Adalet Savaşçıları Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım Ölüme
Yürümeye Devam Ediyor
Onlar Ölmek İçin Değil Daha Adil Bir Ülkede, Adaletle
Yaşamak İçin Direniyor
Onlar Bizim İçin Direniyor Biz De Onlar İçin Direnelim!
Tüm Gücümüzle Onlara Nefes Olalım! Sibel ve Gökhan’ı
Yaşatalım!
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım aylardır ölüm orucundalar.
Gün gün hücre hücre eriyerek adalet talebini, adil yargılanma talebini
haykırmaya devam ediyorlar. Adalet savaşçısı Gökhan Yıldırım bugün açlığının
210’uncu, Sibel Balaç ise 216’ncı gününde.
Onlar sadece kendileri için değil zulme, adaletsizliğe
uğrayan herkes için direniyor. Onlar; gizli tanık yalanlarıyla, sahte
belgelerle, uydurma dijital delillerle, haksız-hukuksuz şekilde cezalandırılıp
adaletsizliğe mahkum edilen binlerce siyasi tutsak için direniyor.
Hapishanelerde baskıyla, yasaklarla, işkencelerle, tecritle teslim alınmaya
çalışılan binlerce siyasi tutsak için direniyorlar.
Onlar tahliye edilmeyerek, tedavi edilmeyerek hapishanelerde
katledilmek istenen yüzlerce hasta tutsak için, kanser hastası devrimci tutsak
Ali Osman Köse için direniyorlar.
Ali Osman Köse ömrünün 38 yılını hapishanede geçirmiş, bunun
22 yılı F tipi tecrit hücrelerinde ağır tecrit altında geçmiş, 65 yaşındaki bir
hasta tutsaktır. Ali Osman Köse 2 yıldır kanser hastalığıyla mücadele ediyor.
İnfaz yasasına göre infazının ertelenmesi, tahliye edilmesi gerekiyor. Ancak
AKP faşizmi onu tahliye etmeyerek, tedavisini engelleyerek katletmek istiyor.
Tıpkı bugüne kadar hapishanelerde katledilen binlerce hasta tutsak gibi. Sibel
ve Gökhan Ali Osman Köse ve onun gibi katledilmek istenen yüzlerce hasta tutsak
için direniyor.
Onlar; faşizmin cübbeli cellatlarının hukuk terörüne karşı;
delilsiz, kanıtsız, haksız, hukuksuz, adeletsiz cezalara karşı, „BEDENLERIMIZ
DELILIMIZDIR“ diyerek çıktılar bu yola. Delil çıra demek, ateş demek, ışık
demek… Onlar zalimin zulmüne, faşizmin halkı içinde boğmak istediği karanlığa
karşı bedenlerini delil yapıp bir direniş ateşi yaktılar aylar önce. Aylardır
yanıyor bu ateş, aylardır büyüyor.
Sibel ve Gökhan’ın yaktıkları bu direniş ateşi bizim için
aylardır bir fener, bir meşale oldu. Bu ateşin etrafında kenetlendik. Bu
ışığın, bu fenerin aydınlattığı yolda adalet için mücadeleye devam ediyoruz. Bu
meşalenin fitili Sibel ve Gökhan‘ın gün gün eriyen bedenidir. Onlar eriyen
bedenleriyle ateşi harlamaya, ışığı çoğaltmaya devam ediyorlar. Onların
bedenleri eridikçe adalet ateşi harlanıyor. Onların bedeni eridikçe adalet
haykırışları çoğalıyor.
Biz de bugün bu ışık sönmesin diye, onların adalet haykırışlarına
ses olmak için buradayız.
Zaman amansız bir cellat. Zaman onların aleyhine işliyor.
Günler ölüme akıyor. Bugün zaman denen bu amansız celladi durduralım demek için
buradayız
Buradan Atina’da bulunan Türkiye büyükelçiliği önünden,
Türkiye faşizminin buradaki temsilciliği önünden onlara bir kez daha
sesleniyoruz;
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ı katletmenize izin
vermeyeceğiz!
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın talepleri haklı ve
meşrudur.
SİBEL BALAÇ VE GÖKHAN YILDIRIM ONURUMUZDUR!
YAŞASIN ÖLÜM ORUCU DİRENİŞİMİZ!
SİBEL VE GÖKHAN’IN TALEPLERİ KABUL EDİLSİN!
ADALET İSTİYORUZ ALACAĞIZ!
