Mahkeme boyunca, Gazze ve Batı Şeria’dan gelen ve çevrimiçi
katılan tanıklar ve uzman bilirkişiler, işgalin yarattığı insanlık suçlarını
detaylandırdı. İsrail’in Filistinlilere yönelik uyguladığı açlık rejimi, savaş
suçları ve ekolojik tahribat tanıklıklarla belgelendi. Gazze'deki altyapı
tahribatı ve su kaynaklarının yok edilmesi, Filistin halkının yaşam hakkına
yönelik bilinçli bir saldırı olarak tanımlandı.
Farklı ülkelerden gelen hukukçular savcılık görevini
üstlenerek, İsrail, ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve bu devletlere bağlı
kurumları soykırım ve ekosid suçlarından sorumlu tuttu. İddianame, bu ülkelerin
işgali destekleyerek Filistin halkının yok olmasına göz yumduklarını ve suç
ortaklığı yaptıklarını ortaya koydu.
Mahkeme jüri üyeleri, Siyonist İsrail devleti ve ABD,
İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkeleri soykırım, ekosid (ekolojik tahribat)
ve zor ile aç bırakma suçlarından suçlu buldu. Mahkeme, işgalin derhal
sonlandırılması gerektiğini ve Filistin halkının özgürlük mücadelesinin küresel
bir direniş simgesi haline geldiğini belirtti.
Bu mahkeme, Filistin halkının direnişinin sadece Filistin'in
değil, tüm ezilen halkların mücadelesi olduğunu vurguladı. Mahkeme, işgale
karşı verilen direnişin devrimci bir hak olduğunu ve tüm halkların bu hakka
saygı göstermesi gerektiğini belirterek, uluslararası dayanışma ve direnişin
gücünü yineledi.
Mahkemenin kararları, sadece hukuki değil, aynı zamanda
devrimci bir çağrıydı: Zulme karşı birleşik bir direniş, tüm halkların özgürlük
mücadelesinin teminatıdır.

