ÖNSÖZ...
Egemen sınıflar, Türkiye’de hemen
her dönem mücadeleyi tasfiye etmek, halkı teslim almak için hapishaneleri
birer direniş mevzisi olmaktan çıkarmaya çalıştılar. Onların on yıllardır
hayallerini tövbe etmiş tutsaklardan oluşacak, bir pişmanlar ordusu yaratmak
oluşturmuştur. Yılgınlar, tövbekarlar, inançsızların olacağı bu ordu, faşizmin hep hayali ve hedefi olmuştur.
Ama ne yaparlarsa yapsınlar,
emperyalist ağa babalarından aldıkları onca akıla, paraya, işkence
yöntemlerine karşın bu hedeflerini bir türlü gerçek kılamamamışlardır. O
yanıyla ülkemiz hapishaneler tarihi ezenlerle ezilenler
arasındaki kavganın tarihidir. Bir yanda öz- gür
tutsakları teslim almak
için uyguladıkları katliam,
işkence, baskı, tecrit
yöntemleri diğer yanda ise dünya hapishaneler tarihinde eşine az rastlanan bir
direniş destanı vardır bu tarihte.
Bu
tarihte neler yoktur ki… Teslim olmama,
ölen ama yenilmeyen bir tutsaklık, siyasi
düşüncelerini her koşulda sürdüren, devrimci yaşam tarzını devam ettiren,
tecrite kendini ezdirmeyip, üreten özgür tutsaklık vardır.
Faşist Cunta koşullarında direnen, ‘’Asker değil, Siyasi tutukluyuz’’ diyerek, Siyasi kimliğe bir
saldırı olan ‘’Tek tip elbise’yi giymeyen’’, 1984 yılında teslimiyete
karşı Ölüm Orucu vardır. Bu direniş çizgisi daha sonraki yıllarda büyütülerek,
1996 Ölüm Orucunu, 7 yıl süren büyük
direnişi yaratmıştır. Bu direniş çizgisi,
Buca’yı, Ümraniye’yi, Ulucanları… yaratmış, ödenen büyük bedellere
karşın teslimiyet ve ihaneti yerle bir etmiştir. İrili- ufaklı direniş,
örgütlen- me ve mücadeleden kopmama vardır.
Elinizdeki kitap hapishaneler
cephesindeki bu çatışmanın kısa bir döneminin belge ve tanıklıklara dayanılarak
anlatılmasıdır. İşkence baskı tecrit ile teslim almaya çalıştıkları özgür
tutsakların yarattıkları direniş vardır bu kitapta. Öyle ki, büyük fedakarlıklarla,
bedeller ödeyerek bir direniş destanı yaratmıştır Özgür Tutsaklar…