Basın ve Kamuoyuna Duyurumuz:
2 direnişçi, Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım, Adalet için
bedenlerini açlığa yatırarak, 200 günden fazla hukuksuzca tutuldukları
hücrelerden tüm dünyaya sesleniyorlar.
* Hasta tutsaklara uygulanan zulme son verilsin,
* Gizli tanklara dayalı ve tek bir hukuki kurala uygun olmayan sahte yargılamalara karşı
Onlar dışarıda ezilen halkların hep yayında olduğu gibi,
içeride de tüm tutsaklar için can atıyor.
Sibel ve Gökhan hızlı adımlarla ölüme yaklaşıyorlar.
Tüm sansüre ve saldırılara rağmen bir milim geri adım
atmadılar.
Viyana'da 1 yıldan fazla haftalık adalet nöbetleriyle tüm
hasta ve siyasi tutukluların yanında yer aldık sesleri olmaya çalıştık.
Bugün de direnişin sesini çoğaltarak daha gür bir şekilde
sokaklara taşıyacağız.
Sizleri de 15 Temmuz Cuma günü, düzenleyeceğimiz Yürüyüş ve
Adalet konserine Katılmaya ve Duyurumuzu yayarak Güç Vermeye Çağırıyoruz.
Tek Başına Hiçbir Şey Olmaz,
Ama Birlikte Her Şeyi Başarmamız Mümkündür!
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım Onurumuzdur!
Hasta Tutsakları Katlettirmeyeceğiz!
Avusturya Devletine de bu eylemle, Dışişleri Bakanlığına
yapacağımız yürüyüşle seslenmiş olacağız.
Aşağıdaki çağrıyı kendisine ileteceğiz...
Eylem Tarihi:
Cuma 15 Temmuz - Saat 16.00
Toplanma Yeri:
Viyana Stephansplatz
Ardından Dışişleri Bakanlığı önüne Yürüyüşe geçeceğiz...
Siyasi Tutuklulara Özgürlük İnisiyatifi
Avrupa ve Uluslararası İşlerden Sorumlu Federal Bakan
Sayın Alexander Schallenberg
Türkiye'de haksız bir düzmece yargılama sonucunda delilsiz
olarak tutuklanan ve uzun hapis cezalarına çarptırılan iki siyasi tutuklu Sibel
Balaç ve Gökhan Yıldırım, 200 günden fazla Ölüm orucu/açlık grevinde
bulunmaktadır.
Temel talepleri, adil yargılamanın sağlanması ve bu
doğrultuda ispatlanmamış yalan beyanları ağır hapis cezaları için delil olarak
kullanılan gizli tanıkların kaldırılması ve ağır hasta tutukluların serbest
bırakılması.
Bilindiği üzere Türkiye hapishaneleri muhaliflerle, hükümeti
eleştirenlerle, hatta onlarca avukatla, protesto müzik grubu olan Grup Yorum
sanatçılarla, eleştirel gazetecilerle, sol görüşlü Kürt milletvekilleri ve
iktidar politikasına uygun davranmayan insanlarla doludur. Ve yüzlercesi adil
yargılanmadan yoksun bırakarak hapse atıldı.
Hukuk devleti kurallarına aykırı olarak hapsedilen ve hüküm
giyen iki tutsak bugün yeniden yaşam mücadelesi veriyor.
200 günden fazla bir süredir adil yargılanma ve ağır hasta
tutukluların serbest bırakılması için açlık grevinde olan ve sorumlular
tarafından halen görmezden gelinen Gökhan Yıldırım sadece 42 kilo, Sibel Balaç
şimdiden 30 kilo vermiş ve 52 kilo.
Her ikisi de kemiklerde ve sinir uçlarında şiddetli ağrıdan
yakınır, doku ölümü çoktan gerçekleşmiştir ve haklı talepleri kısa sürede karşılanmazsa
hayatta kalamazlar.
Türkiye'deki adalet sisteminin hukuken katledilmesinin bir
kez daha fiili cinayete dönüşmemesi için, Avusturya Dışişleri Bakanlığı'nı bir
açıklama yapmaya ve dış politika etkisini Türkiye'ye ve uluslararası
kuruluşlara göstermeye çağırıyoruz.
Türk hükümetini, Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım'ın meşru
taleplerini bir an önce tanımaya ve bunları bir an önce hayata geçirmek için
gerekli tüm adımları atmaya çağırıyoruz.
Daha 2020 yılında aralarında avukat ve müzisyenlerin de bulunduğu
4 kişinin adil yargılanma talebiyle direnişte hayatını kaybettiğini hatırlatmak
isteriz.
O sırada Dışişleri Bakanı olarak görevinizde, bu konuda size
yöneltilen bir soruyu yanıtlamıştınız (2742/J 1 of 3, 8 Temmuz 2020 (XXVII.GP):
"Ebru Timtik Hanım'ın 238 günlük açlık grevinin
ardından 27 Ağustos 2020'de vefat ettiği haberi beni derinden üzdü.
Etkilenenler öncelikle adil yargılanma talep ediyor. Avusturya bu talebi
desteklemektedir. Özellikle ceza hukuku ve terörle mücadele mevzuatı alanındaki
muğlak ve geniş yorumlanabilir hükümlere ek olarak, yargıdaki siyasi etki
Türkiye'de büyük bir sorun olmaya devam ediyor. AB'nin Türkiye ile
ilişkilerinin temel taşları olan hukukun üstünlüğü ve temel özgürlükler
konusunda Türkiye'nin acilen somut ilerleme göstermesi gerekiyor..."
Bu nedenle size acil çağrımız: Lütfen o günler
söylediklerinizi hatırlayın ve Türkiye'de yeniden haksız yere hapsedilen insan
hakları savunucuların adalet uğruna açlık grevinde ölmemesi için, Türkiye
makamlarına hitaben bir kez daha dile getirmenizi istiyoruz.
