Almanya’da 129 ab yasalarına karşı süresiz açlık grevi direnişini sürdüren Eda Deniz Haydaroğlu ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.
O AGONAS:
Neden Açlık Grevindesiniz?
Eda Deniz
Haydaroğlu: Alman emperyalizmi 129 yasalarıyla bizim tüm demokratik
haklarımızı ve özgürlüklerimizi gasp ediyor. En son Hasan Unutan’ın
tutuklanmasıyla tüm halka gözdağı vermeye çalıştılar. Saldırıları
pervasızlaştı. Artık bizi sadece devrimci olduğumuz İçin değil, anti-faşist
eylemlere katıldığımız İçin, Grup Yorum konserlerine katıldığımız İçin veya
devrimcilerin her hangi bir etkinliğine, ister düğün ister cenaze törenine
katıldığımız İçin tutukluyorlar. Bu saldırılarla bizi yıldırmak istiyorlar.
Yapılan tutuklamalar hukuksuzdur ve adil değildir. Biz hiçbir zaman
adaletsizliği kanıksamadık ve kanıksamayacağız. Bu saldırıların önüne geçmek
gerekiyordu ve mücadeleyi yeni bir aşamaya taşımak gerekiyordu. Şunu çok iyi
biliyoruz; direnmezsek alman emperyalizmi saldırılarını daha da arttıracak. Bir
sonraki hedef bizler olacağız. O yüzden Direnmemek Suçtur. Çünkü direnmemek
daha fazla bedel ödemek anlamına geliyor. Bu saldırıların önüne geçebilmek için
direniş kararı aldım. Alman emperyalizmi bize 129 yasalarıyla onursuzluğu
dayatıyor. Düşüncelerimizden, kişiliğimizden vazgeçmemizi istiyor.
Direnişimizle onurumuzu ve varlığımızı koruyoruz. Direnişimiz saldırıların
önünde barikat olmalıydı. Bunun en etkili aracı da açlık grevi Direnişi
olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden açlık grevi direnişindeyiz.
O AGONAS: 129-A-B yasaları nedir, kısaca sözedermisiniz?
Eda Deniz Haydaroğlu: 129 yasaları 200
yıl öncesine dayanmaktadır. Bununla birlikte Almanya Avrupa’daki en eski
anti-terör yasalarına sahiptir. Bu yasa 200 yıldır hep ilerici, demokrat,
sosyalist ve devrimcilere karşı kullanılmıştır. Özellikle faşizm döneminde her
türlü mücadeleye ve Direnişi engellemek için kullanılıyordu. 1951 de yasal
düzenleme tekrar gözden geçirilmiş, ama o süreçte hakimlerin yüzde 80 i nazi
sürecinde görev alanlar olduğunu belirtmek gerekir, ve 129 yasası “naziler
tekrar güç kazanmasın” gerekçesiyle yürürlükte bırakılmış. Yalnız o günden
bugüne hep anti-faşistle bu yasayla takip edilmiş tutuklanmıştır. 129 a yasası
Almanya’da RAF davaları sürecinde devrimci mücadeleyi engellemek için ve RAF
tutsaklarını teslim almak İçin çıkarılmıştır. 129 b ise ABD’nin tüm Avrupa
ülkelerine “Anti-terör yasalarınızı genişletin” çağrısı üzerine Almanya
tarafından verilen bir cevaptır . 2001 de ikiz kulelerin yakılmasından sonra
ABD yeni terör listeleri yayınlıyor ve Almanya başta olmak üzere tüm Avrupa
ülkeleri bu listeleri genişletmek olduğu gibi kabul ediyorlar. Yani 129 b
yasası da Almanya dışında dünyanın her hangi bir yerinde faşizme karşı verilen
mücadeleyi durdurmak İçin çıkarılmış asıl olarak. Ve bunun en çok bedelini
Türkiyeli devrimciler ödemiştir.
O AGONAS: Bu yasa çerçevesinde piknik yapmak, yasal demokratik eylemlere
katılmak, tatil kampı düzenlemek, kültürel faliyetler bile yasaklanıyor. Bu
konuda düşünceleriniz nelerdir? Hak ve özgürlüklerin önünde nasıl engel
oluşturuyor?
Eda Deniz Haydaroğlu: Başta da dediğim
gibi 129b yasasıyla her türlü demokratik haklarımızı gasp ediyorlar. Oturumlar
elden alınıyor. Takipler ve tacizler oluyor. Soruşturmalar açılıyor ve tutuklamalar
gerçekleşiyor. Ve gerekçeler demokratik faaliyetlerimiz. Şunun bilincinde
olmalıyız; bu haklarımızı bize Alman emperyalizmi bahşetmedi bu haklarımızı ve
özgürlüklerimizi dünya halkları tarihte kan bedeller ödeyerek kazandılar. O
yüzden bu haklarımızı öyle kolayca elimizden almalarına izin veremeyiz. 129
yasalarına karşı mücadele tarihimize ve demokratik haklarımıza sahip çıkma
mücadelesidir.
O AGONAS: Almanya'daki bu yasaların anti-demokratik uygulamalarından bahsedermisiniz?
Eda Deniz Haydaroğlu: Bu yasa zaten her
türlü anayasal hakkı gasp ediyor. Ama onun dışında çok fazla çelişkiler var
burjuva hukukuyla bile. Birçok hukukçu zaten bunu tartışıyor. Örneğin
Anayasanın 103. Maddesine aykırı bu yasa. Anayasının 103. Maddesi der ki, bir
suçtan ceza alabilmen için yaptığın faaliyetinin suç olabileceğini ön
görebilmen gerekir. 129 b yasasında bu mümkün değil, çünkü izni alnım ve yasal
düzenlemelere göre sürdürülmüş bir eyleme katıldığımız veya bu eylemi
düzenlediğimiz için cezalandırılıyoruz. Onun dışında burjuva demokrasisinde çok önemli rol oynayan
yargının bağımsızlığına doğrudan bir saldırıdır bu yasa. Çünkü bu yasayla kime
soruşturma açılacağını doğrudan hükümet yani adalet bakanı belirliyor. Bunlar
sadece kısaca örnekler… Bu yasa her anlamıyla anti-demokratiktir ve
kaldırılmalıdır.
O AGONAS: Anayasayı Koruma Örgütü'nün Neden Yürürlükte Olduğunu Bizlere Anlatır
mısınız?
Eda Deniz Haydaroğlu: Anayasayı koruma
örgütü Naziler tarafından kurulmuş bir kurumdur. Birçok Nazi cinayetinde
ve eyleminde parmağı olduğu ifşa
edilmiştir. Örneğin NSU cinayetlerinde doğrudan bağlantıları olduğu
ispatlanmıştır. Tüm bunlara rağmen bu kurum devrimcileri fiziki olarak takip
ederek onlar hakkında raporlar hazırlıyor. Bu Nazi kurumunun raporları hiçbir
şekilde meşru olamaz. Bu raporlar siyasi mahkemelerde delil olarak
kullanılıyor. Anayasayı koruma örgütü sadece raporlar hazırlamakla kalmıyor,
devrimciler, devrimcilerin ailelerine veya devrimcilere yakın olan aileleri
taciz ve tehdit ediyor. Bu suç kurumun verdiği hiç bir ifade, sunduğu hiç bir
rapor meşru değildir, bu yüzden mahkemelerde delil olarak kullanılmamalı.
O AGONAS: O Agonas Dergisi Aracılığıyla
Yunan halkına iletmek istediğiniz mesajınız var mı?
Biz bu mücadeleye
sadece kendi yoldaşlarımız için değil, tüm anti-faşist tutsaklar için
yapıyoruz. Avrupa’nın her yerinde 129 yasasına benzer anti-terör yasaları var.
Yunan halkı da bu yasaları çok iyi biliyor. Avrupa’nın her hangi bir yerinde bu
yasaları karşı verilecek olan mücadele ve kazanılacak olan zafer her bir ülkeyi
zincirleme olarak etkileyecektir. Direnerek kazanabileceğimizin en son somut
örneğine Yunanistan’da yaşadık. Direnerek ve dünya halklarının dayanışmasıyla
129 yasalarına karşı bu mücadeleyi de
zaferle sonuçlandırabiliriz. Enternasyonalizm dünya halklarının kan kardeşliği
ve emperyalizme karşı en büyük silahıdır. Bu yüzden yunan halkına çağrımız bizi
direnişimizde desteklemeleridir. Özgül Emre, İhsan Cibelik ve Serkan Küpeli nin
gerçekleşeceği Düsseldorf mahkemesine ve Almanya Federal Mahkemesi aranabilir
veya mail yazılabilir. Bu ciddi bir baskı oluşturacaktır. Onun dışında bizim
tüm halkımıza Cumartesi günleri açlığımızla ortak olma çağrısı var . Yunan
halkı da buna ortak olabilir. Cumartesi günleri bizlerle aynı taleplerle açlık
grevine katılabilirler.
O agonas
dergisine çok teşekkür ederiz.
O Agonas = Mücadele
~1.jpg)
.jpg)
~1.jpg)
~1.jpg)