Güller ve dikenlerden bahsedeceğim size. Cellat Samsun’dan elleri daha kanlı cellatlardan. Analardan ve oğullardan.
Dosyamızı biliyorsunuz. Halkın Hukuk
Bürosu avukatı olduğumu göğsümü gere gere anlattım avukatlık yaparken. Etrafa
kartvizitler dağıttım, gazetelere Halkın Hukuk Bürosu avukatı olarak
röportajlar verdim. Fakat malum olan kendini kurtarmak için şeytanla iş birliği
yapmış bir iftiracı tarafından söylenince suç haline geldi. “Halkın Hukuk
Bürosu avukatıdır.” cümlesinin karşılığı 10.5 yıldı.
Sonrasını hep birlikte yaşadık.
Direndik, zulme asla teslim olmadık. Öldük, yaralandık. Ama asla kabul etmedik
topraklarımıza biçilen esaret kıyafetlerini. Parçaladık, yırttık attık 110
ülkede 2 milyon avukat, tüm dünyada milyonlarca insanımız adalet mücadelemizi
gördü. Hepimiz için direnmeye devam edeceğiz.
Kararların altında imzası olanlar,
Anayasa Mahkemesi kararına uymayanlardır. “Adalet celladı” “ayaklı giyotin”
diye tanımladılar birçok kesim tarafından. Teşhir oldular. Sonra “insan hakları
eylem planı” açıklandı. Anayasaya uymayanlar yerlerini korumaya devam etti.
Giyotin hala çalışmaya devam ediyor.
Tedavi olmak için 3 ay dışarda kaldım.
Yeniden tutuklandım. 3 aydır da hapishanedeyim. Hücre arkadaşlarımdan biri Ali
25 yaşında . Parasız eğitim isteyen lise son sınıfta okuyan 18 yaşında bir
öğrenciyken girdi hapishaneye. Hakkını istemenin bedeli olarak 7 yıldır dört
duvar arasında.
Öyle cezalar da yetmedi ama. Cezasının
bitimine 3 yıl kala yeni bir ceza daha kestiler
Ali’ye. Mayıs 2014 tarihinde Okmeydanı Cemevi bahçesinde Uğur Kurt’un
öldürülmesini hep birlikte izledik. Soma Maden Katliamı halkın her kesiminden
insan tarafından olduğu gibi liseliler tarafından protesto ediliyordu. 22
Mayıs’ta İstanbul Ticaret Odası Lisesi öğrencileri de hem Berkin Elvan hem de
Somalı madenciler için derslere girmediler . Okul çıkışında gaz bombalarıyla,
gerçek kurşunlarla saldırdılar öğrencilere.
“Neymiş , Berkin Elvan için okulda
tören düzenlenecekmiş şu hale bak yav. Biz bu ülkede her ölüm hadisesinde tören
mi düzenleyeceğiz, düzenletmem.” diyorlardı. “Yatıyor kalkıyorlar Berkin Elvan
diyorlar.” dediler. İşte o yatıp kalkıp Berkin diyen hatta hiç yılmadan adalet
isteyenlerden biri de Ali’ydi.
O gün eylemler gün boyu sürdü. 14- 15
yaşındaki lise öğrencilerinin üzerine kurşunlar yağdırıldı. Siz nasıl
unutmazsınız, nasıl adalet istemeye devam edersiniz dediler. Ali’leri sıyıran
kurşunlar Uğur Kurt’un canını aldı. Ali belki Uğur Kurt katledildiğinde orda
değildi. Ama Ali gibi 14-15 yaşında gençler ordaydı. Ali de okuduğu liseden
çıktıktan sonra gün içindeki protestolara katıldı. Kurşun değmedi ama gözaltına
alındı 1 ay tutuklu kaldı.
Yetmedi olaydan 7 yıl sonra Ali’nin
hapisliğinin 7. Yılında Ali’ye 29 yıl ceza verdiler. Evet tam 29 yıl. Bir
ömür. Ali’nin yaşından büyük bir ceza.
Belki kurşunlar yapamadı ama beton duvarlarla işi bitireceğiz dediler. Neden?
Ne için? Ne yaptı Berkin? Ne yapmıştı 17 yaşındaki Ali ? Boyun eğmemek
yeterlidir. Somalı madencilerin yakınları bile isyan ettikleri için
tokatlanmış, tekmelenmişlerdi. Kadın çoluk çocuk fark etmez...
Verilen kararın altında da aynı imza
vardı. Siz muhtemelen bu kararı duymadınız, okumadınız. Çünkü egemenlerin
basınında Demirtaş ve Kavala dışında bir örnek duyamazsınız. Elbette ki bu
dosyalar hukuksuzdur. Ama mesele bu değildir. Yalnızca bir kaç dosyadan
bahsedilerek Türkiyede başka bir hukuksuzluk yokmuş gibi algı yaratılmaktadır.
Çünkü ilk demokrasicilik oyun döneminde bu isimlerin tahliyesinin ardından
halka “bakın hukuk düzeldi” denilecektir. O yüzden Alilerin dosyalarının
anlatılmaması bilinçsiz bir durum değildir. Bilinçlidir.
Ama biz anlatacağız. Ali’nin bir
ailesi var . Ablaları var. 23 yaşındayken hapishanede babasını kaybetti,
cenazesine gidemedi. Annesi Aysel abla
Av. Ebru Timtik’in şehitliği üzerine kalp krizi geçirdi. Ölmedi ama sol
tarafında kısmi felç kaldı. Ali’nin ödediği bedeli, ailesine yaşatılan acıları
avazımız çıktığı kadar haykıracağız.
İşte 10.5 yıl hapisliğimin, 18 avukat
arkadaş aldığımız 159 yıl cezanın, verdiğimiz canımızın sebebi Ali’nin
dosyasıdır. Çünkü ben Alilerin hakkı için , onların sesi olmak için giydim
cübbemi. Onlara 29 yıl hapis yağdıranlar, onu savunanlara da böyle hüküm verdi.
Varsın versinler, giyotinler işlemeye
devam etsin. Adalet isteğimiz devam edecek. Susmayacağız. Analar ve oğulları
avazları çıktığı kadar yüksek perdeden hakkını isteyecek. Alacak. Söke söke hem
de.
25 yıllık ömrüyle gözleri pırıl pırıl
Ali’nin cezayı aldıktan sonra havalandırmada voltalarken söylediğimiz gibi
“Hayat denilen kavgaya girdik, çelik adımlarla yürüyoruz. Biz bu karanlık yolun
sonunda doğacak güneşi görüyoruz” sözleriyle umudu haykıracağız.
Av. Aytaç ÜNSAL
