ellerinde susmak bilmeyen bir yeraltı güneşiyle
ne kadar diplere bastırılsa
o kadar boğulmak bilmez yankısıyla yüreklerinin
ağır ağır geldiler...
sonra her gün geldiler artarak geldiler
kadınları çocukları ve alkışlarıyla
yoğurt mayalar gibi geldiler
pişkin ekmekleri bölüp de paylaşır gibi
su gibi ateş gibi
her gün yeni ağızlar eklendi ağızlarına
yeni yollarla tanıştı ayakları
her gün yeni kabuklar çatladı
yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerini
bir kent oldular sonunda
ve adını değiştirdiler ülkenin’’
14 Ekim tarihinde Türkiye Taşkömürü Kurumu
Amasra Müessese Müdürlüğü’nde 18.15’ te grizu patlaması meydan gelmiş ve şu ana
kadar açıklanan rakamlara göre 41 işçi hayatını kaybetmiştir.
Yaşananlar devlet yetkilileri ve burjuva
basın tarafından ‘’facia’’ olarak
nitelendirilmiştir. Oysa Bartın’daki olay bir
‘’facia’’ değil - eşyanın adını doğru koymak gerekirse- katliamdır! Burjuvazinin kar hırsı yüzünden gerekli
tedbirler alınmamıştır. Bu da yaşananların bir kaza, facia değil katliam
olduğunu göstermiştir!
Katliamın yaşandığı ilk saatlerden itibaren
medyada utanmazca ve arsızca maden ocaklarındaki ‘’yaşam odaları’’ ve işçileri
yeraltında takip etmek için kullanılan çip sistemi anlatılmış ve övgüler
dizilmiştir. Ama bunların hiç birisi işçilerin ölmesini engelleyememiştir.
Pir Sultan Abdal ‘’bozuk düzende sağlam çark
olmaz’’ demiştir. Bu yüzden emekçilerin tek kurtuluşu devrimdir. Ve Grup Yorum’
un dizelerindeki gibi tek kurtuluş işçilerin örgütlenmesidir...
Katledilen 41 işçinin ailesine başsağlığı
diliyor ve acılarının aynı zamanda bizim acılarımız da olduğunu belirtiyoruz!
Katliamın
bütün sorumluları yargılansın!
Maden
işçileri için gerekli güvenlik önlemleri alınsın!
Adalet
İstiyoruz Alacağız!
İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız!
Amasra Katliamının Hesabını Soracağız!
Gazi Halk Cephesi
