
Tutsakların Kuyu Tipi diye tabir ettiği SRY Tipi
hapishaneleri çok tartışılıyor.
Bundan dolayı ilerici, demokrat kamuoyunun ezici kısmı
bunların kapatılmasını talep ediyor.
Çünkü bu "Yüksek Güvenlikli Hapishaneler"
tutsaklar için gerçekte bir "yüksek" çıldırtma ve zamana yayılan
katletme merkezi.
Tecritti mükemmelleştirerek, devrimci tutsakları teslim
almak istiyor.
Ancak teslim alınmak isteyen devrimci tutsaklar direnme
hakkını kullanarak, ellerindeki tek silahı olan bedenlerini kullanarak, süresiz
açlık grevi yapıyor.
Süresiz açlık grevleri hiç kesintisiz sürüyor. Çünkü Kuyu
Tipi saldırısı kesintisiz bir şekilde sürüyor.
Böylesi yaygın direnişler yaşandığı bir hapishane
Türkiye'nin sınırlarını aşarak, ilerici ve demokrat örgütlerin, STK'ların
gündemine girdi.
Bundan dolayı, uluslararası bir heyet 18-22 Şubat
tarihlerinde Kuyu Tiplerini yerinde incelemek istedi.
Bu incelemeler yapıldıktan sonra, heyet üyeleri gözlemleri
ve izlenimleri ile ilgili birer rapor hazırlayacaklardı.
7 kişilik heyet 5 ülkeden geliyordu: İspanya, İtalya, Rusya,
Belçika ve Fransa.
Heyetin içinde gazeteci, avukat, akademisyen ve örgüt
temsilcileri vardı.
Avukat olan heyet üyesi Türkiye'ye gelmeden önce, tutuklu
meslektaşları av. Aytaç Ünsal ve Behiç Aşçı'yı hapishanede ziyaret etmek için
vekalet almıştı.
SINIR DIŞI MERKEZİNDE KÖTÜ MUAMELE
Bir ülke ile ilgili bilgi ve veri toplamak hem uluslarası
hukuk tarafından temin edilmektedir. Ayrıca Türkiye'de anayasa güvencesi altına
alınmış bir haktır.
Heyet'in programında Tabipler Birliği, İstanbul Barosu,
TAYAD, HHB gibi STK'ları ziyaret etmek, gazeteciler ile konuşmak vardı.
Ancak heyet daha Türkiye'ye geleli 24 bile olmamıştı ve daha
programındaki ilk ziyaret noktası olan HHB'yi ziyaret edebilmişti ki,
bürodan çıkar çıkmaz sokakta gözaltına alındılar.
Heyet üyelerine neden gözaltına alındıkları belirtilmedi.
Arnavutköy'deki sınır dışı merkezine getirildiler.
Heyet üyeleri çok kötü şartlar altında tutuldu.
Kendilerine su verilmedi, yemek verilmedi, tuvalet imkanı
tanınmadı.
Heyetin erkek üyelerine plastik kelepçe takarak, ters
kelepçe yaptılar.
İçlerinde hiç birinin türkçe bilmemesine rağmen, kendilerine
tercüman temin edilmedi.
Onlara hukuki destek vermek üzere gelen avukatlar ile
görüşmelerine izin verilmedi.
Ülkelerinin konsolosluklarına haber vermelerine izin
verilmedi.
Polisler heyet'e yurtdışına çıkana kadar sürekli bağırdılar,
çağırdılar, el kol işareti yapıp, sindirmeye çalıştılar.
Heyet polislerin söylediklerini anlamadılar, ama
"terörizm" kelimesini anladılar.
Yerinde araştırma Türkiye polisine göre terörizm olduğu
anlaşıldı böylikle.
NATO ÜLKELERİNİN TÜRKİYE FAŞİZMİ İLE İŞBİRLİĞİ TESCİLLENDİ
Gözaltı haberi duyulur duyulmaz, heyet üyelerinin kendi
ülkelerindeki yoldaşları ve aile fertleri İstanbul'daki konsoloslukları
aradılar. Ancak Rusya'dan gelen temsilcisi hariç hepsi NATO ülkelerinden
geliyordu.
Ve onlar Türkiye faşizmi ile işbirliğini ve ortaklığını çok
net gösterdiler.
İTALYA: Heyet üyelerinden İtalyan vatandaşı olan bir
gazeteci, diğerleriyle HHB'de değildi. Bundan dolayı onlarla gözaltına
alınmadı. Ancak pasaportuna tahdit konulduğunu öğrendi. Buna hiç anlam
veremediği için, İstanbul'daki İtalya Konsolosluğuna gitti.
Konsoluğun tavrı onu hayretler içine düşürdü: İçeriye
almadılar. "Sen şu anda serbestsin, bir sorun yok. Eğer tutuklanırsan,
bizi gene ararsın" denildi.
FRANSA: Fransız devleti, büyükelçiliği hiç bir şey yapmadı.
Sırf onlarla iletişime geçebilmek için dahi, bir avukat
tutuldu.
Avukat büyükelçiliği defalarca aradı. Kendi vatandaşına
sahip çıkmamak için, bin bir türlü bahane üretti.
Fransız Büyükelçiliğin verdiği cevap Fransa adına tam bir
utanç belgesi:
"Biz Ankara'dayız, herşey İstanbul'da cereyan etmiş.
Burası İstanbul'a çok uzak. Türk polisi bize bilgi vermiyor. Türkiye'de çok
Fransız tutuklu ve biz hiç haber alamıyoruz. "
En sonunda bir e-mail gönderdiler. Şöyle yazmışlardı:
"müttefiklerimiz bize cevap vermiyor".
Onların müttefikleri kim? Türkiye devleti mi, yoksa kendi
vatandaşı mı?
Birde dalga geçer gibi, "bol şanslar" dilemişler.
Bir devlet düşünün ki, tutuklu olan vatandaşına "bol şanslar"
diliyor.
Neden? Çünkü Türkiye'de hapishanelerde, karakollarda neler
olup bittiğini çok iyi biliyorlar.
Burada çok açık bir şekilde Fransa ve Türkiye faşizmi
arasında işbirliği var.
İSPANYA: İspanya devleti de İtalyan ve Fransız devletinden
farklı tavır sergilememiş.
Heyet üyelerinin vatandaşı oldukları sahip çıkan tek ülke
RUSYA oldu. Rusya gerçekten ilgilendi ve kendi vatandaşının sağ selim ülkesine
geri dönmesini sağladı.
Türkiye heyet üyelerine zorla, "ülkeyi kendi rızamla
terk ediyorum" diye bir belge imzalattı.
Heyet üyeleri içinden Fransız vatandaşı olan hiç bir şeye
imza atmayı kabul etmedi. Böylesine direnince, ona İŞKENCE YAPTILAR.
Ona bir deli yeleği geçirip, ellerini, kollarını,
bacaklarını kelepçeleyip, mütamadiyen dayak attılar.
Ancak bütün sözel ve fiziksel şiddete rağmen onun iradesini
kıramadılar. Sonunda imza attırmayı başaramadan sınır dışı etmek zorunda
kaldılar.
BÜTÜN DÜNYA KUYU TİPLERİNİ DUYDU
Türkiye devleti, kuyu tipleri ile ilgili yerinde araştırma
yapmak isteyen heyeti apar topar gözaltına alıp, sınırdışı ederek susturmak
istedi. Kuyu Tipleri ile ilgili korkunç gerçeklerin kimsenin öğrenmemesini
istediler.
Ancak böylesine abartılı bir tepki göstererek, tam tersini
elde ettiler.
Özellikle Rusya ve İtalya'da büyük yankı uyandırdılar. Ancak
Belçika, İtalya, İspanya, Fransa, Portekiz, Yunanistan, Avusturya gibi çok
Avrupa ülkelerinde haber oldu. Ancak o güne kadar muhtemelen SRY hapishaneleri
ile ilgili hiç bir şey duymamış olan ülkelerde böylelikle duymuş oldu:
Kanada, Namibia, Çin, Kongo, Latin Amerika, Lübnan,
Endonezya, Singapur, Pakistan basınlarında haber çıktı.
HEYET MİSYONUNU YERİNE GETİRDİ
Heyet apar topar gözaltına alınıp, sınır dışı edildiği için,
programını tamamlayamadı.
Bundan dolayı belki doğrudan Kuyu Tipi Hapishaneleri ile
ilgili ancak HHB'de toplayabildikleri kadar sınırlı bilgi toplayabildiler.
Ancak Türkiye faşizmin gerçekliğini bütün çıplaklığı ile
görmüş oldular. Türkiye devleti gerçekleri saklamak, gizlemek, heyet üyelerini
susturmak isterken, onları çok daha duyarlı kıldı. Ve dünya basınında gündem
olmasını engelleyemedi.
Böylelikle en genel anlamda başarılı bir heyet çalışması
oldu.