantzi)’in direnişinin yanında
olduk.
Aristoteli
Hanci (Αριστοτέλη Χαντζή - Aristoteli
Chantzi) neden Ölüm Orucuna başladı?
Yunanistan
Atina’da mültecilerin oturduğu işgal evlerine yönelik, Yunan devletinin tahliye
kararına karşı Aristoteli Hanci (Αριστοτέλη Χαντζή), yaşamı savunmak için
talepleri kabul edilene kadar ölüm orucu direnişi yapacağını duyurdu
Son on yıl içinde, devlet ve hükümet
Prosfiğika’yı tahliye edip yağmalamaya dördüncü kez teşebbüs ediyor. Her
seferinde direnişle cevap bulan bu saldırılara karşı İşgal Topluluğu tarafından
direnişle cevap verileceği açıklandı.
Prosfiğika
(Προσφυγικών) – İşgal Evleri, Yunanlar, sığınmacılar ve göçmenlerden oluşan,
50’si çocuk olmak üzere 400’den fazla kişinin yaşadığı bir topluluktur.
Miçotakis iktidarı Prosfiğika’yı hem yok etmek istediği bir politik düşman hem
de yağmalayıp sömürmeyi hayal ettiği bir ekonomik değer olarak görmektedir.
Bu politikayı
ülkemizde ‘’kentsel dönüşüm’’ adı altında yürütülen, halkın evlerine,
arazilerine el koyma saldırılarından biliyoruz. Bir avuç inşaat tekelinin
çıkarları için halk yaşadığı evlerden çıkarılıyor, şehir dışına sürgün ediliyor
veya açıkta bırakılıyor. Amaç, halkın konut sorununu çözmek değil, tekellerin
aç gözlerini doyurmaktır. Yunanistan’da da aynı durum geçerlidir. İşgal
evlerinin ranta açılıp tahliye edilmesine karşı ölüm orucundaki Prosfiğika Hareketinin direnişini
selamlıyoruz.
İşgal Evlerinin
Tahliyesine Karşı Ölüm Orucuna Başlayan Aristoteli Hanci’nin Talepleri:
Attika Bölgesi
Tarafından Sözleşmenin Derhal İptal Edilmesi.
Tüm
“Prosfiğika” (Mülteci Evleri) Sakinlerinin; Evlerinde, Yaşadıkları Yerde Ve
Sosyal, Kültürel Ve Organik Olarak Bağ Kurdukları Bu Bölgede Kalmaları.
“L. Alexandras
Mülteci Evleri Sakinleri Ve Dostları” Adlı Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluş
(A.M.K.E.)
Tarafından,
Mülteci Evlerinin Restorasyonu İçin Kendi Finansmanlarıyla Somut Garantiler
Verilmesi!
Mülteci
Evlerinin “Kentsel Dönüşümü” İçin Kamu Parasından Tek Bir Euro Bile
Harcanmasın!
Kuyu Tipi Hapishanelerin
Kapatılması İçin Devam Eden Direnişlerimiz
1-) 30
Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 211. Gününde
2-) 30
Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 211.Gününde
3-) 18
Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 191.Gününde
4-) 15 Ekim
2025; Doğan Karataştan: 134. Gününde
5-) 15
Aralık 2025: Ahmet Yıldız 73. Gününde
6-) 29 Ocak
2026; Tuğçenur Özbay: 29. Gününde
Özgür
Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde
Direniyor!
Kuyu Tiplerine
Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!
2 Yıl 7 Aydır
Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin
Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!
DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!
ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE
TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR
Kitap Adı: Katil
Halk Düşmanı ABD’nin Örgütlediği Darbeler
Yayınevi: Boran
Yayınevi
Basım
Tarihi: ŞUBAT 2026 2. BASKI
Katil Halk
Düşmanı ABD’nin Örgütlediği Darbeler
350 DARBE
GİRİŞİMİ 93 İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİ
AMERİKANCI DARBELER
DE YENİLİR! ÖRGÜTLÜ HALK YENİLMEZ!
BU KİTAP: KATİL,
HALK DÜŞMANI ABD'NİN ÖRGÜTLEDİĞİ DARBELER KİTABININ GÜNCELLENEREK ÖZETLENMİŞ
HALİDİR.
OKUYALIM,
OKUYATIM...
Kitabını
İndirmek İçin Tıklayınız
Halkın Sesi
Kütüphanesi İçin Tıklayınız
ÖNSÖZ
Amerikan
emperyalizmi her kıtada 1945'den günümüze kadar bilinen 350 darbe girişimi ve
son olarak ABD'nin Ankara Büyük Elçisi Tom Barrack'ın açıklamasına göre 93
darbe örgütledi...
ABD ordusu
1922 yılında İngiliz ordusuyla beraber İstanbul’u işgal etmiştir. Kurtuluş
Savaşına karşı çıkmış ve Türkiye’yi 1927 yılına kadar resmi olarak
tanımamıştır.
ABD
Emperyalizmi Türkiye’deki yönetimini darbelerle sağlama almıştır. 12 Mart 1971
ve 12 Eylül 1980 darbelerini gerçekleştirmiştir. 1971 darbesi ile
bağımsızlıktan yana olan kadrolar ordu içinden ve devlet yönetiminden büyük
oranda tasfiye edilmiştir. 12 Eylül darbesiyle ise hem ordu hem devlet yönetimine
tamamen Amerikan kültürüyle donatılmış, ABD’ye sadakatini ispatlamış kişiler getirilmiştir.
Bu darbeler ülkemizi tamamen ABD emperyalizminin yönettiği bir ülke durumuna getirmiştir.
Darbelerle emperyalizm içsel bir olgu haline gelmiş, faşizm kurumsallaşmıştır.
Amerikan
emperyalizminin bütün tarihi işgal, operasyon ve kanlı darbeler tarihidir. ABD,
yağma ve talan olmadan ayakta duramaz. Amerikan emperyalizminin sürekli kriz
içindeki çürümüş sistemini devam ettirebilmesi için yeni sömürgecilik
ilişkilerine ve işbirlikçi iktidara ihtiyacı vardır. Darbeler, operasyonlar,
işgaller, katliamlar olmadan Amerikan sistemi ayakta kalamaz. Amerikan
emperyalizmi öyle çürümüş, gerici ve halk düşmanı bir sistemdir ki faşist
cuntaları iktidara taşımış, yeni sömürge ülkelerde faşizmi kurumsallaştırıp,
kontrgerilla eylemleriyle yüzbinlerce halktan insanı katletmiştir.
Bu kitapta,
Amerikan emperyalizminin dünya çapında örgütlediği Amerikan darbelerini birçok boyutuyla
ele aldık. ABD'nin, faşist Amerikan işbirlikçileriyle birlikte darbeleri nasıl
örgütlediğini, darbelere karşı da dünya halklarının nasıl mücadele ettiğini
göreceksiniz.
12 Eylül
darbesinin 45. yıldönümünde hazırladığımız kitabımızı; "Cunta 45 milyon
halkı teslim alamaz" diyerek direniş bayrağını yükselten 1243 DEVRİMCİ SOL
TUTSAĞINA, 12 Eylül zindanlarında TEK TİP ELBİSEYE KARŞI DİRENEN 4 KARANFİL
ABDULLAH MERAL, HAYDAR BAŞBAŞ, HASAN TELCİ, FATİH ÖKTÜLMÜŞ'e, TAYAD'lı
ailelerimize, HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ SAVUNMASI'nın mimarı önderimiz DURSAN
KARATAŞ'a adıyoruz.
SİZLER
DİRENDİĞİNİZ İÇİN BİZLER BUGÜN VARIZ.
TÜM
ŞEHİTLERİMİZİN ANISINA SAYGIYLA…
AMERİKAN
DARBELERİ DE YENİLİR!
KAHROLSUN
AMERİKAN EMPERYALİZMİ!
HAKLIYIZ
KAZANACAĞIZ!
SAVAŞIYORUZ
KAZANACAĞIZ!
-1917’DE
EMPERYALİZMİ YENEBİLECEĞİMİZİ GÖSTERDİK.
-1945’TE
EMPERYALİZMİN EN ŞOVEN, EN KANLI DİKTATÖRLÜĞÜ-ALMAN VE İTALYAN FAŞİZMİNİ YENDİK
VE DÜNYANIN ÜÇTE BİRİNİN HARİTASININ RENGİNİ KIZILAŞTIRDIK.
-BİZ 8 MİLYAR
DÜNYA HALKLARI, AMERİKAN EMPERYALİZMİNİ DE YENECEĞİZ!