Veli Dayı'nın
türküsündeki gibi kervan yola devam ediyor. Kervanın yükü çok değerli...
İnsanlık tarihinin binyıllardır süren adalet mücadelesi var yanımda. Ve büyük
Direnişin 122'leri...Helin, İbo, Mustafa , ve Ebru'nun rehberliğinde
yürüyorlar.
Sibel ve Gökhan'ın
yol arkadaşı İleri'yi tanıyorum. Büyük Direniş içinde mücadeleyle tanışmış genç
bir yoldaşımızdı. Karadeniz'in yiğit gençlerinden birisiydi. İleri Artvinliydi,
Karadenizlilerin mert - delikanlı kültürünün özelliklerini taşıyordu. İleri'yi
bize bize getiren de bu kültürdü.
Ümit Güngör Büyük Direnişte
gönüllüler toplantısında "cenazemi memleketime, Artvin' e götürün. Artvin
toprağı bereketlidir. Bizim tohumlarımız mutlaka boy verir" demişti. İleri
Ümit Güngör'ün ektiği tohumlardan sadece birisi. Karadeniz toprağı
bereketlidir. Biz İleri ile aynı zamanda hemşeriyiz. İleri Karadeniz'in
doğusundan, ben batı Karadeniz'denim.
6 günü özetlerken
içeriye dostumuz olan bir kadın arkadaş girdi. Ona Sibel, Gökhan ve İleri'yi
anlattık. Gelen arkadaş Fransa'da doğup büyümüş. Biz ne kadar anlatsak da
insanların sadece adil yargılanma hakkı için Ölüm Orucu yapma kararı anlamakta
zorlanıyorlar.
Bugün Avrupa'da
yaşayan halkların mücadeleye kazandıkları haklar budansa da burjuva demokrasisi
var. Bizim yaşadıklarımızı, halkın çektiği acıları bizim gibi anlamaları,
hissetmeleri zor oluyor. Biz hissettirmeliyiz. Bu bizim sorumluluğumuzda.
Bugünlük bitiyorum.
Sibel, Gökhan ve
İleri'yi sevgiyle kucaklayarak bitiriyorum.
Hayriye Gündüz.
