29 Eylül Pazar Günü yapacağımız Aşure’mizi, Günümüz
Muavi’yelerine karşı direnen
Hakikat Şavaşçılari adına veriyoruz.
Aşure Saati: 12.00-1900 arası Pir Sultan Kültür
Merkezi’ne Halkımızı bekliyoruz…
Alevi Tarihinin Büyük Direnişi Kerbala, Bizim
Tarihimiz ve Bugünümüzdür…
21
Eylül -3 Ekim günlerinde bir kez daha Kerbela direnişini Anma ve Şehitlerin
Matemini tutma günlerindeyiz. Kerbela’dan bugüne 1339 yıl geçti. Ama 1339
yıldır Kerbela ateşi sönmedi.
Kerbela
ruhu ölmedi.
Çünkü,
Kerbela’dan Yüksel’e Mağdur ve Mazlumun, Sömürücü ve Zalimlere Karşı Mücadelesi
Devam Ediyor…
Kerbela,
ne bir,” Faciadır; Ne de sadece ağlanacak bir MATEM günüdür. Kerbela yaşatılması
ve hedefine ulaştırılması gereken direniş ve isyan geleneğinin en onurlu
parçalarından biridir.
Kerbela
her şeyden önce, sömürücü ve zalimlere karşı, büyük kutsal bir isyanın ve
direnişin adıdır.
Sünni-
Alevi Tüm Halkımız,
Kerbela
gerçeği: hak ile batılın, iyi ile kötünün, aydınlık ile karanlığın, sömürücü ile
emekçinin ve zalimle ve mazlumun arasındaki mücadeleden başka bir şey değildir.
İmam Hüseyin, bunların arasına 1339 yıl önce Kerbela’da, kılıçla keskin ve
yalın bir çizgi çekmiştir. Çizginin bir tarafı Düşman, diğer tarafı Dost’tur.
Bu nedenle Kerbela direnişi, sadece Alevilerin değil, bütün ezilen sömürülen halkların
direnişidir.
Yoldaşlar,
Canlar;
Günümüz
Muaviye ve Yezitlerinin zulmü iyice azgınlaşmıştır. İşini, Ekmeğini isteyenlere
bile azgınca saldırmaktadır. Faşist devletin en alçak ve kanlı iktidarı olan
AKP Hükümeti, Ülkemizi adete işkence ve katliamlar diyarı haline getirdi.
Kendi
meclislerini bile devre dışı bıraktılar.
Her
şey kanlı diktatörün iki dudağı arasından çıkacak Kanun Hükmünde Kararnamelere (KHK)
bağlandı. Olağan Üstü Hal (OHAL) adı altında ülkemizde açık faşist bir
diktatörlük uygulanıyor
Küçük
Armutlu Cemevi'nin, AKP'nin polisi tarafından basılıp, koridorlarına işenip,
duvarlarına küfür yazılmasının ardından Zeynep Yıldırım tutukladı. Sakınmadı sözünü, yutmadı söylenmesi
gerekeni. Dilsiz şeytanlardan olmayı tercih etmedi. Çıkıp AKP faşizminin
karşısına inancını, ibadethanesini, değerlerini savundu, faşizmin
ahlaksızlığını teşhir etti.
Yezid
Neden Kerbela'da Kanımızı Döktüyse, Yezid Soylular Da Cemevimize O Nedenle
İşemektedir?
AKP
polisi NEDEN Cemevi’ne ağır silahlarıyla baskın düzenler? AKP polisi NEDEN
Cemevi’ne işer? AKP polisi Neden Cemevi’nin duvarına küfür yazar? Bu sorunun
cevabı geçmişten bu yana bellidir.
Amaç, Cemevi’ni ve Alevi değerlerini
aşağılayarak yok saymaktır: "Orası sizin ibadethaneniz olabilir; ama benim
için orası içine işenecek yerdir" demeye getiriyorlar. Aşağılıyor ve yok
sayıyor. Bu sadece kendini bilmez bir polisin ahlaksızlığı değil, Alevi düşmanı
AKP politikasının sonucudur.
Bugün
Kezban Ana'yı sahiplenmek Aleviler açısından zorunlu bir görevdir. Çünkü,
haksızlık karşısında eğilmeyi düşkünlük sayan bir geleneğe sahip olmak demektir
Alevilik. Zulmün karşısında susmak,
Yezid'i desteklemektir. Bakın, ne yapılması gerektiğinin ölçüsünü nasıl da
tarihsel olarak ortaya koymuş Hz. Ali; "...
Haksızlık karşısında eğilmeyiniz.
Çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz."
Bugün
bu çağrıyı dile getiren 80 yaşında Kezban Ana'dır. Öncelikle Alevi örgütleri bu
çağrının gereğini yapmak zorundadırlar. Değilse tavırları Kufe halkının
ikiyüzlü tavrından başka bir şey olmayacaktır.
Yezidlik
Varsa, Karşısında Hüseyin Olmak Da Tarihin Kanunudur
Karşınızda
Yezid varsa ya Hüseyin ve Zeynep olacaksınız ya da Küfeliler gibi rezilliği
tercih edeceksiniz. Tarihin hiçbir döneminde bunun arası ortası olmamıştır.
"HAKSIZLIK KARŞISINDA EĞİLMEYİNİZ, ÇÜNKÜ..."Nerede bir zulüm varsa,
tam orada Hüseyni makamında konuşan evlad-ı Kerbelayız biz. Ve zulüm, kan
döktüğü her nerede zafer kazandığı iddiasındaysa, orada Zeynep diliyle
haykırırız haklının ve hakikatin yenilmezliğini. Kâh Pir Sultan'ız darağacında,
kâh derisi yüzülmüş Nesimi'yiz hayatın ortasında. Yanıp yakılmışız asırlardan
bu yana ve fakat yakıştırmamışız dilsiz şeytan olmayı aslımıza. İlle kavga
demişiz, Yezid soyluların zulmüne karşı ille kavga... Vermişiz de şu kuşça
canımızı, eğmemişiz haksızlığa şu kızıl başımızı. Asırlar geçmiş; ama biz
vazgeçmemişiz haklılığımızdan ve günü gelip suskunluk kaplayınca ortalığı, biz
Kezban Ana olup haykırmışız hakikati.
Kerbela’yı
Hayatın İçinde Anlamak…
Günümüz
Müaviyelerine Karşı Nuriye ve Semih’in Başlattığı ve Bugün 1000. Günlerini
Geride Bırakan Yüksel Direnişi Devam Ediyor.
Halkın
Hukuk Bürosu'nun 18 avukatı 12 Eylül günü, yani faşist darbenin 39. yıl
dönümünde gözaltına alındı.
Tek
suçları, işleri ve onurları için direnen ve direnişten dolayı tutuklanan, devrimcilerin,
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın Soma, Roboski katliam davalarının savunmasını
yapmaktı.
Halktan
yana kültür ve sanatın öncülüğünü yapan Grup Yorum'un 10 üyesi de bu saldırı
dalgasından payını aldı. İşkencelerden geçirilerek tutuklandı. 6 üyesi başına
ödül konularak arananlar listesine alındı! Türkiye Hapishanelerinde Grup YORUM
ÜYELERİ 16 Mayıs’tan bugüne Süresiz Açlık Grevindeler…
Devrimci
sanatçılar konserleri ve şarkılarıyla on binleri, milyonları faşizme ve
emperyalizme karşı bir araya getirip, halkın sanatını yaptıkları için
suçlanıyorlar. Kerbela’dan günümüze sömürücü ve zalimlere karşı süren direnişin
ve mücadelenin son öncüleri onlardır.
Kısacası:
Kerbela Biziz… Biz Kerbelayız…
Dersim’de
Maraş’ta, Çorum’da, Malatya’da, Sivas’ta, Suriye’de ve bütün katliamlara Alevi
halkının en önünde direnenlerin soyundan geliyoruz.
Biz
Kürt-Türk, Alevi-Sünni, Hristiyan… Her milliyetten ve her inançtan Anadolu
halklarının, sömürücü ve zalimlere karşı birlikte mücadelesini savunanlardanız.
Sadece
ülkemizde değil, tüm Ortadoğu ve Dünya halklarının acılarını kendi acımız,
sorunlarını kendi sorunumuz ve mücadelelerini kendi mücadelemiz olarak görüyoruz…
Faşizme
ve Emperyalizme karşı her direnişte Kerbela ruhu ile hareket edenleriz.
Şimdi tüm halk güçleri olarak onların
arkasında durma zamanıdır.
Şimdi
Halk Meclislerinde birleşerek, direnenlerden yana saf olmak zamanıdır.
Bu
nedenle tarihte olduğu gibi günümüzde de Kerbela ateşini yüreğimizde taşımak,
Kerbela’nın ruhunu kuşanmak zorundayız.
Kerbela
Ruhu: hak ve hakikat yolcusu olmaktır.
Hak
ve Hakikat yolcusunun menzilinde Rıza Şehri vardır. Bu yolda birbirimize yoldaş
olmaktır. Bu yolda; birlik olmak, İri olmak, Diri Olmaktır.
Bu
birliğimizin yüce sembolü Kırklar Meclisi’ni ete kemiğe büründürmektir.
Bütün
bunların başarmak; sevdasıyla Semah döner gibi yanıp tutuşmaktır.
Bütün
bunları başarmanın yolu; Halk Meclisleri’ni örgütlemekten geçmektedir.
O
halde günümüzün hak ve hakikat yolcusu olmak, devrim ve Sosyalizm yolunun
yolcusu olmaktır.
Kerbela’yı
Anma ve Şehitlerin matemlerini tutma günlerimizde, tüm Canların, tuttuğu oruç
makbul olsun.
Tutulan
matem, yüreklerdeki DİRENİŞ ATEŞİNİ HARLASIN… diyoruz.
Kahrolsun
Faşizm Ve Emperyalizm!
Yaşasın
Halkların Kardeşliği!
Kahrolsun
Muaviye Ve Yezidin Soyu Sömürücü Ve Zalimler!
Her
Yer Kerbela, Her Yer Yüksel!
Hak
Ve Hakikat Yolunda İmam Hüseyin’in Direnme Ruhu Cümlemize Örnek Olsun!
Aleviyiz
Haklıyız Kazanacağız!
Pir
Sultan Kültür Merkezi
1b
Shrubbery Road. Edmonton
London,
N9 0pa
Email:
Pirsultankm2016@Gmail.Com
T: 020 8887 8988
