
Üniversiteler, Mahalleler,
Kamplar
Her Yerde Örgütlenecek, Yaşamı
Örgütlemeye Devam Edeceğiz!
Dev-Genç'liler olarak, faşizmin
bunca saldırdığı, gözaltılarla, tehditlerle, baskınlarla, işkencelerle bizleri
teslim almaya çalıştığı bir süreçte bir yandan kitle çalışmalarımıza devam
ederken bir yandan da 10 gün sürecek gençlik kampımızı adım adım örgütledik.
Her anını dolu dolu, beraber geçirdiğimiz kampın günlüklerini sizinle
paylaşıyoruz.
"Biliyorum ki tertemiz
değerlerin kokusu bereketli kanatlarla dolduracak beynimi."
Sabaha karşı vardık gideceğimiz yere.
Bir arkadaşımızın hazırlayıp gönderdiği kolileri açmaya koyulduk önce. En ince ayrıntısına
kadar düşünülmüş, temizlik malzemelerinden gıda maddesine kadar her şey vardı bu
kolilerde. Bir şişenin yanına şöyle de bir not iliştirilmişti:
"Zeytinyağı köyden geldi.
Salatalarda bunu kullanırsınız. Seviyorum sizi gençler..." Her şey düşünülmüştü.
Yol yorgunluğu vardı ama ağır basan
bir an önce güne başlama isteğiydi. Bunun için birkaç saat sonra kahvaltıda buluşmak
üzere ayrıldık. Herkesi hoşnut sanırken bir arkadaşımız uyuklarken şöyle ifade etmiş
durumu: "3 saat sonra uyanacaz...Bu faşizmdir!" Anlattıklarında epey güldük
buna.
Hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber,
hep beraber sürebilmek toprağı,
ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
yârin yanağından gayrı her şeyde
her yerde
hep beraber!
diyebilmek
için
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber,
hep beraber sürebilmek toprağı,
ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
yârin yanağından gayrı her şeyde
her yerde
hep beraber!
diyebilmek
için
Sohbetle geçen kahvaltının ardından
hep beraber denize gittik. Çoğu arkadaşımız yüzme bilmiyordu. Hedeflerimizden
biri de herkesin bu kamp süresince yüzme öğrenmesiydi.
Denizden dönen nöbetçi
arkadaşlarımız yemeği hazırlamıştı. Kahvaltıda olduğu gibi yemekte de patates görüyorduk.
Muhtemelen bundan sonra da sık sık görecektik çünkü bir arkadaşımız 53 kilo patates
getirmişti! (53 buçuk)
Yemekten sonra kampa dair sohbet
edildi. Herkes kamptan beklentilerini belirtti. Ardından tekrar denize gittik.
Bizim kamp dışında da günlerimiz
yoğun geçiyordu ama günde iki defa denize girmek ayrıca yorucu oluyordu Akşam daha
net hissediliyordu-ki ilk akşamımıza film koymuştuk. 'Kasabanın Sırrı' filmini
izledik. Filmin mizahi yönü oldukça keyifliydi.
İlk günün ardında gece nöbetçisi hariç
herkes uyumaya çekildi. Hepimiz derin bir uyku çektik.
"Sen çok yaşa yoldaşlık,
sayende insanlığımızı bildik..."
Günlük yaşam düzenini oturmaya başlamıştık.
Son gece nöbetçisi gün nöbetçilerini uyandırıyor, kahvaltı hazırlayan
arkadaşlarımız herkesi uyandırıyordu. Kahvaltıları balkonda açık havada yapıyorduk.
Kahvaltının ardından belirli yazılar okuyup üzerine konuştuk. Burası her
yönüyle gelişimimiz için bulunmaz bir yerdi.
"Tutsaklarımız Onurumuzdur!
Dev-Genç Tutsaklarına Mektup Yazalım, Yazdıralım!"
"Dost selamı deyip
geçme
Hasretin ilk bozgunu
Yüreğin hesapsız çoşkusudur o
Çatlamış dudağın yağmur damlası
İşkence bitiminde ilk sigaradır o
Dost selamı deyip geçme
Kış ortasında kardelen sıcağı
Sevincin tutulmaz akışıdır o
Mapus duvarında kapanmaz delik
Tahammül koşusunda derin bir
soluktur o"
Deniz ve öğle yemeğinin ardından
Dev-Genç tutsaklarına mektup yazmaya koyulduk. Bunun için kura çektik ve tutsak
yoldaşlarımıza "Dost Selamlarımızı" yolladık.
"...Döne döne semaha
dönenler tutuştu önce
Sonra türküler
Sonra da şiir çığlıksız düştü
türkülerin yanıbaşına..."
2.günün akşamı yapılacak olan 2
Temmuz Sivas Katliamı ve 3 Temmuz Çorum Katliamı anması vardı. Beraber
hazırlanan yazılarla tarihsel olarak bilgi verildikten sonra katliamlara dair
kısa belgeseller gösterildi. Ardından Grup Yorum'dan Gün Tutuşur ve Selda
Bağcan'dan Sivas, Maraş, Çorum dinlendi.
Arkadaşlarımız anmanın ardından
dışarıya çıkmak istedi. Bulunduğumuz yeri henüz gezmemiştik. Küçük ve sakin bir
yerdeydik. Beraber kayalıklara gidip denizi seyre koyulduk. Ayın şavkı altında
hep bir ağızdan türkülerimizi söyleyip keyifli sohbetler yaptık. Özellikle
belirli arkadaşlarımız mizahi yanlarıyla öne çıkıyordu.
Günler geçtikçe birbirimizi her
yönüyle görüyor, tanıyorduk. Bir arkadaşımızın tanımıyla 'şimdi tam bir aile' olmuştuk.
Beraber uyanıyor, beraber düşünüp beraber gülüyor,beraber yoruluyorduk.
Her sabah erkenden kahvaltı
yapıyorduk. Sonrasında ele alınan eğitim konularının ardından denize koşuyor,
dönünce öğle yemeği yiyip beraberce oturuyorduk. 3.gün yine böyle oturduk ve birlikte
üretim yapmaya koyulduk. Tutsaklıkta bileklik yapmayı öğrenen bir arkadaşımız
adım adım ipi örüyor, biz de aynısını yapmaya uğraşıyorduk. Bütün arkadaşlarımız
bu noktada çaba gösterdi. Ardından tutsak anlatımı yaptık ve Abdullah Meral'in yaşamını
okuduk.
"Biz, kara toprak gibi,
devrim tarlasına düşen tohumlarız...Birçok filizlerimiz olacak." Abdullah Meral
Ertesi gün aynı saatlerde aynı
arkadaşlarımız enerjilerini voleybol maçına harcadı. Voleybol oynamak için
güneşin yakmadığı saatleri beklesek de çoğu arkadaşımız akşam yanık acısı
çekti.
Sporla dolu bir günün ardından akşam
Dev-Genç seminerimizi gerçekleştirdik. Elimizdeki kaynaklardan 12 Eylül sonrası
gençlik yazıları okuduk. Seminerin ardından "20 Soruda Dev-Genç"
bilgi yarışması yaptık. Yarışmadaki gruplar oldukça başarılıydı. Kimi cevaplar seminer
geçiyordu. Böylece seminerde kimin uyuduğunu kimin pür dikkat dinlediğini anlıyorduk...Biz
hem beraber öğreniyor hem de eğleniyorduk.
"Eğilmez başın gibi
Gökler bulutlu efem
Dağlar yoldaşın gibi
Sana ne mutlu efem"
Akşam hep beraber düştük yollara.
Deniz kıyısında uygun bir yer bulup oturduk. Bir arkadaşımız Halkız Biz Kahramanlarımızdan
Atçalı Kel Mehmet'i okuduk ve hep bir ağızdan Ege türküleri söyledik. Şiir hazırlayan
arkadaşlarımız şiirlerini okudu. Bol paylaşımlı, keyifli saatlerin ardından kaldığımız
yere döndük.
"Hepinizi hasretle
kucaklıyorum. Yaklaşan bayramla olmayacak düğünümüz, ama bir halkın haklılığına
yakışacak kadar görkemli ve hak edilmiş olacak. Ne mutlu ki, bizim de emeğimiz olacak
bu kazanımlarda. Bunun gururu da başımızı daha dik yapacak.”Canan Kulaksız
"“Düşünceleri ve
kimlikleriyle yaşamak isteyen bizlerin başka şansı olsaydı, ölüme yatar mıydık sanıyorlar.
Biz de sevdiğimizle gezmek istemez miydik sahil kıyılarında? Ailelerimize bunca
acıyı yaşatmak ve bizsiz bir hayata mahkûm etmek bizi çok mu sevindirdi? Hayır!
Ama ülkemizde yaşanan bunca acıya dur diyebilmeli insan!..”Zehra Kulaksız
Ertesi gün sabah çalışmasından önce
Canan-Zehra Kulaksız belgeseli izledik. Canan ve Zehra'ya yazılan şiirlerden
okuyup "Tarihi Yazanlar Konuşuyor"dan sözler okuduk.
Günün akşamına "Michael
Collins" filmini belirlemiştik. Atıştıracaklarımızı hazırladık, heyecanla
filmi izleyip kritiğini yaptık.
İlerleyen günlerde denize günde
bir defa gitmeyi kararlaştırdık. Her eğitim çalışmamızdan önce kurgularımızdan izliyor,
sonrasında ise şehit anlatımı ve şiir paylaşımlarında bulunuyorduk. Kamp süresince
Anadolu’muza ve vatan sevgisine dair şiirler çoğunlukta olmak üzere yaklaşık 50
şiir ele aldık.
7. günün akşamına mangal hazırlıkları
yapılırken de şiir ve şehit anlatımları devam ediyordu. Ardından keyifle mangalımızı
yedik, sohbet ettik. Bir arkadaşımız olanca hevesiyle müzik açınca Ellik, halay
ve Ankara havası oynadık. Yorucu ve çok keyifliydi.
Ertesi gün konuşacak çokça
konumuz vardı.6 Kasım'a dair konuşmadan önce, "YÖK'e ve Amerikan Saldırganlığına
Hayır!" Başlıklı bir yazı okuyup üzerine
konuştuk. Ardından önümüzdeki dönem neler yapacağımıza dair sohbet edip öneriler
aldık.
Bir sonraki gün sahilde Dev-Genç'in
50. yılına dair konuştuk. Ardından yine türkülerimizi söyleyip oyunlar oynadık.
Burada da şiirler okundu.
Günler hızla geçti ve döneceğimiz
gün geldi çattı. Her birimiz böyle bir süreçte bu kampı gerçekleştirmenin başlı
başına bir başarı olduğunun bilincindeydik. Birbirimizi çok daha iyi tanımıştık.
Her birimiz farklı özellikleriyle öne çıkıyordu. Kamp süresince yaşadığımız
teknik sorunlar, aksilikler de olmuştu elbette. Ama önemli olan sorunların üstesinden
de beraberce gelebilmekti. Öyle de yaptık. Nihayetinde hepimiz kamptan mutlu,
kolektif bir yaşamı 10 günlüğüne de olsa tam anlamıyla yaşamış, pek çok konuda alınan
eğitimlerle donanmış, şehit anlatımlarıyla bileylenmiş olarak geri döndük.