1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere istanbul isveç isviçre italya izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere İsviçre şiir şiirler şişli

Gençlik Federasyonu Kamp Günlükleri


Üniversiteler, Mahalleler, Kamplar
Her Yerde Örgütlenecek, Yaşamı Örgütlemeye Devam Edeceğiz!
Dev-Genç'liler olarak, faşizmin bunca saldırdığı, gözaltılarla, tehditlerle, baskınlarla, işkencelerle bizleri teslim almaya çalıştığı bir süreçte bir yandan kitle çalışmalarımıza devam ederken bir yandan da 10 gün sürecek gençlik kampımızı adım adım örgütledik. Her anını dolu dolu, beraber geçirdiğimiz kampın günlüklerini sizinle paylaşıyoruz.
"Biliyorum ki tertemiz değerlerin kokusu bereketli kanatlarla dolduracak beynimi."
Sabaha karşı vardık gideceğimiz yere. Bir arkadaşımızın hazırlayıp gönderdiği kolileri açmaya koyulduk önce. En ince ayrıntısına kadar düşünülmüş, temizlik malzemelerinden gıda maddesine kadar her şey vardı bu kolilerde. Bir şişenin yanına şöyle de bir not iliştirilmişti:
"Zeytinyağı köyden geldi. Salatalarda bunu kullanırsınız. Seviyorum sizi gençler..." Her şey düşünülmüştü.
Yol yorgunluğu vardı ama ağır basan bir an önce güne başlama isteğiydi. Bunun için birkaç saat sonra kahvaltıda buluşmak üzere ayrıldık. Herkesi hoşnut sanırken bir arkadaşımız uyuklarken şöyle ifade etmiş durumu: "3 saat sonra uyanacaz...Bu faşizmdir!" Anlattıklarında epey güldük buna.
Hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber,
hep beraber sürebilmek toprağı,
ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
yârin yanağından gayrı her şeyde
her yerde
hep beraber!
diyebilmek
için
Sohbetle geçen kahvaltının ardından hep beraber denize gittik. Çoğu arkadaşımız yüzme bilmiyordu. Hedeflerimizden biri de herkesin bu kamp süresince yüzme öğrenmesiydi.
Denizden dönen nöbetçi arkadaşlarımız yemeği hazırlamıştı. Kahvaltıda olduğu gibi yemekte de patates görüyorduk. Muhtemelen bundan sonra da sık sık görecektik çünkü bir arkadaşımız 53 kilo patates getirmişti! (53 buçuk)
Yemekten sonra kampa dair sohbet edildi. Herkes kamptan beklentilerini belirtti. Ardından tekrar denize gittik.
Bizim kamp dışında da günlerimiz yoğun geçiyordu ama günde iki defa denize girmek ayrıca yorucu oluyordu Akşam daha net hissediliyordu-ki ilk akşamımıza film koymuştuk. 'Kasabanın Sırrı' filmini izledik. Filmin mizahi yönü oldukça keyifliydi.
İlk günün ardında gece nöbetçisi hariç herkes uyumaya çekildi. Hepimiz derin bir uyku çektik.
"Sen çok yaşa yoldaşlık, sayende insanlığımızı bildik..."
Günlük yaşam düzenini oturmaya başlamıştık. Son gece nöbetçisi gün nöbetçilerini uyandırıyor, kahvaltı hazırlayan arkadaşlarımız herkesi uyandırıyordu. Kahvaltıları balkonda açık havada yapıyorduk. Kahvaltının ardından belirli yazılar okuyup üzerine konuştuk. Burası her yönüyle gelişimimiz için bulunmaz bir yerdi.
"Tutsaklarımız Onurumuzdur! Dev-Genç Tutsaklarına Mektup Yazalım, Yazdıralım!"
"Dost selamı deyip geçme
Hasretin ilk bozgunu
Yüreğin hesapsız çoşkusudur o
Çatlamış dudağın yağmur damlası
İşkence bitiminde ilk sigaradır o
Dost selamı deyip geçme
Kış ortasında kardelen sıcağı
Sevincin tutulmaz akışıdır o
Mapus duvarında kapanmaz delik
Tahammül koşusunda derin bir soluktur o"
Deniz ve öğle yemeğinin ardından Dev-Genç tutsaklarına mektup yazmaya koyulduk. Bunun için kura çektik ve tutsak yoldaşlarımıza "Dost Selamlarımızı" yolladık.
"...Döne döne semaha dönenler tutuştu önce
Sonra türküler
Sonra da şiir çığlıksız düştü türkülerin yanıbaşına..."
2.günün akşamı yapılacak olan 2 Temmuz Sivas Katliamı ve 3 Temmuz Çorum Katliamı anması vardı. Beraber hazırlanan yazılarla tarihsel olarak bilgi verildikten sonra katliamlara dair kısa belgeseller gösterildi. Ardından Grup Yorum'dan Gün Tutuşur ve Selda Bağcan'dan Sivas, Maraş, Çorum dinlendi.
Arkadaşlarımız anmanın ardından dışarıya çıkmak istedi. Bulunduğumuz yeri henüz gezmemiştik. Küçük ve sakin bir yerdeydik. Beraber kayalıklara gidip denizi seyre koyulduk. Ayın şavkı altında hep bir ağızdan türkülerimizi söyleyip keyifli sohbetler yaptık. Özellikle belirli arkadaşlarımız mizahi yanlarıyla öne çıkıyordu.
Günler geçtikçe birbirimizi her yönüyle görüyor, tanıyorduk. Bir arkadaşımızın tanımıyla 'şimdi tam bir aile' olmuştuk. Beraber uyanıyor, beraber düşünüp beraber gülüyor,beraber yoruluyorduk.
Her sabah erkenden kahvaltı yapıyorduk. Sonrasında ele alınan eğitim konularının ardından denize koşuyor, dönünce öğle yemeği yiyip beraberce oturuyorduk. 3.gün yine böyle oturduk ve birlikte üretim yapmaya koyulduk. Tutsaklıkta bileklik yapmayı öğrenen bir arkadaşımız adım adım ipi örüyor, biz de aynısını yapmaya uğraşıyorduk. Bütün arkadaşlarımız bu noktada çaba gösterdi. Ardından tutsak anlatımı yaptık ve Abdullah Meral'in yaşamını okuduk.
"Biz, kara toprak gibi, devrim tarlasına düşen tohumlarız...Birçok filizlerimiz olacak."  Abdullah Meral
Ertesi gün aynı saatlerde aynı arkadaşlarımız enerjilerini voleybol maçına harcadı. Voleybol oynamak için güneşin yakmadığı saatleri beklesek de çoğu arkadaşımız akşam yanık acısı çekti.
Sporla dolu bir günün ardından akşam Dev-Genç seminerimizi gerçekleştirdik. Elimizdeki kaynaklardan 12 Eylül sonrası gençlik yazıları okuduk. Seminerin ardından "20 Soruda Dev-Genç" bilgi yarışması yaptık. Yarışmadaki gruplar oldukça başarılıydı. Kimi cevaplar seminer geçiyordu. Böylece seminerde kimin uyuduğunu kimin pür dikkat dinlediğini anlıyorduk...Biz hem beraber öğreniyor hem de eğleniyorduk.
"Eğilmez başın gibi
Gökler bulutlu efem
Dağlar yoldaşın gibi
Sana ne mutlu efem"
Akşam hep beraber düştük yollara. Deniz kıyısında uygun bir yer bulup oturduk. Bir arkadaşımız Halkız Biz Kahramanlarımızdan Atçalı Kel Mehmet'i okuduk ve hep bir ağızdan Ege türküleri söyledik. Şiir hazırlayan arkadaşlarımız şiirlerini okudu. Bol paylaşımlı, keyifli saatlerin ardından kaldığımız yere döndük.
"Hepinizi hasretle kucaklıyorum. Yaklaşan bayramla olmayacak düğünümüz, ama bir halkın haklılığına yakışacak kadar görkemli ve hak edilmiş olacak. Ne mutlu ki, bizim de emeğimiz olacak bu kazanımlarda. Bunun gururu da başımızı daha dik yapacak.”Canan Kulaksız
"“Düşünceleri ve kimlikleriyle yaşamak isteyen bizlerin başka şansı olsaydı, ölüme yatar mıydık sanıyorlar. Biz de sevdiğimizle gezmek istemez miydik sahil kıyılarında? Ailelerimize bunca acıyı yaşatmak ve bizsiz bir hayata mahkûm etmek bizi çok mu sevindirdi? Hayır! Ama ülkemizde yaşanan bunca acıya dur diyebilmeli insan!..”Zehra Kulaksız
Ertesi gün sabah çalışmasından önce Canan-Zehra Kulaksız belgeseli izledik. Canan ve Zehra'ya yazılan şiirlerden okuyup "Tarihi Yazanlar Konuşuyor"dan sözler okuduk.
Günün akşamına "Michael Collins" filmini belirlemiştik. Atıştıracaklarımızı hazırladık, heyecanla filmi izleyip kritiğini yaptık.
İlerleyen günlerde denize günde bir defa gitmeyi kararlaştırdık. Her eğitim çalışmamızdan önce kurgularımızdan izliyor, sonrasında ise şehit anlatımı ve şiir paylaşımlarında bulunuyorduk. Kamp süresince Anadolu’muza ve vatan sevgisine dair şiirler çoğunlukta olmak üzere yaklaşık 50 şiir ele aldık.
7. günün akşamına mangal hazırlıkları yapılırken de şiir ve şehit anlatımları devam ediyordu. Ardından keyifle mangalımızı yedik, sohbet ettik. Bir arkadaşımız olanca hevesiyle müzik açınca Ellik, halay ve Ankara havası oynadık. Yorucu ve çok keyifliydi.
Ertesi gün konuşacak çokça konumuz vardı.6 Kasım'a dair konuşmadan önce, "YÖK'e ve Amerikan Saldırganlığına Hayır!"  Başlıklı bir yazı okuyup üzerine konuştuk. Ardından önümüzdeki dönem neler yapacağımıza dair sohbet edip öneriler aldık.
Bir sonraki gün sahilde Dev-Genç'in 50. yılına dair konuştuk. Ardından yine türkülerimizi söyleyip oyunlar oynadık. Burada da şiirler okundu.
Günler hızla geçti ve döneceğimiz gün geldi çattı. Her birimiz böyle bir süreçte bu kampı gerçekleştirmenin başlı başına bir başarı olduğunun bilincindeydik. Birbirimizi çok daha iyi tanımıştık. Her birimiz farklı özellikleriyle öne çıkıyordu. Kamp süresince yaşadığımız teknik sorunlar, aksilikler de olmuştu elbette. Ama önemli olan sorunların üstesinden de beraberce gelebilmekti. Öyle de yaptık. Nihayetinde hepimiz kamptan mutlu, kolektif bir yaşamı 10 günlüğüne de olsa tam anlamıyla yaşamış, pek çok konuda alınan eğitimlerle donanmış, şehit anlatımlarıyla bileylenmiş olarak geri döndük.  


Etiketler: ,
[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.