Üç Devrimci Tutsağın Mahkemesi 4 Kasım Pazartesi günü saat 11:00’de Düsseldorf OLG’de başladı.
Öncelikle
İhsan Cibelik’in avukatı Schmitt konuştu.
Schmitt:
“Dilekçeleri
müvekkillerimize layık olmak için yaptık. Müvekkilim 10,5 yıl hapis yattı. Daha
önce akıl almaz koşullarda kaldı. Politik duruşları suçluluk değil, faşist
devlete karşı. O yüzden beraat talep ediyorum. Dilekçelerimiz de o yüzdendi.
Devletin yapısını göstermek ve mücadele motivasyonlarını anlamak için.
Bilirkişiyi
dinlemekten memnun olduk. Türkiye koşullarını çok somut anlattı. Sorun şu.
Heyet bu rapordan yeterli bilgiyi alabildi mi. Bunun üzerine daha fazla rapor
almayı gerekli görmedi. Peki olabilir, ama o zaman raporun ana konularına heyet
inmelidir.
Erdoğan
polis devleti kurdu, polise kendi hukukunu işleme yetkisi verdi ve ceza almama
garantisi verdi. Bilirkişiye soruldu: peki bunlara karşı nasıl direnilebilir
mahkeme yoluna başvurulabilir mi? Bilirkişi buna hayır dedi.
Anayasa
mahkemesi için "yapın da görün” diye tehditler savurdu. çözüm yolları
vardı, Kürtlerle bir süreç başlatıldı.
Gezi
eylemlerini herkes bilir. Hızlı bir şekilde yayıldı yine hızlı bir şekilde
kanla bastırıldı.
Sonra 15 Temmuz,
Allah'ın lütfu verildi. Yüzlerce kişi işini kaybetti, binlerce tutuklama oldu.
Gülenciler terörist oldu, Kürtler terörist oldu, bilirkişinin dediği gibi
herkes terörist oldu.
Can Dündar’dan
bahsetti bilirkişi. İŞİD’e silah gönderme haberini yayınladı. Bu olay olmadı,
ama haberin yayınlanması olay oldu. Terör eylemini açıklayan terörist oldu.
Mahkemede suikasta uğradı.
Deniz
Yücel PKK’lı ile röportaj yaptığı için terörist denildi ve tutuklandı.
Bilirkişi
gelecek için dedi ki “giderek zorlaşıyor. İnsanlar büyük oranda muhafazakar,
dindarlar. Devrim için değil ama Tayip için sokağa çıkarlar” dedi. Bunu
bilirkişi dedi. Ama öyle olsa bile müvekkilim gibi insanlar daha da önemli
oluyor. Cibelik‘in ML bir devrimi göreceğini inandığını sanmıyorum. Otokrasi var,
yasa devleti ortadan kaldırıldı, Gülenlerin bıraktığı boşluğu MHP’liler
doldurdu. Bilirkişi “bozuk demokrasi” dedi. 20 yılda gelişen toplumsal zararı
düzeltmek için nesiller gerekecek. Hepimiz gördük. Avrupa Şampiyonası’nda
bozkurt işareti yapıldı. Bir sonraki maçta 6000 kişi eylem yaptı. 36.000 polis
geldi ve sonunda eylem dağıtıldı. Tayyip bu milliyetçi ortamı kullandı, bir
sonraki maça geldi. Almanya’da da Hitler işareti yapanlar var ama örneğin
cumhurbaşkanı da bunu savunur mu?
Bu selam
ölümü simgeleyen bir selamdır. Sivas’ta katledenler bu işareti gösterdiler.
Katliamın yıldönümünde bu işareti gösterildi. Bozkurtlar katliamları
araştırılmıyor. Maraş katliamı üç gün sürdü ve Hamas kadar vahşidi. Türkiye’de
terör listeleri var. Bu listelerde devlete karşı olanlar ödülle aranıyor,
insanlar ödül ile muhbirliğe sevk ediliyor.” Dedi.
Ardından
mahkemeye 40 dakika ara verildi. Özgül Emre: “Sonuç ne olursa olsun tarih bizi
beraat ettirecek” dedi. Ardından Almanca "faşizme karşı omuz omuza"
sloganını attı. 40 dakikanın ardından İhsan Cibelik’in avukatı konuşmasına
devam etti.
Schmit;
“ Bir soru
sormak istiyorum. Bilirkişi raporu tutuklular için ne kadar belirleyici? Ne
kadar katılıyorlar, kendilerini neresinde görüyorlar? 12 Eylül darbesinde
Cibelik 16 yaşındaydı. Toplum bölünmüştü, polis bile bölünmüştü. Mahalleler,
okullar her yer bölünmüştü. Cibelik‘de solda gördü kendini. İyi bir okulda
okudu. ODTÜ’de yüksek lisans aldı. Öğrenci yıllarında sanatla ilgilendi ve o
günden beri kendi deyimiyle devrimci sanatçı.
70 lerde
bütün dünyada ML sol ve milliyetçi sağ karşı karşıyaydı. İşkenceyle,
tutuklamayla ve 500.000 insanı öldürerek solu susturdular. Topluma yönelik
terörist damgasıyla bir av başlatıldı, gazeteciler ve bilim insanları toplandı.
İktidarı eleştirdiği için 150.000 kişi işten atıldı. Üniversiteler kapatıldı,
polisler devlet görevlileri vb. işten atıldı. Hakimler yargıçlar zorla ihraç
edildi. YÖK kuruldu ve polisin denetiminde üniversitelere karakollar kuruldu.
Cibelik bu süreçte solcu olduğunu ve Grup Yorum üyesi olduğunu söyledi.
Mitinglere, konserlere vs katıldı. Polis onu DS üyesi olduğunu söyleyerek
tutukladı. Tutuklulukta yaşadığı işkence vs. gibi şeyler onu etkiledi. Deniz,
Yusuf, İnan asıldı. İbrahim Kaypakkaya işkencede katledildi. On Devrimci cezalara
karşı çıktı ve katledildi. Her biri üniversite öğrencisiydi.
İşkence
gerekçesi olarak bir dergi dağıtarak devleti yıkmaya çalıştığı öne sürüldü.
Paramiliter çeteler vardı, her gün öğrencileri katlettiler. Buna karşı devrimci
bildiriler dağıtıldı. 500.000 insana işkence yapıldı. Cibelik diyor ki o
dönemin mahkemeleri bile Tayyip’in mahkemeleri kadar keyfi değildi. Onun için
sadece ML ideoloji çözüm sundu. İşkencenin izleri silinemez. 2016’da 80 yeni
hapishane yapıldı. 50 tane daha yapılacak. Buna karşı çıkmak sizi devletin
düşmanı yapıyor. Gezi eylemleri için “deliklere sokacağız, gün yüzü
göstermeyemeyeceğiz, insan sesi duymayacaklar, ölmek için yalvaracaklar”
denildi. AB İnsan Hakları Konferansı’nda Türkiye’deki hak ihlalleri sunuldu ve
sonuç olarak bunlara karşı, mücadele edilmek zorunda olduğu söylendi.
Atalay
Geziyi savundugu için 22 sene hapis cezası aldı. Kavala 2017’den beri Geziden
dolayı tutuklu, 2020'de bırakılıp tekrar alındı. Ömür boyu hapis cezası
istiyorlar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tahliyesini istedi, Türkiye
mahkemeleri bu kararı tanımadı. Bülent Mumay altyapı fonları, yolsuzluğunu
açıkladığı için 20 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Basın
özgürlüğünün giderek baskı altına alınması, AB adayı Türkiye’nin temel hak ve
özgürlükler ve adil yargının masumiyet karinesinin dikkate alınması gerekiyor.
AB; Sosyal
medya yasası, karapara aklama yasası ve başka yasalarla gazetecileri baskı
altına almak için yasal düzen kuruldu. Yabancı ajan yasasının getirilmesi de
buna daha fazla hizmet edecek. (9 Ekim 2020)
6.4.18 OLG
Stuttgart’da dava açılmadı. PKK davası aynı suçlamalarla açılmadı. Yargıtay bu
iptali kaldırdı ve OLG Stuttgart: ”Sanığın PKK’ye yakınlığı yoktur ancak kadro
olduğuna dair, para toplayıp denetlediğine dair, deliller yetersiz. Eylemler ve
yürüyüşler onun üyeliğini kanıtlamaz, çünkü bunlara üye olmayan insanlarda
katılıyor.”
BGH bunu
kaldırırken” yapılan eylemler kendi başına suç sayılması gerekmez onun
üyeliğini kanıtlayabilmesi için yeterlidir. Böylece kendi başına suç sayılmayan
şeyler suç sayılabilir ."
Heyetin
bunu dikkate almasını istiyorum. Eğer ceza verilecekse bu cezanın bir amacı
olmalıdır. Ne bekleniyor? Cibelik siyasi olarak ne yapabilir? Adli suçlarda
pişmanlık ve teslimiyet beklenir. Bu davada ne bekleniyor? Siyasi kimliğini mi
reddetmeli? Müzik yapsın ama politik mi olmasın?
Yetki
veren bakanlık DHKP-C’nin ölüm ve cinayet işleyen bir örgüt olduğunu, yasa
devletine karşı, toplumların barışına karşı olduğunu onaylamış. bu onay için
deniliyor ki sivillerin zarar görebilme ihtimali var. Bu yeterli değil. Örgütün
tüzüğü ve hedefleri sivilleri hedef almıyor. Müvekkilimizin burada yaptıkları
ölüm ve cinayete yönelik değildi. Anayasa tarafından garanti altına alınan
temel hak ve özgürlükler kapsamındadır.
Ortada
1296’ya göre korunması gereken temel insan haklarını koruyan bir yasa devleti
yoktur. Bunu dilekçelerimizle kanıtlamaya çalıştık. 1296’ya yasası siyasi
çıkarlara, iç ve dış siyasetin etkisi altındadır. 1296’ya yasasının soyutluğu
dava açılmadan önce eylemlerin suç olup olmadığı belli değildi. İşte o yüzden
Cibelik burada ısrarla meşruluğunu ve haklılığını vurguluyor.
Cezaya
gelirsek:
DHKP-C
terör örgütü sayılacaksa, Cibelik üye sayılacaksa, yani terörist olacaksa, bu
terör kavramının belirsizliğinden dolayı ancak yorum olabilir. O zaman burada
tam olarak olarak hangi suç engellenecek?
En başta
ideoloji cezalandırılır. Demokratik yasa devleti kurma mücadelesi
cezalandırılır.
Örgütün
son eylemi 2017.1 eylemci öldü. Benim müvekkilimin suçlandığı süre boyunca
terör devletine karşı mücadele etti.
129 B hem
yasa devletini, hem de yasa devleti olmayanı aynı şekilde cezalandırır. DHKP-C
ve IŞID arasında ayrım yapmaz. Biri en vahşi yöntemlerle terör estiren, diğeri
ise faşist bir devlete karşı mücadele edendir.
Federal
Almanya’da çalışmaya devam eden nazi yargıçlar tarafından yargılanan
komünistlerin olduğu komünist avı yoktur artık. ABD’deki MCCarthey süreci de
kalmadı. Benim müvekkilim her daim haklılık ve meşrulukla hareket etti.
Örgütün
Türkiye ve Avrupa arasındaki iletişimi ancak belgelerle kanıtlanabiliyor.
Örgütün yaptığı eylemler ve müvekkilim arasında somut bir bağ yoktur.
Verfassungsschutz’un
iddiasına rağmen müvekkilimin hiçbir eylemi DHKP-C ile bağlantılı değildir.
DHKP-C ideolojisi ile örtüşüyor diyorlar. Peki DHKP-C ideoloji ve diğer
örgütlerin ideolojisi arasında ne fark var ki? ML ideolojisi bir çok örgüt
tarafından sahipleniyor. Ben müvekkilime saygı duyuyorum. Hem yaşından dolayı,
hem de yıllarca süren ve hala devam eden mücadelesinden dolayı. Ve müvekkilimin
beraatini istiyorum.” dedi.
İhsan
Cibelik’in Avukatı Schmit konuşmasını bitirdi. Ardından İhsan Cibelik son
sözlerine başladı.
İhsan
Cibelik ;
“ Kendi
kendime savunmamı prova yaptım tercumanla. 62 sayfa olacak. 5 saat sürer .
Savunmamı bir ay önce yazdım. Dünya çabuk değişiyor ama her şeye
değinmeyeceğim. Selam ve teşekkür ile başlamak istiyorum. Avukatlara teşekkür
ediyorum. Sabırla emekle sorunları çözen çevirmen arkadaşlara teşekkür
ediyorum. 129 A B kampanyası için hayatlarını ortaya koyan herkesi sevgi ve
saygıyla kucaklıyorum. Ve bu davada salonu hiç boş bırakmayan, bizi mektuplarla
yalnız bırakmayan dostları selamlıyorum. Almanya’nın 20 şehrinden , 8 farklı
ülkeden gelen insanları selamlıyorum. Bu dava bir terör davası değildir. Yasanın
içeriğine bir şey eklemeyeceğim ama ben asla terörist olmayı kabul etmiyorum ve
etmeyeceğim. Atfedilen hiçbir belgede dosyada terör kavramının tanımı
yapılmadı. Tanımı olmayan bir kavramla yargılanıyoruz. Bu nasıl bir hukuk?
Siz tanım
getiremiyorsunuz ama kamu alanında bir tanımı var. Şiddet içeren bir tanım.
Eğer bu genellemeye katılıyorsanız dünyanın son yıllarının tarihine bakın.
Şiddet ve kan tarihine. Başka şekilde ifade edeyim. Eskiden sinemada Vietnam
filmleri vardı. Şimdi ise filmler Afganistan, Irak ve Orta Doğu ülkeleri
üzerinden şekilleniyor. Neden acaba?
Bu davada
yargılanan hiç kimse 20 yıl katliam yaptıktan sonra terör saldırılarında
bulunmadılar. Irak’ı işgal etmedi, binlerce kişinin katledilmesine,
işkencelerine, ölümüne sebep olanlara katılmadılar. Libya’da yağdırılan
bombalarla, Kuzey Afrika’daki iktidar oyunlarıyla işimiz olmadı. Ukrayna
Yanıyor’da Oliver Stone onları ve bugünün kanlı savunucularını önceden
anlatmıştı. Bir bakar mısınız dünyaya? Siyasal iktidar diyerek nerelerde kan akıtanları
görmeyip bize, terörist olduğumuzu inandıramazsınız. Çocukların ölümünü
kanıksayan hiçbir inanç din olmamıştır insanlık tarihinde. Hitler’i,
Mussolini’yi yaratan faşizmdir. Onlarca çocuk katleden, kilise hastane
bombalayan suçlu ilan edilmesine rağmen ayakta alkışlanan Bünyamin Netenyahu
terörist değil midir? Asıl terör budur. Terör kavramı şiddetle tanımlanıyor ama
her türlü şiddete karşı olmanın saçmalığına bizi inandıramazsınız. Tarih
boyunca şiddetin bir şekilde hep meşru görülmüş siyaset alanında şiddet
egemenlere karşıysan terör oluyor. Ama devlet şiddet kullandığında Bir sorun
yok.
DHKP-C ile
ilgili bir açıklamada silahlı mücadele bir tercih değil bir zorunluluktur
yazıyor dosyada. Devrimciler gözü kanla bürünmüş psikopatlar değil. Bilirkişiyi
dinledik. Cezasızlık politikasını anlattı. Devlet yetkililerinin polise
uyguladığı bu cezasızlık terördür. Terörle ilgisi olmayan faaliyetlerimize
terör damgası vuruyorsunuz. Bizle, benimle ilgisi olmayan silahlı eylemleri her
bölümde yazmışsınız. Yetersizliğiniz burada ortaya çıkıyor. Bu davada somut bir
şekilde terör örgütü, üye, dijital belgeler üzerinden bir suç yaratmak
isteniyor. Bu hukuki değildir. Siyasi nedenlerle tutuklandık. Tehdit altında
tutuyorsunuz bizi. Bu davada yaşama hakkımız, sağlık hakkımız reddedilmiştir.
Yaşam hakkımız hiçe sayıldı. Prostat kanseri olduğumu söylememe rağmen “bizim
görevimiz değil“ denildi. Sizin kararınızı beklemeyenler Köln’ü iki ay içinde
terk et diye mektup yollamışlar. Kusura bakmasınlar yapamadım. Hem sağlık, hem
davadan kaynaklı. Sağlığım için sağlığımı tehlikeye atarak açlık grevi yaptım.
Hipokrat yeminini yok sayan doktorları, ağır ameliyat sonrası ellerim,
bacaklarım kelepçeli iki silahlı gardiyanla bekletilmeyi unutmayacağım,
unutturmayacağım. Temel hakları yok sayarak eşime yaşatılanları unutmayacağım.
Beni hedef alan kurumlar onu da hedef almıştır. Oturumunu iptal edip sınır dışı
kararı vermişler. 18 sayfalık zorlama bir açıklama ile gerekçeli kararı
sunmuşlar. 18 sayfayı okudum. 2.5 yıl içinde mecburen Almanca öğrendim. 18
sayfayı didik didik taradım. Topu topu iki gerekçe bulabildim. 1- Eşi için
yapılan eylemlere katılmak. 2- Grup Yorum ile yakın bağı, şarkı söylemesi.
Rusya
konserinden dolayı 20 yıl boyunca çalışarak sürdürdüğü hayatı birden silinmek
istenmiş. Bu dava etrafında daha ne kadar hak gaspı işlendiğini görebiliyor
musunuz. Bu mahkeme sorumluluk üstlenip eşime yönelik bu kararı
kaldırmalıdır." Dedi.
İhsan
Cibelik savunmasını 7 Kasım’da devam etmek üzere yarıda kesti. Ardından mahkeme
heyeti yeni bir mahkeme tarihi daha belirledi. 20 ve 21 Kasım’a ek olarak 25
Kasım’ı da ekledi.
Mahkemenin
ardından, mahkemeye katılanlar mahkeme önünde açılan çadırda bir açıklama
yaptılar.
Ardından
sloganlarla bu açıklama bitirildi.
Tüm
halkınız 7 Kasım’daki mahkemeye çağırıyoruz.
Faşist 129
Yasaları Kaldırılsın!
İhsan,
Özgül ve Serkan’a Özgürlük!
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)