Geçtiğimiz günlerde sonuçlanan Erdal Gökoğlu Davası, emperyalizm
tarafından tam bir intikam davasına dönüştürüldü. Bu nedenle mahkeme sonunda
Erdal Gökoğlu'na savcılığın dahi istediğinin çok üzerinde ceza verildi.
Ellerinde en küçük bir delil yoktu.
Düzenin yasa ve kuralları içinde bile suç olarak
gösterebilecekleri hiçbir şey yoktu.
Savcılık ihtimaller üzerinden suçlamalarda bulunduğunu alenen
ifade ediyordu. Örneğin bir mitingde megafon taşıyordu demek ki yöneticidir
diyordu. Bilinmeyen yerde bilinmeyen kişilerle yemek organizasyonu yaptığını
söylüyordu. İddianamenin ve mütalaanın tamamı bu tür saçmalıklarla doluydu.
Buna rağmen savcılık 3 yıl 9 ay ceza istemişti. Ama emperyalizmi layıkıyla
temsil etmeye hevesli mahkeme heyeti öylesine kin doluydu ki, savcının
isteğinin de çok üzerinde 5 yıl ceza vermişti. Bu cezayı açıklarken ortaya
koydukları gerekçeler ise son derece gülünçtü. Okudukları gerekçenin yarısı
Grup Yorumla ilgili bilet satma vs. gibi faaliyetlerdi.
Açıkçası mahkeme heyeti devrimcilerin düşüncelerine düşmandı.
Düşünce özgürlüğüne düşmandı. Türkü söylemelerine bile düşmandı. Bütün bunlara
tarihte ender görülen bir kinle saldırıyordu.
Neden?
Çünkü devrimciler emperyalizmin ideolojik dayatmalarına, fiili
saldırılarına boyun eğmiyor direniyordu. Emperyalizmin saldırıları karşısında,
bir adım gerilemek şöyle dursun, ''Devrimcilik Suç Değil Görevdir'' diye
haykırıyorlardı. Hiçbir kaygı duymadan emperyalizmin suçlarını yüzlerine karşı
söylüyor, bütün emperyalist iddiaları yerle bir ediyor, halkın adaletinin
temsilcileri oldukları bilinciyle emperyalizmi yargılıyor ve mahkûm
ediyorlardı.
Tahammülsüzlük işte bunaydı.
Bütün dünyada kendilerine karşı yaprak kıpırdamasını bile
istemeyen emperyalistler, devrimcilerin ideolojik güçleri ve direnişleri karşısında
acizdi. Biliyorlardı ki, sınıf mücadelesi iradeler savaşıydı ve iradesi güçlü
olan eninde sonunda zafere ulaşacaktı. Adeta çelikten bir irade
karşısındaydılar ve bu iradeyi kıramıyorlardı. Bu iradenin er geç kendilerini
yenilgiye uğratacağı da tarihsel olarak birçok kez ispat edilmişti.
Bu yüzden, yüzyıllardır halkları aldatmaktaki esas ve değişmez
maskeleri olan; Avrupa demokrasisi, insan hakları, düşünce özgürlüğü gibi
sahtekarlıklarını dahi açığa vurmadan edemediler. Yani genelde devrimcilerin,
özelde Erdal Gökoğlu'nun tutumu karşısında öylesine gözleri dönmüştü.
Bu davada Erdal Gökoğlu'nun tutumu bütün devrimciler için
örnektir. Emperyalizmin nasıl teşhir edileceğini ve dengelerinin nasıl
bozularak kendi sahtekarlıklarını açığa vurmalarının sağlanacağını gösteren bir
örnektir. Devrimci iradenin üzerinde bir iradenin olamayacağının örneğidir.
Emperyalizmin devrimci ruhla ortaya konan direnişler karşısında giderek teşhir
olacağı ve bir akrep gibi kendi kendini sokmaya başlayacağını gösteren bir örnektir.
Erdal Gökoğlu davası emperyalistler, için bir intikam davası,
devrimciler için kazanılmış bir zaferdir. ''Gerisi vız gelir tırs gider!''
Bu zafer değil 5 yıla 10 yıla da 20 yıla da değer!
Her alanda, her mevziide Erdal Gökoğlu'nun direnişini örnek
alalım! O zaman emperyalizmi devrimcilere yönelik saldırılarına pişman ederiz.
Her adımda zafere doğru ilerleriz!
BASKILAR VE CEZALAR BİZLERİ YILDIRAMAZ!
KAHROLSUN EMPERYALİZM VE FAŞİZM!
ADALET İSTİYORUZ ALACAĞIZ!
YAŞASIN HALKIN ADALETİ!
DEVRİMCİLİK SUÇ DEĞİL GÖREVDİR!
NRW Halk Cephesi
