1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere istanbul isveç isviçre italya izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere İsviçre şiir şiirler şişli

Hatay Direnişler Meclisinin İhraç Edilen Pelin Akbaş Yeşil Öğretmenle Yapılan Röportaj


Kendinizi tanıtır mısınız?

Pelin Akbaş Yeşil. 37 yaşındayım. 5 yaşında bir kızım var. 14 yıllık okul öncesi öğretmeni iken MEB’den ihraç edildim.  2014-2020 yılları arasında Eğitim Sen Hatay Şubesi yönetim kurulunda görev yaptım.

İhraç edilme süreciniz nasıl oldu? Bildiğimiz kadarıyla daha öncede iki defa açığa alındınız ve iki defa işe geri iade edildiniz bize bu süreci anlatır mısınız?

 

15 Temmuz 2016’dan bu yana çıkarılan KHK’lar ile yaklaşık 140 bin kamu emekçisi ihraç edilerek açlığa terk edildi. OHAL bahanesiyle birlikte keyfi işten atmalar yaşanırken kamu emekçilerinin iş güvencesi tamamen ortadan kalktı.

2016 yılında ilimiz Hatay’da yaklaşık 1000 kişi ile birlikte KHK hukuksuzluğu yaşayanlar arasında ben de vardım. O dönemde Eğitim Sen Hatay Şubesinin yürütme kurulundaydım ve Hatay Şube, tüm Türkiye’ye örnek olan bir direniş sergiledi ve hepimiz görevlerimize döndük.

Eylül 2019’ Eğitim Sen Genel merkezinin, Hatay Şubesi yöneticilerinin tamamını keyfi ve asılsız suçlamalarla görevden aldığı ve yerine kayyum atadığı yöneticilerden biri de bendim. AKP iktidarı işimize, emeğimize, ekmeğimize göz dikmiş pervasızca saldırılarını sürdürürken, ilk ihracımı yıllarca iş güvencemiz, geleceğimiz, ekonomik ve demokratik haklarımız, bilimsel, parasız eğitim ve sağlık hakkımız, eşitlik ve adalet için mücadele ettiğim, emek harcadığım sendikam tarafından yaşadım. Bu ihraç daha sonra 2020 yılında yaşadığım haksız ve hukuksuz gözaltı, ev hapsi, mesleğimden 2. Kez açığa alınma, yargılama sürecinde iddianameme delil olarak eklendi.

Bugünlere böyle gelindi. 1 Ağustos itibariyle 14 yıllık mesleğimden haksız hukuksuz ve keyfi bir şekilde ihraç edildim. İhracımda bahsi geçen 375 nolu KHK’nın geçici 35.maddesi, bakanlıklara keyfilik tanıyan, istediğini istediği gibi, bir disiplin soruşturması süreci geçirmeden ya da tamamlamadan atabilirsin rahatlığı veren bir madde idi ve geçerliliği 31 Temmuz itibariyle sona erdi. Bu geçici maddenin geçerliliği sona ermeden hemen önce 6000 kişi kamudan hukuksuz ve keyfi bir biçimde ihraç edildi.

 

Mesleğiniz dışında sendikadan da ihraç edildiniz, sendikal sürecinizi anlatılır mısınız?

Üniversiteden mezun olduğum yıl bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde çalışmaya başladım. Özel çocukların en ufak bir şey öğrenmesinin sağladığı mutluluk ile ilk kez orada tanıştım. 1 yıl kadar özel eğitim merkezinde çalıştıktan sonra Mardin’e atandım. Bulunduğum ilçeyi dolaşırken ilk yaptığım şey Eğitim Sen tabelası aramak oldu, bulamadım ya da yeterince dikkat edemedim diyordum. Tanıştığım her öğretmene, Eğitim Sen’in temsilciliği var mı burada diye soruyordum. Bir öğretmen arkadaşım bana temsilcinin numarasını verdi ve ben de aradım. Aday öğretmendim, sözleşmeliydim. Sendikaya üye olmak istediğimi söyleyince temsilci şaşırmış ve şaşkınlığını gizlemeyerek şunu söylemişti: “Hocam burada genelde biz öğretmenlerin peşinden koşarız üye yapabilmek için. İlk defa bir öğretmen beni arıyor ve sendikaya üye olmak istediğini söylüyor.”

Üye oldum, çünkü sendikanın mücadele tarihini, ne bedellerde kurulduğunu biliyordum. Bir sendikaya üye olacaksam bu Eğitim Sen olmalı düşüncesindeydim. Orada kaldığım süre boyunca pek çok etkinlikte yer aldım, emek harcadım.

2 yıl Mardin’de kaldıktan sonra memleketim Hatay'a tayin oldum. Her zaman sendikanın aktif bir üyesi oldum, eylemlerine katıldım, etkinliklerine elimden geldiğince destek sunmaya çalıştım.

14 yıllık meslek hayatımın 13 yılında emek verdiğim sendikada 6 yıl da Hatay Şubenin yürütme kurulu üyesi olarak görev aldım. Kadın sekreterliği görevini yürüttüm. Tüm bunları anlatmamın nedeni, inançla üye olup yıllarca emek verdiğim sendikam ile yollarımızın tüm ahlaki değerlere aykırı şekilde ayrılmış, daha doğrusu hakim anlayışların kirli oyunları sonucu öyle olmak zorunda bırakılmış olmasıdır.

 

Bildiğiniz üzere, son genel kurulda direnenler ile direnişe destek olanlar sendika üyeliğinden ihraç edildik.

Peki bu ihraca gelinceye kadar neler oldu? Daha önce de pek çok şekilde anlatsak da kısaca şöyle özetleyebiliriz, direndik, direnenleri destekledik ve bunun bedelini faşizmle birlikte sendikamız da bizi ihraç ederek ödetti diyebilirim.

 

6 yıl boyunca yönetiminde bulunduğum Eğitim Sen Hatay şube, 2011 yılından beri direngenliğiyle bilinir. Suriye’ye emperyalist müdahaleye hayır demiş , Genel Merkezin tutumumdan farklı bir tutum sergilemiş, ezilen halklarla taraf olmuştur. Ayrıca iş güvencesi için, kamu emekçilerinin sorunlarının çözümü için, baskılara, cezalara karşı mücadele etmiştir. Bu yükselen direnişten rahatsız olan faşizm, ülkenin dört bir yanında devrimci kamu emekçilerine saldırmış, Hatay'da da dönemin direngen yöneticilerini gözaltına almış, tutuklamıştı. Gözaltı ve tutuklamalar, mücadeleyi bitirememiş, Hatay direnmeye devam etmiştir. 2016’da OHAL’in ilanı ve ardından KHK’ların çıkması ile Hatay Eğitim Sen üye ve yöneticisi 928 kişi ile birlikte açığa alındık. Direngen ruhumuz iş başındaydı, susmadık, faşizme boyun eğmedik, nihayetinde kazandık da. Türkiye’de sürekli direnen ve direnerek tüm açığa alınanları göreve döndüren tek şubedir Hatay.

Direnmeyip çözümü akil insan olmakta, sınıf mücadelesinden vazgeçmekte bulanlar da bizlere düşman oldular. Kendi konumlanmaları ve sınıf mücadelesinden uzaklaşmaları, çözümü direnişlerde değil, uzlaşmalarda aramaları direnen üyelerine düşmanlaşmayı beraberinde getirdi. Faşizme kurulamayan barikat direnen üyelerine karşı kuruldu. Disiplin soruşturması/ihraç adı altında sendikalarda direnen üye istenmediğini, faşizme de bakın biz onlar gibi düşünmüyoruz, sendikada biz de istemiyoruz! mesajını verdi.

 

Tüm bunlara ilaveten, yaşadığım baskılar da sürdü. 28 Ekim 2020’de de gözaltına alındım, uydurma bir suçlamayla ev hapsiyle cezalandırıldım. Ayağımda elektronik kelepçe ile evimin dışında yapılması gereken işlerimi, temel ihtiyaçların giderilmesini tek başıma karşılayamadığım şu süreçte sendikamdan da ihraç edildim. Belirtmeden geçemeyeceğim, sendikam adeta koşulları fırsata çevirircesine, beni ev hapsinde, Yüksel direnişçilerini de tutuklu iken ihraç etti. Sendikam, tutuklu olan üyelerine, bana sahip çıkması gerekirken direnmenin, direnişlerden yana olmamın bedelini ödetiyordu.

Tutuklu olanlar gibi ben de kongreye gidemedim. Videoda izlediğim kadarıyla da 3 saniyede “kabul edenler etmeyenler tamam, oy çokluğuyla kabul edilmiştir” şeklinde, tıpkı televizyonda meclis oylamalarında gördüğümüz, eleştirdiğimiz şekilde bir oylama yapıldı. Kaç kişiydi onlar, kimlerdi? Merak ediyorum hayır diyenler de kaç kişiydi, kimlerdi? Kongrede oy kullanmış delege sayısı 193 iken, gerçek bir temsiliyetten söz edilebilir mi? Şimdiye dek sürekli üyelere bilmediğiniz şeyler var, dosyaları genel kurulda açacağız, videoları yayınlayacağız gibi söylemlerde bulundular. Açacakları dosya da yoktu, gösterecekleri görüntü de. Yalnızca aceleleri vardı, kime neyi kanıtlamak istediklerini yorumlarınıza bırakıyorum ancak orada olup da ihracı istenen üyelere de söz vermediler, savunma hakkı tanımadılar. Faşizm mahkemelerine bile dudak uçuklatacak bir adaletsizlik örneği yarattılar.

 

İhraçların kabul edilemez olduğuna dair yüzlerce kişi imzacı oldu, aydın, akademisyenler ayrıca imza çağrısında bulundu, kongre salonunda konuşma yapanlar da bunu dile getirdi, evet şundan dolayı ihraç edilmeliler diyemedi hiç kimse! Eğitim Sen 11. Genel Kurulu, yalnızca tüzüğü, etik kuralları değil, demokratik ilkeleri de yok sayarak kulaklarını itirazlara tıkamış, kamuoyu görüşünü önemsemeyerek sayısı bile açıklanmayan birkaç kişinin oyu ile ihraçları gerçekleştirmiştir.

Bu ihraç hem ahlaki, hem siyasi, hem de tüzükçe kabul edilebilir değildir!

 

 

 

Size yapılan bir haksızlık var birçok yerde de bunu dile getirdiniz. İhraç edilmeniz yaşamınızı, ailenizi, çevrenizi nasıl etkiledi? Bu hukuksuz sürecin üstesinden nasıl gelmeyi düşünüyorsunuz?

Bugün beni mesleğimden, öğrencilerimden, okulumdan uzaklaştıranlar, halkımıza da gözdağı vermeye çalışmıştır. Emek, demokrasi, hukuk ve adalet mücadelesi verenlerin, onların yanında olup destekleyenlerin cezalandırılma aracı olan bu ihraçlar, toplumu korkutma, yıldırma, sindirme politikasının bir parçasıdır. İhraç edilirken sadece MEB’den atmıyorlar, mesleğinizi özel sektörde de yapmanıza imkân tanımıyorlar. ‘Ağaç kökü yesinler’ diyerek sivil ölüme terk ediyorlar. İhraç edilmem öncelikle büyük bir haksızlık hissi yarattı ve bu durum psikolojik etkiler yarattı. Sadece benim de değil ailem de bu süreçten etkilendi. 5 yaşındaki kızım, ‘Anne neden okula gitmiyorsun diye soruyor,’ eşim de ekonomik krizden etkilendi aylarca işsiz kaldı, ailece ekonomik olarak sıkıntılı süreç yaşadık, yaşıyoruz. Bu süreçte başta ailem olmak üzere, arkadaşlarım da sürekli yanımdalar ve destek oluyorlar. Dayanışma duygusu güç veriyor.  “HAKSIZ İHRAÇLAR SON BULSUN! İŞİMİ, ÖĞRENCİLERİMİ, EKMEĞİMİ GERİ İSTİYORUM!” Şiarıyla başlattığım imza kampanası devam ediyor.

Son olarak bir şey eklemek ister misiniz?

Röportaj için teşekkür ederim. İyi çalışmalar diliyorum.

[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.