19 Aralık Hapishaneler, Maraş ve Roboski Katliamlarının Hesabını Soracağız!
19 Aralık 2000 Hapishaneler
katliamında 28 devrimci,
9- 26 Aralık 1978 Maraş
Katliamında 120,
28 Aralık 2011 de Roboski
Katliamın da 34 kişi katledildi.
Türkiye
tarihine kanla yazılan bu Üç katliamda devlet tarafından organize edilip,
devlet tarafından gerçekleştirildi. Yaşanılan dönemde iktidarda farklı partiler
vardı ama hepsi de Amerika ya bağlı faşist partiler olduğu için halkı.,
devrimcileri katletmekte bir sakınca görmediler.
Ülkemiz Türkiye, sürekli
bir yönetememe krizinin yaşandığı yeni sömürge bir ülkedir. Halkın taleplerini
karşılayamadığı için sürekli bir adaletsizlik ve halkın sürekli bu düzenden
rahatsızlığı söz konusudur. Sadece devrimcilik yaptığımız için değil, Alevi
olduğumuz için, Kürt olduğumuz için de kıyımlara, katliamlara uğradık biz. 19
Aralık 2000 tarihinde emperyalizmin devrimcilere dayattığı " Ya teslimiyet
ya ölüm" dayatmasına teslim olmayan devrimci tutsakları, 20 hapishanede,
koğuşlarında katleden devlet, başka bir ülkenin topraklarına sefere gider gibi
hazırlıklar yaparak, ordusunu, kolluk
kuvvetlerini toplayarak, bombalarını hazırlayarak hapishanelere, devrimcilerin
bulunduğu koğuşlara girerek, kurşunlarla, işkencelerle, diri diri yakarak üç
günde 28 devrimci tutsağı katletti. Binlercesini yaraladı. Bunlara tanık olan
eli silahına gidemeyen askerlerini de katletmekte sakınca görmedi. Kanımız oluk
oluk aktı bizim bu katliamda. Dertleri tüm bu teslimiyet dayatmalarına karşı ÖLÜM
ORUCU' direnişiyle karşılık veren tutsakları teslim almaktı. Ancak öldük
ama teslim olmadık. direnenleri teslim alamadılar.
1078 de Maraş'ta
"Alevi- Sünni çatışması" gibi gösterilen, özel olarak devlet tarafından
örgütlenen resmi ve sivil faşistlerin Alevi mahallelerine giderek, Nazi Almanya
sını aratmayan vahşilikte bir katliamla halktan 120 insan katledildi,
binlercesi yaralandı ve hala bu katliamda yürekleri yaralı binlerce tanık var.
Çocukların katledildiği, anne karnında doğmamış bebelerin katledildiği bu
katliamda ALEVİ kökenli halk üzerinden tüm halka gözdağı verildi.
2011 yılında Roboski
Katliamında, Kürdistan da geçimini sağlamak için kaçakçılık yapan halka savaş
uçaklarıyla ateş açılarak, bombalar atılarak 34 Kürt kökenli insanımız
katledildi.
Bu sadece bir ay içine sığmış
üç katliamdır. Bizim ülkemizde başka aylara yayılmış, onlarca, yüzlerce katliam
vardır. Her ay bizim için bir katliamın yıldönümüdür. Bir istatistik çıkarsak,
her ayda en az bir katliamın olduğunu görürüz.
Bu tarihler katliam kadar
direnişlerinde tarihidir bizim için. Direnmenin, teslim olmamanın onuru bize
aittir. Her bir katliam kimilerine gözdağı vermekte başarı olsa ’da esas
olarak, devrimciler bu katliamları direniş destanına dönüştürmüş ve devletin
istediği teslimiyet gerçekleşememiştir. Katliamları doğru anlayanlar, susmamış,
korkmamış, direnmeye devam etmişler ve katledilseler de yaşamaya devam etmişler
ancak direnmeyenler, korkmuş, çürümüş ve yok olmuşlardır. Yani her katliam
saflaşmayı hızlandırmış, direnenler bu gün emperyalizm ve faşizmin korkulu
rüyası, halkın tek umudu olmayı başarmışlardır.
Her bir keskin dönemeç bunu halkın gözünde daha bir açık hale
getirmiştir.
Bu nedenle dir bize her
bir koldan saldırıları. Emperyalizm kendi yasalarında suç olmayan eylemler,
faaliyetlerle bizleri yargılar, konserlerimizi, derneklerimizi, evlerimizi
hatta nişan törenlerimizi basar. Emperyalist Almanya da da aynıdır, Avusturya,
Fransa, Yunanistan'da da. Devrimci olan, ona boyun eğmeyen mücadele edenler
dolaylı dolaysız hedefidir. Kötü örnektir. Elinin altında faşist iktidarlar
yoksa kendisi verir cezasını. En son olarak tutuklanan Almanya da 3, Yunanistan
da 11 devrimci tutsak buna örnektir.
Ülkemizde ise bu saldırıları
rutine bindirmiştir. Evden, yoldan, otobüsten kaçırır, katleder, gizli işkence
hanelerinde altı ay tutur. Her yol ve yöntemle devrimcilere saldırarak
mücadelenin en önünde halka umut olan devrimcileri vazgeçirmeye çalışırlar.
Çünkü kendi düzenleri
kokuşmuştur. Açlık, yoksulluk artık dayanılmaz hal almış, halk bunun cevabını
istemektedir. Adaletsizlik yaşamın her alanına yayılmıştır. Uyuşturucu ile, din
ile zehirlenen gençlerimiz, çocuklarımız aynı zamanda kendi kokuşmuşluklarının
da gözler önüne serilmesinin nedeni olmuştur. Ahlaksızlık, mafyacılık devletin
en tepesinden en alt kurumlarına kadar devleti, sistemi çürütmüş,
kokuşturmuştur onları. Onlardan gelen koku artık herkesin burnunu rahatsız
etmektedir. Çocuklarımız sadece
uyuşturucuyla değil, daha bebek sayılacak yaşta tecavüze uğrayarak, inançları
sömürülerek, üzerinde her türlü oyun oynanarak, bu kokuşmuş düzenin saldırısının
birinci hedefi olmuştur. Geleceğimiz olan çocuklarımız, bu düzenin tecavüzüne uğramaktadır.
Kendi kokuşmuşluklarını, yozlaşmalarını halka bulaştırma çabası toplumu içten
içe çürütme çabası ile düzgün olan her şey cezalandırma nedenine dönüşmüştür.
Yola gelmeyen, boyun eğmeyen,
uzlaşmayan, aksini söyleyen herkes düzenin hedefindedir.
Hedefin en başında biz
varız. Bu bizim onlarla aramızda en küçük bir uzlaşma noktası olmadığını
gösterir.
Düzenle uzlaşmamaktan,
onlara boyun eğmemekten ve halkın umudu olmaktan onur duyuyoruz. Varsın
bütün oklar üstümüze yağsın.
Hapishanelerde katliam
yapanlar her dönem bu yönetememe krizlerini giderecek bir bahane ile devrimci
tutsaklara saldırmaya devam ediyorlar. Adaletsizlikleri sonucu hapishaneler aydın,
ilerici, devrimci her meslekten insanlarla doludur. Bunu çözmek için her fırsatta
yeni hapishane açıyorlar, buralarda her türlü baskı yöntemini kullanırken tüm
ülkeyi bir hapishaneye dönüştürdüler. Onları bu denli saldırgan yapan şey
söylediklerine, yaptıklarına daha az kişiyi ikna etmeleridir. O zaman elde kala
kala saldırmak, baskı, şiddet uygulamak kalıyor. Onu da sonuna kadar
kullanmaktan çekinmiyorlar. Ülke 6 yaşında ailesinin de onayıyla tecavüze uğrayan
bir bebeğin gerçeğiyle çalkalanırken, onlar Tutsak Ailelerine saldırıyorlar.
Devrimcileri kaçırıp "gizli işkence hane" lerinde günlerce tutup
işkence yapıyorlar.
Çocuğuna hapishane de para yatırmak "SUÇ" ama çocuğuna daha
altı yaşında TECAVÜZ ettirmek normal görülüyor. Ve halkımızı buna ikna
etmeye, bunu makul, dinin bir gereği gibi göstermeye çalışıyorlar. Ne çocuklarımıza
para yatırmak suçtur, ne de küçücük çocuklara tecavüz etmek meşrudur. Bunu
devlet söyledi diye, bütün zorbalığı yasallaştırdı diye buna boyun eğecek değiliz.
Biz halkımıza, çocuklarımıza " öyle ağlasam ki çocuklar size hiç göz
yaşı kalmasa, öyle acılar çeksem ki size hiç bir acı kalmasa" diyen
"Halkımız sizi çok seviyoruz" diye son nefesini veren
devrimcileriz. Hiç bir kötülük bizi yolumuzdan döndüremez, adaleti aramaktan,
halkımızın kurtuluşu için mücadele etmekten vazgeçiremez. Çünkü biz halkız,
haklıyız ve ne yaparlarsa yapsınlar önünde sonunda kazanacak olan bizleriz.
2000 yılının 19-21 Aralık'ında
6 kadın tutsağı diri diri yakanlar 22 tutsağı daha katledenleri, bizleri
kimyasal gazlarla nefessiz bırakanları, kurşunlarla, işkencelerle kahkaha
atanları UNUTMADIK... dünya yıkılsa, o yıkıntının altından sırf bunun
için bile kalkıp HESABINI SORACAĞIZ. Sizde bunu asla unutmayın!
Maraş'ta, Roboski de yaptığınız
her türlü işkence ve eziyeti, attığınız bombaları, katlettiğiniz canlarımızı
yüzlerini, anılarını, sizin yaptığınız tüm adaletsizlikleri de üzerine
ekleyerek, yaptıklarınızın her bir katliamın hesabını tam da yaptığınız yerden
halk soracak sizlerden. Bundan kurtuluş yok. Diyor ya şair:
"Ölülerim adına
.............................
Onları evlerinde rahat ve
elçi olsunlar diye değil
Onları burada, bu yerde
suçlu ve hüküm giymiş
olarak
Görmek istiyorum
Bir ceza istiyorum "
Pablo Neruda
O gün gelene kadar,
bizlere yapılan hiçbir katliamı unutmadan bütün nesillere anlatacak, unutulmasına
engel olacak ve suçluların cezasını bulması için elimizden geleni ardımıza
koymayacağız. Mücadelemizde, hafızamızda ve yüreğimizde tüm bunlara karşı
öfkemizi güçlü tutacak, her vesile ile hatırlatacağız. Şehitlerimizin ’de
omuzlarımıza yükledikleri sorumluluklarının bilinciyle her gün daha yaklaştığımız
kurtuluş günlerinin inancıyla, halkımıza, yoldaşlarımıza yaşatılan her şeyi
düşmanlarımıza da unutturmayacağız. Halkımızın kurtuluş umudu, emperyalizmin ve
faşizmin kabusu olmaya devam edeceğiz.
Maraş'ta Hapishanelerde,
Roboski'de Katleden Devlet Katledilen Halktır!
Teslim Olmayacağız,
Uzlaşmayacağız, Boyun Eğmeyeceğiz, Direneceğiz!
Devrimcilik Yapmak Suç
Değil, Görevdir.
Devrimci Tutsaklar
Onurumuzdur
Halkız Haklıyız
Kazanacağız!
Almanya Halk Cephesi
