1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere istanbul isveç isviçre italya izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere İsviçre şiir şiirler şişli

Gerçek haber ajansından Gökhan Yıldırımın En Sevdiği Türkü

Öykülerin türküsü, türkülerin öyküsü vardır diyerek başlamıştık bir süre önce ‘öykülerle türküler’’ adlı çalışmamıza. Şimdi bir kez daha yeni bir türkü ve onun öyküsü ile buluşturuyoruz okurlarımızı, takipçilerimizi…

Bizim için de özel bir yeri var artık bu türkünün. Bir direnişçi, yaşatmak için aslında ölüme yürüyen, tam sekiz aydır , neredeyse üç mevsimdir ölüm orucunda olan Gökhan Yıldırım’ın ; halkımızın deyimiyle mahallenin şahanı Gökhan’ımızın en sevdiği türküdür bu.

Deniz Üstü Köpürür

Muğla’nın Ula köyünden bir türkü. Hikayesi şöyledir:

Çaydereli Osman, kuzeni Nasuh Çavuş’un gelin alması ile onunla birlikte Ula’ya gelir. Hep birlikte Marçal Dağlarını aşıp Ula’ya geldiklerinde, kız evinde eğlence sürmektedir.

Osman, kapının yanında dikilip oynayan kızlara göz gezdirir ve bakışları bir kıza takılır kalır.

Ne yaparsa yapsın gözlerini kızdan, Gülayşe’den ayıramaz; ama utanır, sıkılır gidip Gülayşe’nin yanına, açılamaz.

Gelin alayıyla beraber Çaydere’ye dönerken yanındaki arkadaşı Mehmet’e “içimde bulgur kaynıyor, kafamda kireç söndürülüyor” der, haklı olarak Mehmet’te “ne dersin sen ne anlatırsın?” der Osman’a, Osman sırrını veremez…

O günden sonra Osman, Ula düğünlerine çağrılmadan giden konuk haline gelir. Her düğün haberini aldığında atına atlayıp, soluğu Ula’da alır. Bu durum neticesi Osman’ı bilenler ‘kambersiz düğün olmaz’ yerine artık ’Osman’sız düğün olmaz’ demeye başlarlar.

Çoğu düğünde Gülayşe’yi ortalıkta göremez ama bir gördü mü de içinin tüm “denizleri köpürür” Osman’ın. Yine böyle bir düğünde Gülayşe’ye “gel Ayşe” diyecek cesareti toplayabilmek için çabalayıp durur. Ne yapmalı, nasıl yapmalı diye döner durur da gidemez bir türlü, konuşamaz bir türlü…

Tam o sırada biri koluna girer “gel be dost, derdin var her hal, gel meclisimize katıl” der.

Çaydereli Osman kendini deniz kenarında, Ulalı gençlerin sofra kurdukları hasırın üstünde bulur. Herkes kendisine dostça bakmaktadır. Merhabalaştıktan sonra ona da bir kadeh sunarlar. Bir aşık, sazını ayarlarken “Osman kardaş, Ula düğünlerini kaçırmayışının nedeni ne ola ki?” diye sorar.

O güne dek bağlamayı eline bile almamış olan Çaydereli Osman birden irkilir. Osman onlara ne anlatsın ki. Bunca zaman ne anladılar ki. Osman kalbinden geçenleri bir tek sevdiği kıza söylemek ister. Bir kere söyleyebilecektir çünkü. Onca duygu yükünü yüreğinden dile dökebilmek öyle kolay mıdır ki?.. Osman alır sazını eline ve bir türlü anlatamadıklarını yine ancak ifade edebileceği kadar söylemeye başlar…

O gün çaldığı türküdür bu:

“deniz üstü köpürür ah yarim

gemilere binsem götürür ah yarim ah.

benim sana yandığım ah yarim

bir güzelden ötürü ah yarim ah.

diz üstüne diz koydum ah yarim

gül yastığa baş koydum ah yarim ah.

seni gelecek diye ah yarim

sol yanıma boş koydum ah yarim ah.”

Osman o dönem böyle söylemiştir hepimizin bildiği malum türkünün sözlerini. Lakin günümüzde farklı sanatçılardan da duyduğumuz versiyonunda sözler değiştirilmiştir.

Velhasıl-ı kelam Osman bir kıza gönlünü yakmış, yamamış, eklemiş, ulamış. Gülayşe’si gülmüş denizler köpürmüş… Gülayşe’si bir dudak bükmüş gemileri limandan alıp götürmüş. İçine de bir garip Osman’la Gülayşe’sini yolcu etmiş. Kapıları kapatıp, limanları yakıp, dalgaları kabartıp kaçıp gidenlerin türküsü olup çıkıvermiş Osman’ın Gülayşe’si…

“deniz üstü köpürür ah yarim rinna rinna nay

kayığa da binsem götürür ah yarim ah

benim de buraya geldiğim ah yarim rinnanay

rinna rinna nom

bir güzelden ötürü ah yarim ah

 

karıncanın katarı ah yarim rinna rinna nay

yüreğime değdi batarı ah yarim ah

benim de buraya geldiğim ah yarim rinnanay rinna rinna nom

bir güzelin hatırı ah yarim ah”

https://youtu.be/7cyBReqXIyQ

[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.