GÜNDEM

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere istanbul isveç isviçre italya izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere İsviçre şiir şiirler şişli

 

23 Şubat Pazartesi günü Fransız polisi, Uğurtan Sağır’ı Gare du Nord (Kuzey Garı) ile Gare de l’Est (Doğu Garı) arasında bilinçli bir şekilde yapılan bir kimlik kontrolü ve üst aramasından sonra yasa dışı bir şekilde gözaltına almıştır. Gözaltı esnasında sivil polis tarafından sorguya çekilmiştir ve hiçbir resmî karar olmamasına rağmen Uğurtan Sağır’ın çantasında bulunan dergilere, kişisel tabletine ve parasına el konulmuştur; yani çalınmıştır. Hırsız Fransa emperyalizmi bu gayrimeşru gözaltı ile kendi yasalarını çiğnemiştir.

Uğurtan Sağır devrimcidir ve aynı zamanda Direniş Çadırının bir emekçisidir. Devrimci olmak dünyanın en onurlu işidir. Halka gerçekleri taşımak, anlatmak, halkı örgütlemek, temel hak ve özgürlüklerimizi savunmak suç değil, zorunluluktur.

Bu keyfî uygulama ile bir gözdağı verilmeye çalışılmıştır. “Gerçekleri anlatmayın, haklarınızı aramayın, örgütlenmeyin” diyor Fransa emperyalizmi. Ayrıca bu saldırı, Zehra Kurtay’ın açlık grevi direnişinin zaferle sonuçlanmasının hazımsızlığıdır. Bu saldırı, 36 kiloya düşmüş bir beden karşısındaki çaresizliktir.

Yasa dışı, gayrimeşru uygulamalarınız ile hiçbir sonuç alamayacaksınız; bundan vazgeçin.

Zehra Kurtay’ın direnişi ve zaferi karşısında zavallı ve çaresiz kaldınız, yenilgiye uğradınız. Siz, Zehra Kurtay aleyhinde devrimcileri terörize etmek istediniz ama tam tersi oldu. Bizim meşru mücadelemiz kazandı ve hem Türkiyeli halkımız hem de Fransız halkı bu direniş çadırı etrafında bir araya geldi, örgütlendi ve örgütlenmeye devam ediyor.

Biz gerçekleri anlatmaktan, haklarımızı savunmaktan ve örgütlenmekten asla vazgeçmeyeceğiz.

Devrimcilik yapmak suç değil, görevdir!

– Fransa Dev-Genç

 

 


Tutsakların Kuyu Tipi diye tabir ettiği SRY Tipi hapishaneleri çok tartışılıyor.

Bundan dolayı ilerici, demokrat kamuoyunun ezici kısmı bunların kapatılmasını talep ediyor.

Çünkü bu "Yüksek Güvenlikli Hapishaneler" tutsaklar için gerçekte bir "yüksek" çıldırtma ve zamana yayılan katletme merkezi.

Tecritti mükemmelleştirerek, devrimci tutsakları teslim almak istiyor.

Ancak teslim alınmak isteyen devrimci tutsaklar direnme hakkını kullanarak, ellerindeki tek silahı olan bedenlerini kullanarak, süresiz açlık grevi yapıyor.

Süresiz açlık grevleri hiç kesintisiz sürüyor. Çünkü Kuyu Tipi saldırısı kesintisiz bir şekilde sürüyor.

Böylesi yaygın direnişler yaşandığı bir hapishane Türkiye'nin sınırlarını aşarak, ilerici ve demokrat örgütlerin, STK'ların gündemine girdi.

Bundan dolayı, uluslararası bir heyet 18-22 Şubat tarihlerinde Kuyu Tiplerini yerinde incelemek istedi.

Bu incelemeler yapıldıktan sonra, heyet üyeleri gözlemleri ve izlenimleri ile ilgili birer rapor hazırlayacaklardı.

7 kişilik heyet 5 ülkeden geliyordu: İspanya, İtalya, Rusya, Belçika ve Fransa.

Heyetin içinde gazeteci, avukat, akademisyen ve örgüt temsilcileri vardı.

Avukat olan heyet üyesi Türkiye'ye gelmeden önce, tutuklu meslektaşları av. Aytaç Ünsal ve Behiç Aşçı'yı hapishanede ziyaret etmek için vekalet almıştı.

 

SINIR DIŞI MERKEZİNDE KÖTÜ MUAMELE

 

Bir ülke ile ilgili bilgi ve veri toplamak hem uluslarası hukuk tarafından temin edilmektedir. Ayrıca Türkiye'de anayasa güvencesi altına alınmış bir haktır.

Heyet'in programında Tabipler Birliği, İstanbul Barosu, TAYAD, HHB gibi STK'ları ziyaret etmek, gazeteciler ile konuşmak vardı.

Ancak heyet daha Türkiye'ye geleli 24 bile olmamıştı ve daha programındaki ilk ziyaret noktası olan HHB'yi ziyaret edebilmişti ki,

bürodan çıkar çıkmaz sokakta gözaltına alındılar.

Heyet üyelerine neden gözaltına alındıkları belirtilmedi.

Arnavutköy'deki sınır dışı merkezine getirildiler.

Heyet üyeleri çok kötü şartlar altında tutuldu.

Kendilerine su verilmedi, yemek verilmedi, tuvalet imkanı tanınmadı.

Heyetin erkek üyelerine plastik kelepçe takarak, ters kelepçe yaptılar.

İçlerinde hiç birinin türkçe bilmemesine rağmen, kendilerine tercüman temin edilmedi.

Onlara hukuki destek vermek üzere gelen avukatlar ile görüşmelerine izin verilmedi.

Ülkelerinin konsolosluklarına haber vermelerine izin verilmedi.

Polisler heyet'e yurtdışına çıkana kadar sürekli bağırdılar, çağırdılar, el kol işareti yapıp, sindirmeye çalıştılar.

Heyet polislerin söylediklerini anlamadılar, ama "terörizm" kelimesini anladılar.

Yerinde araştırma Türkiye polisine göre terörizm olduğu anlaşıldı böylikle. 

NATO ÜLKELERİNİN TÜRKİYE FAŞİZMİ İLE İŞBİRLİĞİ TESCİLLENDİ

Gözaltı haberi duyulur duyulmaz, heyet üyelerinin kendi ülkelerindeki yoldaşları ve aile fertleri İstanbul'daki konsoloslukları aradılar. Ancak Rusya'dan gelen temsilcisi hariç hepsi NATO ülkelerinden geliyordu.

Ve onlar Türkiye faşizmi ile işbirliğini ve ortaklığını çok net gösterdiler.

 

İTALYA: Heyet üyelerinden İtalyan vatandaşı olan bir gazeteci, diğerleriyle HHB'de değildi. Bundan dolayı onlarla gözaltına alınmadı. Ancak pasaportuna tahdit konulduğunu öğrendi. Buna hiç anlam veremediği için, İstanbul'daki İtalya Konsolosluğuna gitti.

Konsoluğun tavrı onu hayretler içine düşürdü: İçeriye almadılar. "Sen şu anda serbestsin, bir sorun yok. Eğer tutuklanırsan, bizi gene ararsın" denildi.

FRANSA: Fransız devleti, büyükelçiliği hiç bir şey yapmadı.

Sırf onlarla iletişime geçebilmek için dahi, bir avukat tutuldu.

Avukat büyükelçiliği defalarca aradı. Kendi vatandaşına sahip çıkmamak için, bin bir türlü bahane üretti.

Fransız Büyükelçiliğin verdiği cevap Fransa adına tam bir utanç belgesi:

"Biz Ankara'dayız, herşey İstanbul'da cereyan etmiş. Burası İstanbul'a çok uzak. Türk polisi bize bilgi vermiyor. Türkiye'de çok Fransız tutuklu ve biz hiç haber alamıyoruz. "

En sonunda bir e-mail gönderdiler. Şöyle yazmışlardı: "müttefiklerimiz bize cevap vermiyor".

Onların müttefikleri kim? Türkiye devleti mi, yoksa kendi vatandaşı mı?

Birde dalga geçer gibi, "bol şanslar" dilemişler. Bir devlet düşünün ki, tutuklu olan vatandaşına "bol şanslar" diliyor.

Neden? Çünkü Türkiye'de hapishanelerde, karakollarda neler olup bittiğini çok iyi biliyorlar.

Burada çok açık bir şekilde Fransa ve Türkiye faşizmi arasında işbirliği var.

İSPANYA: İspanya devleti de İtalyan ve Fransız devletinden farklı tavır sergilememiş.

 

Heyet üyelerinin vatandaşı oldukları sahip çıkan tek ülke RUSYA oldu. Rusya gerçekten ilgilendi ve kendi vatandaşının sağ selim ülkesine geri dönmesini sağladı.

Türkiye heyet üyelerine zorla, "ülkeyi kendi rızamla terk ediyorum" diye bir belge imzalattı.

Heyet üyeleri içinden Fransız vatandaşı olan hiç bir şeye imza atmayı kabul etmedi. Böylesine direnince, ona İŞKENCE YAPTILAR.

Ona bir deli yeleği geçirip, ellerini, kollarını, bacaklarını kelepçeleyip, mütamadiyen dayak attılar.

Ancak bütün sözel ve fiziksel şiddete rağmen onun iradesini kıramadılar. Sonunda imza attırmayı başaramadan sınır dışı etmek zorunda kaldılar.

BÜTÜN DÜNYA KUYU TİPLERİNİ DUYDU

Türkiye devleti, kuyu tipleri ile ilgili yerinde araştırma yapmak isteyen heyeti apar topar gözaltına alıp, sınırdışı ederek susturmak istedi. Kuyu Tipleri ile ilgili korkunç gerçeklerin kimsenin öğrenmemesini istediler.

Ancak böylesine abartılı bir tepki göstererek, tam tersini elde ettiler.

Özellikle Rusya ve İtalya'da büyük yankı uyandırdılar. Ancak Belçika, İtalya, İspanya, Fransa, Portekiz, Yunanistan, Avusturya gibi çok Avrupa ülkelerinde haber oldu. Ancak o güne kadar muhtemelen SRY hapishaneleri ile ilgili hiç bir şey duymamış olan ülkelerde böylelikle duymuş oldu:

Kanada, Namibia, Çin, Kongo, Latin Amerika, Lübnan, Endonezya, Singapur, Pakistan basınlarında haber çıktı.

HEYET MİSYONUNU YERİNE GETİRDİ

Heyet apar topar gözaltına alınıp, sınır dışı edildiği için, programını tamamlayamadı.

Bundan dolayı belki doğrudan Kuyu Tipi Hapishaneleri ile ilgili ancak HHB'de toplayabildikleri kadar sınırlı bilgi toplayabildiler.

Ancak Türkiye faşizmin gerçekliğini bütün çıplaklığı ile görmüş oldular. Türkiye devleti gerçekleri saklamak, gizlemek, heyet üyelerini susturmak isterken, onları çok daha duyarlı kıldı. Ve dünya basınında gündem olmasını engelleyemedi.

Böylelikle en genel anlamda başarılı bir heyet çalışması oldu. 



1-) 30 Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 212. Gününde

2-) 30 Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 212.Gününde

3-) 18 Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 192.Gününde

4-) 15 Ekim 2025; Doğan Karataştan: 135. Gününde

5-) 15 Aralık 2025: Ahmet Yıldız 74. Gününde

6-) 29 Ocak 2026; Tuğçenur Özbay: 30. Gününde

 

Özgür Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde Direniyor!

Kuyu Tiplerine Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!

2 Yıl 7 Aydır Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!

 

DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!

ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR

 

 

Kuyu Tipi Hapishanelerin

Kapatılması İçin Devam Eden Direnişlerimiz

 

1-) 30 Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 212. Gününde

2-) 30 Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 212.Gününde

3-) 18 Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 192.Gününde

4-) 15 Ekim 2025; Doğan Karataştan: 135. Gününde

5-) 15 Aralık 2025: Ahmet Yıldız 74. Gününde

6-) 29 Ocak 2026; Tuğçenur Özbay: 30. Gününde

 

Özgür Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde Direniyor!

Kuyu Tiplerine Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!

2 Yıl 7 Aydır Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!

 

DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!

ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR

 


Erdem Varan'ın kızları Betül ve Bergün için Hollanda Parlamentosu'nun önünde başlattığı eylemimiz 42'inci haftasındayız.

Her paylaşımımızın en az onbinlerce kez görüntülendiği Instagram hesabımız kapatılmıştır. X'te Hollanda gündemi hesabımız hâlâ aktiftir.

Erdem Yoldaşımız Rahatsızlığı Dolayısıyla Bu Hafta Açıklama Yapmamıştır.

Grup Yorum Halktır, Susturulamaz!

Hollanda Halk Cephesi








Yunanistan Halk Cephesi, Atina Aleksandras Caddesinde yer alan  Prosfiğika İşgal Evlerinin yıkılmaması için imza kampanyasında yer aldı. 23 Şubat 2026 Pazartesi günü Aristotelis’in Ölüm Orucunun 19. gününde Ön Blok önünde açılan imza masasında bildiri dağıtımı yapıldı, imza toplandı. Yunanistan Halk Cephesi'nden iki ekibin katıldığı eylem 5 saat sürdü.

Yeni sömürge ülkelerde devletler emperyalizmle işbirliği ile halka saldırır, halklar ise dayanışma ile güçlenir, ayakta kalır.

Atina - Prosfiğika İşgal Evlerine Yönelik Tahliye Saldırısına Karşı Ölüm Orucu Direnişinin 12. gününde olan Aristoteli Hanci (Αριστοτέλη Χαντζή =  Aristoteli Chantzi)’in direnişinin yanında olduk.

Aristoteli Hanci (Αριστοτέλη Χαντζή -  Aristoteli Chantzi) neden Ölüm Orucuna başladı?

Yunanistan Atina’da mültecilerin oturduğu işgal evlerine yönelik, Yunan devletinin tahliye kararına karşı Aristoteli Hanci (Αριστοτέλη Χαντζή), yaşamı savunmak için talepleri kabul edilene kadar ölüm orucu direnişi yapacağını duyurdu

 Son on yıl içinde, devlet ve hükümet Prosfiğika’yı tahliye edip yağmalamaya dördüncü kez teşebbüs ediyor. Her seferinde direnişle cevap bulan bu saldırılara karşı İşgal Topluluğu tarafından direnişle cevap verileceği açıklandı.

Prosfiğika (Προσφυγικών) – İşgal Evleri, Yunanlar, sığınmacılar ve göçmenlerden oluşan, 50’si çocuk olmak üzere 400’den fazla kişinin yaşadığı bir topluluktur. Miçotakis iktidarı Prosfiğika’yı hem yok etmek istediği bir politik düşman hem de yağmalayıp sömürmeyi hayal ettiği bir ekonomik değer olarak görmektedir.

Bu politikayı ülkemizde ‘’kentsel dönüşüm’’ adı altında yürütülen, halkın evlerine, arazilerine el koyma saldırılarından biliyoruz. Bir avuç inşaat tekelinin çıkarları için halk yaşadığı evlerden çıkarılıyor, şehir dışına sürgün ediliyor veya açıkta bırakılıyor. Amaç, halkın konut sorununu çözmek değil, tekellerin aç gözlerini doyurmaktır. Yunanistan’da da aynı durum geçerlidir. İşgal evlerinin ranta açılıp tahliye edilmesine karşı ölüm orucundaki  Prosfiğika Hareketinin direnişini selamlıyoruz.

İşgal Evlerinin Tahliyesine Karşı Ölüm Orucuna Başlayan Aristoteli Hanci’nin Talepleri:

Attika Bölgesi Tarafından Sözleşmenin Derhal İptal Edilmesi.

Tüm “Prosfiğika” (Mülteci Evleri) Sakinlerinin; Evlerinde, Yaşadıkları Yerde Ve Sosyal, Kültürel Ve Organik Olarak Bağ Kurdukları Bu Bölgede Kalmaları.

“L. Alexandras Mülteci Evleri Sakinleri Ve Dostları” Adlı Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluş (A.M.K.E.)

Tarafından, Mülteci Evlerinin Restorasyonu İçin Kendi Finansmanlarıyla Somut Garantiler Verilmesi!

Mülteci Evlerinin “Kentsel Dönüşümü” İçin Kamu Parasından Tek Bir Euro Bile Harcanmasın!








 

 


 

Kuyu Tipi Hapishanelerin

Kapatılması İçin Devam Eden Direnişlerimiz

 

1-) 30 Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 211. Gününde

2-) 30 Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 211.Gününde

3-) 18 Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 191.Gününde

4-) 15 Ekim 2025; Doğan Karataştan: 134. Gününde

5-) 15 Aralık 2025: Ahmet Yıldız 73. Gününde

6-) 29 Ocak 2026; Tuğçenur Özbay: 29. Gününde

 

Özgür Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde Direniyor!

Kuyu Tiplerine Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!

2 Yıl 7 Aydır Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!

 

DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!

ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR


 

Kitap Adı: Katil Halk Düşmanı ABD’nin Örgütlediği Darbeler

Yayınevi: Boran Yayınevi

Basım Tarihi: ŞUBAT 2026 2. BASKI

 

 

 

 

Katil Halk Düşmanı ABD’nin Örgütlediği Darbeler

 

350 DARBE GİRİŞİMİ 93 İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİ

AMERİKANCI DARBELER DE YENİLİR! ÖRGÜTLÜ HALK YENİLMEZ!

BU KİTAP: KATİL, HALK DÜŞMANI ABD'NİN ÖRGÜTLEDİĞİ DARBELER KİTABININ GÜNCELLENEREK ÖZETLENMİŞ HALİDİR.

 

OKUYALIM, OKUYATIM...

 

Kitabını İndirmek İçin Tıklayınız

 

Halkın Sesi Kütüphanesi İçin Tıklayınız

 

ÖNSÖZ

Amerikan emperyalizmi her kıtada 1945'den günümüze kadar bilinen 350 darbe girişimi ve son olarak ABD'nin Ankara Büyük Elçisi Tom Barrack'ın açıklamasına göre 93 darbe örgütledi...

ABD ordusu 1922 yılında İngiliz ordusuyla beraber İstanbul’u işgal etmiştir. Kurtuluş Savaşına karşı çıkmış ve Türkiye’yi 1927 yılına kadar resmi olarak tanımamıştır.

ABD Emperyalizmi Türkiye’deki yönetimini darbelerle sağlama almıştır. 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerini gerçekleştirmiştir. 1971 darbesi ile bağımsızlıktan yana olan kadrolar ordu içinden ve devlet yönetiminden büyük oranda tasfiye edilmiştir. 12 Eylül darbesiyle ise hem ordu hem devlet yönetimine tamamen Amerikan kültürüyle donatılmış, ABD’ye sadakatini ispatlamış kişiler getirilmiştir. Bu darbeler ülkemizi tamamen ABD emperyalizminin yönettiği bir ülke durumuna getirmiştir. Darbelerle emperyalizm içsel bir olgu haline gelmiş, faşizm kurumsallaşmıştır.

Amerikan emperyalizminin bütün tarihi işgal, operasyon ve kanlı darbeler tarihidir. ABD, yağma ve talan olmadan ayakta duramaz. Amerikan emperyalizminin sürekli kriz içindeki çürümüş sistemini devam ettirebilmesi için yeni sömürgecilik ilişkilerine ve işbirlikçi iktidara ihtiyacı vardır. Darbeler, operasyonlar, işgaller, katliamlar olmadan Amerikan sistemi ayakta kalamaz. Amerikan emperyalizmi öyle çürümüş, gerici ve halk düşmanı bir sistemdir ki faşist cuntaları iktidara taşımış, yeni sömürge ülkelerde faşizmi kurumsallaştırıp, kontrgerilla eylemleriyle yüzbinlerce halktan insanı katletmiştir.

Bu kitapta, Amerikan emperyalizminin dünya çapında örgütlediği Amerikan darbelerini birçok boyutuyla ele aldık. ABD'nin, faşist Amerikan işbirlikçileriyle birlikte darbeleri nasıl örgütlediğini, darbelere karşı da dünya halklarının nasıl mücadele ettiğini göreceksiniz.

12 Eylül darbesinin 45. yıldönümünde hazırladığımız kitabımızı; "Cunta 45 milyon halkı teslim alamaz" diyerek direniş bayrağını yükselten 1243 DEVRİMCİ SOL TUTSAĞINA, 12 Eylül zindanlarında TEK TİP ELBİSEYE KARŞI DİRENEN 4 KARANFİL ABDULLAH MERAL, HAYDAR BAŞBAŞ, HASAN TELCİ, FATİH ÖKTÜLMÜŞ'e, TAYAD'lı ailelerimize, HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ SAVUNMASI'nın mimarı önderimiz DURSAN KARATAŞ'a adıyoruz.

SİZLER DİRENDİĞİNİZ İÇİN BİZLER BUGÜN VARIZ.

TÜM ŞEHİTLERİMİZİN ANISINA SAYGIYLA…

AMERİKAN DARBELERİ DE YENİLİR!

KAHROLSUN AMERİKAN EMPERYALİZMİ!

HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!

SAVAŞIYORUZ KAZANACAĞIZ!




 


 

-1917’DE EMPERYALİZMİ YENEBİLECEĞİMİZİ GÖSTERDİK.

-1945’TE EMPERYALİZMİN EN ŞOVEN, EN KANLI DİKTATÖRLÜĞÜ-ALMAN VE İTALYAN FAŞİZMİNİ YENDİK VE DÜNYANIN ÜÇTE BİRİNİN HARİTASININ RENGİNİ KIZILAŞTIRDIK.

-BİZ 8 MİLYAR DÜNYA HALKLARI, AMERİKAN EMPERYALİZMİNİ DE YENECEĞİZ!


21 Şubat Cumartesi günü Fransa Dev-Genç, Paris’te Zehra Kurtay’ın direniş çadırında başlayan bir gezi gerçekleştirdi. Gezide, Fransa Devrimi’nin başladığı yer olan Place de la Bastille’e gidildi. Bu meydan, öncesinde çoğu tutsağın kralın keyfi kararlarıyla tutuklanmış siyasi, aydın, ilerici ve yazar kişilerle doldurulduğu büyük bir hapishanenin bulunduğu yerdi. 14 Temmuz 1789’da halk ayaklanır ve kraliyetin keyfiliğinin simgesi olan bu hapishaneyi yıkar. Aynı zamanda halk, bu ayaklanmayı silahlı bir direnişe dönüştürmek için aynı yerde barut ve silah ele geçirir. Bastille Hapishanesi’nin yıkılması, Fransa Devrimi’nin sembolik başlangıcı olarak tarihe geçer. Bastille Meydanı’ndan geçtikten sonra, Paris Komünarlarının vurulduğu duvarın ve halkın sinemacısı Yılmaz Güney’in de mezarının bulunduğu Père Lachaise Mezarlığı’na doğru yüründü.

Paris’in Notre-Dame Katedrali ve bilinen diğer noktaları da ziyaret edildi. Günün sonunda yine tarihî bir öneme sahip olan, komünarların en son çatıştığı nokta olan Strasbourg-Saint-Denis mahallesinde, kemerin dibinde bulunan Zehra Kurtay Direniş Çadırı’nda toplanıldı. Kısa bir okuma yapılıp hep birlikte yemek yenildi.






Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.