AÇIKLAMALAR
[açıklamalar][column2]
Tam da bunları teşhir etmek için
açılacaktı o çadır. Ne Alman halkının ne de Almanya da yaşayan halkların,
gençlerin gerçekleri görmesini istemiyorlar. Bunun korkusudur bu.
Alman polisi diyor ki, ben
istediğimi yaparım, yasaları çiğneyebilirim, seni terörist ilan ederim, 129
yasası gibi faşist bir yasadan yargılarım ama sen bunu söyleme, teşhir etme.
Sineye çek, otur. NSU gibi Nazileri korurum, cinayetlerini örtbas ederim. Onlar
o kadar da tehlikeli değil. Yani dünya halklarına Faşizm gibi kanlı bir
yönetimi getirenler, halkları sırf milliyetlerinden dolayı bile fırınlarda
yakanlar, kurşuna dizenler, onlardan sabun yapanların yolunda gidenler daha az
tehlikeli! Öyle mi?
Hayır değil! Bizde buna izin
vermeyeceğiz!. Bizi keyfi olarak Terörist ilan etmenizi, derneklerimizi,
kurumlarımızı, şarkılarımızı, insanlarımızı kriminalize etmenizi sineye
çekmeyeceğiz!
Bunlara boyun eğmeyeceğiz ve
gerçek yüzünüzü anlatacağız!
Ve bunda ne kadar haklı
olduğumuzun kanıtıdır bu yasağınız!
Alman polisinin bu yasakları, buna
görüntüde bile tahammül edememesi gayrı meşruluğunu gösterir. Biz,
“höt”denildiğinde korkanlardan değil, dünya halklarının direnerek kazandığı tüm
hakların takipçisi, devamcısı ve gasp edilmesi önünde engel olan devrimcileriz!
Ve gerektiğinde direnme hakkımız
içinde direnenleriz!
Bundan kimsenin kuşkusu olmasın!
Almanya da ve Avrupa da olan tüm halklarımız!
Alman polisinin bu keyfiliği
sadece devrimcileri değil Almanya'da yaşayan tüm halkları ilgilendirir. Bu gün
bizi oturum haklarımızla tehdit edenler, her alanda Irkçılığı körükleyip,
göçmen halkların katledilmesine çanak tutanlar aynı merkezden besleniyor. Eli
kanlı NSU sanıklarını koruyup kollayan, katlettiği insanların ailelerine
davalar açıp onları süründüren işte bu bakış açısıdır. Bir ev tutarken bile
ırkçılıkla karşılaşıyoruz. Okuduğumuz okulda ırkçılıkla karşılaşıyoruz.
Emeğimizle yaşadığımız ülkede, haklarımızı eşit koşullarda kullanamıyoruz. En
fazla bürokrasisi olan sözde çok kurallı olan Almanya da kurallara, yasalara
BKA’nın Verfassungsschutz un uyması gerekmiyor. O nedenle de biz yasalarda olan
haklarımızın garantisi için bile direnmek zorundayız. Direnenlerin yanında saf
tutmak zorundayız.
Bizi kendiyle eşit görmeyenlerin
bizim haklarımızı koruduğunu söylemesi yalandan başka bir şey değildir.
Bu yalanlara karşı da direneceğiz!
Daha direniş başlamadan direnişe
saldırmak bize ne anlatır;
Birincisi; zaten haksız
olduklarını bildiklerini,
İkincisi; Gerçeklerden çok
korktuklarını gösterir.
Onların korkularını büyütmeye,
gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz.
Herkesi de devrimciler yanında
kendi haklarını korumaya çağırıyoruz!
BASKILAR, YASAKLAMALAR BİZİ
YILDIRAMAZ!
DEMOKRATİK HAKLARINI KULLANMAK SUÇ
DEĞİL ENGELLEMEK SUÇTUR!
BKA VE VERFASSUNGSSCHUTZ
KAPATILSIN!
DEVRİMCİLERLE DEĞİL, HER GÜN ARTAN
IRKÇILARLA UĞRAŞIN!
DEVRİMCİLİK SUÇ DEĞİL GÖREVDİR!
HALKIZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!
ALMANYA HALK CEPHESİ
Kuyu Tipi Hapishanelerin
Kapatılması İçin Devam Eden Direnişlerimiz
1-) 30
Temmuz 2025; Tahsin Sağaltıcı 232. Gününde
2-) 30
Temmuz 2025; Gürkan Türkoğlu 23.Gününde
3-) 18
Ağustos 2025; Hüseyin Özen: 213.Gününde
4-) 29 Ocak
2026; Tuğçenur Özbay: 50. Gününde
5-) 9 Mart
2026; Oktay Kelebek 11.Gününde
Özgür
Tutsaklarımız, Emperyalizmin Saldırıları Karşısında Direniş Hattında En Önde
Direniyor!
Kuyu Tiplerine
Götürüldükleri Mart 2020’den Bu Yana Direnen Özgür Tutsaklarımızın İzindeyiz!
2 Yıl 7 Aydır
Aralıksız Bedenleriyle, Açlıklarıyla, Onurlarıyla Emperyalizmin ve Faşizmin
Saldırıları Karşısında Direnen Özgür Tutsaklarımızı Selamlıyoruz!
DİRENENLER KAZANIR, DİRENMEYENLER KAYBETMİŞTİR!
ÖZGÜR TUTSAKLARIMIZ EMPERYALİZMİN TESLİM ALMA TECRİT İLE
TESLİM ALMA SALDIRILARINA KARŞI DİRENEN TEK GÜÇTÜR
BKA, BFV,
BND’NİN YASADIŞI İZLEME, TAKİP, TACİZ FAALİYETLERİNE SON VERİLMESİ TALEBİYLE
YAPILMAK İSTENEN ÇADIR EYLEMİ YASAKLANDI.
EYLEM YASAĞINA
GEREKÇE OLARAK 129a/b SORUŞTURMALARININ GÖSTERİLMESİ, HAKLARINDA HİÇBİR HÜKÜM
BULUNMAYAN KİŞİLERİN “ÖRGÜT ÜYESİ” İLAN EDİLMESİ, MASUMİYET KARİNESİNİN AÇIKÇA
İHLAL EDİLMESİDİR VE SUÇTUR.
ALMAN DEVLETİ
BU SUÇLARI İŞLEMEKTEN, YASAL-DEMOKRATİK FAALİYETLERİ TERÖRİZE ETMEKTEN VE
DEMOKRATİK HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ GASP ETMEKTEN VAZ GEÇMELİDİR!
Almanya’da
Federal Kriminal Dairesi (BKA), Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) ve
Federal İstihbarat Servisi'nin (BND) Türkiyeli devrimcilere yönelik yürüttüğü
yasadışı takip, izleme ve taciz faaliyetlerinin durdurulması talebiyle bugün
(18 Mart 2026) başlatılmak istenen ve önceden tüm izinleri alınmış olan
yasal-demokratik eylem, bizzat bu istihbarat örgütlerinin müdahalesiyle
yasaklandı.
Yasaklama
kararına gerekçe olarak, eylemi düzenleyen kişiler hakkında meşhur 129b yasası
kapsamında devam eden "soruşturmalar" gösterilmiş; bu kişilerin
"örgüt üyesi" olduğu ve "örgüt üyeleri tarafından yapılacak bu
eylemin iç güvenlik için tehdit oluşturduğu” iddia edilmiştir. Alman makamları;
BKA ve BfV gibi istihbarat örgütleri, haklarında kesinleşmiş hiçbir yargı
kararı bulunmayan kişileri peşinen "örgüt üyesi" ilan ederek evrensel
hukukun en temel ilkesi olan “masumiyet karinesini” ayaklar altına almış ve
açıkça suç işlemiştir. BKA, BfV ve BND gibi kurumların kendi yasadışı
faaliyetlerinin (yasadışı izleme ve fişleme) teşhir edilmesinden duydukları
korku, onları daha büyük bir hukuksuzluğa itmiştir. Bu karar, yasal ve
demokratik faaliyetleri "kriminalize" ederek yasal-demokratik
hakların kullanımını kriminalize etmek, devrimci-demokratik mücadeleyi ve tüm
toplumsal muhalefeti terörize etme stratejisinin bir parçasıdır. Demokratik bir
eylemin "iç güvenliği tehdit ettiği" iddiası, demokratik hak ve
özgürlükleri yok etmek; muhalif sesleri susturmak için kullanılan bayat bir
söylemdir.
BKA, BfV, BND
gibi örgütlerin yasadışı izleme, takip, taciz faaliyetleri ve Alman ceza
kanunundaki 129a ve 129b maddeleri (anti-terör yasaları) uzun süredir Türkiyeli
devrimcilere ve tüm ilerici güçlere karşı bir "hukuk terörü" aracı
olarak kullanılmaktadır. Bu maddeler aracılığıyla oluşturulan "özel
yargılama usulleri", savunma hakkını kısıtlamakta ve siyasi davaları birer
cezalandırma operasyonuna dönüştürmektedir.
129a/b
yasalarıyla uygulanan hukuk terörünün, yasal demokratik faaliyetlerinin
kriminalize edilmesinin; BKA, Anayasayı Koruma Örgütü ve BND gibi istihbarat
örgütlerinin yasadışı izleme, takip ve taciz faaliyetlerinin ve işledikleri
diğer suçların teşhir edilmesinden korkan Alman devleti demokratik bir eylemi
yasaklayarak, demokratik hakların kullanımını bir kez daha kriminalize ederek
gerçek yüzünü bir kez daha göstermiş, “demokratik bir hukuk devleti” olduğu
iddiasının pratikte karşılı olmadığını bir kez daha ortaya koymuştur.
Alman
devletinin bu keyfiliğine, bu yasadışılığına karşı temel hak ve özgürlüklerin
savunulması için mücadele edilmeli, bu mücadeleye destek verilmeli, mücadele
büyütülmelidir.
BKA, BfV,
BND'nin yasadışı takip ve izleme faaliyetleri yasaklansın!
129a/b
yasalarıyla uygulanan hukuk terörüne son verilsin!
Masumiyet
karinesini yok sayan, demokratik hak ve özgürlükleri gasp eden bu keyfi eylem
yasağına son verilsin!
HALKIN HUKUK
BÜROSU ENTERNASYONAL BÜRO
Yapılan açıklamada;
“Emperyalizm Kuyu Tipi Hapishanelerle Devrimcileri Teslim
Almak İstiyor, Devrimci Tutsaklar Direniyor.
Emperyalistler ve onların işbirlikçisi olan Türkiye
oligarşisi, Anadolu topraklarında devrimciliği yok etme kararı aldılar. Bu
kararlarını gerçekleştirebilmek için 2000’li yılların başında F Tipi
hapishaneleri açtılar. F Tipi hapishanelere karşı yürüttüğümüz direniş ile bu
saldırıyı boşa çıkardık. 122 şehitle emperyalizmin bu politikasına direnerek,
devrimci düşünceyi ve iradeyi yaşattık, devrimciliğin yozlaştırılarak
düzeniçileştirilmesini engelledik.
Türkiye oligarşisi, emperyalizmin çizdiği politika ve
programlar dahilinde devrimcilere saldırmaktan hiç vaz geçmedi. Aksine önce
devrimcileri teslim almak, sonra da tüm halkı susturmak için politika ve
saldırılarını sürdürdüler.
Devrimci tutsaklar halkın en direngen, ideolojik olarak en
sağlam, en diri, en coşkulu yanını oluşturuyorlar. Bu nedenle de saldırılar
devrimci tutsaklar üzerinde yoğunlaşıyor. Önce adaletsiz yargılamalarla
tutukluyor, sonra hapishanelerde tecrit ve işkence ile teslim almaya
çabalıyor.
Kuyu Tiplerine karşı da direniyoruz, F Tiplerine karşı nasıl
direndiysek, Kuyu Tiplerine karşı da öyle direniyoruz. Bedenlerimizle,
açlığımızla, dayanışmayı örgütleyerek, mücadeleyi büyüterek direniyoruz.
Ayrıca yüzde 96 engelli hasta tutsak İrfan Yılmaz’ın haksız
hukuksuz bir şekilde tutsak edildiği de anlatıldı. İrfan Yılmaz hapishane
koşullarında tek başına en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumdadır
ve bir an önce serbest bırakılmalıdır.” Denildi.
Tüm halkımızı süresiz açlık grevindeki Özgür Tutsakları sahiplenmeye
destek açlık grevleri yapmaya çağırıyoruz.
15 Mart Pazar günü Paris Gençlik Merkezi’nde “Gençlik Gelecektir” buluşması gerçekleştirildi.
Buluşmada
mangal yapıldı; kelime bulma ve kurt gibi kolektif oyunlar oynandı. Ardından
sohbet edildi. Ayrılmadan önce tiyatro ve sanat üzerine konuşuldu ve haftalık
tiyatro çalışmaları yapmaya karar verildi. İlk çalışma eğlenceli bir şekilde
aynı akşam gerçekleştirildi.
8 farklı
canlandırma ile (sovyet kadını, grup yorum emekçisi, köylü, madenci, tek tip, direnişçi,
joe hill) badananın sembolik önemi anlatıldı. Defileye yaklaşık 60 kişi
katıldı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü için defileye katılan kadın
izleyicilere kırmızı bandanalardan hediye edildi. Defile de emperyalizme karşı
dik duruş sergileyen İran halkı için Grup Yorum’dan Haklıyız Kazanacağızı söylenerek
bitirildi.
Yıldız Moda
Atölyesi Hesaplarını Takip Edelim, Ettirelim
İnstagram:@yildizmodatolyesi
Twitter:@yildizmodatolye
AEC Fransa 17
Mart tarihinde şu anda herkese ucu dokunan, yakıcı bir sorun olan İran konusu
üzerine Paris'de bir söyleşi düzenledi.
Söyleşiye
Türkiye'liler ve Fransızlar ortaklaşa katıldılar.
Söyleşi AEC
Fransa ve direniş çadırı ortaklaşa düzelendi.
Büyük bir
ilgiyle izlenen söyleşi çok verimli geçti.
Bu tür
bilgilendirme ve tartışma etkinlikleri Paris’te devam edecek.
Bir dahaki
panel Afrika ile ilgili olacak.
Alman Emperyalizminin Hukuksuz Yasaklarına Karşı Bochum’a
Doğru Yola Çıkıldı!
18 Mart Dünya Siyasi Tutsaklara Özgürlük gününde Almaya’nın
Bochum şehrinde BKA ve Anayasayı Koruma Örgütünün keyif uygulamalarına karşı
başlatılacak çadır direnişinin çadırını yasakladı.
Çadırı Sahiplenmek İçin Yola Çıkıldı Ve Tüm Halkımız
Çadıra Çağırıldı.
Erdem Varan'ın, kızları Betül ve Bergün için Hollanda
Parlamentosu'nun önünde başlattığı eylemimizin 45'inci haftasında
Grup Yorum Halktır, Susturulamaz!
BfV VE
BND (ALMANYA İÇ VE DIŞ İSTİHBARATI) KAPATILSIN!
BKA’NIN
HUKUK DIŞI İZLEME/TAKİP FAALİYETLERİNE SON VERİLSİN!
BKA BFV
VE BND KOMÜNİZME KARŞI, NATO KARARLARIYLA, NAZİLER TARAFINDAN KURULMUŞTUR…
1919
ALMAN İŞÇİ SINIFI DEVRİMİ SONRASI, DEVRİM KORKUSU NEDENİYLE KURULMUŞTUR…
YANİ BKA
VE BFV, SOSYALİSTLERE DÜŞÜNCELERİ NEDENİYLE DÜŞMANDIRLAR!
BU
NEDENLE DEVRİMCİ VE SOSYALİSTLERİN MAHKEMELERİNDE, BU KURUMLARIN HAZIRLADIĞI
RAPORLAR KANIT OLAMAZ!
HUKUK’DA
TANIK TARAFSIZ OLMALIDIR,
OYSA BKA
BAĞIMSIZ NÖTR DEĞİL, TARAFTIR.
SUÇLUYU
BELİRLER VE TANIKTAN SANIĞA DEĞİL, SANIKTAN DELİLE ULAŞMAYA ÇALIŞIR.
BU
NEDENLE, GİZLİ SERVİS ÇALIŞANLARININ MAHKEMELERDE TANIK OLARAK DİNLENİLMESİNİ
KABUL ETMİYORUZ, AKSİNE NAZİLERİ KORUDUKLARI VE DEVRİMCİLERE İFTİRA ATTIKLARI
İÇİN, TANIK DEĞİL, SANIK OLMALILAR!
SORUYORUZ:
ANAYASA MAHKEMESİNİN OLDUĞU BİR ÜLKEDE GİZLİ SERVİSLERE NEDEN GEREK DUYULUR?
SOLİNGEN,
NSU VE HANAU GİBİ IRKÇI KATLİAMLAR BİZZAT GİZLİ SERVİSLER TARAFINDAN
ÖRGÜTLENMİŞ, YA DA MÜDAHALE EDİLMEMİŞTİR. BU DURUM MAHKEMELER VE FEDERAL MECLİS
TARAFINDAN DEFALARCA BELGELENMİŞTİR!
IRKÇI
KATLİAMLARIN BAŞ SORUMLUSU ANAYASAYI KORUMA ÖRGÜTÜ DERHAL KAPATILSIN!
KAPATILMADIKLARI
HERGÜN, EKONOMİK KRİZ ALTINDA OLAN ( MÜNİH GÜVENLİK KONFERANSINDA DEVLET
AÇIKLADI) ALMANYA’DA GÖÇMENLER VE ALMAN HALKINA YÖNELİK YENİ KATLİAMLARIN
ÖRGÜTLEYİCİSİ OLACAKLARDIR!
NSU
DAVASINDAKİ 120 YIL GİZLİLİK KARARI KALDIRILSIN VE ANAYASAYI KORUMA ÖRGÜTÜ
CEZALANDIRILSIN!
BFV, BKA
RAPORLARI İLE CEZA ALAN TÜRKİYELİ DEVRİMCİLERİN CEZALARI İPTAL EDİLSİN, GERİYE
DÖNÜK TAZMİNAT ÖDENSİN!
DEVRİMCİ
MÜZİK GRUBU GRUP YORUM’UN KONSERLERİNİ DÜZENLEYENLERİ TERÖRİZE EDEN, SALON
SAHİPLERİNİ TEHDİT EDEN ANAYASAYI KORUMA ÖRGÜTÜNÜN ÇALIŞANLARI AÇIKLANSIN,
CEZALANDIRILSIN!
TEMEL
HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER DERNEĞİNE SABAHA KARŞI, SİLAHLI VE MASKELİ BASKIN
DÜZENLEYEN, AVUKAT HAKKINI TANIMAYAN VE TANIKSIZ ARAMA YAPAN, BKA POLİSLERİ
AÇIKLANSIN VE CEZALANDIRILSIN!
Gizli servislerin faaliyetleri ve amacı nedir, ne zaman,
kime karşı kurulmuştur?
İki
sınıf vardır; ezen ve ezilen; Burjuvazi ve Proletarya. BKA, BFV ve BND gibi
Gizli Servisler de hangi sınıfa aitse o devlet aygıtının parçasıdır.
Devlet,
"egemen sınıfın bir baskı aracı" olarak tanımlanır. Bu baskı aygıtı,
"özel silahlı adam birliklerinden" (polis, ordu, hapishane memurları)
oluşur.
YANİ
GİZLİ SERVİSLER BAĞIMSIZ NÖTR TARAFSIZ DEĞİLLERDİR, TARAFTIRLAR.
Gizli
servisler, sınıf savaşımında, burjuvazinin, hukukun sınırlarını aşmak zorunda
kaldığı noktada başvurduğu özel kuvvetlerdir, ideolojik olarak şekillenmiş
egemen sınıfın örgütlenmeleridir.
BFV,BND ve BKA, NATO’ya GİREBİLMEK İÇİN ZORUNLU OLARAK
KURULMUŞTUR!
NATO Nedir?
Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü NATO; “Komünizm
tehlikesi” ne karşı Avrupa ve Kuzey Atlantik ülkelerini, yani kapitalist
dünyayı savunmak adına 4 Nisan 1949’da
kurulmuştur.
NATO’YA GİRMENİN ÖN KOŞULU GİZLİ SERVİSLERİNİ
OLUŞTURMAKTIR!
Karar maddesi aynen şöyle; “NATO’ya üye olan devlet, komünizme karşı mücadele edecek devlet
kuruluşunu oluşturmak zorundadır. Bu örgütte yer alacak kadroları gizli
tutulacak, gizlilik içinde çalışacaktır.”
Bu maddeye bağlı olarak NATO üyesi ülkelerde kontrgerilla
örgütlenmeleri ve Gizli servisler kurulur. Aynı zamanda NSU gibi faşist Gladio
örgütleri de bu gizli servis örgütlenmelerinin bir parçasıdır.
Örneğin CIA,
İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrasında ve Soğuk Savaş yıllarının
başlarında, Nazi katillerle işbirliğiyle kuruldu.
"Lyon Kasabı" Klaus Barbie'den Hitler
istihbaratının "Sovyet Masası" şefi Reinhard Gehlen'e kadar pek çok
faşist Gestapo mensubu koruma altına alındı ve antisovyetik şebekenin çelik
çekirdeğini oluşturdular.
Gehlen, doğrudan CIA'nın kurduğu Batı Alman istihbarat
örgütü BND'nin başına getirildi, 1968 yılına kadar bu görevde operasyonlar
düzenledi.
GİZLİ
SERVİSLER, ALMAN İŞÇİ SINIFININ 1919’DA İKTİDARI ALMASININ KORKUSU İLE ŞEKİL
ALMIŞTIR!
Alman işçi sınıfı 1919 yılında, Karl Liebnecht ve Rosa
Luxemburg önderliğinde, 600-800 arası Sovyet kurmuştur. 5 ayaklanma
örgütlenmiş, iki bölgede iktidarı ele geçirilmiştir. SPD’nin büyük ihaneti
sonucu devrim nihai zafere ulaşamamıştır ama dersler çıkarılmıştır. Karl
Liebknecht , o süreci Parti’lerini geç kurmalarına bağlıyor.
Devrim korkusu, Burjuvaziyi Gizli Servisleri daha da
güçlendirmeye, onlar aracılığıyla katliamlar örgütlemeye itmiştir.
Kendilerinin, tekellerin çıkarlarına göre yasalar çıkarılmıştır. Unutmayalım
ki, Hitler de yaptığı bütün katliamları Nazi yasalarına uydurarak yapmıştır.
Çünkü Faşizm bir yasa devletidir.
BKA, BFV VE BND gibi Gizli Servisler başta alman soluna
karşı, alman devrimlerini tehdit olarak gördüğü için kurulmuş olsa da, en az 30
yıldır Almanya’da yaşayan yabancı ve özellikle Türkiyeli devrimcilere ve
devrimci örgütlere karşı hukuk dışı faaliyet yürütmektedir, onlar hakkında
rapor yazmaktadır.
BKA devrimcilere karşı faaliyetlerini nasıl örgütlüyor?
İlk önce bir veya birkaç devrimciyi hedefe alıyorlar.
Sonra onları haftalar-aylar boyunca her yerde izleyerek, “teknik takip” yaparak
ortada hiçbir suç unsuru bulunmayan demokratik faaliyetlerini -kutsadıkları
“bireyin özgürlüğünü” de ayaklar altına alarak- rapor haline getiriyor. Bunları
“suç” gibi göstermek, dosyaları kabartmak için iftiracı itirafçı arayışına
giriyor, olaylarla ilgisiz kişileri kendileriyle işbirliği yapmaya zorluyor,
onlardan tehditle ifade alıyor. İtirafçılardan, işbirlikçilerden sonuç alamazsa
Türkiye faşizminin istihbarat raporlarına başvuruyor, o da olmazsa yalanı ve
iftirayı bizzat kendisi yazıyor. Burada bilinmesi gereken, altını çizmek
istediğimiz gerçek şudur: Gizli servisler, “devleti korumak” için kurulur; ama
devletin çıkarları ile halkın yararı birbirinden kopmuşsa, korudukları halk
değil, iktidarın çıkarıdır.
YANİ
BKA; DELİLDEN SANIĞA DEĞİL, SANIKTAN DELİLE GİDİYOR…
BU
İSE HUKUKSUZDUR.
BKA için
sanık devrimcidir. Zaten anti-faşist ve sosyalist olduğu için, düşüncelerinden
dolayı baştan suçlu olarak saptanır. Sonra o sanığa deliller uydurulur, ya da
onun yaptığı her olay her iş terör eylemi olarak lanse edilir. Gizli takip, izleme ve dinlemeler ile
binlerce sayfa rapor hazırlanır ve demokratik faaliyetler suç sayılır.
Mahkemelerde de hem raporlar delil olarak kullanılır, hem de aynı gizli
servislerin polisleri tanık olarak dinlenir.
Oysa hukukta tanık tarafsız olmalı,
kişisel/kurumsal çıkarı olmamalı, olayla ideolojik bağı bulunmamalıdır.
BKA ise davanın tarafıdır (devleti temsil
eder), devrimci ve sosyalistleri önceden “tehdit” olarak tanımlar, sonucu
baştan belirlenmiş bir aktördür.
Bu dönemde BKA’nın işlevi: Komünistleri
izlemek, Örgütlenmeyi kriminalize etmek, Yargıya ideolojik malzeme üretmek.
Devletin ideolojik polisi, yargılamada tanık
değil; sanığın karşısındaki sınıf düşmanıdır.
Anti-komünist bir kurum, komünistler hakkında
tarafsız olamaz.
* BKA raporu delil değil, suçlama metnidir.
* Bu kurumların tanık olarak dinlenmesi,
hukukun değil, devletin konuşmasıdır.
* Burada yargılanan birey değil; devrimci
siyasetin kendisidir.
Mahkemelerde soruşturmayı BKA başlatır,
çerçeveyi BKA çizer, kavramları BKA belirler, savcılık çoğu zaman raporu
iddianameye çevirir. Bu, hukukta yasak olan bir şeydir: İddia makamı,
yürütmenin güvenlik birimine bağımlı olamaz. Ama pratikte: BKA = fiili savcı
Sosyalistlerle ilgili dosyalarda: niyet suç,
düşünce delil, rapor hükümdür.
Faşistlerle ilgili dosyalarda ise: ‘’ihmal
olmuş’’ , ‘’unutulmuş’’ deniliyor. Bu tesadüf değildir, olamaz.
BU NEDENLE GİZLİ SERVİS RAPORLARI MAHKEMELERDE KANIT
OLAMAZ.
BU RAPORLARDAN DOLAYI CEZA ALAN ANTİ-FAŞİSTLERİN DAVALARI
BOZULMALI VE GERİYE DÖNÜK TAZMİNAT VERİLMELİDİR. MAHKEMELERDE GİZLİ SERVİS
ÇALIŞANLARI VE BKA POLİSLERİ TANIK DEĞİL, SANIK OLMALIDIR!
SOLİNGEN, NSU, HANAU GİBİ IRKÇI KATLİAMLAR BİZZAT GİZLİ
SERVİSLER TARAFINDAN ÖRGÜTLENDİ VEYA KATLİAMLARA MÜDAHALE EDİLMEDİ!
Tek bir örnekle anlatacağız;
2000-2007 yılları arasında faşist NSU çetesi
tarafından 8 Türkiyeli, 1 Yunanlı, 1 Alman polis memuru katledilmişti. 3
bombalı saldırı, 15 den fazla banka soygunu gerçekleştiren NSU çetesi, yıllar
sonra tesadüfen bir banka soygununda yakalanmıştır.
NSU’nun ortaya çıkmasından günler sonra Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı: NSU ile
ilgili tüm dosyaları imha etti. Gerekçe
olarak ise ‘rutin işlem’ dediler.
Hukuken: Delil karartma suçtur, ama
kimse yargılanmadı. Alman devletinin yine sağ gözü kör kaldı. Bu, hukukun askıya alındığı devlet politikasıdır.
Gizli
servisler NSU’nun nasıl parçası oldu?
1-Katilleri
bilerek yakalamadılar
Bu, örgütsel suç ortaklığıdır.
Devlet kurumları “davanın konusu” olmaktan
çıkarılmıştır ve hukuki değil siyasi
bir tercihtir.
Gizli servis tanıksa, devlet sanık değildir.
Burjuva hukukunun temel numarası: Devleti
yargılamamak için devleti tanık koltuğuna oturtmak. Tanık yapılan gizli servis,
yargıdan muaf tutulur.
Gizli
servis tanık olamaz,
çünkü tanıklığı gerçeği değil, devleti korur.
Bu
yüzden bu tür davalarda gizli servis tanıklığı adalet değil, örtbas üretir.
NSU GİBİ
KATLİAMLARDAN SORUMLUSU VERFASSUNGSSCHUTZ KAPATILMALI, NSU DAVASINDA 120
YIL GİZLİLİK KARARI KALDIRILMALIDIR!
BİZ NEDEN DİRENİYORUZ?
Türkiyeli
devrimciler olarak, NATO kararıyla, komünistlere karşı, Naziler tarafından
kurulan Gizli servis kurumlarına karşı direnişteyiz!
Yıllardır
sadece ve sadece sosyalist ve devrimci olduğumuz için ve yine sadece BKA ve BfV
raporları ve onların tanıklığı ile 129a/b yasaları ile yargılanıyor ve yıllara
varan hapis cezası alıyoruz. Bütün dava boyunca arkadaşlarımız, Temel hak alma
mücadelesi verdikleri için yargılanıyorlar. Türkiye’de yapılan bir silahlı
eylem için “sen aynı düşünceyi savunuyorsun” ve “buradaki konseri onları
desteklemek için düzenliyorsun’’ diyerek, 7 yıla yakın ceza alıyoruz. Tek bir
abartı dahi yoktur. Mahkemelerdeki usulsüzlük ve hukuksuzluklarla ilgili
Demokrat Avukatlar Birliği (VDJ)’nin, Düsseldorf DHKP-C davası ile ilgili
yazdığı açıklamayı okuyabilirsiniz.
Köln’de
bulunan yasal derneğimiz, Temel haklar ve özgürlükler derneği e.V, 18 Aralık
2025 tarihinde sabaha karşı, maskeli ve silahlı BKA polisleri tarafından
basıldı. Baskın sırasında avukat hakkımız gibi birçok temel hakkımız gasp
edildi, aramalar tüm ısrarlarımıza rağmen tanıksız yapıldı. Hiçbir kural hukuk
dinlenilmedi. Arkadaşlarımız hakkında 10’binlerce sayfa BKA raporlarından
oluşan soruşturmalar açıldı.
Türkiyeli
devrimci müzik grubu Grup Yorum’un konserlerini düzenleyen arkadaşlarımız,
terörize edildiler ve yargılandılar. Grup Yorum konserlerinin gerçekleşeceği
salonların sahipleri, Verfassungsschutz tarafından tehdit edildi ve konserler
engellenmeye çalışıldı.
YANİ
SONUÇ OLARAK; TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER GASP EDİLİYOR, YASALAR VE HUKUK AYAKLAR
ALTINA ALINIYOR!
Devrimcilere
ve Anti-Faşistlere karşı tüm bu hukuksuzlukları durdurmak, Gizli servisleri
teşhir etmek ve yeni ırkçı katliamların önüne geçebilmek için direnişteyiz. BKA
ve BfV raporlarının ve tanıklıklarının iptal edilmesi için direnişteyiz.
7 Türkiyeli
esnafımız ve 1 yunan esnaf sadece emeği ile parasını kazanmaya giderken
katledildi. Biliyoruz ki, bugün direnmezsek ekmek almaya dahi gidemeyeceğiz. Yani
bu direnişin bu süreçte başlamasının tarihsel bir önemi var…
BURJUVAZİ, NSU, AFD GİBİ FAŞİST ÖRGÜTLER VE PARTİLERE
ÖZELLİKLE KRİZ DÖNEMLERİNDE İHTİYAÇ DUYAR VE BU FAŞİST AĞLAR BİZZAT GİZLİ
SERVİSLER TARAFINDAN DESTEKLENİR!
Kapitalist
kriz dönemlerinde: Faşist yapılar “yedek baskı gücü” olarak kullanılır. Tüm
saldırılar krizin derinleştiği dönemlerde yapılmıştır. Kriz dönemlerinde
göçmenlere yönelen şiddet, sınıf öfkesinin yönlendirilmesidir, bu da devletin
işine yarar. Faşizm, egemen sınıfın kriz döneminde kitleleri milliyetçilik ve ırkçılıkla mobilize etmesidir. Yani Faşist
saldırılar “devlete rağmen” değil, çoğu zaman “devlet sayesinde” mümkün olur.
Alman
emperyalizminin krizleri ne zaman derinleşse ırkçı saldırılar örgütlemiştir.
Çünkü: faşizm, kapitalist krizin yedek baskı
aygıtıdır
Örnek;
1990’lar:
doğu Almanya çöküşü : Mölln, Solingen
2000’ler: göçmen işçi hedef alınır: NSU
2020’ler: toplumsal güvensizlik: Hanau, Halle
2024 Covid sonrası kriz : Magdeburg
noel pazarına saldırı. Bu sefer hedef Alman halkı, hedef
alman halkını göçmenlere karşı kışkırtmak.
Faşizm
bir “parti” değil kriz biçimidir.
Faşizm eşittir kapitalist krizin siyasal çözüm biçimi
Egemen sınıfın kriz döneminde kitleleri milliyetçilik ve ırkçılıkla mobilize etmesi için, AFD gibi,
ırkçı partiler kurulur.
Marksist Literatürde, gizli servisler
öncülüğünde örgütlenmiş ırkçı katliamların üç işlevi vardır:
1.
Toplumsal korku üretmek
2.
Azınlıkları sindirmek
3.
Siyasal gündemi güvenlik ve göç eksenine
çekmek
Bu yüzden saldırılar yalnız bireysel değil, siyasal-ekonomik bağlamın ürünüdür.
Genel olarak Almanya’da: 2024 yılında 41.000’den fazla faşist saldırı kaydedilmiştir.
Sonuç olarak, emperyalizmin krizlerinin
derinleştiği bu süreçte, grev hakkımız gibi, en temel hak ve özgürlüklerimiz
gasp edilecek, yeni katliamlar ve ırkçı
saldırılar örgütlenecektir.
Biz ise, direnişimizle bu saldırıların önünde
bir set oluyoruz.
DİRENMEMEKDAHA BÜYÜK SALDIRILARIN VE FAŞİZMİN ÖNÜNÜ
AÇMAKTIR!
HİTLER FAŞİZMİNİN DE, AYNI BÖYLESİ BİR SÜREÇTE İKTİDARA
GELDİĞİ ASLA UNUTULMAMALI!
DİRENMEKTEN BAŞKA YOLUMUZ YOK!
DİMİTROV’UN NAZİ MAHKEMLERİNDE YAPTIĞI GİBİ, BİZ DE GİZLİ
SERVİSLERİ BÜTÜN HALKLARA TEŞHİR EDECEĞİZ.
HEPİMİZ BİRLEŞMELİ VE BU KURUMLARIN KAPATILMASINI
İSTEMELİYİZ.
ÇADIR DİRENİŞİMİZ HER GÜN, 24 SAAT BOCHUM ÜNİVERSİTESİ
ÖNÜNDE AÇIKTIR.
BAŞTA HAK SAVUNUCUSU, HUKUK ÖĞRENCİLERİ OLMAK ÜZERE, TÜM
ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE ÇAĞRIMIZDIR:
BKA ve
BfV faaliyetleri ve bu faaliyetler sonucu hazırlanan raporların hukuki bir
değeri yoktur. Bu raporlarda yer alan bilgiler “suçun işlenmesini önleme
amaçlı” istihbarı bilgilerdir; bu bilgilerin yargılamalarda delil olarak
kullanılması açık bir şekilde hukuka aykırıdır. GELECEĞİN HAK SAVUNUCULARI
OLARAK SİZ DE, BU HUKUKSUZLUKLARA KARŞI DİRENİŞE DESTEK VERİN! AVUKAT EBRU
TİMTİK VE KARL LİEBNECHT GİBİ HAK SAVUNUCULARININ YOLUNDAN GİDİN!
ALMAN HALKINA VE SOLUNA ÇAĞRIMIZDIR:
Almanya’nın
gizli servisleri devrim ve komünizm korkusundan, asıl olarak Alman halkına
karşı kurulmuştur.
DİRENİŞİ
BİRLİKTE ÖRGÜTLEYELİM, DİRENİŞİ BÜYÜTELİM!
1200
TOPLAMA KAMPINI VE İHSTİBARAT ÖRGÜTLERİNİ KURAN NAZİ İDEOLOJİSİ VE SİYASET,
HALA ALMANYA’DA İKTİDARDA!
TÜRKİYELİ DEVRİMCİLER VE SOSYALİSTLER OLARAK, NAZİLERİN
1200 TOPLAMA KAMPINDA, NSU VE HANAU KATLİAMLARINDAKİ GİBİ HALKLARI
KATLETMELERİNE İZİN VERMEYECEĞİZ!
ÖRGÜTLENECEK, DİRENECEK VE KAZANACAĞIZ!
ALMANYA TEMEL HAKLAR VE
ÖZGÜRLÜKLER DERNEĞİ