1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere istanbul isveç isviçre italya izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere İsviçre şiir şiirler şişli

Üç Devrimci Tutsağın Mahkemesi Düsseldorf OLG'de Görüldü!


Üç Devrimci Tutsağın Mahkemesi 4 Kasım Pazartesi günü saat 11:00’de Düsseldorf OLG’de başladı.

Öncelikle İhsan Cibelik’in avukatı Schmitt konuştu.

Schmitt:

“Dilekçeleri müvekkillerimize layık olmak için yaptık. Müvekkilim 10,5 yıl hapis yattı. Daha önce akıl almaz koşullarda kaldı. Politik duruşları suçluluk değil, faşist devlete karşı. O yüzden beraat talep ediyorum. Dilekçelerimiz de o yüzdendi. Devletin yapısını göstermek ve mücadele motivasyonlarını anlamak için.

Bilirkişiyi dinlemekten memnun olduk. Türkiye koşullarını çok somut anlattı. Sorun şu. Heyet bu rapordan yeterli bilgiyi alabildi mi. Bunun üzerine daha fazla rapor almayı gerekli görmedi. Peki olabilir, ama o zaman raporun ana konularına heyet inmelidir.

Erdoğan polis devleti kurdu, polise kendi hukukunu işleme yetkisi verdi ve ceza almama garantisi verdi. Bilirkişiye soruldu: peki bunlara karşı nasıl direnilebilir mahkeme yoluna başvurulabilir mi? Bilirkişi buna hayır dedi.

Anayasa mahkemesi için "yapın da görün” diye tehditler savurdu. çözüm yolları vardı, Kürtlerle bir süreç başlatıldı.

Gezi eylemlerini herkes bilir. Hızlı bir şekilde yayıldı yine hızlı bir şekilde kanla bastırıldı.

Sonra 15 Temmuz, Allah'ın lütfu verildi. Yüzlerce kişi işini kaybetti, binlerce tutuklama oldu. Gülenciler terörist oldu, Kürtler terörist oldu, bilirkişinin dediği gibi herkes terörist oldu.

Can Dündar’dan bahsetti bilirkişi. İŞİD’e silah gönderme haberini yayınladı. Bu olay olmadı, ama haberin yayınlanması olay oldu. Terör eylemini açıklayan terörist oldu. Mahkemede suikasta uğradı.

Deniz Yücel PKK’lı ile röportaj yaptığı için terörist denildi ve tutuklandı.

Bilirkişi gelecek için dedi ki “giderek zorlaşıyor. İnsanlar büyük oranda muhafazakar, dindarlar. Devrim için değil ama Tayip için sokağa çıkarlar” dedi. Bunu bilirkişi dedi. Ama öyle olsa bile müvekkilim gibi insanlar daha da önemli oluyor. Cibelik‘in ML bir devrimi göreceğini inandığını sanmıyorum. Otokrasi var, yasa devleti ortadan kaldırıldı, Gülenlerin bıraktığı boşluğu MHP’liler doldurdu. Bilirkişi “bozuk demokrasi” dedi. 20 yılda gelişen toplumsal zararı düzeltmek için nesiller gerekecek. Hepimiz gördük. Avrupa Şampiyonası’nda bozkurt işareti yapıldı. Bir sonraki maçta 6000 kişi eylem yaptı. 36.000 polis geldi ve sonunda eylem dağıtıldı. Tayyip bu milliyetçi ortamı kullandı, bir sonraki maça geldi. Almanya’da da Hitler işareti yapanlar var ama örneğin cumhurbaşkanı da bunu savunur mu?

Bu selam ölümü simgeleyen bir selamdır. Sivas’ta katledenler bu işareti gösterdiler. Katliamın yıldönümünde bu işareti gösterildi. Bozkurtlar katliamları araştırılmıyor. Maraş katliamı üç gün sürdü ve Hamas kadar vahşidi. Türkiye’de terör listeleri var. Bu listelerde devlete karşı olanlar ödülle aranıyor, insanlar ödül ile muhbirliğe sevk ediliyor.” Dedi.

Ardından mahkemeye 40 dakika ara verildi. Özgül Emre: “Sonuç ne olursa olsun tarih bizi beraat ettirecek” dedi. Ardından Almanca "faşizme karşı omuz omuza" sloganını attı. 40 dakikanın ardından İhsan Cibelik’in avukatı konuşmasına devam etti.

Schmit;

“ Bir soru sormak istiyorum. Bilirkişi raporu tutuklular için ne kadar belirleyici? Ne kadar katılıyorlar, kendilerini neresinde görüyorlar? 12 Eylül darbesinde Cibelik 16 yaşındaydı. Toplum bölünmüştü, polis bile bölünmüştü. Mahalleler, okullar her yer bölünmüştü. Cibelik‘de solda gördü kendini. İyi bir okulda okudu. ODTÜ’de yüksek lisans aldı. Öğrenci yıllarında sanatla ilgilendi ve o günden beri kendi deyimiyle devrimci sanatçı.

70 lerde bütün dünyada ML sol ve milliyetçi sağ karşı karşıyaydı. İşkenceyle, tutuklamayla ve 500.000 insanı öldürerek solu susturdular. Topluma yönelik terörist damgasıyla bir av başlatıldı, gazeteciler ve bilim insanları toplandı. İktidarı eleştirdiği için 150.000 kişi işten atıldı. Üniversiteler kapatıldı, polisler devlet görevlileri vb. işten atıldı. Hakimler yargıçlar zorla ihraç edildi. YÖK kuruldu ve polisin denetiminde üniversitelere karakollar kuruldu. Cibelik bu süreçte solcu olduğunu ve Grup Yorum üyesi olduğunu söyledi. Mitinglere, konserlere vs katıldı. Polis onu DS üyesi olduğunu söyleyerek tutukladı. Tutuklulukta yaşadığı işkence vs. gibi şeyler onu etkiledi. Deniz, Yusuf, İnan asıldı. İbrahim Kaypakkaya işkencede katledildi. On Devrimci cezalara karşı çıktı ve katledildi. Her biri üniversite öğrencisiydi.

İşkence gerekçesi olarak bir dergi dağıtarak devleti yıkmaya çalıştığı öne sürüldü. Paramiliter çeteler vardı, her gün öğrencileri katlettiler. Buna karşı devrimci bildiriler dağıtıldı. 500.000 insana işkence yapıldı. Cibelik diyor ki o dönemin mahkemeleri bile Tayyip’in mahkemeleri kadar keyfi değildi. Onun için sadece ML ideoloji çözüm sundu. İşkencenin izleri silinemez. 2016’da 80 yeni hapishane yapıldı. 50 tane daha yapılacak. Buna karşı çıkmak sizi devletin düşmanı yapıyor. Gezi eylemleri için “deliklere sokacağız, gün yüzü göstermeyemeyeceğiz, insan sesi duymayacaklar, ölmek için yalvaracaklar” denildi. AB İnsan Hakları Konferansı’nda Türkiye’deki hak ihlalleri sunuldu ve sonuç olarak bunlara karşı, mücadele edilmek zorunda olduğu söylendi.

Atalay Geziyi savundugu için 22 sene hapis cezası aldı. Kavala 2017’den beri Geziden dolayı tutuklu, 2020'de bırakılıp tekrar alındı. Ömür boyu hapis cezası istiyorlar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tahliyesini istedi, Türkiye mahkemeleri bu kararı tanımadı. Bülent Mumay altyapı fonları, yolsuzluğunu açıkladığı için 20 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Basın özgürlüğünün giderek baskı altına alınması, AB adayı Türkiye’nin temel hak ve özgürlükler ve adil yargının masumiyet karinesinin dikkate alınması gerekiyor.

AB; Sosyal medya yasası, karapara aklama yasası ve başka yasalarla gazetecileri baskı altına almak için yasal düzen kuruldu. Yabancı ajan yasasının getirilmesi de buna daha fazla hizmet edecek. (9 Ekim 2020)

6.4.18 OLG Stuttgart’da dava açılmadı. PKK davası aynı suçlamalarla açılmadı. Yargıtay bu iptali kaldırdı ve OLG Stuttgart: ”Sanığın PKK’ye yakınlığı yoktur ancak kadro olduğuna dair, para toplayıp denetlediğine dair, deliller yetersiz. Eylemler ve yürüyüşler onun üyeliğini kanıtlamaz, çünkü bunlara üye olmayan insanlarda katılıyor.”

BGH bunu kaldırırken” yapılan eylemler kendi başına suç sayılması gerekmez onun üyeliğini kanıtlayabilmesi için yeterlidir. Böylece kendi başına suç sayılmayan şeyler suç sayılabilir ."

Heyetin bunu dikkate almasını istiyorum. Eğer ceza verilecekse bu cezanın bir amacı olmalıdır. Ne bekleniyor? Cibelik siyasi olarak ne yapabilir? Adli suçlarda pişmanlık ve teslimiyet beklenir. Bu davada ne bekleniyor? Siyasi kimliğini mi reddetmeli? Müzik yapsın ama politik mi olmasın?

Yetki veren bakanlık DHKP-C’nin ölüm ve cinayet işleyen bir örgüt olduğunu, yasa devletine karşı, toplumların barışına karşı olduğunu onaylamış. bu onay için deniliyor ki sivillerin zarar görebilme ihtimali var. Bu yeterli değil. Örgütün tüzüğü ve hedefleri sivilleri hedef almıyor. Müvekkilimizin burada yaptıkları ölüm ve cinayete yönelik değildi. Anayasa tarafından garanti altına alınan temel hak ve özgürlükler kapsamındadır.

Ortada 1296’ya göre korunması gereken temel insan haklarını koruyan bir yasa devleti yoktur. Bunu dilekçelerimizle kanıtlamaya çalıştık. 1296’ya yasası siyasi çıkarlara, iç ve dış siyasetin etkisi altındadır. 1296’ya yasasının soyutluğu dava açılmadan önce eylemlerin suç olup olmadığı belli değildi. İşte o yüzden Cibelik burada ısrarla meşruluğunu ve haklılığını vurguluyor.

Cezaya gelirsek:

DHKP-C terör örgütü sayılacaksa, Cibelik üye sayılacaksa, yani terörist olacaksa, bu terör kavramının belirsizliğinden dolayı ancak yorum olabilir. O zaman burada tam olarak olarak hangi suç engellenecek?

En başta ideoloji cezalandırılır. Demokratik yasa devleti kurma mücadelesi cezalandırılır.

Örgütün son eylemi 2017.1 eylemci öldü. Benim müvekkilimin suçlandığı süre boyunca terör devletine karşı mücadele etti.

129 B hem yasa devletini, hem de yasa devleti olmayanı aynı şekilde cezalandırır. DHKP-C ve IŞID arasında ayrım yapmaz. Biri en vahşi yöntemlerle terör estiren, diğeri ise faşist bir devlete karşı mücadele edendir.

Federal Almanya’da çalışmaya devam eden nazi yargıçlar tarafından yargılanan komünistlerin olduğu komünist avı yoktur artık. ABD’deki MCCarthey süreci de kalmadı. Benim müvekkilim her daim haklılık ve meşrulukla hareket etti.

Örgütün Türkiye ve Avrupa arasındaki iletişimi ancak belgelerle kanıtlanabiliyor. Örgütün yaptığı eylemler ve müvekkilim arasında somut bir bağ yoktur.

Verfassungsschutz’un iddiasına rağmen müvekkilimin hiçbir eylemi DHKP-C ile bağlantılı değildir. DHKP-C ideolojisi ile örtüşüyor diyorlar. Peki DHKP-C ideoloji ve diğer örgütlerin ideolojisi arasında ne fark var ki? ML ideolojisi bir çok örgüt tarafından sahipleniyor. Ben müvekkilime saygı duyuyorum. Hem yaşından dolayı, hem de yıllarca süren ve hala devam eden mücadelesinden dolayı. Ve müvekkilimin beraatini istiyorum.” dedi.

İhsan Cibelik’in Avukatı Schmit konuşmasını bitirdi. Ardından İhsan Cibelik son sözlerine başladı.

İhsan Cibelik ;

“ Kendi kendime savunmamı prova yaptım tercumanla. 62 sayfa olacak. 5 saat sürer . Savunmamı bir ay önce yazdım. Dünya çabuk değişiyor ama her şeye değinmeyeceğim. Selam ve teşekkür ile başlamak istiyorum. Avukatlara teşekkür ediyorum. Sabırla emekle sorunları çözen çevirmen arkadaşlara teşekkür ediyorum. 129 A B kampanyası için hayatlarını ortaya koyan herkesi sevgi ve saygıyla kucaklıyorum. Ve bu davada salonu hiç boş bırakmayan, bizi mektuplarla yalnız bırakmayan dostları selamlıyorum. Almanya’nın 20 şehrinden , 8 farklı ülkeden gelen insanları selamlıyorum. Bu dava bir terör davası değildir. Yasanın içeriğine bir şey eklemeyeceğim ama ben asla terörist olmayı kabul etmiyorum ve etmeyeceğim. Atfedilen hiçbir belgede dosyada terör kavramının tanımı yapılmadı. Tanımı olmayan bir kavramla yargılanıyoruz. Bu nasıl bir hukuk?

Siz tanım getiremiyorsunuz ama kamu alanında bir tanımı var. Şiddet içeren bir tanım. Eğer bu genellemeye katılıyorsanız dünyanın son yıllarının tarihine bakın. Şiddet ve kan tarihine. Başka şekilde ifade edeyim. Eskiden sinemada Vietnam filmleri vardı. Şimdi ise filmler Afganistan, Irak ve Orta Doğu ülkeleri üzerinden şekilleniyor. Neden acaba?

Bu davada yargılanan hiç kimse 20 yıl katliam yaptıktan sonra terör saldırılarında bulunmadılar. Irak’ı işgal etmedi, binlerce kişinin katledilmesine, işkencelerine, ölümüne sebep olanlara katılmadılar. Libya’da yağdırılan bombalarla, Kuzey Afrika’daki iktidar oyunlarıyla işimiz olmadı. Ukrayna Yanıyor’da Oliver Stone onları ve bugünün kanlı savunucularını önceden anlatmıştı. Bir bakar mısınız dünyaya? Siyasal iktidar diyerek nerelerde kan akıtanları görmeyip bize, terörist olduğumuzu inandıramazsınız. Çocukların ölümünü kanıksayan hiçbir inanç din olmamıştır insanlık tarihinde. Hitler’i, Mussolini’yi yaratan faşizmdir. Onlarca çocuk katleden, kilise hastane bombalayan suçlu ilan edilmesine rağmen ayakta alkışlanan Bünyamin Netenyahu terörist değil midir? Asıl terör budur. Terör kavramı şiddetle tanımlanıyor ama her türlü şiddete karşı olmanın saçmalığına bizi inandıramazsınız. Tarih boyunca şiddetin bir şekilde hep meşru görülmüş siyaset alanında şiddet egemenlere karşıysan terör oluyor. Ama devlet şiddet kullandığında Bir sorun yok.

DHKP-C ile ilgili bir açıklamada silahlı mücadele bir tercih değil bir zorunluluktur yazıyor dosyada. Devrimciler gözü kanla bürünmüş psikopatlar değil. Bilirkişiyi dinledik. Cezasızlık politikasını anlattı. Devlet yetkililerinin polise uyguladığı bu cezasızlık terördür. Terörle ilgisi olmayan faaliyetlerimize terör damgası vuruyorsunuz. Bizle, benimle ilgisi olmayan silahlı eylemleri her bölümde yazmışsınız. Yetersizliğiniz burada ortaya çıkıyor. Bu davada somut bir şekilde terör örgütü, üye, dijital belgeler üzerinden bir suç yaratmak isteniyor. Bu hukuki değildir. Siyasi nedenlerle tutuklandık. Tehdit altında tutuyorsunuz bizi. Bu davada yaşama hakkımız, sağlık hakkımız reddedilmiştir. Yaşam hakkımız hiçe sayıldı. Prostat kanseri olduğumu söylememe rağmen “bizim görevimiz değil“ denildi. Sizin kararınızı beklemeyenler Köln’ü iki ay içinde terk et diye mektup yollamışlar. Kusura bakmasınlar yapamadım. Hem sağlık, hem davadan kaynaklı. Sağlığım için sağlığımı tehlikeye atarak açlık grevi yaptım. Hipokrat yeminini yok sayan doktorları, ağır ameliyat sonrası ellerim, bacaklarım kelepçeli iki silahlı gardiyanla bekletilmeyi unutmayacağım, unutturmayacağım. Temel hakları yok sayarak eşime yaşatılanları unutmayacağım. Beni hedef alan kurumlar onu da hedef almıştır. Oturumunu iptal edip sınır dışı kararı vermişler. 18 sayfalık zorlama bir açıklama ile gerekçeli kararı sunmuşlar. 18 sayfayı okudum. 2.5 yıl içinde mecburen Almanca öğrendim. 18 sayfayı didik didik taradım. Topu topu iki gerekçe bulabildim. 1- Eşi için yapılan eylemlere katılmak. 2- Grup Yorum ile yakın bağı, şarkı söylemesi.

Rusya konserinden dolayı 20 yıl boyunca çalışarak sürdürdüğü hayatı birden silinmek istenmiş. Bu dava etrafında daha ne kadar hak gaspı işlendiğini görebiliyor musunuz. Bu mahkeme sorumluluk üstlenip eşime yönelik bu kararı kaldırmalıdır." Dedi.

İhsan Cibelik savunmasını 7 Kasım’da devam etmek üzere yarıda kesti. Ardından mahkeme heyeti yeni bir mahkeme tarihi daha belirledi. 20 ve 21 Kasım’a ek olarak 25 Kasım’ı da ekledi.

 

Mahkemenin ardından, mahkemeye katılanlar mahkeme önünde açılan çadırda bir açıklama yaptılar.

 

Ardından sloganlarla bu açıklama bitirildi.

 

Tüm halkınız 7 Kasım’daki mahkemeye çağırıyoruz.

 

Faşist 129 Yasaları Kaldırılsın!

 

İhsan, Özgül ve Serkan’a Özgürlük!







[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.