1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere istanbul isveç isviçre italya izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere İsviçre şiir şiirler şişli

Almanya Halk Cephesi 19 Aralık Katliamı ile İlgili Açıklaması


19 Aralık Hapishaneler, Maraş ve Roboski Katliamlarının Hesabını Soracağız!

19 Aralık 2000 Hapishaneler katliamında 28 devrimci, 

9- 26 Aralık 1978 Maraş Katliamında 120,

28 Aralık 2011 de Roboski Katliamın da 34 kişi katledildi.

Türkiye tarihine kanla yazılan bu Üç katliamda devlet tarafından organize edilip, devlet tarafından gerçekleştirildi. Yaşanılan dönemde iktidarda farklı partiler vardı ama hepsi de Amerika ya bağlı faşist partiler olduğu için halkı., devrimcileri katletmekte bir sakınca görmediler.

Ülkemiz Türkiye, sürekli bir yönetememe krizinin yaşandığı yeni sömürge bir ülkedir. Halkın taleplerini karşılayamadığı için sürekli bir adaletsizlik ve halkın sürekli bu düzenden rahatsızlığı söz konusudur. Sadece devrimcilik yaptığımız için değil, Alevi olduğumuz için, Kürt olduğumuz için de kıyımlara, katliamlara uğradık biz. 19 Aralık 2000 tarihinde emperyalizmin devrimcilere dayattığı " Ya teslimiyet ya ölüm" dayatmasına teslim olmayan devrimci tutsakları, 20 hapishanede, koğuşlarında katleden devlet, başka bir ülkenin topraklarına sefere gider gibi hazırlıklar yaparak, ordusunu,  kolluk kuvvetlerini toplayarak, bombalarını hazırlayarak hapishanelere, devrimcilerin bulunduğu koğuşlara girerek, kurşunlarla, işkencelerle, diri diri yakarak üç günde 28 devrimci tutsağı katletti. Binlercesini yaraladı. Bunlara tanık olan eli silahına gidemeyen askerlerini de katletmekte sakınca görmedi. Kanımız oluk oluk aktı bizim bu katliamda. Dertleri tüm bu teslimiyet dayatmalarına karşı ÖLÜM ORUCU' direnişiyle karşılık veren tutsakları teslim almaktı. Ancak öldük ama teslim olmadık. direnenleri teslim alamadılar.

1078 de Maraş'ta "Alevi- Sünni çatışması" gibi gösterilen, özel olarak devlet tarafından örgütlenen resmi ve sivil faşistlerin Alevi mahallelerine giderek, Nazi Almanya sını aratmayan vahşilikte bir katliamla halktan 120 insan katledildi, binlercesi yaralandı ve hala bu katliamda yürekleri yaralı binlerce tanık var. Çocukların katledildiği, anne karnında doğmamış bebelerin katledildiği bu katliamda ALEVİ kökenli halk üzerinden tüm halka gözdağı verildi.

2011 yılında Roboski Katliamında, Kürdistan da geçimini sağlamak için kaçakçılık yapan halka savaş uçaklarıyla ateş açılarak, bombalar atılarak 34 Kürt kökenli insanımız katledildi. 

Bu sadece bir ay içine sığmış üç katliamdır. Bizim ülkemizde başka aylara yayılmış, onlarca, yüzlerce katliam vardır. Her ay bizim için bir katliamın yıldönümüdür. Bir istatistik çıkarsak, her ayda en az bir katliamın olduğunu görürüz.

Bu tarihler katliam kadar direnişlerinde tarihidir bizim için. Direnmenin, teslim olmamanın onuru bize aittir. Her bir katliam kimilerine gözdağı vermekte başarı olsa ’da esas olarak, devrimciler bu katliamları direniş destanına dönüştürmüş ve devletin istediği teslimiyet gerçekleşememiştir. Katliamları doğru anlayanlar, susmamış, korkmamış, direnmeye devam etmişler ve katledilseler de yaşamaya devam etmişler ancak direnmeyenler, korkmuş, çürümüş ve yok olmuşlardır. Yani her katliam saflaşmayı hızlandırmış, direnenler bu gün emperyalizm ve faşizmin korkulu rüyası, halkın tek umudu olmayı başarmışlardır.  Her bir keskin dönemeç bunu halkın gözünde daha bir açık hale getirmiştir.

Bu nedenle dir bize her bir koldan saldırıları. Emperyalizm kendi yasalarında suç olmayan eylemler, faaliyetlerle bizleri yargılar, konserlerimizi, derneklerimizi, evlerimizi hatta nişan törenlerimizi basar. Emperyalist Almanya da da aynıdır, Avusturya, Fransa, Yunanistan'da da. Devrimci olan, ona boyun eğmeyen mücadele edenler dolaylı dolaysız hedefidir. Kötü örnektir. Elinin altında faşist iktidarlar yoksa kendisi verir cezasını. En son olarak tutuklanan Almanya da 3, Yunanistan da 11 devrimci tutsak buna örnektir.

Ülkemizde ise bu saldırıları rutine bindirmiştir. Evden, yoldan, otobüsten kaçırır, katleder, gizli işkence hanelerinde altı ay tutur. Her yol ve yöntemle devrimcilere saldırarak mücadelenin en önünde halka umut olan devrimcileri vazgeçirmeye çalışırlar.

Çünkü kendi düzenleri kokuşmuştur. Açlık, yoksulluk artık dayanılmaz hal almış, halk bunun cevabını istemektedir. Adaletsizlik yaşamın her alanına yayılmıştır. Uyuşturucu ile, din ile zehirlenen gençlerimiz, çocuklarımız aynı zamanda kendi kokuşmuşluklarının da gözler önüne serilmesinin nedeni olmuştur. Ahlaksızlık, mafyacılık devletin en tepesinden en alt kurumlarına kadar devleti, sistemi çürütmüş, kokuşturmuştur onları. Onlardan gelen koku artık herkesin burnunu rahatsız etmektedir.  Çocuklarımız sadece uyuşturucuyla değil, daha bebek sayılacak yaşta tecavüze uğrayarak, inançları sömürülerek, üzerinde her türlü oyun oynanarak, bu kokuşmuş düzenin saldırısının birinci hedefi olmuştur. Geleceğimiz olan çocuklarımız, bu düzenin tecavüzüne uğramaktadır. Kendi kokuşmuşluklarını, yozlaşmalarını halka bulaştırma çabası toplumu içten içe çürütme çabası ile düzgün olan her şey cezalandırma nedenine dönüşmüştür.

Yola gelmeyen, boyun eğmeyen, uzlaşmayan, aksini söyleyen herkes düzenin hedefindedir.

Hedefin en başında biz varız. Bu bizim onlarla aramızda en küçük bir uzlaşma noktası olmadığını gösterir. 

Düzenle uzlaşmamaktan, onlara boyun eğmemekten ve halkın umudu olmaktan onur duyuyoruz. Varsın bütün oklar üstümüze yağsın.

Hapishanelerde katliam yapanlar her dönem bu yönetememe krizlerini giderecek bir bahane ile devrimci tutsaklara saldırmaya devam ediyorlar. Adaletsizlikleri sonucu hapishaneler aydın, ilerici, devrimci her meslekten insanlarla doludur. Bunu çözmek için her fırsatta yeni hapishane açıyorlar, buralarda her türlü baskı yöntemini kullanırken tüm ülkeyi bir hapishaneye dönüştürdüler. Onları bu denli saldırgan yapan şey söylediklerine, yaptıklarına daha az kişiyi ikna etmeleridir. O zaman elde kala kala saldırmak, baskı, şiddet uygulamak kalıyor. Onu da sonuna kadar kullanmaktan çekinmiyorlar. Ülke 6 yaşında ailesinin de onayıyla tecavüze uğrayan bir bebeğin gerçeğiyle çalkalanırken, onlar Tutsak Ailelerine saldırıyorlar. Devrimcileri kaçırıp "gizli işkence hane" lerinde günlerce tutup işkence yapıyorlar.
Çocuğuna hapishane de para yatırmak "SUÇ" ama çocuğuna daha altı yaşında TECAVÜZ ettirmek normal görülüyor. Ve halkımızı buna ikna etmeye, bunu makul, dinin bir gereği gibi göstermeye çalışıyorlar. Ne çocuklarımıza para yatırmak suçtur, ne de küçücük çocuklara tecavüz etmek meşrudur. Bunu devlet söyledi diye, bütün zorbalığı yasallaştırdı diye buna boyun eğecek değiliz. Biz halkımıza, çocuklarımıza " öyle ağlasam ki çocuklar size hiç göz yaşı kalmasa, öyle acılar çeksem ki size hiç bir acı kalmasa" diyen "Halkımız sizi çok seviyoruz" diye son nefesini veren devrimcileriz. Hiç bir kötülük bizi yolumuzdan döndüremez, adaleti aramaktan, halkımızın kurtuluşu için mücadele etmekten vazgeçiremez. Çünkü biz halkız, haklıyız ve ne yaparlarsa yapsınlar önünde sonunda kazanacak olan bizleriz.

2000 yılının 19-21 Aralık'ında 6 kadın tutsağı diri diri yakanlar 22 tutsağı daha katledenleri, bizleri kimyasal gazlarla nefessiz bırakanları, kurşunlarla, işkencelerle kahkaha atanları UNUTMADIK... dünya yıkılsa, o yıkıntının altından sırf bunun için bile kalkıp HESABINI SORACAĞIZ. Sizde bunu asla unutmayın!

Maraş'ta, Roboski de yaptığınız her türlü işkence ve eziyeti, attığınız bombaları, katlettiğiniz canlarımızı yüzlerini, anılarını, sizin yaptığınız tüm adaletsizlikleri de üzerine ekleyerek, yaptıklarınızın her bir katliamın hesabını tam da yaptığınız yerden halk soracak sizlerden. Bundan kurtuluş yok. Diyor ya şair:

"Ölülerim adına

.............................

Onları evlerinde rahat ve elçi olsunlar diye değil

Onları burada, bu yerde

suçlu ve hüküm giymiş olarak

Görmek istiyorum

Bir ceza istiyorum "

Pablo Neruda

O gün gelene kadar, bizlere yapılan hiçbir katliamı unutmadan bütün nesillere anlatacak, unutulmasına engel olacak ve suçluların cezasını bulması için elimizden geleni ardımıza koymayacağız. Mücadelemizde, hafızamızda ve yüreğimizde tüm bunlara karşı öfkemizi güçlü tutacak, her vesile ile hatırlatacağız. Şehitlerimizin ’de omuzlarımıza yükledikleri sorumluluklarının bilinciyle her gün daha yaklaştığımız kurtuluş günlerinin inancıyla, halkımıza, yoldaşlarımıza yaşatılan her şeyi düşmanlarımıza da unutturmayacağız. Halkımızın kurtuluş umudu, emperyalizmin ve faşizmin kabusu olmaya devam edeceğiz.

 

 

Maraş'ta Hapishanelerde, Roboski'de Katleden Devlet Katledilen Halktır!

Teslim Olmayacağız, Uzlaşmayacağız, Boyun Eğmeyeceğiz, Direneceğiz!

Devrimcilik Yapmak Suç Değil, Görevdir.

Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur

Halkız Haklıyız Kazanacağız!

 

Almanya Halk Cephesi

 

 

[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.