Direniyoruz! Ülkemizin meydanlarından
yükseliyor sesimiz. Pankartlarımızı açarak, dövizlerimizle, çadırlarımızla
direniyoruz; sokaklarımızdan, meydanlarımızdan çağrılarımız ve sloganlarımız
yükseliyor.
Direniyoruz! Meydanlarda, mahallelerde,
stüdyolarda, okullarda, sendika binalarında, hapishanelerde direniyoruz. Adalet
talebimizi çıkın edip annelerimizle, babalarımızla, kardeşlerimizle yürüyoruz
faşizmin üzerine.
Direniyoruz! Zulmün kapılarına dayanıyoruz.
Sloganlarımızla meydanları inletiyor, hapishanelerde yeri yerinden oynatıyoruz.
Direniyoruz! Canımızla-kanımızla
direniyoruz! Bedenlerimizi ölüme yatırıp, “Bir canım var, feda olsun halkıma,
vatanıma” diyen şehitlerimizin bize devrettiği bayrağı onurla taşıyoruz!
Dişimizle, tırnağımızla direniyoruz! Zorla
müdahale işkencesinde kollarımıza, bacaklarımıza takılan serumları
dişlerimizle, tırnaklarımızla söküp atıyoruz!
Dökülen kanlarımızla duvarlara yazarak
haykırıyoruz: “YAŞASIN ÖLÜM ORUCU DİRENİŞİMİZ!”
EMPERYALİZMİN UZLAŞMA TASFİYE TESLİMİYET
POLİTİKALARININ KARŞISINDA BİZ VARIZ!
Emperyalizm dünya halklarına saldırıyor.
Ülkeleri, örgütleri, halkları ve hatta tek tek kişileri teslim almaya
çalışıyor. Ambargolar uyguluyor, ödüllü listeler hazırlıyor, hedef gösteriyor,
sabotajlar, komplolar hazırlıyor, kaçırıyor, işkence yapıyor, katliamlar
yapıyor; bin bir türlü yönteme başvuruyor.
Sadece Irak’ta 500 Bin çocuğu katlettiler,
“buna değdi” dediler. “Arap Baharı” diyerek emperyalist müdahalelerde
bulundular, işbirlikçi yönetimler yarattılar. Suriye’de eli kanlı çeteler
yaratıp, sonra bunları bahane ederek -TSK da dahil olmak üzere- işbirlikçi
ordularıyla işgal harekatları başlattılar. Yemen’de on binlerce çocuğun
açlıktan ve hastalıklardan ölmesinin birinci dereceden sorumlusudurlar.
Ortadoğu’yu kan gölü haline getirdiler.
Devrimciler hakkında ölüm kararları
verildi, başlarına milyonluk ödüller konuldu, halk kurtuluş hareketleri için
imha kararları alındı, sadece tek bir devrimcinin dahi üzerine düşerek Ayten Öztürk’ü kaçırdılar; 6 ay boyunca
MİT’in kör karanlık hücrelerinde işkence ettiler. Bu kadar acizleştiler.
Direniyoruz! Emperyalizmin Tecrit Edip
Yalnızlaştırma,
Terörize Edip İmha Etme Saldırılarına Karşı
Ölümüne Direniyoruz!
“İdeolojimiz karargahımızdır” dedik, demeye
devam edeceğiz. Bizi yenilmez yapan ideolojik bağımsızlığımız, ideolojik
netliğimiz ve ideolojik kararlılığımızdır. 2000-2007 Büyük Direniş’imizle “Ya
düşünce değişikliği, ya ölüm” dayatmasına 122 şehidimizle cevap verdik. Teslim
alma saldırılarına şehitlerimizle barikat olduk.
Şimdi de aynı inanç, aynı kararlılıkla
direnmeye devam ediyoruz. Direnişimiz Ayten Öztürk’ün bedenindeki 898 yara
izine kazılıdır. Direnişimiz 7 notanın komutanları Helin ve İbrahim’in gün gün
eriyen bedenleriyle tarihe kazınmıştır. Direnişimiz Koçak Mustafa’nın
dişleriyle söküp attığı 73 serumun açtığı yaralarla tarihe kazınmıştır.
Direnişimiz bugün meydanlarda, sokaklarda, hapishanelerde direnişi büyüten tüm
Halk Cephelilerin iradesiyle yazılıyor tarihe. Direnişimiz ölüm orucu
direnişçisi Özgür Karakaya’nın zorla muayene edildiği hastanenin duvarına
“Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz” yazdığı işkencede dökülen kanıyla kazındı
tarihe.
Emperyalizmin ülkemizdeki işbirlikçisi
oligarşi, Anadolu halklarına saldırıyor. Halka karşı savaş açıyor. AKP faşizmi,
cemaatin darbe girişimini bahane ederek OHAL ile halka karşı açtığı savaşı
büyüttü. KHK’larla ilerici-aydın görüşlü halkımızı işinden, ekmeğinden etti.
Tüm çalışanlar için güvenlik soruşturmaları başlattı, demokratik hak ve
özgürlükleri rafa kaldırdı. Devrimcilere karşı geniş çaplı operasyonlar
başlattı. Kurumları mühürledi, sokak ortasından insanlarımızı kaçırdı. Sadece
son birkaç yılda binlerce Halk Cepheli gözaltına alındı, işkencelerden geçirildi,
yüzlercesi tutuklandı.
Binlerce gündür meydanlardayız, direniş
çadırlarımızla, pankartlarımızla, dövizlerimizle, sloganlarımızla Halk
Cephelilerin teslim alınamayacağını tüm dünyaya ilan ediyoruz ülkemizin
meydanlarından! Düşman politikalarına boyun eğmiyor, boşa çıkarıyor, karşı
politikalar üretiyoruz. Büyük – küçük direnişlerimizle zaferler kazanıyoruz,
taleplerimizi yerine getirtiyoruz, geri adım attırıyoruz. ZAFERE ÜLKEMİZİN DÖRT
BİR YANINDA YARATTIĞIMIZ DİRENİŞLERİMİZLE YÜRÜYORUZ!
AKP Faşizmi, Anadolu halkını
değersizleştirmek için ürettiği politikalarına işbirlikçileştirme –
muhbirleştirme saldırılarını ekledi. Bu politikalara Koçak Mustafamız’la
barikat olduk. Ölümle, ömür boyu hapisle, ablasına tecavüzle tehdit edilen
Mustafa Koçak; işbirlikçiliği reddetti, onursuz bir yaşamı reddetti. Bunu ömür
boyu hapisle cezalandırdı AKP. Mustafa yine boyun eğmedi, adaletsizliği sineye
çekmedi. Adil yargılanma talebiyle ölüm orucu direnişine başladı. Zorla
müdahale işkencelerinden geçirildi. 30 kiloluk bedenine zorla takılan 73 serumu
dişleriyle koparıp attı. Mustafa Koçak ölüm orucu direnişinin 296. gününde
şehit düştü. Anadolu halklarının onuru abidesi oldu. Faşizmin
işbirlikçileştirme – itirafçılaştırma politikası boşa çıkarıldı. Şimdi
Mustafa’nın yoldaşları “Mustafa Koçak’ın Katilleri Cezalandırılsın” diyerek
sorulacak hesabı örgütlüyorlar!
Devrimci hareketin on yıllardır can-kan
bedeli yarattığı özgür tutsaklık geleneğini bitirmek istediler. Her saldırı
sürecinde olduğu gibi yine en başta hapishanelerdeki özgür tutsaklara
saldırdılar. Çünkü en savunmasız olarak tutsakları görüyorlardı. “Onların
elinde bir şeyleri yok” mantığıyla, savunmasız gördükleri için saldırdılar.
Özgür tutsaklar hücrelerini ateşe vererek
cevapladılar saldırıları, hapishanelerde yeni bir direniş anlayışı yarattılar
“Faşizme karşı Taarruzdayız” dediler. Aktif direniş yöntemleri örgütlediler.
Kolları, bacakları kırıldı direnen tutsaklarımızın, yanık hücrelerde
bekletildiler. Oligarşinin tecrit politikalarına karşı bugün Özgür Karakaya ve
Didem Akman 155 gündür ölüm orucunda!
Halkın sanatçılığını, devrimci sanat
anlayışını bitirmek istediler. Grup Yorum’un konserlerini yasakladılar, İdil
Kültür Merkezini defalarca bastılar, enstrümanları kırdılar, duvarları
deldiler, halkın sanatçılarına işkence yapıp tutsak ettiler. Ödüllü listeler
oluşturup Grup Yorum emekçileri hakkında vur emirleri çıkardılar. Amaçları Grup
Yorum’u halktan tecrit edip yalnızlaştırmak, terörize ederek imha etmekti.
Grup Yorum meydan konserleriyle, sokak
konserleriyle cevap verdi saldırılara. Kamyon kasalarında konser verdiler,
çatılarda konserler verdiler, internet konserleri düzenlediler. 3 kıtada 50
konser verdiler. “Listelerinize bestelerimizle cevap veriyoruz” dediler, 47
beste yayınladılar. Faşizmin vur emirlerine, ödüllü listelerine karşı gizlilik
haklarını kullanarak gizlilik koşullarında halkın sanatını icra etmeyi
sürdürdüler. Süresiz açlık grevi direnişlerinin ardından Helin Bölek ölüm orucu
direnişinin 288. Gününde şehit düştü. İbrahim Gökçek 323 gün yaptığı ölüm orucu
direnişinin ardından Anadolu halklarına siyasi zaferi armağan ederek şehit
düştü. Helin ve İbrahim 7 notanın komutanları olarak ölümsüzleştiler.
Grup Yorum direnişiyle dünyayı ayağa
kaldırdı. 32 ülkeyi ayağa kaldırdı halkın sanatçıları! İlerici-aydın kesimleri,
örgütleri tek bir talep etrafında birleştirdi, bir araya getirdi. Dünyanın dört
bir yanından ve ülkemizden milletvekilleri, aydınlar, sanatçılar Grup Yorum
türküleri söylediler, binlerce insan destek açlık grevleri yaptı. Ve
milletvekilleri, aydın ve sanatçılar direnişin ve zaferin kefili oldular.
Faşizmin halkın sanatçıları üzerinde uyguladığı tecrit edip yalnızlaştırma,
terörize edip imha etme politikası boşa çıkarıldı. Şimdi Grup Yorum, yarattığı
Sanat Meclisinde FOSEM ile, umudun çocukları orkestrasıyla ve yeni
Yorum’cularla sanat alanında güçlü bir cephe ve ordu yaratacak! Halkımız 7
notanın komutanları Helin ve İbrahim’e verdikleri sözü tutarak Grup Yorum’a bir
konser armağan edecek.
Halkın avukatlarının devrimci avukatlık
anlayışını bitirmek istediler. “Avukatlık yapacaksanız para için yapacaksınız”
dediler. “Soma’lı işçilerin, Ermenek’li işçilerin, Berkin Elvan’ın, halk
çocuklarının avukatlığını yapamazsınız” dediler. Bu ‘suçlama’lardan yargılandı
ve 159 yıla varan cezalar aldı halkın avukatları. Evrensel Hukuk ilkelerini
hiçe sayarak, hiçbir somut delil ve gerekçe olmadan yalnızca iftiracı
itirafçıların ifadelerine dayanarak müvekkillerine cezalar yağdırdılar,
yargıyı-hukuku ellerinde oyuncak yaptılar, ülkemizdeki ve dünyadaki tüm hukukçularla
adeta dalga geçtiler.
Onlar da halkın sanatçıları gibi
saldırılara karşı gizlilik haklarını kullandılar, zor koşullarda mücadelelerine
devam etiler. Halkın avukatlığını yapmaktan hiçbir koşulda vazgeçmediler. Ve
bugün adil yargılanma talebiyle halkın avukatı Ebru Timtik 202 gündür, Aytaç
Ünsal 171 gündür ölüm orucunda!
Halkın avukatlarının ölüm orucu direnişi
baroları harekete geçirdi. Bulundukları illerde yürüyüşler yaptılar, adliye
saraylarına yürüdüler, destek açlık grevleri yaptılar. 110 ülkeden 2 milyonu
aşkın avukatı temsil eden hukuk örgütleri, 18-21 Mart 2019'da halkın
avukatlarının duruşmasını izledi. Adaletsizliklerin anlatıcısı oldular,
eylemler örgütlediler, raporlar hazırladılar. Dünyadan 22 hukuk örgütü rapor
hazırladı. Raporlarını dilekçe haline getirerek Yargıtay 16. Ceza Dairesine
sunarak Türkiye tarihinde bir ilki gerçekleştirdiler. Şimdi halkın avukatları
yeni hukuk bürolarıyla, adalet okullarıyla adalet mücadelesi verecek adalet
savaşçıları yaratacak, bunlardan bir ordu kuracaklar!
Dev-Genç’lilere saldırdılar. Biliyorlardı
ki; gençlik devrimin motor gücüdür, dinamit fitilidir. Saldırılarının ardında
korkuları gizliydi, Dev-Genç’in 50 yıllık şanlı tarihinden korktukları için
saldırdılar, gözaltı ve tutuklama terörüyle Dev-Genç’i bitirmeye çalıştılar.
Fakat her meydanda, her sokakta Dev-Genç’lilerin gür sesiyle karşılaşmaya devam
ettiler. Dev-Genç’in faşizme karşı direniş geleneği bugün Didem ve Özgür’ün
hücre hücre direnen iradelerinde somutlanıyor. Ve bir kez daha tarih haykırıyor
“Dev-Genç’i Bitiremezsiniz” diye. Şimdi Dev-Genç’liler ülkemizin yoksul
gençlerini birleştirme ve Gençlik Cephesi’yle yürüyüşlerini sürdürme
iddiasındalar!
HALKIZ! HAKLIYIZ!
DİRENİYORUZ! KAZANACAĞIZ!
Adil yargılanma talebiyle ölüm orucunda
olan halkın avukatı Ebru Timtik bugün ölüm orucu direnişinin 202. gününde!
Ebru Timtik için Tayyip Erdoğan’ın
Kısıklı’daki evinin kapısına dayanarak adalet isteyen Ebru Timtik’in teyzesi
Sultan Kaya ve Hasan Basri Yıldız 30 Haziran 2020 tarihinde ‘yukarıdan’ gelen
talimatlarla tutuklandılar. Şimdi Teyze Sultan Kaya, ölüm orucu direnişçisi
Ebru Timtik ile aynı hapishanede, fakat ayrı hücrelerde tutuluyorlar.
Adil yargılanma talebiyle ölüm orucunda
olan halkın avukatı Aytaç Ünsal bugün ölüm orucu direnişinin 171. gününde!
“Her koşulda bedel ödemeyi göze almadan
adalete ulaşamayız” diyen Aytaç Ünsal direnişini öylesine doğal görüyor ki;
“ölsem de, sizin her gün ödediğiniz bedeller yanında bu nedir ki? Bir canın,
bizim canımızın lafı mı olur?” diyor.
Adalet talebiyle ölüm orucunda olan özgür
tutsak Özgür Karakaya ölüm orucu direnişinin 155. gününde!
Özgür Karakaya direnişteki kararlılığını
Adalet Bakanlığı’na yazdığı dilekçesiyle dile getiriyor: “127 gündür hücre
hücre eriyorsam bu adaletsiz olduğunuz içindir. Adaletsizliklere son verin ki
ölüm oruçları bitsin. ‘Zorla müdahale’ye tekrardan adım atmayı aklınızdan bile
geçirmeyin. Açık söylüyorum. Direnme hakkım namusumdur. Bu hakkımın elimden
alınmak istenmesi durumuyla bir daha karşılaşırsam kendimi yakarım! Çakmak
yoksa bileklerimi keserim. Cam yoksa dişlerimle damarlarımı kopartırım!” diyor
Özgür Karakaya.
Adalet talebiyle ölüm orucunda olan özgür
tutsak Didem Akman ölüm orucu direnişinin 155. gününde!
Didem Akman gün gün, hücre hücre erirken
tek başına 4-5 adımlık bir hücrede kalıyor. Yanına bir refakatçi dahi
verilmediği için temizlik vb. gibi tüm ihtiyaçlarını kendisi karşılamak zorunda
kalıyor. Bu koşullar onu zorlasa da, ölüme meydan okuduğu iradesiyle zafere
yürüyor.
TÜM HALK CEPHELİLER!
Direniş ve zafer bizim geleneğimizdir.
Direnişlerimizle zaferler kazanıyor, yeni zaferlere yelken açıyoruz. Tarihsel
sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. Zaferi kendi ellerimizle öreceğiz! Zafer
için bugün hepimiz bir adım değil, koşar adım öne atılalım! Tarihsel ve siyasal
haklılığımızla haykıralım:1- Yeğeni için
adalet istediği için tutuklanan Teyze Sultan Kaya’nın yeğeni Ebru Timtik’in
yanına geçme talebi derhal kabul edilsin!
2- Direnişçilerin
sesi olmak için zulmün kapılarına dayanan Teyze Sultan Kaya ve Hasan Basri
Yıldız serbest bırakılsın!
3- Ölüm
orucu direnişçisi Didem Akman’ın yanına derhal refakatçi verilsin!
4- Zorla
müdahale katliamdır! Zorla müdahale tehditlerinden ve işkencelerinden
vazgeçilsin!
HALKIMIZ!
7 notanın komutanları Helin ve İbrahim’le
siyasi zaferi birlikte kazandık! Koçak Mustafamız’ın şehitliği ile bir cephede
daha halk düşmanı politikaları boşa çıkardık, zaferi kazandık! Şimdi adalet
talebini daha yüksek haykırmanın zamanıdır. Şimdi ölüm orucu direnişçilerinin
sesi-soluğu olma zamanıdır. Şimdi faşizme karşı halkın gücünü daha yüksek
haykırmanın zamanıdır. Örgütlü bir halkın teslim alınamayacağını tüm dünyaya
birlikte ilan edelim!
Destek açlık grevleriyle, Adalet
Bakanlığı’na, Hapishane İdarelerine açtığımız telefonlarla, fakslarımızla,
destek videoları çekerek, çeşitli eylemlerle… her türlü yöntem ve araçla
yukarıdaki taleplerimizi haykıralım!
Helin, İbrahim, Mustafa Ölümsüzdür!
Ölüm Orucu Direnişçilerinin Talepleri
Derhal Kabul Edilsin!
Ölüm Orucu Direnişimizle Yürüyoruz
Zafere!
Yaşasin Ölüm Orucu Direnişimiz!
(22.07.2020)
Halk Cephesi