İlk olarak Salı günü SPD Gençliği JUSOS’un davetine katılıp
yaşadığım hukuksuzluğu ve keyfi engellemeleri anlatıp bunların nedenini ve
kimler tarafından engellendiğini vurguladım. 129 a/b yasasının neden ve kimler
için kullanılıp bunun ortadan kalkması gerektiğini ve Erdoğan Faşizminle
işbirliğinin son bulması gerektiğini vurguladım. Onlarda bu yasayı bildiklerini
ve yasanın tartışılması ve nasıl ve kimlere karşı kullanılması üzerine
tartışmak gerektiğini söylediler.
Katılımcıların sorularını cevapladıktan sonra kendileri bana
bundan sonra yardımcı olup destekleyeceklerinin sözlerini verdiler.
Çarşamba günü ise Yeşiller Partisi GRÜNE JUGEND’in davetine
katıldım.
Gençler tarafından çok sıcak karşılandım ve meraklı
bakışlarına yanıt vermek için Konuşmama başladım. Ülkemizde yaşanan
adaletsizliğin ve bunu sorumlularını anlatıp ve Alman Devletinin bundaki payını
dile getirdim. Kendi yaşadığım hukuksuzluğu anlatınca çoğu katılımcıların
şaşkın olduklarını gözlemledim.
Ayrıca 129 a/b yasasını kalkması gerektiğini bunun Alman
Devletinin, düşünen insanları baskılama aracı ve Sol/Sosyalist Devrimcileri bu
yasalara dayanarak uzun süre hapiste tecrit ederek cezalandırmak olarak
kullanılan bir yasa olduğunu dile getirdim.
Kendileri de yasaları baskı aracı olarak kendine kalkan
haline getirip, suçsuz insanları kriminalize etmenin basit olduğunu ve yasanın
aslında düzenlenmesi gerektiğini ve üzerinde tartışılması gerektiğini
söylediler.
Yaşadığım hukuksuzluğa karşı direnişimi bundan sonra daha
güçlü destekleyeceklerini ve kendilerini tamamen ikna ettiğimi söylediler.
Bundan sonraki tüm büyük eylemliklerde destek verip hukuki
olarak Milletvekillerini bana destek vermeleri için yönlendireceklerinin sözünü
verdiler.
Ayrıca İki gençlik grubu da bu kadar uzun süre
Direnebilmenin ve Boyun eğmemin nerden hangi inançtan kaynaklandığını sordular.
Cevabım onlara kendimin Marksist/Leninist biri olduğumu ve
Bilimsel Sosyalizme olan inancımdan dolayı asla geri adım atmayacağım. Çünkü
devrimci olduğumu ve devrimciliğin suç sayılamayacağını tam tersine günümüz
koşullarında devrimciliğin bir tarihsel görev olduğunu söyleyince. iki grup da
beni uzun süre alkışladı.
Direnişin Hakkı Zaferdir
Ulm Direnişçisi
Murat Aşık
