Ricky Turner ve ailesinin borç batağının içine düşmelerini
ve kapitalizmin yarattığı bu krizlerin
aile hayatını nasıl etkilediğini anlatıyor.
FİLM ADI: ÜZGÜNÜZ SİZE ULAŞAMADIK
( Sorry We Missed You )
2019 yapımı olan film de, İngiltere’de 2008 yılında
gerçekleşen ekonomik kriz sonrası,
Ricky Turner ve ailesinin borç batağının içine düşmelerini
ve kapitalizmin yarattığı bu krizlerin
aile hayatını nasıl etkilediğini anlatıyor.
Ricky ailesini, borçlarından kurtarmak için tek mal varlığı
olan arabalarını da satarak
bir kargo şirketinde, büyük umutlarla işe başlar. Ancak
“Kendi İşinin Patronu Olacaksın”
sözleriyle başladığı işte, en temel ihtiyaçlarını
karşılayamaz, ailesinin yüzünü göremez hale
gelir. Yaşadıkları olaylar aileyi dağılma noktasına getirir.
Kapitalizm bencilliğin, bireyciliğin hâkimolduğu bir
ideolojiye sahiptir. Bencilliğin
olduğu bir yerde sevgiden, saygıdan ve değerlerden
bahsedilemez. Bu değerler zamanla
maddi yaşam koşullarından dolayı yozlaşır. Filmde de Ricky
ve oğlu yaşadıkları sorunlardan
birbirlerini sorumlu tutarlar. Ricky ailesine harcadığı
emeğe oğlunun değer vermediğini
düşünür. Okulda karıştığı kavgaları, dışarıda parası
olmadığı için hırsızlık yapmasını yani
oğlunun yapmış olduğu yanlışların bütün sorumluluğunu ona
yükler. Oğlu da babasının
kendisini anlamadığını düşünen, yaşadıkları yoksulluktan
babasını sorumlu tutan, sistem
yüzünden umutsuzlaşmış, yozlaşmış ancak isyan etme isteğiyle
dolu bir gençtir. Baba ve oğlu
öfkelerini, yaşadıkları sorunlarının ana kaynağını
bilemedikleri için birbirlerine karşı yöneltirler.
Kapitalizm bir evin içinde baba ve oğlunu, iş yerinde
emekçileri, dünya da ise halkaları
birbirine düşman eden aşağılık bir sistemdir.
Filmin başka bir sahnesinde Ricky’nin eşi, oğluna olan
davranışlarından kaynaklı,
çocuğuna fiziksel şiddet uyguluma noktasına geldiğini
söylediğinde, Ricky bunu kabul etmez,
çocuklarına asla şiddet uygulamadığını ve uygulamayacağını
söyler. Ancak başka bir olayla
ilgili tartışırken kendine hâkim olamaz ve oğluna tokat
atar. Kapitalizm insanları kendine,
emeğine, sınıfına yabancılaştırır. Harcadığı emeğin
karşılığını görmeyen insan
umutsuzlaşır ve her yeni güne mutsuz olarak uyanır. İnsana
insanlığını unutturur. Asla
yapmayacağım dediğimiz, kendimize, onurumuza
yakıştırmadığımız şeyleri bile bize
yaptırır.
Film boyunca kapitalizmin insanları nasıl yalnızlaştırdığını
da izliyoruz. Anne sabahtan
akşama kadar yaşlı bakım hizmetinde çalışır. Baba günde 14
saat bir kargo şirketinde çalışır.
Evin oğlu okulda ya da dışarıdadır. Evin 11 yaşındaki küçük
kızı okuldan geldiğinde, evde
kendi telefonuyla ya da ödevleriyle ilgilenir. Ailecek bir
yemek masasına oturma isteklerini bile
gerçekleştiremezler. Yani her biri kendi dünyasında, kendi
sorunlarıyla meşgul olmuştur.
Birbirlerinin yaşadıkları sorunları görseler bile çözüm
bulamazlar. Çünkü kapitalizm insanlara
çözümü değil çözümsüzlüğü dayatır. Sorunlarını çözemeyen, ne
yaptığını bilmeyen,
bunalımlı kişilik kapitalizmin yaratmak istediği insan
tipidir.
Ricky’nin küçük kızı Liza Jane de babasını, abisinin ve
annesinin tartışmalarından
etkilenerek hastalanıyor. Geceleri korkuyor ve annesi
yanında yatmadığında altını ıslatıyor.
Liza Jane hayatlarının eskisi gibi olmasını istiyor.
Abisinin evi terk etmediği annesinin ve
babasının geceleri kavga etmediği eski hayatı… Bu masum
isteği gerçekleştirmek için bir gece
uyanıp babasının minibüsünün anahtarlarını saklıyor. Eğer
babası o işe gitmezse, birlikte
zaman geçirebilirlerse sorunun çözülebileceğini düşünüyor.
Küçücük bir çocuk yaşanan
olayların büyüdüğünü görünce kendisini sorumlu tutuyor.
Mutlu, huzurlu bir aile
ortamından büyümek bir çocuğun en temel hakkıyken,
kapitalist sistemde bu
çocuklarımızın hayali oluyor. Çocuklarımız kaygılarla ve
korkularla büyüyor.
Ricky ağır çalışma koşullarından kaynaklı lavaboya gitmek
için bile ihtiyaç karşılayacak
zaman bulamaz. Hep yollarda, kargo teslimatını zamanında
yetiştirebilmek için uğraşır. Bu
sırada hırsızların saldırısına uğrar ve hırsızlar Ricky’nin
teslim edeceği eşyalardan bazılarını
çalıp, iş yeri tarafından kendisine verilen adres takip
cihazını kırarak kaçarlar. Eşiyle birlikte
hastaneye giden Ricky, kapitalizmde her alanda olduğu gibi
sağlık sisteminde de yapılan
özelleştirmeden kaynaklı, yaralı bir halde 3 saat boyunca
çektirdiği röntgenin çıkmasını bekler.
Bu sırada kargo şirketinin patronu arar. Ve telefonda
Ricky’nin yaratmış olduğu ”zarardan”
dolayı 1000 sterlinlik bir borcu olduğunu söyler. Her ne
kadar Ricky sağlık durumunu
anlatmaya çalışsa da patron Ricky’i dinlemez bile. Filmin bu
sahnesinde Karl Marx’ın sözünü
hatırlıyoruz: "Kapitalist, güvenli bir %10 kâr ile her
yerde çalışmaya razıdır; kesin % 20,
iştahını kabartır; % 50, küstahlaştırır, % 100, bütün insani
yasaları ayaklar altına
aldırır; % 300 kâr ile sahibini astırma olasılığı bile olsa,
işlemeyeceği cinayet,
atılamayacağı tehlike yoktur.”
Kapitalizmde insan hayatının bir kıymeti yoktur. Değerli
olan tek şey
kapitalistlerin karıdır. Halka “Çalışmakta özgürsünüz” der.
Ancak çalıştığında bile en
temel ihtiyaçlarını karşılayamayan milyonlarca insan,
sömürenlerin istediği gibi
çalışmadıkları takdirde zaten ölüdürler. Özgürlük servetle
eş değerdir. Servetin varsa
özgürsündür yoksa değilsindir. Kapitalizmde insanlar modern
kölelerdir. Egemenler için
işe ihtiyacı olan milyonlarca köle vardır. Ve zaten yeni
köleler daha okul sıralarından
itibaren yetiştirilmeye başlanmıştır.
Film de Ricky’nin eşi Abbie’ye ayrıca değinmek gerekir.
Abbie kapitalizmin tüm
yozlaştırma saldırılarına rağmen vicdanıyla, ailesini bir
arada tutma çabalarıyla, ahlakıyla öne
çıkan bir kadındır. Ricky ile birlikte gittiği hastane de
Ricky’nin patronun söylediklerine
katlanamaz ve eşinin sağlık durumunu anlatmaya çalışır.
Patronun insanlık dışı konuşması
karşısında, kendi tutamayarak hastanede bulunan birçok insan
içerisinde patrona küfür eder
ve telefonu kapatır. İnsanların kendisine baktığını görünce,
içinde bulunduğu durumdan
utanarak “Ben normalde küfretmem” diyerek yüzünü elleriyle
kapatıp ağlamaya başlar.
Kapitalizm kadın, erkek ya da çocuk diye ayırmadan her türlü
ahlaksızlığı halka reva
görür. İşçileri iş cinayetlerinde katledip sonra işçileri
suçlayacak kadar ahlaksızdır.
Televizyondan, internetten yayınladıkları reklamlarıyla,
haberleriyle, dergileriyle yani
bütün olanaklarıyla kendi ahlaksız kültürlerini halka da
yaymak isterler. Kadınları,
küçücük çocukları kendi iğrenç zevkleri için kullanırlar.
Filmdeki Abbie karakteri ise
kapitalizmin bunca ahlaksızlığının karşısında, yaşadığı
haksızlığa dayanamayıp küfür eden ve
ettiği küfür için utanarak ağlayan dürüst, ahlaklı ve
namuslu halkları temsil ediyor.
Filmin son sahnesi… Ricky yaralanmış haline aldırmadan
ailesini kurtarmanın tek yolu
olarak gördüğü işine gitmek için sabah erkenden evden çıkar.
Ancak oğlu ve eşi onun
hayatından endişe ettikleri için durdurmaya çalışırlar. O
ise durmaz. Çünkü kaybettiklerini
kazanması gerektiğini düşünür. Ricky ve ailesi yıllar önce
bir ev almışlardı. Ancak krizde
önce evlerini kaybettiler. Bir ev alabilmek, hayatlarını
düzeltebilmek için tek mal
varlıkları olan arabalarını da sattılar. Bir yılın sonunda
Rick ve ailesi sadece mal
varlıklarını değil sağlılıklarını da kaybettiler. Ve ne
Ricky, ne de Ricky Turner gibi
yaşayan insanlar, kapitalist sistemde kaybettiklerini
kazanamadılar. Çünkü kapitalizmin
işleyişi budur. Yoksullar fakirleştikçe, zenginler
servetlerine servet katarlar.
Ricky Turner ve ailesinin yaşadıkları, aslında bütün dünyada
milyarlarca insanın
yaşadıklarıdır. İnsanların sömürülmesi üzerine kurulmuş bir
sistem var. Ve bu sistem
insanların hayatlarını, emeklerini ve hatta akıllarını dahi
çalıyor. Hayatın tehlike
altındayken bile, üç kuruş daha fazla kazanabilmek için
canından olmak pahasına işe
gidersin… Onca yıl çalışıp emeğinin karşılığını alamadığın
halde, sana insanlığını
unutturduğu halde işe gidersin… Aç kalma kaygısı yaşadığın
için, çocuklarınla birlikte
sokağa düşmek istemediğin için haksızlığa boyun eğersin…
Ancak film de her ne kadar sorunların çözümü gösterilmemiş
olsa da biz bu düzenin
hep böyle gitmeyeceğini biliyoruz. Çünkü kapitalizm
sömürüsünü vahşileştirdikçe, dünya
halklarının da direnişi büyüyecek. Ve haksızlığa boyun eğmek
yerine hakları için savaşacaklar.
Evet, kapitalizmde insanın insan gibi yaşamasını olanağı
yoktur. Filmin bir sahnesinde
Abbie’nin anlattığı rüya gibi “Rick, her gece aynı rüyayı
görüyorum. Bir bataklığa
saplanıyorum ve çocuklar beni kurtarmak için dal uzatıyorlar
ama her ne yaparlarsa
yapsınlar çırpındıkça, kurtulmaya çalıştıkça daha çok
batıyorum” Kapitalizmde
kurtuluş yoktur. Kapitalizm yıkılmadığı sürece de o bataklık
asla kurumaz.
Kapitalizmi yıkmanın yolu da çaresizliği, umutsuzluğu,
yoksulluğu kader olarak
kabul etmemekten, örgütlenmekten ve savaşmaktan geçiyor.
İnsanlığın, doğanın,
hayatın kurtuluşu, sömürüye son vermenin yolu sosyalizmden
geçiyor.