GÜNDEM

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere istanbul isveç isviçre italya izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere İsviçre şiir şiirler şişli

 



Yaşasın Halkların Direnişi!

 

ABD emperyalizminin ve onun Ortadoğu’daki kanlı eli, kiralık katili olan Siyonist İsrail rejiminin nükleer silah yalanıyla İran İslam Cumhuriyeti topraklarına yönelik başlattığı alçakça saldırı, bugüne kadarki en kirli ve en tehlikeli saldırganlık dalgasının bir parçasıdır. Bu saldırı, yalnızca bir ülkenin sınırlarına değil, tüm dünya halklarının, tüm ezilen halkların özgürlük ve bağımsızlık iradesine, kendi kaderlerini özgürce tayin etme iradesine yönelik bir saldırıdır.

Dünya hakimiyeti hayalleri kuran, halkların kanı üzerinden dolar saltanatını sürdürmeye çalışan ABD emperyalizmi, bugün tarihsel bir kriz içerisindedir. Bu krizden çıkış yolunu daha fazla kan, daha fazla işgal ve daha fazla yıkımda arayan ABD emperyalizmi, Ukrayna’dan Ortadoğu’ya, Asya Pasifik’ten Latin Amerika’ya kadar dünyayı topyekûn bir yangın yerine çevirmektedir. İran’a yönelik saldırı, ABD’nin sömürgeci hegemonyasını korumak için başvurduğu bir "imha" hamlesidir.

Uluslararası hukuk, emperyalist haydutların elinde bir "idam sehpasına" dönüşmüştür. Kendi koydukları kuralları bile çiğneyen, BM Şartı’nı kağıt parçası gibi yırtıp atan bu barbarlık düzeni; “uyuşturucuyla mücadele”, “nükleer silah” "terörle mücadele" vb. yalanlarla gerçekleştirdiği gözü dönmüş saldırganlıkla devletlerin egemenlik hakkını ve halkların kendi kaderini tayin hakkını boğmaya çalışmaktadır. Şüphesiz ki, ABD emperyalizminin ve işbirlikçilerinin bu tür haydutluklarını terörizm söylemiyle, nükleer silah yalanlarıyla meşrulaştırmaları mümkün değildir. Artık hiç kimse bu demagojik söylemlere inanmıyor. Ancak ABD emperyalizmi ve onun Ortadoğu’daki kanlı eli Siyonist İsrail rejimi için bunun bir önemi de yoktur. Onlar böyle bir meşruluk arayışı içinde değiller. Gayrimeşru olduklarını, söyledikleri hiçbir yalana hiç kimsenin inanmadığını bilerek bu saldırılarını gerçekleştirmekte, açık bir şekilde haydutluk yapmaktadırlar.

Bugün İran’a yönelik gerçekleşen emperyalist ve Siyonist saldırganlık bir kez daha göstermiştir ki, asıl terörist Ortadoğu’yu ve tüm dünyayı halklar için dev bir hapishaneye ve mezarlığa çeviren emperyalist ve Siyonist çetedir. Gazze’de bebekleri katleden, Lübnan’da taş üstünde taş bırakmayan Siyonist çete, emperyalizmin bölgedeki ileri karakolu ve kuduz köpeğidir. ABD emperyalizminin ve Siyonist rejimin bölgedeki varlığı ve saldırganlığı, bölge halkları için sürekli bir savaş ve soykırım tehdididir.

Bu nedenle, İran halkının ve Direniş Ekseni’nin bu saldırganlık karşısındaki her türlü cevabı halkların tarihsel direnme hakkının kullanımıdır ve meşrudur. Emperyalist kuşatmaya karşı örülen her barikat, sıkılan her kurşun, yükseltilen her ses; insanlığın onurunu koruma mücadelesidir.

Yemen’in cesareti, Lübnan’ın direnişi, Filistin’in öfkesi ve İran’ın sarsılmaz duruşu; emperyalizmin dünya hakimiyeti rüyasını bir kabusa çevirecek!

Halkların kanına giren savaş suçlusu katiller, emperyalist koruma kalkanları altında saklanamayacak; halkların adaletinden kaçamayacaklar!

Kahrolsun ABD Emperyalizmi ve Onun Kanlı Eli Siyonist Çete!

Yaşasın İran Halkının ve Tüm Direnen Halkların Haklı Mücadelesi!

Emperyalizm Yenilecek, Direnen Halklar Kazanacak!

 

HALKIN HUKUK BÜROSU ENTERNASYONAL BÜRO

 

📝Programda Bu Ayın Belli Başlı Etkinlikleri Olarak Şunlar Sıralanıyor.

✒️1 Mart Pazar Günü Halk Kahvaltısı...

✒️ 8 Mart Pazar Günü Halk Kahvaltısı ve Dünya Emekçi Kadınlar Günü Etkinliği.

✒️ 15 Mart Pazar Günü Halk Kahvaltısı, Doğum Günü Kutlaması ve Halk Meclisi Toplantısı.

✒️ 20 Mart Cuma Günü: Aylık Film Akşamı.

✒️ 22 Mart Pazar Günü Halk Kahvaltısı ve Bağımlılıktan Kurtuluş Paneli (Düzenleyen; BKG)

✒️ 28 Mart Cumartesi Günü Viyev-Wihaus Gençliğinin 4. Play-Station Turnuvası.

✒️ 29 Mart Pazar Günü Halk Kahvaltısı, 30 Mart Kızıldere Anması Etkinliği.

🔊...VİYEV, Cuma, Cumartesi ve Pazar Günlerinde Düzenli Açık Olacaktır.

🔊...HER Cuma Akşamı, VİYEV mutfağında Anadolu Mutfağından Pratik Bir Yemek Var.

Viyana'da ve Çevresinde Yaşayan Halkımızı, Ortak Soframıza ve Düzenlenecek Tüm Diğer Etkinliklerimize Katılmaya, Omuz Vermeye Çağırıyoruz...

📮ADRES: Moosbruggergasse 2/2

1120 VİYANA.

☎️İRTİBAT NO: 0043 676 43 778 45

27.02.2026

VİYANA DAYANIŞMA KÜLTÜR EVİ.

🏕VİYEV-WİHAUS🏕





 

 


 

Kuyu Tipi Hapishanelerin

Kapatılması İçin Devam Eden Direnişlerimiz

 

1-) 30 Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 213. Gününde

2-) 30 Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 213.Gününde

3-) 18 Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 193.Gününde

4-) 15 Ekim 2025; Doğan Karataştan: 136. Gününde

5-) 29 Ocak 2026; Tuğçenur Özbay: 31. Gününde

 

Özgür Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde Direniyor!

Kuyu Tiplerine Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!

2 Yıl 7 Aydır Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!

 

DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!

ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR

 Gerçek Haber Ajansı'nın röportaj serisinin bu haftaki konuğu,

DEMAK (Deprem Mağdurları ve Kayıp Yakınları Dayanışma Derneği) Başkanı Selahattin Kaban.

Selahattin Kaban'la röportajın konusu: "Depremin kayıp çocukları"!

Bilindiği gibi, 6 Şubat depreminden sonra da, yıllar önce, 17 Ağustos 1999'daki büyük Marmara depreminde de kayıp çocuklar vardı.

İktidarlar, "kayıp çocukları hep örtbas etseler de bu bir gerçek.

Depremde yakınlarını kaybedenlerle birlikte GHA olarak soruyoruz:

KAYIP ÇOCUKLARI'MIZ NEREDE?

Canlı Yayın:

Tarih: 1 Mart 2026 Pazar

Saat: av. Saati 19.00

Tr. Saati 21.00

6 Şubat depreminin çözülmeyen sorunlarından biri:

Kayıp Çocuklar!

Neredeler?

Toprağın altında mı, üstünde mi?

 

23 Şubat Pazartesi günü Fransız polisi, Uğurtan Sağır’ı Gare du Nord (Kuzey Garı) ile Gare de l’Est (Doğu Garı) arasında bilinçli bir şekilde yapılan bir kimlik kontrolü ve üst aramasından sonra yasa dışı bir şekilde gözaltına almıştır. Gözaltı esnasında sivil polis tarafından sorguya çekilmiştir ve hiçbir resmî karar olmamasına rağmen Uğurtan Sağır’ın çantasında bulunan dergilere, kişisel tabletine ve parasına el konulmuştur; yani çalınmıştır. Hırsız Fransa emperyalizmi bu gayrimeşru gözaltı ile kendi yasalarını çiğnemiştir.

Uğurtan Sağır devrimcidir ve aynı zamanda Direniş Çadırının bir emekçisidir. Devrimci olmak dünyanın en onurlu işidir. Halka gerçekleri taşımak, anlatmak, halkı örgütlemek, temel hak ve özgürlüklerimizi savunmak suç değil, zorunluluktur.

Bu keyfî uygulama ile bir gözdağı verilmeye çalışılmıştır. “Gerçekleri anlatmayın, haklarınızı aramayın, örgütlenmeyin” diyor Fransa emperyalizmi. Ayrıca bu saldırı, Zehra Kurtay’ın açlık grevi direnişinin zaferle sonuçlanmasının hazımsızlığıdır. Bu saldırı, 36 kiloya düşmüş bir beden karşısındaki çaresizliktir.

Yasa dışı, gayrimeşru uygulamalarınız ile hiçbir sonuç alamayacaksınız; bundan vazgeçin.

Zehra Kurtay’ın direnişi ve zaferi karşısında zavallı ve çaresiz kaldınız, yenilgiye uğradınız. Siz, Zehra Kurtay aleyhinde devrimcileri terörize etmek istediniz ama tam tersi oldu. Bizim meşru mücadelemiz kazandı ve hem Türkiyeli halkımız hem de Fransız halkı bu direniş çadırı etrafında bir araya geldi, örgütlendi ve örgütlenmeye devam ediyor.

Biz gerçekleri anlatmaktan, haklarımızı savunmaktan ve örgütlenmekten asla vazgeçmeyeceğiz.

Devrimcilik yapmak suç değil, görevdir!

– Fransa Dev-Genç

 

 


Tutsakların Kuyu Tipi diye tabir ettiği SRY Tipi hapishaneleri çok tartışılıyor.

Bundan dolayı ilerici, demokrat kamuoyunun ezici kısmı bunların kapatılmasını talep ediyor.

Çünkü bu "Yüksek Güvenlikli Hapishaneler" tutsaklar için gerçekte bir "yüksek" çıldırtma ve zamana yayılan katletme merkezi.

Tecritti mükemmelleştirerek, devrimci tutsakları teslim almak istiyor.

Ancak teslim alınmak isteyen devrimci tutsaklar direnme hakkını kullanarak, ellerindeki tek silahı olan bedenlerini kullanarak, süresiz açlık grevi yapıyor.

Süresiz açlık grevleri hiç kesintisiz sürüyor. Çünkü Kuyu Tipi saldırısı kesintisiz bir şekilde sürüyor.

Böylesi yaygın direnişler yaşandığı bir hapishane Türkiye'nin sınırlarını aşarak, ilerici ve demokrat örgütlerin, STK'ların gündemine girdi.

Bundan dolayı, uluslararası bir heyet 18-22 Şubat tarihlerinde Kuyu Tiplerini yerinde incelemek istedi.

Bu incelemeler yapıldıktan sonra, heyet üyeleri gözlemleri ve izlenimleri ile ilgili birer rapor hazırlayacaklardı.

7 kişilik heyet 5 ülkeden geliyordu: İspanya, İtalya, Rusya, Belçika ve Fransa.

Heyetin içinde gazeteci, avukat, akademisyen ve örgüt temsilcileri vardı.

Avukat olan heyet üyesi Türkiye'ye gelmeden önce, tutuklu meslektaşları av. Aytaç Ünsal ve Behiç Aşçı'yı hapishanede ziyaret etmek için vekalet almıştı.

 

SINIR DIŞI MERKEZİNDE KÖTÜ MUAMELE

 

Bir ülke ile ilgili bilgi ve veri toplamak hem uluslarası hukuk tarafından temin edilmektedir. Ayrıca Türkiye'de anayasa güvencesi altına alınmış bir haktır.

Heyet'in programında Tabipler Birliği, İstanbul Barosu, TAYAD, HHB gibi STK'ları ziyaret etmek, gazeteciler ile konuşmak vardı.

Ancak heyet daha Türkiye'ye geleli 24 bile olmamıştı ve daha programındaki ilk ziyaret noktası olan HHB'yi ziyaret edebilmişti ki,

bürodan çıkar çıkmaz sokakta gözaltına alındılar.

Heyet üyelerine neden gözaltına alındıkları belirtilmedi.

Arnavutköy'deki sınır dışı merkezine getirildiler.

Heyet üyeleri çok kötü şartlar altında tutuldu.

Kendilerine su verilmedi, yemek verilmedi, tuvalet imkanı tanınmadı.

Heyetin erkek üyelerine plastik kelepçe takarak, ters kelepçe yaptılar.

İçlerinde hiç birinin türkçe bilmemesine rağmen, kendilerine tercüman temin edilmedi.

Onlara hukuki destek vermek üzere gelen avukatlar ile görüşmelerine izin verilmedi.

Ülkelerinin konsolosluklarına haber vermelerine izin verilmedi.

Polisler heyet'e yurtdışına çıkana kadar sürekli bağırdılar, çağırdılar, el kol işareti yapıp, sindirmeye çalıştılar.

Heyet polislerin söylediklerini anlamadılar, ama "terörizm" kelimesini anladılar.

Yerinde araştırma Türkiye polisine göre terörizm olduğu anlaşıldı böylikle. 

NATO ÜLKELERİNİN TÜRKİYE FAŞİZMİ İLE İŞBİRLİĞİ TESCİLLENDİ

Gözaltı haberi duyulur duyulmaz, heyet üyelerinin kendi ülkelerindeki yoldaşları ve aile fertleri İstanbul'daki konsoloslukları aradılar. Ancak Rusya'dan gelen temsilcisi hariç hepsi NATO ülkelerinden geliyordu.

Ve onlar Türkiye faşizmi ile işbirliğini ve ortaklığını çok net gösterdiler.

 

İTALYA: Heyet üyelerinden İtalyan vatandaşı olan bir gazeteci, diğerleriyle HHB'de değildi. Bundan dolayı onlarla gözaltına alınmadı. Ancak pasaportuna tahdit konulduğunu öğrendi. Buna hiç anlam veremediği için, İstanbul'daki İtalya Konsolosluğuna gitti.

Konsoluğun tavrı onu hayretler içine düşürdü: İçeriye almadılar. "Sen şu anda serbestsin, bir sorun yok. Eğer tutuklanırsan, bizi gene ararsın" denildi.

FRANSA: Fransız devleti, büyükelçiliği hiç bir şey yapmadı.

Sırf onlarla iletişime geçebilmek için dahi, bir avukat tutuldu.

Avukat büyükelçiliği defalarca aradı. Kendi vatandaşına sahip çıkmamak için, bin bir türlü bahane üretti.

Fransız Büyükelçiliğin verdiği cevap Fransa adına tam bir utanç belgesi:

"Biz Ankara'dayız, herşey İstanbul'da cereyan etmiş. Burası İstanbul'a çok uzak. Türk polisi bize bilgi vermiyor. Türkiye'de çok Fransız tutuklu ve biz hiç haber alamıyoruz. "

En sonunda bir e-mail gönderdiler. Şöyle yazmışlardı: "müttefiklerimiz bize cevap vermiyor".

Onların müttefikleri kim? Türkiye devleti mi, yoksa kendi vatandaşı mı?

Birde dalga geçer gibi, "bol şanslar" dilemişler. Bir devlet düşünün ki, tutuklu olan vatandaşına "bol şanslar" diliyor.

Neden? Çünkü Türkiye'de hapishanelerde, karakollarda neler olup bittiğini çok iyi biliyorlar.

Burada çok açık bir şekilde Fransa ve Türkiye faşizmi arasında işbirliği var.

İSPANYA: İspanya devleti de İtalyan ve Fransız devletinden farklı tavır sergilememiş.

 

Heyet üyelerinin vatandaşı oldukları sahip çıkan tek ülke RUSYA oldu. Rusya gerçekten ilgilendi ve kendi vatandaşının sağ selim ülkesine geri dönmesini sağladı.

Türkiye heyet üyelerine zorla, "ülkeyi kendi rızamla terk ediyorum" diye bir belge imzalattı.

Heyet üyeleri içinden Fransız vatandaşı olan hiç bir şeye imza atmayı kabul etmedi. Böylesine direnince, ona İŞKENCE YAPTILAR.

Ona bir deli yeleği geçirip, ellerini, kollarını, bacaklarını kelepçeleyip, mütamadiyen dayak attılar.

Ancak bütün sözel ve fiziksel şiddete rağmen onun iradesini kıramadılar. Sonunda imza attırmayı başaramadan sınır dışı etmek zorunda kaldılar.

BÜTÜN DÜNYA KUYU TİPLERİNİ DUYDU

Türkiye devleti, kuyu tipleri ile ilgili yerinde araştırma yapmak isteyen heyeti apar topar gözaltına alıp, sınırdışı ederek susturmak istedi. Kuyu Tipleri ile ilgili korkunç gerçeklerin kimsenin öğrenmemesini istediler.

Ancak böylesine abartılı bir tepki göstererek, tam tersini elde ettiler.

Özellikle Rusya ve İtalya'da büyük yankı uyandırdılar. Ancak Belçika, İtalya, İspanya, Fransa, Portekiz, Yunanistan, Avusturya gibi çok Avrupa ülkelerinde haber oldu. Ancak o güne kadar muhtemelen SRY hapishaneleri ile ilgili hiç bir şey duymamış olan ülkelerde böylelikle duymuş oldu:

Kanada, Namibia, Çin, Kongo, Latin Amerika, Lübnan, Endonezya, Singapur, Pakistan basınlarında haber çıktı.

HEYET MİSYONUNU YERİNE GETİRDİ

Heyet apar topar gözaltına alınıp, sınır dışı edildiği için, programını tamamlayamadı.

Bundan dolayı belki doğrudan Kuyu Tipi Hapishaneleri ile ilgili ancak HHB'de toplayabildikleri kadar sınırlı bilgi toplayabildiler.

Ancak Türkiye faşizmin gerçekliğini bütün çıplaklığı ile görmüş oldular. Türkiye devleti gerçekleri saklamak, gizlemek, heyet üyelerini susturmak isterken, onları çok daha duyarlı kıldı. Ve dünya basınında gündem olmasını engelleyemedi.

Böylelikle en genel anlamda başarılı bir heyet çalışması oldu. 



1-) 30 Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 212. Gününde

2-) 30 Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 212.Gününde

3-) 18 Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 192.Gününde

4-) 15 Ekim 2025; Doğan Karataştan: 135. Gününde

5-) 15 Aralık 2025: Ahmet Yıldız 74. Gününde

6-) 29 Ocak 2026; Tuğçenur Özbay: 30. Gününde

 

Özgür Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde Direniyor!

Kuyu Tiplerine Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!

2 Yıl 7 Aydır Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!

 

DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!

ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR

 

 

Kuyu Tipi Hapishanelerin

Kapatılması İçin Devam Eden Direnişlerimiz

 

1-) 30 Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 212. Gününde

2-) 30 Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 212.Gününde

3-) 18 Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 192.Gününde

4-) 15 Ekim 2025; Doğan Karataştan: 135. Gününde

5-) 15 Aralık 2025: Ahmet Yıldız 74. Gününde

6-) 29 Ocak 2026; Tuğçenur Özbay: 30. Gününde

 

Özgür Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde Direniyor!

Kuyu Tiplerine Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!

2 Yıl 7 Aydır Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!

 

DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!

ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR

 


Erdem Varan'ın kızları Betül ve Bergün için Hollanda Parlamentosu'nun önünde başlattığı eylemimiz 42'inci haftasındayız.

Her paylaşımımızın en az onbinlerce kez görüntülendiği Instagram hesabımız kapatılmıştır. X'te Hollanda gündemi hesabımız hâlâ aktiftir.

Erdem Yoldaşımız Rahatsızlığı Dolayısıyla Bu Hafta Açıklama Yapmamıştır.

Grup Yorum Halktır, Susturulamaz!

Hollanda Halk Cephesi








Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.