ABD Başkanı Donald Trump yeni bir güvenlik stratejisi
yayınladı.
Bugün Venezuela'da yaşananlar, Trump tarafından yeni “Donroe
Doktrini” diye duyurulmuştu.
Trump, “Batı Yarımküre”yi yeniden ABD'nin kontrolü altına
getireceğini ayen beyan ilan etti.
Birçok yerden eşi görülmemiş devlet bir devlet terörü olan
Maduro'nun kaçırılması, “uluslararası hukukun açık bir ihlali” olarak
nitelendiriyor.
Hangi usluslararası hukuk mu? Bu tanımlama bile başlı başına
insanlar ile alay etmektir.
Uluslararası hukuk da emperyalizmin kullandığı bir araç
haline gelmiştir. ABD emperyalizmine bunu ihtiyaç hissettiğinde, kendisine
boyun eğmeyen ülkeler veya örgütleri hizaya getirmek için kullanıyor.
Bu kaçırma olayı, yalnızca, dünyanın en büyük petrol
rezervlerine sahip olan Venezuela'nın petrolünü ele geçirmek için
yapılmamıştır.
Elbette, ABD şirketleri Hugo Chávez iktidara gelmeden önce
olduğu gibi Venezuela'nın petrolüne tekrar sınırsız erişim sağlamak
istemektedir.
Ancak burada asıl mesele, ABD'nin sarsılan hegemonyasını
yeniden tesis etmektir.
Birçok şey yanı sıra, bu aynı zamanda ekonomik ‘de hakimiyet
kurmak ile de ilgilidir.
Çünkü Çin, “ABD'nin arka bahçesi”nde, olan Latin Amerika'da,
örneğin Meksika'da, ABD'den çok daha büyük bir ticaret hacme ulaşma cesaretini
gösterebildi.
Venezuela'ya yönelik bu darbeyle ABD, bir kez daha Çin'i de
hedef alıyor.
Aynı durum, ABD'nin de ele geçirmek istediği Grönland için
de geçerli.
Çünkü Grönland, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi için jeopolitik
açıdan büyük önem taşıyor.
Trump'ın tehditlerine bakılırsa, bu müdahaleler Venezuela
ile sınırlı kalmayacak ve Grönland müdahale için tek aday değil.
Meksika, Kolombiya, Brezilya, Küba...
İran, Gazze... ABD, hegemonyasını tesis etmek, çıkarlarını
hayata geçirmek için heryere pervasız bir şekilde saldırmaya hazır.
Emperyalizm
Bunu yeterince vurgulayamayız:
Dünyada sayısız temel çelişkiler olabilir.
Ancak belirleyici faktör, ana çelişki, halen dünya halkları
ile (ABD) emperyalizmi arasındaki çelişki olmaya devam etmektedir.
Geçmişten alınamayan dersler
Ne Maduro, ne Hugo Chávez, ne de Latin Amerika'daki diğer
reformist ülkeler Şili'den, Salvador Allende'ye karşı yapılan darbeden herhangi
bir ders çıkartmıyorlar.
Hangi derslerden söz ediyoruz?
Sık sık dile getirdiğimiz gibi;
Emperyalizm reformlarla yenilemez. Ücretsiz sağlık hizmeti
gibi bazı önlemler, insanların yaşamları üzerinde kesinlikle olumlu bir etki
yaratmıştır.
Ancak, var olan iktidarı alaşağı etmezsen, tüm tekeller ve
oligarşiler hala varlığını sürdürürse, er ya da geç bu felakete ya da darbeye
yol açacaktır.
İktidarı alaşağı etmeyenler, sonunda kendileri alaşağı
edilecektir.
Emperyalizme karşı tek bir çözüm olabilir:
Emperyalizmi, tüm kurumları, tekelleri ve işbirlikçileriyle
birlikte ülkeden defedip kovmak.
Emperyalizme karşı ancak kendi halkına yaslanarak
direnebilirsin.
Somut olarak bu, devrim anlamına gelir.
Devrim olmadan emperyalizm yenilemez.
Cephe
Son iki yıl bize değerli bir ders verdiyse, o da farklı
bakış açıları ve kültürlerin aktif bir cephe oluşturmak için başarıyla
birleştirildiği Gazze'deki halkın direnişinden ve örgütlenme modelinden ders
almamız gerektiğidir. Egemen bir devletin meşru başkanının kaçırılması
ışığında, demokratik, halkçı ve sosyalist hareketin tüm temsilcileri, ana
düşmanımız olan ABD emperyalizmi ve NATO'ya karşı ortak bir cephede
birleşmelidir. Bu cepheyi reddedenler sadece sekter değil, aynı zamanda
işbirlikçidirler.
Direniş
Kelepçeli ve gözleri bağlı Maduro'nun görüntüleri,
emperyalist demokrasinin acımasız gerçekliğini ortaya çıkarmış ve onun gerçekte
ne olduğunu göstermiştir – sınıf mücadelesinin ne olduğunu ve günümüzde güç
dengesinin gerçekte nasıl olduğunu göstermiştir.
Filistin'den Venezuela'ya, Afrika'dan emperyalist
metropollerin gettolarına kadar, egemen sınıfın şiddetini ve pervasızlığını
göstermektedir. Mevcut demokratik alanı savunmanın gerekliliği ortadadır.
Avrupa emperyalizmi tanıdığı demokratik hakları git gide
kısıtlıyor.
Bunun burjuva demokrasisi gereği bize bağışlandığını düşünmemeliyiz.
Aksine bu alanın varlığını sınıf mücadelesine borçlu
olduğunu bilmeliyiz.
Eylem alanı geniş olsa da, sınıf düşmanımız tarafından
giderek daralan bir yasal alana sıkıştırıldık – bu düşündürücüdür.
Venezuela'dan bize ulaşan görüntüler, tüm halkçı, demokratik
ve sosyalist örgütlerin, gerekli tüm araçlarla emperyalizme direnmenin
görevleri olduğunu fark etmelerini sağlamalıdır.
Direniş kazanacak!
Emperyalizm yenilecek!
Halklar kazanacaktır!
Anti-Emperyalist Cephe Fransa