Yusuf
Erişti'nin Babası Bektaş(Bekir) Erişti'yi Kaybettik
Ailesine ve Sevenlerine
Başsağlığı Diliyoruz
7 Temmuz 2022 tarihinde Tokat'ta kaldırıldığı hastanede 87
yaşında vefat eden Bektaş Erişti, 8 Temmuz'da Reşadiye'nin Dolay köyünde
defnedildi.
90'lı yılların ilk kayıplarından olan Yusuf Erişti 14 Mart
1991'de, saat 08.20'de Belgradkapı civarında İstanbul Terörle Mücadele
polislerince gözaltına alındı. O tarihten sonra Yusuf Erişti'den bir daha haber
alınamadı.
Devletin gözaltına aldığı devrimcileri, yurtseverleri
kaybetme politikası 90'lı yıllar boyunca devam etti. Yusuf Erişti, inandığı
değerleri ölümüne savundu ve bunun bedelini bedeniyle ödedi. Yine de ağzından
tek kelime çıkmadı.
Başucunda sevenlerinin ağıt yakacağı, anma yapacakları,
dertleşecekleri bir mezarı dahi olmayan Yusuf Erişti gözaltında kaybedilen
yüzlerce insanla aynı gerçekliği paylaştı, belki bir devlet dairesinin temeline
gömüldü, belki bir asit kuyusunda ardında tek parça kemik kalmayıncaya kadar
yok edildi. Ne şekilde öldürüldüğünü henüz bilmiyoruz. Sömürücülerin halkı için
mücadele edenlere düşmanlığı evrenseldir. Onlar Patrica Lumumba'nın cesedini
200 litre asit içinde yok edenlerle aynı soydandır. Ancak halkların cevabı da
evrenseldir, er ya da geç yaşanan adaletsizliklerin hesabını sorarak mahşer
gününe hesap bırakmayacaklardır, kayıplardan geriye kalan belki bir diş, bir
giysi parçası ya da devlet arşivlerinde er geç ortaya çıkacak bir belgenin
ardından kayıplarımızın da cenaze töreni yapılacaktır.
Babası başta olmak üzere ailesi kaybedilen oğullarını bulmak
için o yıllarda başvurmadık devlet dairesi bırakmayıp oğullarıyla aynı tarihte
gözaltında olan devrimcilerin anlatımlarını kanıt olarak sundular.
Gayrettepe'de onu sorguda görenler, "Size hiçbir şey söyleyemeyeceğim"
diye bağırdığına tanık oldu. Bir görgü tanığı, "Yusuf'a yoğun işkence
yapıldı. Onu en son 17 Mart'ta komaya girmiş halde hücresine götürülürken
gördüm" dedi.
Bekir Erişti, devletin her kademesine 30'a yakın dilekçeyle
başvurup oğlunu sordu, Yusuf'un gözaltına alındığı inkâr edildi. Devlet
kapılarında cevap bulamadıkları sorularını gazeteler aracılığıyla tekrar tekrar
sordular. Devletin cevabı çeşitli zamanlarda aileyi taciz etmek oldu.
Köyünde sık sık jandarmanın baskısına uğrayan Bektaş
Erişti'ye "Yusuf nerede?" diye soran jandarma komutanına verdiği
cevap bugün de güncelliğini korumaktadır: "Siz o soruyu Mehmet Ağar'a
sorun!"
30 yaşındaki Yusuf Erişti kaybedildiğinde İstanbul Emniyet
Müdürü Mehmet Ağar'dı. Fikret Işınkaralar ve Hacı Baykara onu sorgulayan
işkence timinde olanlardan yalnızca ikisiydi. Yusuf Erişti ve '90'larda yaşanan
kayıpların sorumlularının başında "1000 operasyon yaptık" diyen
Mehmet Ağar gelmektedir.
1990'larda yaşanan gözaltında işkence ve kaybetme aslında
bir devlet politikasıdır ve bugün de devam etmektedir. Ayten Öztürk Lübnan'dan
kaçırılarak 6 ay boyunca MİT çiftliğinde işkence gördü. İşkence izlerini
gizlemek isteyen devlet hukuksuz bir şekilde Ayten Öztürk'ü 3,5 yıl tutsak aldı
ve hukuksuzca iki kez ağırlaştırılmış müebbet cezası vererek ev hapsi ile
tahliye etti.
Ne 1991 yılında Yusuf Erişti'nin gözaltında kaybedilmesi ne
de Ayten Öztürk'ün yaşadıkları tekil örnekler değildir. Gözaltında işkence ve
kayıp faşizmin çeşitli dönemlerde başvurduğu baskı, yıldırma
politikalarındandır.
Nasıl ki bu baskı ve sindirme politikalarına 1990'larda
teslim olmadıysak bugün de teslim olmayacağız. Gözaltında kayıpların hesabını
sorumluları tek tek verecek.
HALK OKULU DERGİSİ
.jpg)
.jpg)