Filistin Halkının Destansı
Direnişini Selamlıyor
2 Milyonluk Gazze
8 Milyarlık Tüm Dünya Halklarının
Büyütüyor Umudunu
Kuyu Tiplerine Karşı Direnen 10
Devrimci Tutsak
90 milyonluk Türkiye Halklarına
Gösteriyor Kurtuluşun Yolunu
Direniş Varsa Umut da Vardır
Ve Zafer Mutlak Direnenlerindir
Direnişler Birleşiyor,
Yakınlaştırıyor Zaferi
Türkiye’de Kuyu Tipleri Direnişi,
Ortadoğu’da Filistin Direnişi
Daha Güçlü Patlıyor
Emperyalizm ve Siyonizmin
Suratında
Yetişiyor Bir Kez Daha Mahir
Çayan’ın, Deniz Gezmiş’in Yoldaşları
Barikatları Tek Tek Yıkmak için
Yürüyor ‘Zafere Kadar’
7 Ekim 2023’de Başta Hamas, Fhkc, İslami Cihad olmak üzere Filistinli
direniş gruplarının İsrail’e düzenlediği ‘’Aksa Tufanı Operasyonu’ sonrası
Gazze soykırım ve büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldı.
7 Ekim Filistin halkının
onyıllardır nice şehitler pahasına sürdürdüğü direnişinde biriken öfkenin ve
savaş tecrübesinin yetenekte ortaklaştırılmasıdır. Emperyalizmin emrindeki ‘kuş
uçsa haberimiz olur’ diyen o anlı şanlı istihbarat örgütlerinin direnişin gücü
karşısında bir günde çöküşüdür.
Katliam politikası soykırım ile
yer değiştiriyor
Siyonist İsrail, emperyalistlerin desteği ile kurulduğu
1948’den itibaren uygulamaya soktuğu Filistin’i işgal ve ilhak saldırısını
katliamlar yaparak sürdürürken 7 ekim yenilgisi sonrası bu durum soykırım' adı
altında yeni bir boyut kazandı.
7 Ekim 2023ten bugüne çoğunluğu
çocuk ve kadınlardan oluşan yaklaşık 67bin Filistinli bile isteye hedef
gözetilmeden acımasızca katledildi.
Siyonizm direnişin karşısındaki
çaresizliğini amansız bir soykırım politikası ile örtmeye çalışmakta ve halkı açlıkla sınayarak mültecileşmeye
zorlamaktadır.
Soykırım nedir? Nasıl işletilir?
1948 Soykırım Sözleşmesi,
soykırımı "ulusal, etnik, ırksal veya dini bir grubu tamamen veya kısmen
yok etme niyetiyle" işlenen ve bu nedenle "zarar verme, doğumları
engelleme ve çocukları zorla nakletme" olarak tanımlar.
Bugün bu tanıma göre Gazze'de
Filistin halkına yapılan tam bir soykırımdır.
Toplu katiamlar, bombalanarak
yıkılan hastaneler, sağlık görevlilerinin hedef gözetilerek katledilmesi,
abluka yoluyla doğum, gebelik ve yenidoğan bakımı için gerekli ilaçların
engellenmesi ve tehcir.
Bütün bunlar 7 ekim 2023'den
itibaren planlı ve sistematik olarak hayata geçirildi.
Baş çelişki emperyalizm ile ezilen
dünya halkları arasındadır
Emperyalizm ve siyonizm direnişin
kararlılığı karşısında her yolu kendisine meşru kılarken bir şeyi unutmuşa
benziyor. Dünya halklarının emperyalizme ve siyonizme karşı ortak mücadele
azmi.
Yürüyor dünya halkları dünyanın
merkezine. Direniş neredeyse dünyanın merkezi orasıdır diyerek.
Dünyanın bir çok yerinde
Filistin’e yönelik işgal, ilhak ve soykırım saldırılarına yönelik isyan ateşi
günden güne harlanmaktadır.
Enternasyonal dayanışma adı
altında Gazze’deki soykırımı durdurmak ablukayı
kırmak İçin 50 ülkeden 500 kişinin oluşturduğu 47 gemi ile yola çıkan
sumud filosunun siyonist tehdit, tacizlere rağmen menziline doğru ilerlemeye
devam ediyor. 1 Ekim çarşamba günü itibarıyla ise Gazze’ye yakınlaşan gemilere
İsrail baskın yapıyor. Siyonist haydutlarından kaçabilen gemiler, Gazze'ye yol
alıyor dolu dizgin.
Baş çelişkiyi çözenlerin Marksist
Leninist ideolojiyle buluşması an meselesidir
Sumud Filosu değerlidir.
Siyonistler tarafından her an katledilme olasılığına rağmen ilerleme
kararlılığı daha da değerlidir.
Nitekim bu adımlar çok değerli de
olsa küçük zaferlerle sınırlı kalır büyük zaferleri müjdelemez.
Lakin sumud filosunun
örgütleyicilerinin hiç birisi kendi ülkesindeki emperyalist ve faşist
yönetimlerin son bulması için hiç bir adım atmıyor.
Dolayısıyla hiç birisinin ne bir
devrim programı var ne de bir o devrim planını işletecek bir stratejisi.
Velev ki,
Enternasyonal sadece dayanışma ile
değil hele hele lafazanlıkla hiç değil evvela kendi ülkesinde emperyalizme ve
faşizme karşı yürüttüğü tutarlı mücadelesi ile vücut bulur.
Emperyalizme ve onun maşalarına
karşı direnen dünya halklarına verilecek en büyük destek de budur.
Siyonizm nerede görülse eziliyor
Direnişin yarattığı etki öyle
büyük ki,
Dünya halkları ayakta;
Nerede bir siyonist topluluk, grup
ve yahut kişi görse onları anında ezip hareketsiz bırakıyor.
Çünkü onlar emperyalizmin
işbirlikçisi, onlar işgalci, soykırımcı, kadın ve çocuk katili.
Öyle ki,
Yarattıkları dalga ile kendi
ülkelerinde işbirlikçi hükümetleri birbirine sokuyor. Bu da emperyalistler
arası pazar savaşında yeni çelişkileri ve beraberinde ise küçük zaferleri
getiriyor.
Küçük zaferler ancak Marksist
Leninist Önderlikle büyük zaferlere dönüşebilir
Emperyalizme ve siyonizme karşı
atılabilecek en küçük bir adımı şiar edinmek ve hayata geçirmek bugün bir zorunluluktur.
En küçük kıpırdayış, Onların
askeri, siyasi ve ekonomik olarak geriletilmesi yeni işgal, katliamlar ve talan planlarının suya düşürülmesidir.
Varoluş nedeni işgal (gizli ve açık) ve talana bağlı olan
emperyalizm ve siyonizmin bu varoluş gerekçesini tümüyle ortadan kaldırmak
elbette tutarlı siyasi ve askeri bir hattın oluşturulması ile mümkün olabilir.
Bunun tek adresi Marksizm -
Leninizmin yüce ideolojisidir. Marksist Leninist önderliktir. Cephe
perspektifidir. İdeolojisine, örgütüne ve halklarına sonsuz güven duyan
Marksist Leninist devrimcilerdir.
Emperyalistler arası çelişkiler
büyüyor
Başını Avrupa emperyalizminin
çektiği ve tüm kurulu düzenlerini diğer
ülkeleri sömürerek ayakta tutabilen bir çok ülke yönetimi ABD emperyalizmiyle
görüş ayrılığına düşüyor.
Daha çok iç kamuoyunun tepkilerini
en aza indirmek adına kendilerince daha makul çözümler ortaya koymak zorunda
bırakılıyor.
Çünkü hemen her ülke de Filistin
direnişine yönelik sempati her geçen gün büyüyerek dalga dalga yayılıyor.
Yayılan dünya halklarına sadece aadaletsizliği ve eşitsizliği dayatan
emperyalist kapitalist sisteme olan öfkesidir. Bu öfkenin birgün kendilerini de
vurabileceği ihtimalini gözyaşı etmeleri mümkün gözükmüyor.
Komutan Che diyor ki,
‘’Bir devrimci başkasına atılan
tokadı kendi yüzünde hissedendir. “
En çok canı pahasına direnenler
bilir bu sözü ve en çok da ‘ya yoldaşlarım ya ölüm’ diyenler anlar Gazze’de
açlığa rağmen işgale karşı direnenleri. Halk vatan sevgisi karşısında hiç bir
zulüm aracının, hiç bir acının hükmü yoktur. Mermi namludan çıkmıştır artık
menziline doğru ilerlemektedir. Şaşmaz. Ölümle uzlaşmaz.
Direnişler birleşiyor
Marksist Leninist önderlik yol
gösteriyor
Türkiye de devrimci tutsaklar
emperyalist bir proje olan tutsakların hem fiziki hem psikolojik olarak teslim
alınmasına yönelik inşa edilen kuyu tipi hapishanelere karşı bir süredir
direniyor.
Bu direnişlerin sonucunda zaferler
peş peşe geliyor. Serkan Onur Yılmaz bir özgür tutsak. Bir çok özgür tutsak
gibi Kuyu tipi hapishanelere karşı bedenini açlığa yatırıyor ve kazanıyor. F
tipi hapishaneye nakil edilmesine rağmen yoldaşlarını geride bırakmak
istemediği için açlık grevini orada da sürdürüyor.
Talebi çok net. Kuyu tipi
hapishanede birlikte kaldığı 8 arkadaşının kendisi gibi F tipi hapishanelere
nakli.
Yoldaşlığın, yeni insan
mücadelesinin tarihi yazılıyor adeta.
Kuyu tiplerinden Gazze’ye
direnişler tarihi yeniden yazılıyor
Açlığa teslim olmayanlar yenilmez
Türkiye’de özgür tutsakların
başlattığı Kuyu tipleri direnişi sürüyor.
Gazze de Filistin halkının
siyonizme karşı direnişi de devam ediyor.
Emperyalist yedi düvel küçücük
Gazze den çıkamıyor.. Teknoloji onlar da, envai tür silah mühimmat ve askeri
güç yine onlarda ancak ilerlemek için soykırıma başvuruyor olmuyor. Abluka altına alınarak açlıkla sınanıyor yine
olmuyor.
İşbirlikçi faşizm Türkiye’de özgür
tutsakları adaletsiz kararlarla kuyulara dolduruyor.
Gizli tanık, iftiracı itirafçılık,
sahte delil üretme vb gibi yöntemlerle yapıyor bunu. Sırf devrimcilere selam
verdi diye sıradan insanlar bile derdest ediliyor. On yıllara varan hapis
cezaları veriliyor. Bedenlerini açlığa yatıran özgür tutsaklar yeni siyasi
zaferlere imza atıyor.
Bir direnişten bir direnişe
yürüyor anadolu halklarının temsilcileri 'nehirden denize özgür Filistin’
diyerek
Halk Cephesi’nin örgütlediği
‘zafere kadar’ heyeti “Filistin halkına can olmak İçin Filistin’e
gidiyoruz”şiarıyla 20 eylülde Filistin’e doğru yürüyüşe başladı. Filistin’e
yürüyüşün güzergahı 10 ülke ve 14 şehirden geçiyor. Heyet yürüyüşün sonunda 8
Ekimde Mısırda olacak ardından Gazze’ye giriş yapılan kapıları açtırmak İçin
bir dizi eylem yapacak.
Kuyu tiplerinde direnen özgür
tutsakların açlığını Gazze’de Filistin halkının açlığı İle birleştirmek daha
güçlü bir direniş hattı kurmak için yürüyor Mahir Çayan’ın yoldaşları.
Türkiye bağımsız, Filistin
Nehirden denize özgür olana kadar
Emperyalizme ve siyonizme karşı
bağımsızlık istiyoruz, alacağız!
Anadolu halkları
Halkımız
Çağrımızdır;
Bu sizin mücadelenizdir.
Ezilen tüm dünya halklarının
davasıdır.
Bugün kuyularda ve Gazze’de
sınanan sadece açlığımız değil emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı savaşma
kararlılığımızdır.
Ulusal bilincimiz, engin vatan
sevgimizdir.
Ve bu yolun sonu er ya da geç
zaferdir.
Kuyu tiplerinde Türkiye faşizminin
zulmüne Gazze de ise İsrail siyonizminin barbarlığına karşı savaşanların
yanlarında olalım. Herkesin mutlaka yapacağı birşey küçükte olsa vardır.
Bir zulmü engelleyemiyorsanız onu
herkese duyurun demiş Hz Ali. Direnişleri sosyal medya hesaplarında duyuralım.
Fiısıltı gazetesiyle kulaktan kulağa yayalım. Türkiye de faşzmin İsrailde
siyonizmin zulmünü herkes duysun.
Okmeydanı halkının öncüleri olarak
bizlere düşen şudur ki, kuyu tiplerinde direnen özgür tutsakların
direnişini, ablukayı kırmak İçin
Filistin’e yürüyen yoldaşlarımızın attıkları her adımı bulunduğumuz yerlerde
duyurup yaymak için elimizden gelen herşeyi yapacağımızı bildiririz.
Kuyulardan, Gazze’ye Direnenlere
Selam Olsun
Kuyulardan Gazze’ye Yürüyenlere
Selam Olsun
Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılsın
Gazze’deki Siyonist Abluka
Kaldırılsın
Türkiye Faşizmine ve İsrail
Siyonizmine Karşı Birleşelim, Mücadele Edelim, Emperyalizmi Yenelim
BU MAHALLE BİZİM OKMEYDANI
