6 Şubat 2023 Depreminin yıldönümünde, yüzbinlerle öldüğümüz,
milyonlarca insanımızın evsiz, barksız kaldığı depremin yıldönümünde iki
devrimci, iki halkını vatanını canından üstün tutan savaşçı Adaletsizliklerin
sarayında hesap sordu. Kendi rant uğruna evlerimizi mezarlarımıza çevirenler,
depremde üzerimize çöken binaların sorumluları yargılanmadı. Göstermelik açılan
davalarda asıl sorumlular değil, bir kaç müteahhit, mühendis günah keçisi ilan
edildi ve onlarda ceza almadılar. Sevdiklerini, çocuklarını, analarını,
babalarını, yakınlarını yitiren insanların en insani, yaşamsal talepleri olan
içme suyu, yiyecek, yatacak bir ev, çadır bile karşılanmadı. Her fırsatta
acılardan acı beğenen halk tehdit edildi. En önemlisi de gerçek sorumluluğu
olan bir tek kişi bile yargılanmadı. Halkın yüreği hala kor gibi alev alev
yanıyor. Depremden, yıkımdan, soğuktan, açlıktan, sıtmadan, bitten ölmeyen
halkımız ADALETSİZ bırakılarak her gün ölmeye devam ediyor. Bir devlet kendi
varlık nedeni olan, halkın alınteriyle, vergisiyle aldığı çadırları, afet
anında hizmet olarak vermesi gereken malzemeleri halka sattı. Halkın evlerinin
bulunduğu arsalara yine kendi imkanlarıyla evlerini yapmasını engelledi. Çünkü,
rant için peşkeş çekmişti. Daha enkazı kaldırılmamış alanlarda, ölülerimizin
kemikleri, toprağa gömülmemiş cesetleri çıkarken sattılar arsalarımızı. Bizi
kendi ülkemizde sürgün ettiler, etmeye çalışıyorlar. Kendi doğduğumuz
topraklarda mülteci olduk. Yıkımları kendine fırsat bildi faşizm. Hedeflediğini
yapabilmek için, acılarımızın, yıkıntılar içindeki ölülerimizin üzerine basıp
kendi karları için bizi öldürmeye devam ediyorlar. Halkın kendi içindeki
yardımlara bile el koyup kendi seçim malzemesi yaptılar. Kendi kendine yetmeye
çalışan halkın elleriyle inşa ettikleri konutlara el koyup halkın dayanışmasını
kırmaya çalıştılar. Depremden çıkan halkı adeta toplama kamplarına topladılar
kurdukları çadırlarla. Kendi denetimleri dışında olan her konutu, her çadırı
yıkmaya, halkın dayanışmasını engellemek için ant içmişlerdi. Bu karanlık tablo
içinde ADALET elbette ki sağlanamaz. Bu günkü iktidar sahipleri, emperyalizmin
yeminli uşakları halkın Adalet talebini elbette ki karşılayamaz. Çünkü zaten bu
adaletsizliğin mimarı kendileridir. Ama bütün üzerinde Adalet yazan sarayları
Adaletsizliklerini, resmileştirmek, kalıcılaştırmak için çalışır, çalışıyor da.
İşte bunun en başında gelen Çağlayan Adalet(sizlik) Sarayı da iktidarın ipiyle
oynayan, hakimleri, savcıları barındıran ve sembol olan yerlerden biridir.
Beğenmedikleri bir twette bile hızla harekete geçenler, depremde yüzde yüz
kusurlu olan sorumluları yargılamadılar. Yani halkın en yakıcı talebi ADALET
talebi, daha büyük bir adaletsizlikle boğulmaya çalışıldı. İşte tam bu noktada
iki halk evladı çıktı ve bu adaletsizliğin hesabını sordu. EMRAH YAYLA, PINAR
BİRKOÇ tüm bu adaletsizliğe adalet olmak için feda ettiler ömürlerini.
"ADALET YOKSA, ADALET SAVAŞÇILARI VAR" diyerek
genç ömürlerini yüzbinlerle göçük altında kalan halkın ömürlerine kattılar.
Onlar 6 Şubat 2023’te üzerimize çöken binaların ve
karanlığın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen büyüyen karanlığı iki nefes olup
ta merkezinden aydınlattılar. Canlarını adalet uğruna feda edenler, polisin
ateşi altında kalan halkı korumak için fedalarını hızlandırdılar. Ölüme
giderken bile halkı düşünen, onların zarar görmemesi için elinden geleni yapan
savaşçılar karşısında faşizmin katilleri, rastgele ateş etti halka. Halktan
insanları vurdular. Yetmedi, demokratik kurumları, halkın evlerini, yaşlı
annelerimizi, babalarımızı işkenceyle gözaltına aldılar. Sanatçılar,
avukatlarda hedefteydi. Çünkü böylesine büyük hukuksuzluk yapılırken halkı
savunan halkın avukatları kalsın istemediler. Kurumları, evleri kırarak dökerek
halka gözdağı vermeye çalıştılar. 85 Milyonluk Anadolumuzda 80 insanı alarak,
işkenceden geçirerek Terör demagojisi yaparak tüm halkı teslim alma
hesabındalar hala. Ortada büyük bir Adaletsizlik varken, devlet olarak adaletli
bir yargılama yapmazsan halkın çocukları çıkıp Adaleti sağlarlar. Ancak bizi
yüzbinlerce katledenler, göçük altında bırakanlar, her gün kurumlarımızı basıp
terör estirenler, kuyu tipi hapishanelerde devrimcileri imha etmeye çalışan
gerçek Teröristler Halk savaşçılarına TERÖRİST diyor.
Asıl terörist, mafyacı, katliamcı AKP iktidarının
kendisidir.
Terör demagojileriyle halkın kurtuluş savaşını boğamazsınız.
Halkın evladı olan halk savaşçıları var olmaya, adaleti
sağlamaya devam edecekler. Bizi katletmeniz, baskınlarla gözaltına almanız,
kurumlarımızı basıp yıkmanız bu gerçeği değiştirmeyecek. Çünkü, siz hırsız,
katil, mafyacı, talancı, yağmacı, terörist ve bir avuçsunuz. Biz ise halkız, milyonlarız. Halkın
evlatlarıyız. Halkımızın ve vatanımızın geleceği için, Adalet için canımızı
vermekten çekinmedik, çekinmeyiz. Bu nedenle de bizi yenemezsiniz.
Katliamlarınız, yalanlarınızla, yolsuzluğunuz, yozluğunuzla
çamurun, çürümüşlüğün sembolü siz yok olacaksınız. Bizi katletmekle
bitiremezsiniz. Bakın yüz binlercemizi depremde katlettiniz. Buna Kader diyerek
bizi kör bırakmak istediniz. Ama biz acılarımızın üzerine tuz basıp, gerçekleri
daha da net görüyoruz.
Halkımız, Adalet savaşçıları EMRAH YAYLA ve PIRAN BİRKOÇ
hesabı sorulmamış, depremde katledilen yüz binlercemiz için Adaleti sağlamak
için şehit düştüler. Senin için, benim için, çocuklarımız Adaletsiz bir ülkede
yaşamasınlar diye hesap sordular.
Faşizm ve emperyalizm kendisi katlederken, zulmederken,
Adaletsizlik yaparken kimse ses çıkarmasın istiyor. Ancak Halkın savaşçıları ise, 'Zalimin zulmü
varsa, halkında Halk Savaşçıları var' diyorlar. Adaletsizliklere karşı
mücadelenin yolunu gösteriyorlar. Bizlere silahla, kanla, yıkımlarla,
talanlarla gelenlere karşı direnmenin yolu elbette ki çiçekle olmayacaktır.
Bunu herkes gibi faşizmde biliyor. İşte tüm korkusu da bundandır. Kimse örnek
almasın, kimse bir daha cüret etmesin istiyor. Herkesi Adaleti sağlayacak birer
savaşçı potansiyeline sahip olarak görüyor. Bunda da haksız sayılmaz. NATO
kararlarıyla halkı teslim almak isteyen Türkiye faşizmi, "Kentsel
Dönüşüm" yalanlarıyla gecekondularımızı peşkeş çekmek istiyor.
Devrimcileri tecrit hapishanelerinde S,R,Y Tipi hapishanelerde imha etmeye
çalışıyor. Devrimci kurumları periyodik basarak talan ederek güçten düşürmeye
çalışıyor. Halkı kendi yoz kültürüyle yozlaştırmaya, uyuşturucu ile, kumar ile,
eşcinsellik ile beyinlerimizi işgal etmek istiyor. Halk olarak örgütlenmemizi
yok etmeye, bizi yalnızlaştırarak kendine köle yapmak istiyor. Ancak ne yaparsa
yapsın bunu tam anlamıyla başaramıyor. Öfkesi, tahammülsüzlüğü bundandır. Çünkü
bizim ülkemizde, Anadolumuzda CEPHELİLER var. Zulmün büyüklüğü kadar
direnişlerde olmak zorundadır. Bu nedenle devrimciler içerde, dışarda bu zulme
sessiz kalmıyorlar.
Emperyalizm güdümlü Siyonizm nasıl orada Hizbullah eylemini
kendine gerekçe yaparak halkı katlediyorsa Emrah Yayla ve Pınar Birkoç'un
eylemini gerekçe yaparak halka saldırıyor. Halkın savaşçıları mı katletti bir
yıl önce depremde yüzbinlerce insanı. Her gün silahlı eylem mi oluyordu her
fırsatta bastığınız Kültür merkezlerinde. Yoksa açlığın yoksulluğun nedeni
devrimciler mi? Saraylarda devrimciler mi oturuyor halkı sömürerek. Mahallelere
uyuşturucu çetelerini dolduran, koruyan kollayan ama onlara karşı mücadele eden
devrimcileri, halkı yargılayan siz değil misiniz? Halk çocuklarının
zehirlenmesinin nedeni sizin bitmeyen kar hırsınız değil mi? Devleti mafya
haline getirip, çete yöntemleriyle yöneten sizler misiniz yoksa devrimciler mi?
O nedenle de sadece korkuyla, baskıyla, tutuklamalarla süremez devran. Halkın
Adalet talebi var. Halkın yoksulluğa çare, evsizliğe ev, işsizliğe iş talebi
var. Bu talebi bu düzen gerçekleştiremez. Bu nedenle bu talebi karşılayacak tek
güç halkın kendisidir, devrimcilerdir.
İşte, iki Halk Savaşçısının Adalet arayışı halkımıza umut
oldu.
Bu adaletsizliklerin böyle gitmeyeceğini gösterdi.
Hiçbir önlemin cüretli, feda ruhuyla donanmış devrimcilerde
karşısında para etmediğini gösterdi.
Bu yol doğru, bu yol kurtuluşun, Adaletin ve geleceğimizin
yoludur. Emrah Yayla ve Pınar Birkoç şahsında devrimcilerin kanlarıyla
aydınlanan bu yolda yürümeye, onların ayak izlerini takip ederek zulmedenlerden
daha cüretli hakkımızı ve halkımızı savunacak geleceği kuracağız.
Devrim Şehitleri Ölümsüzdür!
Emrah Yayla, Pınar Birkoç Ölümsüzdür!
Gözaltılar, Tutuklamalar, Baskılar Bizleri Yıldırımaz!
Gözaltılar Derhal Serbest Bırakılsın!
Yaşasın Halkın Adaleti!
Halkız Haklıyız Kazanacağız!
ALMANYA HALK CEPHESİ

