1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere istanbul isveç isviçre italya izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere İsviçre şiir şiirler şişli

Okmeydanı Halk Meclisi Açıklama





AKP Faşizmi, Ülkemizi 'Ulusal Güvenlik Politikaları' Adı Altında Cinayetler, Uyuşturucu, Kumar ve Fuhuş Cenneti Haline Getirdi

Düzenin Tetikçisi Süleyman Soylu Atıp Tutuyor, Onu Yine Düzenin Kalemşörü Hıncal Uluç Yalanlıyor

İçişleri bakanı Süleyman Soylu 8 Eylül Pazar günü Cnntürk kanalında yayınlanan “hafta sonu” adlı programda Hakan Çelik’in sorularını yanıtladı.

Cinayetlerin Faili AKP Faşizmidir!

Program çeşitli sorularla sürerken, Süleyman Soylu, gündemde olan cinayet vakaları ilgili bir soruya cevaben ''bilhassa kadın cinayetlerinde artış'' yaşandığını kaydederken şunları da ekliyor; “Özellikle mart sonu itibarıyla, dönemsel bir yükseliş mi yoksa farklı bir sebebi mi var. Geçen yılki yüzde 25'lik düşüş, bizi farklı bir umuda götürmüştü. Bu trendde bazı yıllarda ciddi yükselişler, bazı yıllarda da ciddi düşüşler gördüğümü ifade edebilirim.”

Süleyman Soylu, öyle konuşuyor ki, işlenen cinayetlerde yitip giden sanki can değil, soğan patates. Sanırsınız ki, bir ekonomist ya da bir ziraat odası başkanı konuşuyor. Ve bu sene soğan ve patatesin fiyatlarının neden bu kadar yükseldiğine dair rekolte analizi kasıyor. Soylu, bir tilki kurnazlığı ile bilerek yarattıkları yozlaşmayı üstlerinden atmak pekala dikkatleri farklı yöne çekmek istemektedir. Evet, yarattıkları pisliği örtmek için ne kadar çabalarsa, çabalasın içine düştüğü şey tabiri bizce caizdir, bok çukurudur. İş bu ya içine düşen debelenir. Bok çukurunun içinde debelenmektedir, Süleyman Soylu. Bütün bu yaşananlar düzenin halklarımıza karşı yürüttüğü bilinçli yozlaşma saldırılarının olağan bir sonucudur. Soylu bu anlamda durumdan gayet memnundur.

Soylu devam ediyor ve diyor ki, “Güvenlik teknolojileri konusunda dünyanın en iyilerindeniz. Bütün bu kapasitelerimiz yükseliyor. Arama kontrol noktalarındaki teknik kapasitelerimiz yükseliyor. Yüz tanıma noktasında görmüş olduğum bir şey var. Sadece bir şey söyleyeyim; bir saniyede yüz bin fotoğraf tarıyor bizimkiler.“ Pehh! Utanmaz herif, hergün işlenen onca cinayete, gaspa, uyuşturucu ve kumar vakalarına rağmen yinede böbürlenebiliyor.

Peki, bahsettiği ileri teknoloji güvenlik unsurları gerçekten halk için mi? Hayır, tabiki de. Soylu'nun sahip olduklarını dile getirerek iştahla anlattığı güvenlik teknolojisi halkın güvenliğini alma gibi bir fonksiyonu yoktur. Böyle bir teknoloji var ise insanlarımız neden daha fazla ölmeye ve zehirlenmeye devam ediyor. Oysaki halkımıza programda allı ballı olarak anlattığı bu teknolojik unsurlar halkın değil, tamamen egemenlerin huzuru içindir.

Ülkemiz emperyalizmin yeni-sömürgesidir. Yeni sömürge emperyalizmin gizi işgal taktiğidir. Ülkemiz, 1940'lardan itibaren işbirlikçi hükümetlerin imzaladığı bağlayıcı anlaşmalar yoluyla emperyalizmin gizli işgali altına girmiştir. Yürüyüş dergisinin 73. sayısında bu duruma söyle denilir; “İkili anlaşmalar”, “yardımlar”, “krediler”le her alanda ağır bağlayıcı şartlar getiren, Türkiye’nin egemenliğini bitiren, yeni-sömürgeye dönüştüren bir süreçtir bu süreç.Bundan sonrası emperyalizmin içsel olgu haline gelişidir.Emperyalizmin taaruzu o yıllardan bugüne devam etmiştir. Sayısız “anlaşma”, “yardım” adı altında borç ve krediler ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel, askeri tümalanlarda emperyalizmle kopmaz bağlar oluşturmuştur.''

Tüm düzen partileri bu sömürgeci ilişkilerin işbirlikçisi ve ortaklarıdır. Dolayısıyla düzenin temsilcisi iktidarlar güvenlik ihtiyaçlarını halk için değil, emperyalizm işbirlikçisi bir avuç dolar milyarderinin oluşturduğu oligarşinin yönettiği faşist diktatörlüğü tehdit eden güçlere göre programlar ve hayata geçirir. Sadece onların güvenliği esas alınır, yasalar da bu temelde çıkarılır ve uygulanır. Faşist diktatörlük için 'kadın cinayetleri'nin ya da çeşitli adi suçların artışı sayısal bir veriden ibarettir. Soylu işte tam da bunu yapmaktadır. Onun anlatımındaki iştahı işbirlikçi oligarşi'den aferin almak içindir. Köylü kurnazıdır. Yaptığı bir bakıma teknolojik hamleleri 'halkın güvenliği' diye gösterip aslında bir taşla iki kuş vurma cinliği de sayılabilir.

Umurlarında Olan Halk Değildir, Yoğunlaştıkları Tek Konu Kendilerini Var Etme Üzerinedir.

Şu bir gerçek ki, İnsanlarımızı suça iten şartlar ortadan kaldırılmadığı sürece bu tür adi vakalara hiç bir teknoloji işlemez, engel koyamaz. Çaresizleştiren, yoksul bırakıp, eğitimsizleştiren bir düzenin yozlaşmaya çözümü yoktur. Çözüm olarak sunduğu her yol, var olan krizi daha da arttıracaktır. Halk umurlarında değildir, tek konu talan düzenlerinin bekasıdır. Velev ki, talandan, yalandan, dolandan beslenen bir düzenden yozlaşmayı bitirecek adımlar atmasını beklemek saflık olur. Düzen insanlar birbirine güvenmesin, komşu komşuyu tanımasın, herkes kendi derdine düşsün vb gibi bencillik temelinde ilerleyen ilişkilerle kendisini büyütür ve sağlama alır. Bilinir ki, kimsenin kimseye güvenmediği, bencilliğin öncel olduğu bir toplumda birlik beraberlik duygusu körelir. Birlik ve beraberlik duygusunun köreldiği, bencilliğin arttığı toplumlar hak hukuk hürriyet taleplerinede kayıtsız kalacaktır. AKP faşizmi de bunu istemektedir, talan çarklarını rahat rahat çevirmek için.

Ancak, Bir Düzen Kalemşörü Duruma İtiraz Ediyor

AKP medyasının bir kalemşörü bu pespaye duruma baş kaldırmış gözüküyor. Sabah gazetesi yazarı Hıncal Uluç 11 Eylül Çarşamba günkü köşesinde yozlaşmada gelinen noktayı fevkalade özetliyor. Köşesine Taksim tramvay durağında iki gün önce bir gencimizin gaspçılar tarafından “İstediği iki şişe bira parasını vermediği için” öldürülmesini taşıyan Uluç, “Söyleyin bana şimdi, Halit'in katili Emra mı, yoksa?. “ diyerek, doğru cevabı aramaya koyuluyor.

Uluç, önce hakim ve savcıların yasaları rastgele uyguladığından dem vuruyor. Doğrudur, o hakim ve savcıları halkın her sorununa kayıtsız şartsız koşan adalet savaşçısı avukatlara, emperyalizme karşı bağımsızlık, faşizme karşı demokrasi diyen devrimcilere hem de tek bir delil olmadan keyfi olarak verdiği hapis cezalarından biliyoruz. Uluç, çelişkilerine yenik düşerekde olsa bir tarafından bağlı olduğu pislik düzenini ifşa etmeye devam ediyor ve ekliyor, “Yoksa, Beyoğlu'nu, İstiklal Caddesi'ni uyuşturucu müptelaları ve satıcılarına teslim eden, can güvenliğimizi sıfırlayan İstanbul Emniyet Müdürlüğü mü?.”

Pislik Düzeni Değişmelidir! Pisliği Ancak Devrim Temizler!

Evet, pisliğin yegane sorumlusu işbirlikçi oligarşinin şimdiki temsilcisi AKP faşizmi ve onun emrindeki kolluk güçleridir! Bunlar ülkemizdeki bütün cinayetlerin, uyuşturucunun,fuhuşun ve her türlü yozlaşmanın faili ve hamisidir. Ve bu düzen yıkılmadan, yerine de halkın iktidarı kurulmadan talan düzeni sürüp gidecektir.

Çağrımızdır:
Düzenin bize dayattığı kendi başınacılığı üzerimizden savmanın tek yolu birlikte hareket etmektir. Pisliği devrim temizler. Bu düzlemde tüm halkımızı devrim için örgütlenmeye halkın kendi sorunlarını çözmek için bir araya geldiği Halk Meclisleri'nde birleşmeye çağırıyoruz.

Örgüt, Pislik Düzeninin Kabusudur!
Faşizmle Yönetilen Bir Düzenin Panzehiri, Örgüttür. Örgütlü Hareket Etmektir.
Pisliği Devrim Temizler!
Devrim İçin Halk
Meclisleri'nde Birleşelim, Mücadele Edelim, KAZANALIM!

OKMEYDANI HALK MECLİSİ


[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.