Ülkemizde Ölüm Orucu Direnişi 250'li günleri geçti. Direnişin talepleri henüz kabul edilmezken, direniş güçlenmeye devam ediyor. İleri Kızılaltun'da ikinci ekip olarak direnişe başladı. Sağlık durumu ağırlaşan Gökhan Yıldırım hastaneye götürüldü. Tekirdağ Şehir Hastanesinde doktorlar Gökhan Yıldırım için öncelikle "Hastanede veya hapishanede kalmasına sağlık durumu elverişli değildir" raporu verdi. Adli Tıp Kurumu bunu reddetti. Aradan geçen sürede artık nasıl bir baskı ile karşılaştı ise Şehir hastanesi bu defa bu raporu değiştirdi ve "Hapishane de kalabilir" raporu verdi. Gökhan 20 günü aşkındır Tekirdağ Şehir hapishanesinde kalmaya devam ediyor. Onu gören her bir doktor, hemşire, hasta bakıcı ve tüm hastane personeli her gün eridiğine tanık olduğu halde aynı hastane Gökhan Yıldırım için "Bal, kraker, çikolata" yediğini söyleyerek talepleri kabul etmeyen iktidarın onları katletmesine ortak oluyor. Gökhan Yıldırım'ın su içtiği cam bardağı çalan insan müsveddesi Doktor olmuş ancak insan olamamış bir takım personele sahip Tekirdağ Şehir Hastanesi Gökhan Yıldırım 'ın başına gelecek her türlü soruna ortak olacaktır. Gökhan yemek yemiyor, ancak siz Mengene artıkları AKP ile birlik olmuş Gökhan'ın ömrünü yiyorsunuz. Her ölüm orucu sürecinde her gün eriyen ölüm orucu direnişçilerine faşizm aynı yalanı söyler. "Yiyorlar içiyorlar". Ama her seferinde şehitler verilir, yiyorlar dedikleri insanlar şehit düşer. Faşizm yenilir ama bu yalanı söylemekten vazgeçmez. Bu yalanı söyleyenler utanır mı? Hayır! Çünkü zaten bu yalan söyleyenlerde, ona ortak olanlarda insanlıktan nasibini almayanlardır.
Düşman, faşizm bu yalanı niye söyler? Bu yalan esas olarak kafası net
olmayanlara karşı söylenmiş bir yalandır.
Birincisi, öldürmeye
karar verdiğini gizlemek için yapar bunu. Zaten onun açlık grevi yapmadığını,
yediğini söyleyerek sahiplenmeyi engellemek, ölüm orucunda ölüm eşiğinde olan
insana güvensizlik yaymak için kafaları karıştırmaya çalışır. Yani desteği
azaltmayı hedefler.
İkincisi: Direnen insanın
moralini bozup onu güçten düşürüp böylece direnişi bitirmeyi hedefler.
Üçüncüsü; 250'li günleri
geride bırakmış Ölüm Orucu yapan bir insan karşısında acizdir. Artık hiçbir açıklaması kalmamıştır bu açlığı
açıklamaya ve yalanları sıralamaya başlar. Faşizm bunu yapar yapmasına ancak
bunu yapanlar bir sağlık personeli olduğu zaman, yeminli bir doktor olduğu zaman
işler değişir. Bu yalana ortak olanların kimlikleri de önemlidir. Bir doktorun,
bir sağlık kurumunun buna ortak olması halkın sağlığını emanet ettiği
hastanelerin bu yalana katılması hiçbir zorlama ile açıklanamaz. Onurunu,
insanın sağlığını, meslek etiği, ettiği yemini unutmaz, bu yalana ortak olmaz.
Oluyorsa Gökhan Yıldırım'ın taleplerini kabul etmeyip onu katletmek
isteyenlerden hiçbir farkı kalmaz. Bu yalanı söyleyen, bu raporu hazırlayan her
bir doktor bu yalana ortak oluyor demektir. Tekirdağ Şehir hastanesi doktorları
da bu yalandan vazgeçmeli gerçekleri açıklamalıdır. Tarih doktorların CHE gibi
olanlarını da bilir. Vatanı için savaşan, emperyalizme karşı gerektiği yerde
doktor ama işgal koşullarında savaşçı olanı işgal altında olan bir ülkenin sağlıkçısı
olmanın aslında faşizme ve emperyalizme karşı direnmek, mücadele etmek olduğunu
anlatan örnekleri de vardır. Tekirdağ Şehir Hastanesi doktorlarına sesleniyoruz
Mengeneyi Değil Che’yi
Örnek Alın!
En azından meslek
ahlakına sahip çıkın. Gökhan Yıldırım
yemiyor bunu biliyorsunuz ama siz bu yalanlarla onun ömründen yiyorsunuz.
Bundan vazgeçin! Mesleğinize layık kararlar verin ve faşizme ortak olmayın!
Gökhan'ın incecik kalmış bedenine eziyet etmekten vazgeçin! Yalanlar direnişin
kararlılığı karşısında dağılır gider. Ancak siz hastalarınızın yüzüne nasıl
bakacaksınız? Gökhan sizin haklarınız içinde, sizin içinde direniyor.
Mesleğinizi, beyninizi, insanlığınızın kirletilmesine izin vermeyin.
Tekirdağ Şehir hastanesinin onurlu sağlık emekçilerine sesleniyoruz! Gerçekleri
açıklayın! Bu yalanlarla sizin adınızı da kirletenlere karşı sessiz kalmayın!
Bu yalanı söyleyenler kadar buna sessiz kalanlarda sorumludur. Buna ortak
olmayın!
Gökhan Yıldırım halkın
onurlu bir evladı, bir devrimci, bir direnişçidir. Talepleri yalanlarla
kapatılamaz. Direnişi bitirecek tek adım taleplerin karşılanmasıdır. Bu nedenle
bu haklı talepler kabul edilmelidir. Bu zaman içinde de Gökhan Yıldırım tek
başına, refakatçisiz, zorla tutulduğu hastane koşullarında değil ailesinin yanında
olmalıdır. Tahliye edilmelidir.
Gökhan Yıldırım
Onurumuzdur!
Gökhan Yemiyor, Yalan
Söyleyenler Gökhan’ın Ömrünü Yiyor!
Ölüm Orucu Direnişinin
Talepleri Kabul Edilsin!
Gökhan Yıldırım Derhal
Serbest Bırakılsın!
Yaşasın Ölüm Orucu
Direnişimiz!
Adalet İstiyoruz,
Alacağız!
Almanya Halk Cephesi
