ABD emperyalizmi, Venezüella'ya eşi pek görülmemiş bir
saldırı gerçekleştirerek, Venezüelle Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırarak
tutsak etti.
Bu alçakça saldırıda kesin ve nettir:
-ABD emperyalizminin Venezüella'ya saldırısı ve şu an
açıklanan rakamlara göre, 120'den fazla askeri katletmesi, gayri-meşrudur.
Hiçbir haklı, meşru gerekçesi yoktur ve olamaz.
-ABD emperyalizminin Maduro'yu kaçırması ve tutsak etmesi,
gayri-meşrudur. Hiçbir haklı, meşru gerekçesi yoktur ve olamaz.
-ABD emperyalizminin Maduro'yu yargılamaya hakkı yoktur, bu
mahkeme düzmecedir, gayri-meşrudur. Hiçbir haklı, meşru gerekçesi yoktur ve
olamaz.
Amerikan emperyalizminin saldırısı kuşkusuz bir güç
gösterisi, tüm dünya halkları için ve emperyalizme şu veya bu ölçüde direnen
herkese karşı bir gözdağıdır.
Ancak şu gerçeği bilmeliyiz:
ABD Emperyalizminin, Uluslararası Hukuku ve Meşruluğu
Ayaklar Altına Alarak "Güç Gösterisine" İhtiyaç Duyması,
Güçsüzlüğündendir!
Emperyalizmin güçsüzlüğü, politiktir.
ABD ve tüm emperyalistler, 1990'ların başında sosyalist
sistem yıkıldığında artık tüm dünyanın kendi hükümranlıkları altında olacağı
hayalini kurdular "Tek kutuplu dünya" tanımları yapıldı.
Ama öyle olmadı.
Ülkelerin, örgütlerin onlarcasının emperyalizme boyun
eğmesine, sosyalizmden ve devrimlerden vazgeçmesine rağmen, yine de dünya
emperyalizmin istediği gibi olmadı.
İran'dan Suriye'ye, Libya'dan Yemen'e, Bolivya'dan
Venezüella'ya, Küba'dan Filistin'e, bir çok ülke, emperyalizme tam biat etmedi.
5,5 milyon nüfuslu ve işgal edilmiş topraklarda yaşamak
zorunda bırakılan Filistin halkının direnişini bile yok edemediler.
Siyonist İsrail, emperyalizmin tam desteğiyle, Gazze'ye
saldırdı, yakıp yıktı.
Emperyalistlerin yine aynı şekilde, tüm "uluslararası
hukuku" ayaklar altına alarak böyle bir saldırıyı sürdürmeleri de yine
güçlülüklerinden değil, güçsüzlüklerindendi. Çünkü devasa güçlerine,
işgallerine ve kuşatmalarına karşı, Filistin direnişini yok edememişlerdi.
Filistin direnişi karşısında aciz kalmışlardı.
Tüm uzlaşmacı, reformist akımlara rağmen Latin Amerika'yı
"arka bahçeleri" yapamadılar yine de.
Bugünkü saldırganlığın ana sebebi budur.
Halkların öfkesinin ve isyanının dünyanın dört bir yanında
biriktiğini biliyor ve görüyorlar.
Ölçüsüz saldırıları, bu isyanın ve öfkenin önünü almak
içindir.
ULUSLARARASI HUKUK, EMPERYALİZMİN DAMGASINI TAŞIR!
Uluslararası Hukuk denilen şey, aslında büyük ölçüde
emperyalistlerin şekillendirdiği bir hukuktur.
Bu hukukun bir yanında ezilen halkların yüzlerce yıllık
kazanımlarının sonucu olan evrensel haklar vardır. Diğer yanı ise,
emperyalistlerin kendi çıkarları temelinde oluşturulan yasalardır.
Bir yönetim, bir güç, kendi yasalarını çiğniyorsa,
gayri-meşru duruma düşer.
Güçler, sanıldığı gibi, çok güçlü olduklarında değil, esas
olarak güçsüz olduklarında bu yasaları çiğnerler.
Amerikan emperyalizmi, ekonomik, siyasi, askeri anlamda
emperyalist dünyanın liderliğini pekiştirmek istemektedir.
Sorun ne sadece petrol ne yeraltı madenleridir. Evet bunlar
da sebeptir ama asıl sebep, Amerikan imparatorluğunu kurmak, tüm ülkelere,
halklara bunu kabul ettirmektir.
SALDIRIYA KARŞILIK VERMEK ZORUNLUDUR!
TESLİMİYET VE UZLAŞMA, VENEZÜALLA HALKINA VE MADURO'YA
İHANETTİR!
Venezüella yönetiminin yapacağı tek şey vardır: ABD'ye
direnmek ve karşılık vermek.
ABD emperyalizminin Venezüella'daki tüm kurumları
kapatılmalı, tüm Yankee'ler kovulmalıdır.
Devlet başkanı tam bir haydutlukla kaçırılmış ve esir
edilmişken, ABD'ye tavır almayarak ABD ile "iyi ilişkiler" peşinde
koşanlar, emperyalizmin terörüne boyun eğen pespaye bir işbirlikçiden fazlasını
olamazlar.
Verdikleri ve verecekleri "radikal" demeçler, bu
gerçeği değiştirmez.
DİRENMEYENLER KAYBEDER!
ABD'ye kaçırılan Maduro, kendisinin bir "savaş
esiri" olduğunu söylemiştir. Doğrudur.
ABD emperyalizmi Venezüella'ya savaş ilan etmiştir.
Bu savaşı reddetmek mümkün değildir.
Emperyalizm, bu savaşı ilan etmiştir ve halklar, tüm
devrimci, ilerici, vatansever devletler ve örgütler, bu savaşın gereğini yerine
getirmelidir.
DİRENİŞ, KUŞATMAYI YARMANIN İLK ADIMIDIR!
Emperyalizmin her türlü ekonomik, siyasi, kültürel, askeri
saldırısına karşı tüm güç ve imkanlarımızla direnmeliyiz.
Bu zorunluluk; emperyalizmle şu veya bu biçimde çelişkisi,
çatışması olan tüm halklar, devletler, örgütler için geçerlidir.
Direneceğiz.
Emperyalizmin, baskı, tehdit, tecrit, terör politikalarını
direnişlerimizle boşa çıkaracağız.
Dünya halklarının direnişleriyle kuşatmada gedikler
açılacak, o gediklerden emperyalizme karşı bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm
mücadelesi yükseltilecektir.
KARŞIMIZA HANGİ GÖRÜNTÜLERLE, HANGİ GÜÇ GÖSTERİLERİYLE,
HANGİ SİLAHLARLA ÇIKARLARSA ÇIKSINLAR;
SONUCU DEĞİŞTİREMEYECEKLER:
EMPERYALİZM YENİLECEK, HALKLAR KAZANACAK!
05.01.2026
AVRUPA HALK CEPHESİ
