5000’E YAKIN ÜYESİNİN İHRAÇ EDİLDİĞİ, 130 BİNE
YAKIN KAMU EMEKÇİSİNİN AÇLIK VE YOKSULLUKLA SINANDIĞI, KAMU EMEKÇİLERİNİN İŞ
GÜVENCESİNİN FİİLİ OLARAK KALDIRILDIĞI BİR DURUMDA, KAMU EMEKÇİLERİNİN
ÇIKARLARINI KORUMAKLA YÜKÜMLÜ OLAN VE KENDİSİNİ SOLDA GÖSTEREN BİR SENDİKA, BU POLİTİKALARIN
UYGULAYICISI İLE ÇAYLI PASTALI GÖRÜŞMELER YAPAMAZ.
Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Eğitim-Sen’i
ziyaret etti. Bu ziyaretin sebebi ya da ayrıntılarıyla ilgili herhangi bir
bilgiye ne MEB’in sitesinde ne de Eğitim-Sen’in sitesinde rastlamak mümkün
değil. Sadece Eğitim-Sen Genel Merkezi kısa bir bilgilendirme yaptı, bakanın
ziyaretini “Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Sendikamızı Ziyaret Etti” başlıklı
bir haberle kendi sitesinden duyurdu. 2 Ağustos 2019 tarihli haberde görüşmenin
içeriğine ilişkin şu bilgiler paylaşıldı: “Yapılan görüşmede toplu sözleşme
taleplerimiz ve eğitim alanında yaşanan sorunlar MYK üyelerimiz tarafından
Milli Eğitim Bakanı’na iletildi.” Ancak
bakanın sendikayı neden ziyaret ettiği bilinmiyor. Eğitim-Sen Genel Merkez Yürütme
Kurulu üyeleri ise, belli ki bu konuda herhangi bir bilgi paylaşma sorumluluğu duymuyorlar.
Bu ziyaret, eğitim alanında ve genel olarak kamu
emekçileri alanında, emekçilere dönük bu kadar çok saldırı politikası
uygulanırken, muhalif olduğunu iddia etse de Eğitimsen açısından çok şaşırtıcı
değil çünkü Bakan Ziya Selçuk 2018 Temmuz ayında açıklanan yeni kabinede görev
aldığında, Eğitim-Sen Genel Merkez Yürütme Kurulu Üyeleri, Eğitim-Bir-Sen ve
Türk-Eğitim-Sen’in ardından kendisine hayırlı olsun ziyaretine bulunmuştu. Görüşmeye
ilişkin haberde, MYK üyeleri Eğitim Sorunlarına İlişkin Öneri ve Taleplerimiz İçin Milli
Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk İle Görüştük” demişler ve eğitim alanındaki
sorunlara ilişkin bir rapor sunduklarını belirtmişlerdi.
Eğitim-Sen MYK üyelerinin Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’la
diplomatik bir ilişki kurmak konusunda bir sakınca görmedikleri açık. Biz de,
taraflar arasında görüşmeyi ilkesel olarak reddetmiyoruz. Ancak bu görüşmeler,
belli bir konuda yürütülen direniş çerçevesinde olursa emekçiler açısından bir
anlam ifade eder. Değilse, eğitim-Sen MYK üyelerinin yaptığı gibi “dostlar
arasında ziyaretleşme” anlamı taşır ki bunun emekçilere bir faydası olmadığı
gibi, dostla düşmanın ayırt edilemediğinin bir göstergesi olur. İdeolojik
olarak çarpık bir anlayışı emekçiler arasında yerleştirir. Sınıf sendikacılığı,
sınıfın çıkarlarını korumayı, emekçi sınıflara sınıf bilinci taşımayı görev
edinmelidir. Bu tarz ne için yapıldığı, emekçiler nezdinde kime hizmet ettiği
belli olmayan görüşmeler kitlelerin bilincini bulandırma işlevi görür. Halka
değil, AKP faşizmine hizmet eder.
Bir sendika, sadece faşizme karşı mücadele etmekle, emekçilerin
haklarını korumakla değil, her türlü iş ve edimleriyle emekçi kitlelerin
ideolojik netliğini, sağlamlığını korumakla yükümlüdür. Birincisi için ikincisi
ön koşuldur. Bu, dostu düşmanı ayırt etmeyi, kitlelere hedefi doğru göstermeyi
gerektirir. 5000’e yakın üyesinin ihraç edildiği, 130 bine yakın kamu
emekçisinin açlık ve yoksullukla sınandığı, kamu emekçilerinin iş güvencesinin
fiili olarak kaldırıldığı bir durumda, kamu emekçilerinin çıkarlarını korumakla
yükümlü olan ve kendisini solda gösteren bir sendika, bu politikaların
uygulayıcısı ile çaylı pastalı görüşmeler yapamaz. Eğer Eğitim-Sen Merkez
Yürütme Kurulu üyeleri, üyelerinin haklarını korumayı ilke edinselerdi, sınıf
ve kitle sendikacılığını benimseselerdi, Kazım Kurnaz’ın ihraç edildikten sonra
inşaatta çalışırken göçük altında kalan bedeni kendileriyle Milli Eğitim Bakanı
Ziya Selçuk’la aralarında bir barikat olurdu. Ondan, Kazım Öğretmen’in ve onun
gibi ihraç edildikten sonra yaşamını yitiren, aslında AKP faşizmi tarafından
katledilen onlarca emekçinin hesabını sorarlardı. Ziya Selçuk sendikayı ziyaret
etmeyi aklından bile geçiremez, karşılaşacağı tabloyu düşünmek bile istemezdi.
Başta, bu görüşmenin şaşırtıcı olmadığını söylemiştik. Bunun
görünen sebebi, yukarıda söylediğimiz gibi Eğitim Sen MYK üyelerinin faşizmin
temsilcileriyle diplomatik ilişki kurmak konusundaki hevesleridir. Bu hevesin ideolojik
karşılığını ise, sendikanın dostunu düşmanını ayırt edemediğini gösteren eylemleriyle
bire bir muhatap olduğumuz için çok iyi biliyoruz. Bizi beş kez fiziki
saldırıda bulunarak sendikadan dışarı attıkları 22 Ekim 2018’de, direnişçilere kapanan
kapıların faşizmin temsilcilerine açıldığını söylemiştik. Direnen üyelerini ve
Kamu Emekçileri Cepheli memurları sendikadan atmadan tam bir hafta önce
Konfederasyon Genel Merkez binasında Kamu Baş Denetçisi Şeref Malkoç’u
ağırlamalarının tesadüf olmadığını dile getirmiştik. Yüzünüzü direnenlere dönün
çağrısı yapmıştık. Ancak görüyoruz ki, bize hala kapalı olan kapılardan
emekçilerin kanını içen AKP’li bakanlar girebiliyor.
Teslimiyet dipsiz bir çukurdur. Siz teslim bayrağı çektikçe karşı
taraf daha fazlasını ister. Bir bakarsınız, emekçilerin kanının bulaştığı
ellerle tokalaşıyor, yüzünüzde gülücüklerle çaylı pastalı sohbetler ediyor,
çektirdiğiniz fotoğrafları hiç utanmadan herkese gösteriyorsunuz. O
fotoğrafların tarihe bir utanç vesikası olarak geçeceğinden kimsenin şüphesi
olmasın.
Bu çukurun sonu yok. Çukurun içine bile bile girenler, dibini de
göremezler. AKP faşizminin temsilcileriyle gülücüklü fotoğraflar çektirenlere
çukurun dibini gösterecek olan emekçilerdir. Emekçilerin kanına bulanmış
ellerle tokalaşmanın hesabını bu sendika bürokratlarından emekçiler sormalıdır.
Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan’a, Genel Sekreter Velat Kaya’ya,
Genel Mali Sekreter Ahmet Karagöz’e, Genel Örgütlenme Sekreteri İsmail
Sağdıç’a, Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan’a, Merkez
Kadın Sekreteri Derya Yulcu’ya, Genel Tis Hukuk Sekreteri Varol Öztorun’a,
AKP’nin bakanı Ziya Selçuk’la ne görüştüklerini sorun. Yüzlerindeki
memnuniyetin, dudaklarındaki tebessümün sebebini sorun. Kazım Öğretmenlerin,
işkencede katledilen Gökhan Öğretmenlerin hesabını böyle mi soracaklarmış?
KESK ve Eğitim-Sen MYK üyelerini, konfederasyon genel merkezinde
bulunan siyasi anlayışları bir kez daha yüzlerini emekçilerden, halktan yana
dönmeye çağırıyoruz! Direnenlere kapattığınız kapıları açın, faşizmin
temsilcileriyle dost olmaktan vazgeçin.
EMEKÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!
