Yapılan açıklamada Sibel Balaç’ın ölüm orucu direnişinde
286. Gününde olduğu ve derhal tahliye edilmesi gerektiği vurgulandı. Gökhan
Yıldırım ve İleri Kızılaltun’u nasıl faşizmin elinden aldıysak Sibel’i de öyle
alacağız denildi. Yarım saat süren basın açıklaması sloganlarla sona erdi.
Eylemde okunan basın metnini paylaşıyoruz;
SİBEL BALAÇ ADALET İÇİN, ADİL YARGILANMA HAKKI İÇİN 279
GÜNDÜR ÖLÜM ORUCUNDA
ADALET SAVAŞÇILARI GÖKHAN YILDIRIM VE İLERİ KIZILALTUN’U
MÜCADELEMİZLE ALDIK,
SIRA SİBEL BALAÇ’TA!
ŞİMDİ “BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN, HEPİMİZ SİBEL
İÇİN” DİYEREK
SİBEL’İN DİRENİŞİNE SES, SİBEL’E NEFES OLALIM!
SİBEL’İ DE FAŞİZMİN ÖLÜM HÜCRELERİNDEN ÇEKİP ALALIM
Sibel Balaç 9 ay, 3 mevsim, 279 gündür adalet için ölüm
orucunda. 279 gündür açlığıyla adalet arıyor. Sibel Balaç’la birlikte aylardır
ölüm orucunda olan Gökhan Yıldırım 5 eylülde, direnişinin 255. Gününde, İleri
Kızılaltun ise dün, direnişinin 40. Gününde tahliye edildi. Şimdi sıra
Sibel’de.
Sibel Balaç ise Ankara’da, Dış Kapı Hastanesinin mahkum
koğuşunda direnmeye devam ediyor.
Sibel Balaç devrimci bir öğretmen. AKP faşizminin 15 Temmuz
2016’daki darbe girişimini bahane ederek tüm halka karşı başlattığı saldırılara
ve muhalif kamu emekçilerine yönelik keyfi işten atmalara karşı direndiği,
boyun eğmediği için “terörist” denilerek tutsak edildi. Gizli tanık yalanları
ve sahte dijital delillerle hakkında 8 yıl hapis cezası verildi.
Gökhan Yıldırım, eskiden uyuşturucu bağımlısı iken
devrimcilerin yardımıyla bağımlılıktan kurtulan ve mahallesinde gençleri
zehirleyen uyuşturucu çetelerine karşı mücadele etmeye başlayan bir devrimci.
Gökhan da uyuşturucu çetelerine karşı mücadele ettiği için “terörist” denilerek
tutsak edildi ve 46 yıl hapis cezası verildi.
Sibel ve Gökhan AKP’ye muhalif oldukları, devrimci-sosyalist
düşüncelere sahip oldukları için tutsak edildiler. AKP iktidarının emrindeki
hakim ve savcılar adil olmayan siyasi yargılamalar yaparak, gizli tanık ve
itirafçıların yalanlarıyla, hiçbir delil olmadan onlara ağır cezalar verdiler.
Sibel ve Gökhan işte bu nedenle, bu hukuksuzluğa, bu adaletsizliğe karşı
direnme kararı aldılar. Sibel Balaç 19 Aralık 2021 tarihinde, Gökhan Yıldırım
ise 25 Aralık 2021 tarihinde “adil yargılanma” talebiyle ölüm orucuna
başladılar. İleri Kızılaltun da “Sibel ve Gökhan’ın talepleri taleplerimdir”
diyerek, aynı taleplerle 15 Ağustos 2022 tarihinde Ölüm Orucuna başladığını
ilan etti.
İleri Kızılaltun, 15.10.2021’de, hakkında hiçbir somut delil
olmadan, yalnızca itirafçıların ve gizli tanıkların yalan ifadeleri gerekçe
gösterilerek tutsak edildi. AKP iktidarının emrindeki hakim ve savcılar onu da
Sibel, Gökhan ve Türkiye hapishanelerindeki binlerce siyasi tutsak gibi adil
olmayan siyasi yargılamalarla cezalandırmak istiyorlar. İleri Kızılaltun da bu
nedenle ölüm orucuna başladığını açıkladı.
İleri Kızılaltun 15 Ağustos 2022 tarihinde Adalet
Bakanlığına verdiği dilekçede “Adaletsizliği kanıksatmak için, bana boyun
eğdirmek için yapılanları kabul etmiyorum. Hukuksuz gözaltılar ve
tutuklamaları, komplo davalarını, verilen haksız-hukuksuz hapis cezalarını,
işkenceleri, hak gasplarını, yalan ve demagojileri, gerçekleri tersyüz eden
ideolojik propagandaları… kabul etmiyorum.” dedi. İleri Kızılaltun da işte bu
yüzden ölüm orucuna başladı. Yani Sibel ve Gökhan’ı bu kararı almaya iten
nedenler neyse İleri Kızılaltun da aynı nedenlerle, aynı taleplerle ölüm
orucuna başladı.
GÖKHAN ve İLERİ’Yİ MÜCADELEMİZLE ALDIK, SIRA SİBEL’DE!
Sibel Balaç’la birlikte aylardır ölüm orucunda olan Gökhan
Yıldırım, 5 Eylül 2022’de cezasının infazı ertelenerek tahliye edildi. Aylardır
hukuksuz şekilde tutsak edilen İleri Kızılaltun ise dün, direnişinin 40.
gününde, mahkemenin verdiği ara kararla tahliye edilerek özgürlüğüne kavuştu.
Elbette Gökhan hakkında verilen infaz erteleme kararı da
İleri hakkında verilen tutuksuz yargılama kararı da tıpkı haksız, hukuksuz
şekilde tutsak edilmelerine neden olan kararlar gibi siyasi kararlardır. Ve biz
bu kararları mücadelemizle aldık, mücadelemizle faşizmi bu kararları vermek
zorunda bıraktık. O duvarları Sibel, Gökhan ve İleri ile birlikte aylardır
yürüttüğümüz mücadelemizle, direnişimizle biz yıktık.
Adalet savaşçısı Gökhan Yıldırım tahliyesinden sonra
"Sırada Sibel var, İleri var… hepsini alacağız" demişti Gökhan 36
kiloya düşmüş bedeniyle, bir deri bir kemik kalmış elleriyle elimizden tutup
bizi bu direnişi büyütme çağrısı yaptı. İşte İleri Kızılaltun’u da tıpkı Gökhan
gibi mücadelemizle aldık. Şimdi sırada Sibel var. Şimdi sıra Sibel’in etrafına
ördükleri ve onu içinde katletmeye çalıştıkları duvarları yıkmakta.
Bugün bir kez daha birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için
diyerek, hepimiz Sibel olup Sibel’in sesine ses olup onu faşizmin ölüm
duvarlarından çekip alacağız!
Sibel Balaç bugün ölüm orucu direnişinin 279. Gününde. Bir
deri bir kemik kalmış bedeniyle adalet istemeye devam ediyor. Onu adaletsizliğe
mahkum edenler, onun her gün hücre hücre eriyerek hızla ölüme doğru gitmesinin
sorumluları şimdi de onu bir hastane koğuşuna kapatıp katletmeye çalışıyorlar.
Sibel’i Adalet Bakanlığı, Adli Tıp Kurumu, hastaneler ve mahkemeler arasındaki
yazışma trafiğiyle, bir türlü çıkmayan raporlar, bir türlü tamamlanmayan
imzalar, bir türlü gelmeyen yazılar ve daha bir sürü bürokratik işlemleri
bahane edip tahliye etmeyerek katletmeye çalışıyorlar.
Sibel’i faşizmin bu bürokratik canavarının dişlileri
arasında katletmelerine izin vermeyeceğiz. Adli Tıp Kurumu görevini yapmalı,
savcılık görevini yapmalı Sibel’i de Gökhan ve İleri gibi bir an önce tahliye
etmelidir.
Sibel Balaç Onurumuzdur!
Gökhan Yıldırım Onurumuzdur!
İleri Kızılaltun Onurumuzdur!
Sibel Balaç Serbest Bırakılsın!
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!
Yunanistan Halk Cephesi
