Hoş geldiniz öncelikle.
Sibel adına da buradaki herkese hoş
geldiniz diyorum.
İçerideki bütün özgür tutsakların,
taleplerimizden biri olan, özgürlüğünü istediğimiz hasta tutsakların
selamlarını getirdim. Biliyorsunuz uzun bir süredir, 280 günü bulan bir süredir
bir adalet direnişi sürdürüyoruz. Ve bu adalet direnişinin en önünde ve
merkezinde ölüm orucu eylemi ve ölüm orucu direnişçilerimiz oldu. Gene
biliyorsunuz ölüm orucu etrafında, onunla birlikte çok şey yaptık içeride ve
http://dışarıda.Başta TAYAD’lı aileler olmak üzere, direniş dostlarının, aydın
ve sanatçıların, demokratik kitle örgütlerinin üzerlerine düşeni yaptıkları
oranda çabalarıyla direnişimizde belli gelişmeler sağladık, bunlardan birisi
Gökhan Yıldırım’ın tahliyesiydi. Çok zorlu bir süreçten geçerek bu tahliye
gerçekleşmişti. Tek başına tutuldu. Yoğun bakım denilen ama bir yoğun tecrit,
yoğun baskı, yoğun işkence demeliyiz. Bu koşullar altında tutulmuştu. Bunlarla
birlikte psikolojik baskının, psikolojik savaş yöntemlerinin en kirlilerinin kullanıldığı
bir politikanın devam ettiği bir koşulda tutulmuştu. Hep beraber yaptıklarımızla Gökhan Yıldırım
tahliye oldu. Bu önemli bir kazanımdı. Devamında direniş Sibel’le ve benimle,
ölüm orucu eylemiyle devam ediyordu. Ve ben de 22 Eylül tarihinde çıkarıldığım
tutukluluk incelemesinde adil yargılama hakkımı-hakkımızı orada da ifade
ederek, orada da bu meşru hakkımızı direnişimizle savunarak tahliye oldum,
dışarıdayım. Ama Sibel hala içeride, taleplerimiz hala ortada. Tahliyelerimiz
bu direnişin önemli kazanımlarındandır. Bugünün dünyasında, bugünün ülke
koşullarında her tahliyemiz birer zaferdir. Bununla birlikte, birincisi Sibel
hala içeride ve 280. gününde bugün. Bu 280 güne gelen direnişin kritik aşamada
olduğunu herkes biliyor. Ve taleplerimiz de başta adil yargılanama olmak üzere,
hapishanelerde yaşadıklarımız, sohbet hakkının, kitap yayın hakkının gasp
edilmesi, hasta tutsakların ölüme mahkum edilmesi, serbest bırakılmamaları ve
iftiracı-itirafçı yalanlarıyla oluşturulan komplolarla bir çok devrimcinin bir
çok halktan insanın, emekçi insanın hapishanelere doldurulması, tutsak edilmesi
gibi durumlar devam ediyor.
Tahliyemiz önemli dedik, evet
gerçekleşti. Biz de şunu sorduk; peki ne değişti? Ben tutsaklığımın 11. ayında
tahliye oldum, ne değişti? İlk gün söylediklerimizi tekrar ettik, Gökhan’ın,
Sibel’in hücre hücre eriyen bedenleriyle söylediklerini tekrar ettik. Adil
yargılanma istiyoruz dedik. Adil yargılanma bir haktır dedik. Dosya aynı
dosyaydı, aynı komplo dosyasıydı, iddialar aynı asılsız iddialardı. Şunu
gösterdik; adil yargılanma hakkının ne kadar acil, ne kadar haklı ve ne kadar
meşru bir talep olduğunu herkese gösterdik ve kabul ettirdik. Tahliye etmek
zorunda kaldılar bu direnişin sonucunda. Gökhan’ın 255 gün, Sibel’in bugün 280
günlük direnişinin, buradaki insanların dışarıda yaptıkları sonucunda bizi
tahliye etmek zorunda kaldılar.
Taleplerimiz devam ediyor. Sibel Balaç
280. gününde hala hastanede tutuluyor. ATK Gökhan için yapıldığı gibi süreci
bir sürüncemede bırakmaya çalışıyor, geciktiriyor. Ama bizim o kadar vaktimiz
yok. Biz adaletsiz geçen tek bir güne boyun eğmediğimiz için, adaletsizliğe tek
bir saniye boyun eğmediğimiz, adaletsizliği tek bir saniye kanıksamadığımız
için bedenlerimizi ölüme yatırıyoruz, hücre hücre eriyoruz. Dolayısıyla
Sibel’in hayati tehlikesi bu aşamaya varmışken kaybedeceğimiz tek bir saniyemiz
yok. Hem tahliye edilmesi yönünde adım atılmasını istiyoruz hem de adil
yargılanmanın önündeki engellerin kaldırılması, hapishanelerdeki hak
gasplarının ortadan kaldırılması, hasta tutsakların bir an önce yasal
bağlayıcılığı olan bir şekilde tahliye edilmesini istiyoruz. Direnişimiz
sürüyor, direnişimiz ölüm orucuyla sürüyor. Ölüm orucu eylemimiz devam ediyor.
Taleplerimiz kabul edilene kadar, sonuçları hep birlikte görünceye kadar da
devam edecek. Tekrar ediyoruz, Sibel’i dışarıda istiyoruz. Bunun için bugüne
kadar dışarıda yapılan her şeyi arttırarak devam edeceğiz. Kenetlendik, bu
sonuçları elde ettik. Kenetlenmeyi büyüteceğiz. Halkın ellerini kenetledik, o
kenetlenen elleri çoğaltacağız. Duymayan kulaklara daha fazla anlatacağız.
Görmeyen gözlere daha güçlü göstereceğiz. Çok şey kazandık, kazandıklarımız
neler yapabileceğimizi bize gösteriyor. Yetinmiyoruz, yetineceğimiz bir durum
yok. Kazanacağımız çok güzel bir zafer var. Onu gün gün kazanıyoruz zaten, buna
inanıyoruz. Sibel’i dışarıda bekliyoruz, direnerek bekliyoruz. Teşekkür
ediyorum.
İleri Kızılaltun
