Halkın Avukatı Ebru Timtik
ölüm orucu direnişinin 197, Aytaç Ünsal 166. günündeler. Adalet İçin Ölüm Orucu
Direnişi 200’lü günlere yaklaştı. Bir insanın açlığa gösterebileceği tahammül
sınırını çoktan aşmış durumdalar. Yani kritik, yani ölüm sınırındalar.
Halkın avukatları bugüne
kadarki pratiklerinde halk için adaletin savaşını verdiler. Nerede bir yoksulun
hakkı yenmişse, nerede adaletsizliğe uğrayan biri varsa orada oldular.
Madenlerde, fabrikalarda
katledilen işçilerin, toprağına göz dikilen köylülerin, parasız eğitim istediği
için tutuklanan öğrencilerin, işkencede, hapishanelerde katledilen
devrimcilerin müdafiliğini üstlendiler. Kendi hayatlarını ortaya koyarak
savundukları değerler için bugün de hayatlarını ortaya koymaktan çekinmediler.
Adalet İçin Ölüm Orucu
Direnişi, ülkemizde herkesin suskunluğa büründüğü, faşizm korkusuyla kabuğuna
çekildiği bir süreçte karanlıkları yırtan güçlü bir ışık oldu. İbrahim Gökçek,
Helin Bölek ve Mustafa Koçak şehitlikleriyle yolumuzu aydınlattı. Halkın
avukatları ve Özgür Tutsakların devam ettirdiği direniş karanlıkları tamamen
silene kadar devam edecek.
Bir ülkede sanatçılar konser
yapabilmek için ölmek zorunda kalıyor.
Bir ülkede avukatlar adalet
için ölüm orucunda…
Nasıl bir ülkede yaşadığımızı
biz çok iyi biliyoruz… Bu direnişle tüm dünya gördü faşizmin zulmünü. Kendi
yasalarına uymayan AKP iktidarı, ekonomik, sosyal ve siyasal krizini
atlatabilmek için devrimcilere, ses çıkarma cüretini gösteren herkese saldırıp
hapis cezaları verdi. Gizli tanıkların yalan ifadeleriyle savunmaları dahi
alınmadan onlarca yıla varan cezalar verildi. Halkın avukatlarını tahliye eden
mahkeme heyeti tenzili rütbe edildi. Mahkeme kararının ardından on saat
geçmeden tekrar tutuklama kararı verildi.
Hukuk, yasalar, adalet
hepsinin rafa kaldırıldığı, faşizmin demokrasi perdesine gerek duymayıp açıktan
halka saldırdığı bir dönemdeyiz. Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın direnişi işte
böyle bir süreçte faşizmin en çok korktuğu şeyi yapmaya karar verdiler: ses
çıkarmaya başladılar. Hücre hücre eriyen bedenlerinden çıkan bu sesler faşizmin
kulaklarını patlatacak.
Halkın Avukatları bugüne
kadar halkı can pahasına savunup, müvekkilleri için ölümü göze aldılarsa, bugün
de aynı kararlılıkla direnişlerine devam ediyor. İlerleyen sağlık sorunlarına
rağmen umutla direniyorlar. Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı topyekûn AKP
iktidarı, bu direnişin gücü karşısında yenilmeye mahkumdur.
Adli Tıp Kurumu 24 Şubat 2020
tarihinde Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek için hapishanede kalamaz kararı
verdikten sonra Yıldızlı Yürek İbrahim Gökçek kalmış olduğu Silivri 9 Nolu
kapalı hapishanesinden tahliye edilmişti.
Adli Tıp Kurumunun bu
kararından sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu açıklamaları ile direk Adli Tıp
Kurumunu hedef almıştır, tahliye kararını açıkça tehdit etmiştir. İçişleri
Bakanlığı tarafından bizzat yönlendirilen Adli Tıp Kurumu bugün ölüm
sınırındaki Halkın Avukatlarını tahliye etmeyerek suç işlemektedir. Devletin
baskısı altında verdikleri kararlar tarafsız ve adil, bilimsel değildir.
Ölüm orucunun 200’lü günlerine
gelen direnişçilerimiz, hapishanede sağlıksız koşullarda ölüm ile burun burunalar.
Adli Tıp Kurumu ve İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı direnişçilerimizin
başına gelecek her türlü durumdan sorumludurlar.
Adaletin olmadığı yerde
direnmek zorunlu ve meşrudur, adalet talebimiz gayet doğal ve haklıdır.
Ebru Timtik’in ağzında oluşan
yaralardan dolayı ne su ne şeker takviyesi alamıyor. Ellerinde ve vücudunda
oluşan morluklar, baş dönmesi, dengesini sağlayamama, Aytaç Ünsal’ın vücudunda
oluşan yaralar ve ellerinde oluşan yaralar, hapishanede kalamaz raporu
verilememesi için hiçbir gerekçe yoktur.
Meslek ahlakınızı uygulayın,
aldığınız kararların sonuçlarını düşünün, halka düşmanlık yapanların safında
halk çocuklarının direnişini halkın avukatlarının direnişini destekleyin.
Yapmanız gerekin hapishanede kalamaz raporunu verin.
Halkın Avukatlarının Talepleri
Derhal Yerine Getirilsin!
Yaşasın Ölüm Orucu
Direnişimiz!
Adli Tıp Kurumu
Hapishanede Kalamaz Raporu Versin!
Yunanistan Halk Cephesi
