EMPERYALİZME VE FAŞİZME KARŞI DİRENMEMEK SUÇTUR!
DİRENİYORUZ SAVAŞACAĞIZ VE SİBELLER'LE GÖKHANLAR'LA
KAZANACAĞIZ!
Gazi Cemevinde yapılan sempozyumuz saygı duruşu ile başladı.
SAYGI DURUŞU ŞİİRİ:
"Alnımızda dalgalanan bayraklar adına
Bayraklarda yaşayan ölümsüzlük adına
Durmak yok bu koşuda Teslim olmak yok
Ağıt yok dilimizde Dizlerde titreme yok
Kaç güneş sönerse sönsün içimizde
Hep aydınlıkta yakalayacağız ölümü
Ya şafak sökerken ya güneş yükselirken
Sizin sesiniz olup sizi haykıracağız
BİZ KAZANACAĞIZ
BİZ KAZANACAĞIZ!.."
13.15'te giriş konuşması yapıldı:
"Bugün buraya Ölüm Orucu Direnişini konuşmak için
toplandık. Anılarımızla şarkılarımızla şiirlerimiz ve oyunlarımızla Ölüm
Orucunu konuşacağız.
Ölüm Orucunun Tarihteki yerini, Ölüm Oruçlarını Durdurmak
için verilen mücadeleleri anlatacağız. Ölüm Orucu Direnişinin neden bir
zorunluluk haline geldiğini sorgulayacağız.
Bazılarımız bu direnişlere tanıklık etti, bazılarımız bizzat
içinde yer aldı bazılarımız yeni yeni öğreniyor ve yaşıyorlar.
Bir insan neden Ölüm Orucu eylemini tercih eder? Anlatmak
istediği nedir? Onu yaşamını ortaya koyacak denli, gün gün çekeceği acılara
katlanacak kadar kararlı ve iradeli yapan nedir?
Bunun herkesteki her direnişçideki cevabı farklı farklı
olabilir. Bu kimi zaman ona dayatılan bir elbise giymeme tavrı, kimi zaman tek
kişilik hücreleri reddetme kimi zaman uğradığı adaletsizliğin boyutu bu kararı
vermesini temel etken yapar. Fakat en nihayetinde insan iradesinin yapabileceği
en üst boyutlu
eylem olan Ölüm Orucu Direnişini hayata geçirmenin temeli
insanlık tarihinin yarattığı değerlerden insanlık onurunu korumaktır.
Ya onurumuzu koruyup erdemli bir yaşam sürdüreceğiz ya
teslim olup insanlığımızdan utanacağız! Bugün önümüze konulan tam da budur!
Tarih onurunu koruyup erdemli bir yaşam için yaşamlarından
vazgeçen Ölüm Orucu Direnişçilerinin zaferini yazmıştır. Bugün süren Ölüm Orucu
Direnişi ile onurlu yaşamı savunmayı sürdürüyoruz!
12 Eylül 1980
cuntasının yarattığı karanlığı bedeniyle parçalayan 4 karanfilimiz Apo Fatih
Hasan Haydar'dan; 1996'da Eskişehir tabutluğunu 69 günlük direnişle tarihe
gömen İdillerimiz Berdanlarımızdan; 2000-2007 Büyük Ölüm Orucu Direnişinde
tarihte eşine az rastlanır kahramanlıkların yaratıldığı her anı direniş olan
122 şehidin yarattığı destansı tarihten; 2020'de işbirlikçiliğe, itirafçılığa,
adaletsizliğe karşı direnişte Helin Mustafa İbrahim ve Ebru'nun şehitliği ile zaferle
sonuçlanan direnişten bugün Gökhan Yıldırım ve Sibel Balaç doğmuştur.
Gökhan ve Sibel'i yaratan koşullar ülkemiz devrim
mücadelesinin temel sorunudur! Bugün halka dayatılan açlık yoksulluk ve adaletsizlik
halkın onurlu yaşam sürme koşullarını ortadan kaldırmıştır. Halk, her gün
yoksulluğun katmerlendiği, uyuşturucunun, fuhuşun yönetenler eliyle
yaygınlaştırıldığı, halkın değerleriyle her gün dalga geçildiği, adaletsizliğin
gün be gün kanıksatılmaya çalışıldığı bir ülkede yaşamak zorunda bırakıldı.
Bu ülke, uyuşturucudan intihar eden oğlunun başucuna gelip
"bugün benim bayramım, davul çalacağım. Oğlum uyuşturucudan kurtuldu"
diyen annelerin acılarını gördü.
Bu ülke, çocuğuna pantolon alamadığı için "çocuklarıma
bakamıyorsam, çocuğuma bir pantolon alamıyorsam niye yaşayayım ki" diyerek
intihar eden babaların çaresizliğini gördü.
Bu ülke, Soma Maden ocağında 301 madenciyi katleden, madenci
ailesini yerde tekmeleyen, 432 çocuğu yetim bırakan patronları mahkemelerde
tahliye eden hakim ve savcıları gördü.
Bu ülke, haksız yere işinden atılıp işini geri istediğinde
emekçilerin sokaklarda işkence gördüğünü, tutuklandığını, yüzlerce gün açlık
grevi yapmak durumunda bırakıldığını gördü.
Neden Ölüm Orucu sorusunun cevabı sıraladığımız birkaç
örnekte dahi somuttur. Bu ülkede bunun yüzlerce binlerce çok daha acı örnekleri
yaşandı, yaşanmaktadır.
Yaşadığımız ülkede bize reva görülen bunca zulüm varken buna
karşı direnmemek onursuzluğu aşağılanmışlığı kabul etmek anlamına gelmektedir.
Yaşanan tüm acıların sorumlusu emperyalizm ve onun ülkemizdeki işbirlikçisi
faşist iktidardır.
Bu iktidar hapishanelerde onlarca devrimci tutsağı ölüm oruçlarında
katletmiştir. İktidarı boyunca hapishanelerden 4000'e yakın tabut
çıkarılmıştır.
Dinci gerici faşist örgütlenmelerin yaptığı katliamlar bir
çırpıda sayılamayacak kadar çoktur. Meydanlarda alanlarda işyerlerinde
katledilen insanlar için hukuki hiçbir yaptırım uygulamayarak katillerinin
sırtını sıvazlamış onları korumuştur.
Direniş, bu denli saldırgan ve faşizmi açıktan uygulayan AKP
iktidarının varlığına karşı bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu haliyle
direnişe sırtını dönenler, görmezden gelenler, parmağını dahi kıpırdatmayanlar
açıkça suç işlemektedirler.
DİRENMEMEK SUÇTUR!
DİRENİŞ ZAFERE TESLİMİYET KATLİAMA GÖTÜRÜR!
Bizi koruyacak olan sırtımızı yaslayacağımız en güçlü
barikat direnişin kendisidir!
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım bugün bu barikatın en
önündedirler. 100 günleri aşan Ölüm Orucu direnişi ile halkın taleplerini
bedenlerinde hücrelerinde taşımaktadırlar. Ölüm Orucu Direnişinin nihai hedefi
faşizmi teşhir etmek ve ona geri adım attırmaktır.
Ancak biliyoruz ki emperyalizmin ve faşizmin ahlakı yoktur!
Ona görevini yaptıracak olan Gökhan ve Sibel’in sırtını
dayadığı halktır! Yani BİZİZ!
Uyuşturucu batağından gençlerimizi kurtaracak olan, açlığa
yoksulluğa son verecek olan, Soma'da 432 yetim çocuğun gözyaşlarını silecek
olan BİZİZ!
GÖKHAN'I VE SİBEL'İ YAŞATACAK OLAN BİZİZ!
BİZ 4 BÜYÜK ÖLÜM ORUCUNU SİYASİ VE SOMUT KAZANIMLARLA ZAFERE
TAŞIMIŞ BİR GELENEĞİN TEMSİLCİLERİYİZ!
HALKIZ BİZ! ÖLÜM ORUÇLARINDA HALKI KAHRAMANLAŞTIRAN,
KAHRAMANLIĞI HALKLAŞTIRAN BİR SİYASİ ÇİZGİNİN SIRA NEFERLERİYİZ!
HEP SÖYLEDİK! YIKILMAZ OLAN TEK KALE DİRENİŞTİR! BUNA OLAN
İNANCIMIZLA TEKRAR EDİYORUZ! BİZ KAZANACAĞIZ BİZ KAZANACAĞIZ!" denildi.
1. Oturuma başlamak için konuşmacılar davet edildi.
2000-2007 büyük ölüm orucu direnişi gazisi Gamze Eroğlu, TAYAD’lı
Aileler adına ömrünü tutsaklar ve tutsak ailelerinin sesi olmaya adamış Naime
Kara, 2000-2007 büyük ölüm orucu direnişinde iki kızını tecrite karşı
mücadelede şehit vermiş Zehra ve Canan Kulaksız'ın babası TAYAD’lı Ahmet
Kulaksız'ı, Umudun Türkülerini bedenleriyle söyleye Helin ve İbrahim'in
yoldaşları adına Grup Yorum emekçisi Seher Adıgüzel'i konuşmasını yapmak üzere
davet edildi.
GAMZE EROĞLU KONUŞMASINDA:
"'80’den beri halkın direnen damarlarına saldırısı hiç bitmemiştir.
Bu direnişin temeli geçmişimize tarihimize ve şehitlerimize dayanıyor. '84'te
tek tip elbise 96'da tabutluklara karşı mücadele 2000 de tecrite 2020 de
adaletsizliğe karşı verildi bu mücadele. Şimdi Gökhan ve Sibel ile sürüyor.
Neyi amaçlıyor emperyalizm ve faşizm: elbette düşüncelerimizi teslim almayı
hedefliyor. Bunun en önüne barikat kuracak olan devrimcilerdir. İnsan onurunu
namusunu korumak için yapıyor. Bunu her an sınavdan geçiriyoruz. İnsanın
direnme iradesini teslim almak istiyorlar. Bunu yok ettiklerinde
bitireceklerini biliyorlar. Görevimiz direnişi çoğaltmak olmalıdır. Bu noktada
yapacaklarımız güçlerimizi birleştirmek direnmektir. Kazanımlarımızı
karartmalarına izin vermeyeceğiz.
NAİME KARA KONUŞMASINDA:
"Sürekli faşizme karşı sürekli direniş var. Sürekli
mücadelenin içindeyiz. O günden beri çift kelepçe saldırılarına karşı tutsaklar
yerlerde sürüklendiler. İnsanlık onurunu korumak için direndiler. Tel örgülere
karşı direndiler. Tek tip elbiseye karşı verilen mücadele ve diğerleri için en
son nokta ölüme karşı direnme kararı aldılar. Sürekli disiplin cezaları ile
yıldırmaya çalıştılar. Bu durumda ölüm orucu bir zorunluluk halini aldı. 2020
de türkülerini söyletmediler Helin ve İbrahim'e işbirlikçilik dayattılar
Mustafa'ya, avukatlık yaptırmadılar Ebru'ya onları sonsuzluğa uğurladık. Hala
bunlar varken işbirlikçilikle insanların üzerine iftira atılırken direnmesinler
demek adaletsizliktir. Asıl şimdi Gökhan ve Sibel için ne yapabiliriz diye
konuşmamız gerekir.
Hasta
tutsaklarda bu sorunların bir parçası şu an. Demokratik faaliyetlerin yasal
olduğunu biliyoruz. Ancak bu bize uygulanmaz. Mahkemeler açılır nezarete koyar
para cezaları verir. Görevimiz bu saldırılar karşısında tutsakların sesi
olmaktır.
AHMET KULAKSIZ KONUŞMASINDA:
"Sibel ve Gökhan ne yapmak istiyor. Bunu biz anladık mı
tam olarak. Düzen solunun algısını yerle bir eden başka bir direniş biçiminin
olabileceğini gösterdiler. Helin müzik yapmak için en değerli varlığını ortaya
koydu. Ebru savunmanlık yapmak için yeri gelince yaşamını ortaya koymayı
gösterdi. Teslimiyetin mekanı olan hapishanelere karşı göğüslerini siper
ettiler.
Kuşkusuz ölüm orucunu mahkum etmek için çalıştılar. Hiçbiri
bir şehidimizin yarattığı depremi yaratamadı. Kendilerine sol sosyalist
diyenler ölüm orucunu mahkum etmek istediler. İnsanlar pek çok sebeple ölüyor. Ancak
bu direniş başkadır. 7 yıl direnişten sonra Helinler ve Mustafalarla yeniden
ortalık sarsıldı.
Küçük küçük adımlarla ağır bedellerle yeniden bu süreci ödeyeceğiz.
Eğer kazanacaksak bunun için her türlü bedeli peşinen kabul etmek zorundayız.
Hiçbir bedel ödemeden TAYAD’lı olamayız. Evlatlarımıza karşı buna mecburuz.
Saltanatlarını devrimcileri hesap etmeden sürdüremezler. TAYAD’lı
Ailelerimizin sorumluluklarını yerine getirmesi için cüretini kuşanmalıyız.
Adli tutuklular dahi devletin sözüne güvenmiyor. Direniş pek
çok insana ilham kaynağı olmuştur. İçerde dışarda direnişler sürüyor. Bizler o
insanların canlarını ortaya koymuşsa herkesin yapabileceği şeyleri konuşup
tartışmalıyız. Direnen kazanabilir. Direnmeyen baştan kaybetmiştir."
SEHER ADIGÜZEL KONUŞMASINDA:
"HİTLER İKİNCİ PAYLAŞIM SAVAŞINDA ÖNCE AYDIN VE
SANATÇILARI VURUN DER. ÇÜNKÜ SANATÇILAR HALKA UMUT VERİR.
2015'ten beri konser yasakları sürüyor. Helin ve İbrahim
bunun için direndi. Sansürü gün gün
direnerek sanatçıları arayarak deldik. İnsanlar yavaş yavaş gelmeye başladı.
Bugün dünya çapında bir direniş yarattık. Dünya halklarını Birleştirdik. 51
ülke anti emperyalist eylem yaptı. 5335 eylem ve etkinlik yapıldı ölüm oruçları
için.
Tüm başardıklarımızı buradaki insanlarla yaptık yeniden yapacağız.
Onların bedenleri bize emanet faşizme değil. Elimizden gelenin fazlasını yapmak
zorundayız."
Seher Adıgüzel'in konuşmasının ardından ara verildi. Arada
Ölüm Orucu konulu sergimiz gezildi. '84'ten 2022'ye kadar olan tüm Ölüm Orucu
direnişlerinden kareler sergilendi.
Ara sırasında ölüm oruçlarıyla imgeleşen limonata ve
kınalarımız katılımcılara dağıtıldı.
2. Oturum Umudun Ritmi ile başladı. Sinevizyon Gösterimi ile
devam etti.
Sinevizyonda Ölüm Orucu Şehitleri anıldı.
2. Oturum' a geçmeden açılış konuşması ülkemizdeki solun
durumuna dairdi.
İKİNCİ SUNUM KONUŞMASI:
Biz direnenlerin tarihini yazıyoruz. Bu tarihin içinde
yaşıyoruz. Burada konuşabilme hakkını bu tarihten alıyoruz. Sibel Balaç'tan Gökhan
Yıldırım'dan alıyoruz!
Devrim mücadelesinde söz söyleme hakkını ödediğimiz bedeller
bize kazandırdı. Bu nedenle emperyalizmin ve faşizmin temsilcilerinin önüne
tereddütsüz çıkabiliyoruz. Cüretimiz bilinçlidir. Ödediğimiz bedellerin somut
sonucudur.
Emperyalizm ve faşizmin tüm saldırı ve katliamlarına
karşılık tercih ettiğimiz direniştir. Bu kararı alırken tek güvendiğimiz kaynak
ise halkımızın kendisidir.
Bizimle aynı mahalleden olmadığını söyleyenler oldu.
Farkımızı koyduk iyi oldu tespitini yapanlar oldu. Devrimci demokrasiyi öldürdüğümüzü iddia
edenler oldu. Kaymak tabakayı koruyanlar oldu. Direnişi dışarı havale edenler
oldu.
Direnişin karşısına koydukları aslında yılgınlık ve
teslimiyetti. Bu yılgınlığı halka dayatan siyasi çizgiler bugün tarih
sahnesinden silindiler.
Çünkü hapishanelerde tüm saldırı ve kuşatmalarda sopalara
beyaz bayrak geçirip bizi yalnız bıraktılar. Çünkü düşmanın "teslim
olun" çağrılarını kendi megafonlarından bize karşı kullandılar. Çünkü
burjuvazinin YAŞAM KUTSALDIR lafızlarının arkasına sığınıp Ölüm Orucunu mahkum
etmeye çalıştılar.
Çünkü onlara göre yenilmiştik güçsüzdük, halk arkamızda
değildi, mücadele için yaşamak gerekliydi.
Ortadoğu’da işgale direnen Filistin halkı yaşamak için ölüme
sarıldı, Irak'ta Ebu Gureyb hapishanesindeki kadın tutsaklar tecavüz
işkencesine karşı "Irak'ta tek bir namuslu erkek varsa burayı, içinde
bizimle beraber yıkıp bizi öldürün" diyerek onurlu bir ölümü çağırdılar.
Yaşamın kutsallığı onur ve erdemden gelir. Onurlu ve erdemli
bir yaşam kutsaldır. Onurumuza ve değerlerimize saldırı demek yaşam hakkımıza
saldırı anlamını taşır.
Bunun için ölümüne direnmek haktır. Direnmemek suç
direnmeyenler suçludur!
2.Oturum konuşmacıları sırasıyla çağrıldı.
TAYAD'ımızın çınarı 1996 Ölüm Orucu Gazisi, sayısız
hapishane direnişi ve açlık grevi eylemleri içinde yer almış Mehmet Güvel'i,
Halkın Hukuk Bürosu Adalet Savaşımızın kutup yıldızı Ebru Timtik'in
yoldaşlarından avukat Doğa İncesu'yu, 2000-2007 Büyük Ölüm Orucu direnişini
dışarıya ilk taşıyan şehidimiz Uğur Türkmen'in abisi Murat Türkmen, 2000-2007
Büyük Ölüm Orucu gazisi, zorla müdahale işkencesiyle sakat bırakılan yüzlerce
tutsaktan biri olan Doğan Karataştan'ı konuşmalarını yapmak için davet ettik.
MEHMET GÜVEL KONUŞMASINDA:
" '96 süreçlerinde de işbirlikçilik teklif ediliyordu.
Bana da işbirliği teklif ettiler. 'Dürüst namuslu doğru bir mücadele içindeyim'
dedim. Örgütlü bir toplumu ortadan kaldırmak istediler. Bunun için devrimci
tutsaklara işkence yaparak halka gözdağı vermek istediler.
Tecrit hapishanelerine karşı içerde buradan ne yapabiliriz
diye tartıştık. Hapishanelerde en büyük direniş Ölüm Orucu olarak konuşmuştuk.
Çünkü bu büyük bir politikaydı. Ölüm Orucunu dışarda zorla yaptırıyorlar diye
çeşitli spekülasyonlar yapılıyordu. Bunun önüne geçilecek şekilde bir program
gerekiyordu.
Ölüm Orucu kolay bir eylem değildir. Acısı aylar sürer kan
kusarak ölüm olur bunu iyi düşünün diye konuştuk.
'96 da Ölüm Orucu bu kadar büyük bir sahiplenme görünce
faşizm bunu durdurmanın çaresini aramaya başladı. Hepimizde belli
rahatsızlıklar oldu ama hiçbirimiz geri adım atmadık.
Devlet 96 da sahiplenmeyi gördüğü için 2000 de sansürü
yazanları çizenleri tehditle baskılamaya çalıştı. Asıl bunları tüm dünyaya
duyuran direnişçilerimizdir.
122 kahramandır.
AV. DOĞA İNCESU KONUŞMASINDA:
" '84 ten bu yana tutsaklara teslimiyet dayatıldı buna
karşı verilen yanıt oldu. 96 ve f tipi saldırıları ile saldırının boyutu da
büyüyordu. Bu devrimcileri tasfiye etme politikalarının sonucuydu. Devlet
hiyerarşisinde bu saldırı her kademede biliniyordu. Duvarlar demirler eridi ama
irademiz erimedi denildi. Ölüm Orucu şehitleri geçmişimiz değildir
geleceğimizdir” denildi.
Tek başına hükmü esas alamayacakları halde devrimcilere ceza
yağdırdılar. Bu zamanki yargılamaları anlatsak kimse bize inanmaz. Demokrasi
mücadelesinde yer almış kişileri itirafçı yaratmak için tutukluyorlar. Sibel ve
Gökhan kendi yasalarını uygulatmak için Ölüm Orucu yapıyorlar.
-Süleyman Soylu "Uyuşturucu satanın bacağını kırın
gelin ben yatarım cezasını" demişti. Gökhan Yıldırım bir uyuşturucu
satıcısının beyanı ile 46 yıl ceza aldı."
DOĞAN KARATAŞTAN KONUŞMASINDA:
"Tüm talepleri göz önüne aldığınızda emperyalizmin
politikalarını ve bunun karşısında iki iradenin çarpışmasını yaşadık. 1000
tutsağın ortak iradesi ile ve bu tutsaklardan yüzde 98 inin gönüllü olduğu bir
eylem olarak başladı. Birbiri ile yarışan bir irade gözler önüne serildi. Zorla
müdahale ve sonrası için en az düşmanımız kadar pervasız olamazsak zaferler
kazanamayız dedik.
İlk tartışmalar süresince neler yapabileceklerini tahmin
ediyorduk. 19 Aralık katliamında hiçbir tutsağımızı elleri havada teslim olmuş
haliyle çıkaramadılar. Bu katliam bizi yok etme saldırısıydı. Zorla müdahale
bizim irademizi kırmak devrimci düşüncelerimizden arındırmak 'hayata döndürmek'
için yapılan bir katliamdı aslında. Bir serumla ağzımıza verilecek bir kaşık
çorbayla yaşama döndüremeyeceklerini anladılar. Yanımda zorla müdahale ile
şehit düşen çok yoldaşımız oldu. Kollarımızın altında damar bulamadıkları için
kollarımızı kestiler midemize besin bıraktılar. Bu haliyle birçok insanımızı
yaşayan ölü haline getirdiler.
Tahliye rüşveti ile birçok arkadaşımızı direnişten
vazgeçirmek istediler. Biz bugün bu duruma gelebilseydik mücadele sayesinde
yoldaşlarımın yanında olduğum içindir. Mücadeleden uzak olan müdahaleye uğramış
insanlar yaşayan ölüler halindedirler. Zorla müdahale ile geçmişimizi çaldılar düşüncelerimizden
arındırmaya çalıştılar. Kendi gücümüzle buraya kadar geldik.
Ölümü göze almış bir iradeyi kimse teslim alamaz."
MURAT TÜRKMEN KONUŞMASINDA:
"Uğur'a 'aileye baskı olabilir' dedim. Ben
arkadaşlarıma ihanet etmek istemiyorum dedi. Yerelde Uğur' un yanına gelen çok
insan oluyordu. Bize herkese anlatın demişti. Hiç kimseyi tecritin boyutlarını
anlatmadan bırakmıyordu.
Şehit düşmeden önce sayıklıyordu. Zaferi bizimkilerle
kazanacağız diyordu.
Gökhan ve Sibel'i kurtarmamız için bir cephe oluşturmamız
gerekiyor. Hepimize düşen görevler var." dedi.
2.Oturum bittikten sonra 2020 yılında Adalet Direnişinde
şehit düşmüş Mustafa Koçak ve Helin Bölek'in ailelerine söz verildi.
Helin Bölek'in annesi Aygül Bilgili "Helin'e neden
böyle bir şey seçtiğini sordum. Benim irademi sorgulama dedi. Bir anneydim
sonuna kadar yanındaydım. "dedi.
Mustafa Koçak'ın babası Hasan Koçak konuşmasında "Ölüm
Orucu olsun istemiyoruz ama nedenleri var. Mustafa' nın savcı davası vardı.
Onların verdiği ceza onlara basitti ama bizim için zordu.
Mustafa iyi ki bizim oğlumuzdu. 1 Mustafa gitti ama binlerce Mustafa
geldi." dedi.
Sempozyum Ölüm Orucunun 100. günüde olan Gökhan Yıldırım'ın
mesajının yeğeni Defne Yıldırım'ın okumasıyla sona erdi.
Sahneyi Umudun Türküleri ile Grup Yorum aldı. Ölüm Orucu ve
hapishane direnişlerinde bestelenen türküler seslendirildi. Çekilen halaylar
ile sempozyum sona erdi.
Emperyalizme ve Faşizme Karşı Direnmemek Suçtur başlığı ile
düzenlediğimiz Sempozyumumuza 200 kişi katıldı.
Bir kez daha YAŞASIN ÖLÜM ORUCU DİRENİŞİMİZ dedik.
Gökhan Yıldırım Ve Sibel Balaç Onurumuzdur!
Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez!
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)