Her 8 Temmuz’da Çorlu Tren Katliamı Aileleri
Öfke ve Adalete Olan Açlıklarını
Büyütüyor!
Katliamın 4 Yılında Bizler De Direnişler Meclisi Olarak
Çorlu’da
Ailelerin Yanı Başındaydık!
8 Temmuz 2018 yılında “Tekirdağ'ın Çorlu ilçesine bağlı
Sarılar Köyü'nde, 8 Temmuz 2018 tarihinde Kapıkule-İstanbul seferini yapan
yolcu treninin 5 vagonu raylardan çıkıp devrildi. Tren Katliamı'nda 7'si çocuk
olmak üzere 25 kişi hayatını kaybetti, 340 kişi de yaralandı. “ haberi yansıdı
televizyonlara ve Ülkemizde yine bir katliama, devletin ve onun kurumlarının
ihmalkarlığına kaza dendi. Evlatlarını, kardeşlerini, anne-babalarını
kaybedenler yıllarca adalet aradılar mahkeme kapılarında. Çünkü yaşanan bir
kaza değildi. Göz göre göre bir cinayet işlenmesine sebebiyet verilmişti
denetim ve bu ihmalkarlık ispatlandığında göstermelik yargılamalar başladı. En
düşük rütbeli memurlar, gariban demir yolu işçileri katliamın sanığı yapıldı.
Oysa gerçek sorumluların yetkililer olduğunu biliyordu aileler. Halkın can
güvenliğini, karları uğruna hiçe sayanlar bu katliamın gerçek işte bu katliamın
8 Temmuz 2022 tarihinde 4 yılı olacaktı. Bizler de Direnişler Meclisi olarak 4 yıldır
adalete olan açlıkları büyüyen, acıları ve öfkeleri bu nedenle hep taze kalan
Çorlu Tren Katliamı Ailelerinin yanında olmaya, Çorlu’ya gidecektik. 13 kişi
Çorlu’ya gitmek için 8 Temmuz sabahının erken saatinde bir araya geldik.
Çorlu’ya doğru yola çıktık. Yolculuğumuza Grup Yorum türküleri eşlik ediyordu.
Adaletsizliğe uğrayan ailelerin yanına giderken bu halkın acılarının,
sevdalarının, yarınlarının, hasretlerinin, sevinçlerinin türkülerini yapan Grup
Yorum’u da yolculuğumuzun parçası yapmıştık. Mola verdiğimiz yerde de İlk
durağımız trenin il hareket ettiği noktaydı. Burası Edirne’ye bağlı Uzunköprü
mevkiydi. Bakımı yapılmayan menfezlerde devrilen tren buradan çıkmıştı yoluna.
Trenin ilk durağının olduğu yere bir anıt yapılmıştı. Katliamı ve kaybettikleri
ailelerini ilk olarak burada anıyorlardı Çorlu Tren Katliamı Aileleri. Bizlerin
de ilk durağı burasıydı. Kırmızı pankartımız, elimizde hazırladığımız
dövizlerimiz ve ailelerin yanında olmak isteyen yüreklerimiz...Heyecanlı ve
onlar gibi öfkeliydik. Uzunköprü’ye geldiğimizde, ilk olarak 9 yaşındaki oğlu
Oğuz Arda Sel’i iki parça halinde alan Mısra Öz’ü gördük. Hemen yanına gittik.
Direnişler Meclisi olarak İstanbul’dan geldiğimizi anlattık. Bizleri tanıdığını
söyledi. “ Siz Nuriye’nin arkadaşlarısınız, biliyorum sizleri.” dedi. Böyle
söylemesi bizleri çok mutlu etti. Şimdi AKP faşizmi tarafından hiçbir delil
olmaksızın, sahte dijital materyal gerekçe gösterilere hakkında 10 yıl ceza da
vermiş olsalar. Nuriye Gülmen’i bu halkın hafızasından silemezler. Bunu
Çorlu’da bir ere daha anlamış olduk. Mısra Öz’ün de katıldığı ilk basın
açıklamamızı orada yaptık. “ADALET İSTİYORUZ!” pankartımızın arkasına geçtik ve
katliamın gerçek sorumlularının kar uğruna halkın can güvenliğini hiçe sayan bu
devlet ve kurumlarının olduğunu bir kere daha söyledik. Adalet mücadelesi
vermeye devam edeceğimizi, katledilenlerimizi mücadelemizde yaşatacağımızı
söyledik. Buradan Oğuz Arda Sel’in mezarına geçtik. Babasıyla birlikte tren
katliamında öldürüldüğü için aynı mezarda yatıyorlar. Mezarlarında ortak bir
fotoğrafları var. El ele yürüyorlar. Arkalarından çekilmiş fotoğraf. Baba-oğul
birlikte adımlıyorlar önlerinde uzanan yolu. Bu fotoğraf pek çok anlatıyor
kuşkusuz. Benim için ise sorulacak bir hesap bu. Daha nice yolu birlikte
adımlayacaklarken AKP iktidarının halk düşmanı politikaları yüzünden ömürleri çalındı.
Bu fotoğraf bunu anlatıyordu bana. Büyüyemeyen tüm çocuklarımızı anlatıyordu. 7
yaşında Küçük Armutlu’da katledilen Sevcan’ı, 13 yaşında düşleri kara gözlerine
takılı kalan Berkin’i, vücudundan pek çok mermi çıkan Ceylan’, daha nicelerini.
Mezardan sonra ikinci anma yeri olan Çorlu’nun Sarılar Köyü’ne geçmeden önce
kalan vaktimizi de göz önünde bulundurduğumuzda 12 yıl önce oğlunu bir başka
şekilde kaybeden ve adalet arayan baba Murat Oğraş’ın yanına gittik. Murat
Oğraş’ın oğlu Burak 16 yaşındaydı öldürüldüğünde. Bir otelde uygulama eğitimi
görüyordu. Eğitim gördüğü otel AKP’ye yakınlığı ile bilenen iş adamı Fettah
Tamince’ye ait olduğu için işlenen cinayet onun tarafından örtbas edildi. Çünkü
onun işin 16 yaşındaki bir çocuğun ömrü değil sahibi olduğu otelin prestiji daha
önemliydi. Direnişler Meclisi olarak Murat Oğraş ile yaşadığı bu adaletsizlik
üzerinden tanışmıştık. Çorlu’da da onu ziyaret edip sohbet etmezsek olmazdı.
Bize heyecanla Ankara’da 6 yılına yaklaşan Yüksel Direnişine çıkacağını
anlattı. Orası adalet isteyen Anadolu halklarının kürsüsüydü. Murat Oğraş’ın
yanından son olarak yine Çorlu Tren Katliamı Ailelerinin yanına gitmek için
yola çıktık. Elbette yol boyunca katil polisler tarafından takip edildik.
Çorlu’nun Sarılar Köyü girişinde ise jandarmanın kimlik kontrolü vardı. Oradan
geçip ailelerle bir araya geldik. Orası katliamın olduğu yerdi. Tren oradaki
çürük menfezlerde devrilip 25 insanımıza mezar olmuştu. Aileler ilk olarak
katledilenlerinin isimlerini sayarak yürüdüler. Sonra içlerinden bazıları konuşmalar
yaptı.
Ardından kızını, kız kardeşini ve yeğinini kaybeden Zeliha
Bilgin ile sohbet ettik. Zeliha Bilgin’de tıpkı Mısra Öz gibi “Siz Nuriye’nin
arkadaşlarısınız değil mi?” diyerek başlıyor sözüne. Biz de “evet” diyoruz
mutlulukla. “Bende yeleği kaldı. Bir kere evime misafir olmuştu ve o gün
yeleğini unutmuştu bende. O nasıl şimdi?” diyerek devam ediyor sohbetine.
Bizler de anlatıyoruz Nuriye Ablayı. Haksız yere aldığı cezayı anlatıyoruz. O
gün aynı zamanda Nuriye Ablanın telefon görüşüydü. Çorlu için de bir mesajı
vardı. Bu mesajı dinletiyoruz Zeliha Bilgin ve Hüseyin Şahin’e. “Bir fazla
sayın gelenleri” değişini sımsıkı tutuyoruz aklımızda ve yüreğimizde. “Bir daha
gelirseniz misafirim olun” diyen Zeliha Bilgin ile vedalaştıktan sonra Halkın
Gücü TV emekçisi arkadaşımızın oğlunu kaybeden baba Hüseyin Şahin ile yaptığı röportajla
son veriyoruz Çorlu programımıza. Dönüş yolu da aynı coşkuyla geçiyor. Yine
Yorum türküleri ve halk türküleri söylüyoruz. İstanbul’a öfkemiz ve mücadele
nedenlerimiz artarak dönüyoruz.
Bu yazı ile bir kere daha belirtmiş olalım;
Bizler Direnişler Meclisi olarak adalet mücadelesi veren
Çorlu Tren Katliamı Ailelerinin yanında olacağız ve onlarla birlikte adalet
isteyeceğiz.
Direnişler Meclisi Olarak Faşizmin Yasal Zorbalığına Karşı
Halkın
Direnişlerini Örgütleyeceğiz Diyoruz.
