30 Mart tarihi, Anadolu topraklarının ihtilalcilerin kanıyla
sulandığı bir tarihtir.
30 Mart, Türkiye halklarının kurtuluş mücadelesinin
manifestosunun yazıldığı gündür.
30 Mart 1972'de Anadolu ihtilalinin öncüleri, Tokat Niksar'a
bağlı Kızıldere köyünde katledildiler.
Anadolu halklarının özgürlüğü için, adalet için şehit
düşenlerin ne ilkiydiler, ne de son oldular.
O günden bu yana, kurtuluş mücadelesi sürüyor.
O günden bu yana da Anadolu toprağı ihtilalcilerin kanıyla
sulanmaya devam ediyor.
O günden bu yana, kurtuluş kavgamız sürüyor, kurtuluş
umudumuz büyüyor.
Avrupa'daki Halkımız!
Şehitlerimizin Anadolu toprağına dökülen kanlarını
unutmayalım.
Halkın yiğit oğulları ve kızlarının, özgürlük için, adalet
için, bağımsızlık ve demokrasi için, halk için şehit düştüklerini unutmayalım.
30 Mart-17 Nisan şehitlerimizi andığımız, umudu büyüttüğümüz
bir tarihtir.
Avrupa'daki halkımız!
Ekonomik veya siyasi nedenlerle vatan topraklarından
binlerce kilometre uzağa düşmüş olsanız da; şehitlerimizi ve tutsaklarımızı
unutmayın!
Şehitlerini ve tutsaklarını unutan bir halk, çürür,
yozlaşır, umutsuzlaşır, inançsızlaşır.
Şehitler ve tutsaklar, onurlu her halkın en temel
değerleridir.
Avrupa'daki Gençlerimiz; burjuva ideolojisi ve kapitalist
kültür, sizlere "hiçbir düşünce uğruna ölünecek kadar değerli
değildir" diyor.
Böylelikle, hem şehitleri değersizleştirmeyi, onların
"boşuna" öldüğünü kabul ettirmeyi amaçlıyor; hem de sizleri, mücadele
yolundan alıkoymayı amaçlıyor.
DOĞAL OLAN DİRENMEK VE SAVAŞMAKTIR!
Burjuvazi bu teorilerle, kendi alçak, adaletsiz, eşitsiz,
çürümüş, yozlaşmış yağma ve talan düzenini sürdürmek istiyor.
Değersiz olan, tarihin çöp sepetine atılmayı hak eden bu
teorilerdir.
İnsanın doğasına uygun olan, halkların binyıllık
geleneklerine ve değerlerine uygun olan, BOYUN EĞMEK değil, DİRENMEKTİR.
Her türlü adaletsizliğe, haksızlığa, insanın insana
kulluğuna, zulme, işkenceye, yozlaşmaya karşı çıkmaktır.
Doğru ve doğal olan, insanlarımızın yüzbinlercesini enkaz
altına gömen sömürü düzenine karşı DİRENMEK ve SAVAŞMAKTIR.
Şehitlik, işte bu zor, ama zorunlu ve onurlu mücadelenin
sonuçlarından biridir.
SAHİP OLDUĞUMUZ TÜM HAK VE ÖZGÜRLÜKLER, ŞEHİTLERİMİZİN
CANIYLA YARATILMIŞTIR
Bugün dünyada, ülkemizde, hak ve özgürlük namına NE VARSA,
tarihin şu veya bu döneminde mücadele eden ve bu mücadelede şehit ve tutsak
düşenlerin sayesindedir.
Bugün emperyalistler, zorbalar, hala dünya halklarını teslim
alamamışlarsa, bu alçak dünyada hala umut varsa, hala zaferler
kazanabiliyorsak, şehitlerimiz ve tutsaklarımız sayesindedir.
KIZILDERE DOĞUM YERİMİZ, ZAFER UFKUMUZDUR
Yarım asır öncesine, Kızıldere'ye baktığımızda, orada sadece
10 devrimcinin şehit oluşunu görmüyoruz.
Karşı-devrimin ölüm ektiği yerde, biz, bir doğumu görüyoruz.
Anadolu'nun kurtuluş kavgası ve umudu orada yeniden doğdu.
Biz Kızıldere'ye baktığımızda, sadece DÜNÜ değil, YARINI
görüyoruz.
Sadece bir KATLİAMI değil, ZAFERİ görüyoruz.
ASLA teslim olmayanların,
ASLA yolundan dönmeyenlerin,
ASLA hedefinden vazgeçmeyenlerin ZAFERİNİ GÖRÜYORUZ.
Anadolu ihtilali er geç zafere ulaşacaktır.
Bu topraklardan Nihat Erimler, Demireller, Ecevitler,
Türkeşler, Evrenler, Özallar, İnönüler, Çillerler, Tayyipler, Bahçeliler geldi
geçti; halkın kurtuluş savaşı hep sürdü.
Kurtuluş umudu hep diri kaldı.
Avrupa'daki Halkımız!
Şehitlerimiz dünümüz değil, geleceğimizdir.
Yasımız değil, zaferimizdir.
ŞEHİTLERİMİZİ BİR GÜN BİLE UNUTMAYALIM.
Ne yaptılar, nasıl yaşadılar, nasıl öldüler, öğrenelim,
öğretelim.
Onlardan devraldığımız bayrağı elden ele, gönülden gönüle
taşıyıp, her birlikte dalgalandırmaya devam edelim. Mahir'in dediği gibi,
"Kurtuluş bayrağı bu yolu tırmanan gerillaların birbirlerine iletmesi ile
oligarşinin burcuna dikilecektir..."
DEVRİM ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR!
ŞEHİTLERİMİZDEN DEVRALDIĞIMIZ KURTULUŞ BAYRAĞI
ELLERİMİZDEDİR.
30.03.2023
AVRUPA HALK CEPHESİ
