Kerbela’yı Anlamak, Bugünü Anlamaktı
Bugünü Anlamak, Zulme Karşı Ölümüne Direnenleri
Anlamaktır.
Bu yıl 30 Temmuz 11 Ağustos günlerinde anılacak olan Kerbela
direnişi ve Matem Orucu tutma günleri nedeniyle bir kez daha diyoruz ki;
Kerbela’yı Anlamak: Bugünü Anlamaktır. Bugünü Anlamak,
Tarih Boyu Sömürü Ve Zulme Karşı Ölümüne Direnenleri Anlamaktır!
Ama ne yazık ki ne bugünün ne de
Kerbela’nın doğru anlaşılmadığını bu yıl da görüyor ve tanık oluyoruz! Aksi
olsaydı, 1342 yıl sonra, Kerbela’yı anarken, tıpkı Kerbela Şehitleri gibi,
zalime karşı ölümüne direnenlerden de birkaç söz edilirdi! Halkımızı ‘’Matem
Orucuna’’ davet ederken, 222 gündür tıpkı Kerbela şehitleri gibi, zalimlere
biat etmemek için açlık çekenler de anılırdı.
Kelime anlamı adaletsizlik olan ‘’
zulme’’ karşı mücadeleden söz ederken, bugün, tarih boyunca
görülmemiş bir zulümle karşı karşıya kalanların ‘’ ADALET İÇİN’’ ölümüne
direnişlerini anmamak nasıl bir akıl ve nasıl bir vicdandır?
Ve ne acıdır ki: bütün tarihi
zalime karşı ölümüne direnişlerle dolu olan Alevilerin, tarihsel ve güncel
örgütlenmeleri adına konuşanlar, dünyanın baş zalimlerinden biri olan Alman
emperyalizminin tepkisini çekmemek adına, KERBELA direnişçilerinin soylu
damarının takipçisi ÖLÜM ORUCU direnişçilerini desteklemek için kılını bile
kıpırdatmamaktadırlar.
Birileri bizi, bütün bunların doğru
olduğu ve Alevi kültürüne uygun olduğu konusunda ya ikna etmeli ya da bunların bazı kişisel hesaplar uğruna Aleviliği
istismar ettiklerini kabul etmelidirler!
Bir yandan zalimlere karşı, yani
adaletsizliği misyon edinenlere karşı sürekli mücadele içinde olmamız
gerektiğini söyleyeceksin; diğer yandan bugün adaletsizliklere karşı yaşamı
pahasına mücadele edenleri desteklemek için iki kelime bile söylemeyeceksin!
Bu nasıl Kerbela anması, bu nasıl
MATEM ORUCU çağrısıdır!
CANLAR, YOLDAŞLAR,
Kerbela, tıpkı bugünkü adalet
direnişçilerimiz gibi, inancını, düşüncelerini terk ederek kendilerine biat
etmeyi dayatan zalime karşı yaşamı pahasına direnenlerin destanı değil
midir? Biz Aleviler, bu direnişi bu
yüzden kutsal saymıyor muyuz? Bu direnişin şehitlerini bu yüzden kutsal
şehitlerimiz arasında saymıyor muyuz?
Bu kutsal KERBELA direnişçilerinin
yaşamlarını ortaya koymaya zorlayan şartları bilmiyor muyuz? Bu şartlarla
bugünkü sömürücü ve zalimlerin yarattığı şartlar arasında ne fark var?
Aksini iddia edenler, Kerbela’ya
Hangi Nedenlerle Gelindiğini Bir Kez Daha Okusunlar Ve Kerbela’da Yaşanan Her Bir
Olayın Anlamını Defalarca Tekrar Tekrar Yeniden Düşünsünler!
İmam Hüseyin ve 72 yoldaşı,
Kerbela’ya tam da zalimin verdiği birkaç hak kırıntısı için mücadeleden vaz
geçenler yüzünden gelmedi mi?
Halkın örgütlü gücüne güvenmek yerine,
zalimin verdiği sözlere güvenerek on binlerce kişilik ordularını dağıtanlar
yüzünden gelmediler mi?
Zalimlerin temsilcisi lanetli
Muaviye’nin, tam da zalimlere yakışır şekilde istediği sonucu elde edince,
yapılan anlaşmayı çöpe atmakta bir an bile tereddüt etmediği bilinmiyor mu?
Bütün bunları bir parça tarih
bilgisine sahip olanların bilmemesi düşünülemez. Bütün bunları bilenler ve
dahası o günden bu yana geçen 1342 yılda en az 1342 deneyi dikkate almadan hala
aynı hataları tekrarlayanlar Alevilik adına nasıl konuşurlar?
Hem de zalimleri dünya üzerinden
silme ve mazlumluğu ebediyen yok etme olanaklarına sahip olduğumuz bir çağda
nasıl aynı hataları kendilerine esas alırlar!
Bu hatalar, KERBELA’NIN YAŞANDIĞI
GÜNLERDE anlaşılabilir, masum görülebilir, ama bugün asla anlaşılabilir
değildir. Ve asla masum değildir!
Bir de bunlar, ’’zalim ve mazlum
dünya üzerinde yaşam var olduğu sürece var olacak’’ diyecek kadar bir
yanlışlığı kabul etmemizi istiyorlar. Bu söz,
Alevilerin toplumsal hedeflerinin gerçekleşeceğine inancını yitirenlerin
söyleyebileceği sözdür. Amaçladığımız topluma asla varamayız, boşa kürek
çekiyoruz demektir. Bir inançsızlık, bir karamsarlık, bir acizlik ve teslimiyet
çağrısıdır.
Zalim ve mazlumun bütün insanlık
tarihinde var olduğunu ve var olacağını söyleyenlere sormak isteriz: O halde bizim doğduğumuz toplum olarak kabul ettiğimiz Güruh-u
Naci neydi ve nasıl bir topluluktu? Zalim ve mazlum orada da mı vardı?
Öyleyse Kal-u Bela’ dan beri var olan Alevilik, son on bin yıla kadar
zalim ve mazlumun olmadığı bir toplumun temsilcisi değil midir? Öyleyse Kırklar
Meclisi nasıl bir meclistir? Öyleyse RIZA ŞEHRİ olarak ifade
ettiğimiz toplumsal hedefimiz nasıl bir hedeftir, nasıl bir toplum öngörüsüdür?
RIZA ŞEHRİNDE de mi zalimler ve mazlumlar olacaktır? Öyleyse, insanlığın son on bin yıla kadar
eşitlik içinde komünal bir hayat yaşadığını söyleyen bilim yalan mı söylüyor?
Öyleyse, Hac-ı Bektaş-ı Veli gibi Anadolu Aleviliğinin tartışmasız önderlerinin
‘’Bilimden Gidilmeyen Yolun Sonu Karanlıktır’’ sözü sizin için ne anlam
ifade ediyor? Bilime de inanmıyorsanız siz bizi hangi karanlık dehlizlere
sürüklüyorsunuz?
Bu sorulara, zalimlerin 1342 yıl
önceki temsilcisi Muaviye ve Yezid’den nefret ettiklerini söylerlerken, bugünkü
zalimler ile kol kola girmekte ve onlara biat etmekte sakınca görmeyenler cevap
vermelidirler!
Kuşkusuz tüm önderlerimizi böyle
değerlendirmek yanlıştır. Ama burada kastettiklerimizin de azımsanacak bir
kesim olmadığı ve birçok önemli mevzileri tuttukları bilinmektedir! Ve bunlar
kendilerini düzeltmediği veya Alevi halkının önderlik mevkisinden atılmadığı
sürece, Alevi kurumlarında küçük hesapçılardan, bencil çıkarlar peşinde
koşanlardan, kuralsızlıklardan, ahlaksızlıklardan, tasfiyelerden, ayak
kaydırmalardan ve ayak oyunlarını başlıca yöntem olarak benimseyenlerden
kurtulmamız mümkün değildir. Ve dahası, bu zemin yok edilmediği sürece, İzzettin
Doğan gibi, Hüseyin Kocadağ gibi yeni Hızır Paşaların çıkmasını
engelleyemeyiz! Alevilerin kanlı katilleri ülkücü faşistlerin Alevilik adına
konuşmalarını engelleyemeyiz! Hatta kanlı katil Erdoğan’ın ‘’ Alevilik Hz.
Ali’ yi sevmekse en inançlı Alevi benim’’ diyerek tüm Alevilerle alay
etmesini engelleyemeyiz!
Sömürü Zulme Karşı Olan Alevi -
Sünni, Türk-Kürt Tüm Halkımız!
KERBELA, sömürü ve zulme karşı,
inanç, mücadele ve direniş ruhudur! Kerbela’yı anarken, bugünün sömürü ve
zulmüne karşı aynı inanç ve aynı mücadele ruhu ile direnenleri anmamak kabul
edilemez!
MATEM ORUCU tuttuğumuz her gün ve
her saat, Adalet İçin Ölümüne direnen ÖLÜM ORUCU direnişçilerinin yaşaması için
de neler yapabileceğimizi düşünelim!
Onların yaşaması zalimlerin
yenilgisidir!
Onları yaşatalım ve zalimleri nasıl
yeneceğimizi gösterelim!
222 gündür zalime karşı adalet için
ölene kadar aç kalmaya ant içenleri düşünmeden, MATEM ORUCU tutmak Alevi
kültürüyle bağdaşmaz!
Bunun için, Matem Orucu içinde
geçen her saniyemizi, Ölüm Orucu direnişçileri için neler yapabileceğimizi
düşünerek ve bugüne kadar yapmadıklarımız konusunda özümüzü DAR’ a çekerek
geçirelim!..
Zalimlere Ve Sömürücülere Karşı Her
Yer Kerbela Her Yer Direniş!
Bugünün Zalimlerine Karşı Kerbela Ruhu İle
Direnen Ölüm Orucu Direnişçileri Sibel Balaç Ve Gökhan Yıldırım Onurumuzdur!
28.07.2022
Avrupa Halk Meclisi Alevi Komisyonu
.jpg)