İKİ OLAY; TEK
SORUN, TEK ÇÖZÜM!
EPSTEİN VE SIRP
KESKİN NİŞANCILAR!
“EPSTEİN OLAYI”
BİR SKANDAL DEĞİLDİR, DÜNYAYI YÖNETEN TEKELCİ KAPİTALİZMİN ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜNÜN
ORTAYA ÇIKMASIDIR!
BİLL GATES,
DONALD TRUMP, CLİNTON…
SIRADAN
BİREYSEL SAPIK DEĞİLLERDİR
TEKELCİ
SERMAYENİN SAPIKLAŞMASI, PEDEFOLİLEŞMESİDİR YANİ ÇÜRÜYÜP KOKMASIDIR!
SIRP KESKİN
NİŞANCILAR
BİR ÜLKEYİ YENİ
SÖMÜRGELEŞTİRMEK,
BÖLÜP
PARÇALAMAK İÇİN
NASIL BİR
CANAVARA DÖNÜŞÜLÜRÜN GÖSTERGESİDİR!
EMPERYALİZM
DOĞASI GEREĞİ KAÇINILMAZ OLARAK SAPKIN VE CANAVARDIR!
BUNU İSE ANCAK
EMPERYALİZME KARŞI SOSYALİST BİR DEVRİM İLE DEĞİŞTİREBİLİRİZ!
Size iki ayrı
olaydan yola çıkarak emperyalizmin doğasını anlatacağız. Her iki olay
birbirinden bağımsız görünse de aslında öyle değildir. Aslında bu iki olay
emperyalizm kimdir ve nasıl değişebilir sorusuna da cevap niteliğindedir.
Her iki olayda
sistematik yani bir sistemin sapkınlığı ve canavarlığı vardır. Yani her iki
olayda kişisel bir sorun bir olay değildir. Dolayısıyla da çözümü de bireysel
olmayacaktır.
Peki olay
nedir?
Birinci Olay:
Epstein olayı.
Bu konuyu hepimiz burjuva basınında bir yerlerde takip etmişiz ya da gözümüze
çarpmıştır. Pedofili bir milyarderin bir seks adası kurması ve adada 14-18 yaş
arası çocukları en genel anlamıyla milyarderlere yani tekellere satması ve
orada tecavüz ettirmesidir.
Bu çocukları
yoksul ülkelerden ailelerini modellik, iş vaatleri ile kandırarak bu adaya
getirip orada tekellere para karşılığı satmıştır Epstein. Orada tabii ki mesele
bu tekellerin verdiği paralar değildir. Bir nevi bir tecavüz adası kurmuştur.
Epstein kendisi gibi aynı sınıftan olan tekellerin arzuları için ortak çıkarlar
için bu tecavüzleri organize etmiştir.
1990’ların
sonundan en azından 2005’e kadar devam ettiği söyleniyor bu olayın. İlk
soruşturma 2005’te başladı, 2008’de tartışmalı bir şekilde hafif bir ceza ile
sonuçlandı. 2015’te ve 2019’da Epstein’ın tekrar tutuklanmasıyla tüm dünyanın
gündemine oturdu.
Epstein 2019
Ağustos’unda hapishane hücresinde ölü bulundu. Asıl olarak da ölümün ardından
bu adaya giden isimler konuşuldu.
DONALD TRUMP,
BİLL GATES, BİLL CLİNTON, PRENS ANDREW vb. onlarca ismin adı bu çürümeni içinde
yer aldı.
Mesele sadece
bir pedofili ya da çocuk tecavüzü konusu mudur? Tabii ki çocuklara bireysel
olarak yapılan işkenceler, tecavüzler hepsi insan onuruna, ahlakına bütün
değerlere bir saldırıdır ve cezalandırılmalıdır. Ama eğer olayı sadece öyle
değerlendirirsek daha milyarlarca çocuğumuzun başına gelecekleri göremeyiz.
Çünkü dünya halklarını yönetenler ile ilgilidir mesele. “Epstein olayı” sıradan
bir kız çocuklarına tecavüz konusu değildir.
Burjuva basında
gösterildiği gibi bir skandal değildir; kapitalist sistemin en tepesindeki bir
azınlığın, sınırsız güç ve parayla nasıl ahlaki ve insani tüm sınırları
aştığının göstergesidir. Yoksul halk çocuklarını bir meta olarak gören sapkın
sistemin işleyişidir. EPSTEİN OLAYI DÜNYADAKİ BÜTÜN YOKSUL ÇOCUKLARIN ZENGİN
TEKELLER TARAFINDAN SİSTEMATİK OLARAK TECAVÜZ EDİLMESİ olayıdır.
İkinci Olay:
1992-1996
yılları arasında süren Saraybosna kuşatması sırasında, şehri kuşatan Sırp
faşist güçler (Bosna- Sırp Ordusu), sivilleri hedef alan sistematik bir keskin
nişancı (sniper) saldırısı kampanyası yürüttü. Bu taktik, “avcılık” olarak
adlandırılıyordu ve halkı (çocuklar, kadınlar, yaşlılar, su kuyruğunda bekleyen
insanlar, tramvay yolcuları) rastgele veya hedef gözeterek vuruyordu. Amaç;
halkı terörize edip teslim olmaya zorlamaktı.
Bu, bir savaş
taktiği olmaktan ziyade, psikolojik harp ve etnik temizlik stratejisinin bir
parçasıydı.
Tabii ki burada
emperyalizmin böl, parçala, yönet programının bir parçası olarak bu politikanın
uygulanmasıdır.
İKİ OLAY
BİRİBİRİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİLDİR, EMPERYALİST SİSTEMİN SINIFSALI KARAKTERİNİ
GÖSTERİR: SAPKINLIK VE CANAVARLIK!
Bu iki olayı
yazarken amacımız, tekelci burjuvazinin yani bütün dünyayı yöneten bir avuç
azınlığın geldiği nokta ya da açığa çıkması, bu sistemin nasıl bir çürümüşlük
içinde olduğunu görmemiz ve ona karşı mücadele etmemiz, tek çaremizin yıkmak
olduğunu görmemiz ve nasıl yıkacağımızı bilmemiz içindir. Bu açıdan yazıyı
okurken sadece tiksinti öfke duymamalı bunu sınıfsal olarak ele almalıyız. Ve
sınıfımızın düşmanlarını aynı onların yaptığı gibi yok etmek üzerine
kurmalıyız. Olaylarda isimleri geçenlere bir bakalım:
Epstein Olayı:
Finans-kapital oligarşisinin çürümüşlüğü, bu tezlerin adeta canlı bir
kanıtıdır.
Finans
kapitalin yozlaşmış ağı; Epstein, finans kapitalin karanlık yüzünü temsil
ediyordu. Servetini nasıl elde ettiği tam olarak bilinmeyen, şüpheli finansal
işlemlerle bağlantılı bir figürdü. Onun şebekesi, finans kapital ve siyasi
iktidar arasındaki kirli, yozlaşmış ilişkilerin bir aynasıdır.
Bu tür
şebekeler, sadece sapkınlık değil, aynı zamanda bir kontrol ve şantaj
mekanizmasıdır. Emperyalist merkezlerdeki güçlü isimlerin bu şebekeye dahil
olması, onların “bağlılığını” ve “dizginlenebilirliğini” sağlar. Bu, finans
oligarşisinin siyasi iktidar üzerindeki mutlak hâkimiyetinin ve onu nasıl kendi
çıkarları için manipüle ettiğinin bir göstergesidir. Devlet aygıtının (polis,
adliye) ilk soruşturmalarda nasıl etkisiz kaldığı veya engellendiği, burjuva
devletinin sınıf karakterini açıkça ortaya koyar.
Kapitalist
sistemin merkezindeki, “medeni” Batı’daki çürümeyi gösterir. Bu, sistemin
arızası değil,doğasının ta kendisidir. Finans kapitalin mutlak
hâkimiyeti,toplumu her düzeyde yozlaştırır.
Sırp keskin
nişancılar da işte yine aynı bakış açısı ile politika haline gelmiştir.
Halkları meta olarak görme, teslim alma, bölüp parçalama programının bir
parçası.
Sovyetler
Birliği’nin yıkılması ile birlikte emperyalizm Yugoslavya’yı emperyalist
genişleme için elverişli bir hedef haline getirdi. Amaç, bölgeyi tamamen
kapitalist dünya pazarına entegre etmek ve Avrupa emperyalizminin nüfuz alanını
genişletmekti.
Emperyalist
güçler, bir bölgeyi istikrarsızlaştırmak ve parçalamak için her zaman yerel
işbirlikçi burjuvaziyi ve onun milliyetçi ideolojisini kullanır. İşte keskin
nişancılar tam da burada devreye girdi.
SIRPLAR İLE
BOSNALILARI BİRBİRİNE DÜŞMAN ETMEK, BÖLÜP PARÇALAMAK İÇİN MİLLİYETÇİLİĞİ
KULLANDILAR
Emperyalizmin
işbirlikçisi, Sırp keskin nişancıların Bosnalı sıradan halkı hedef alması
sadece bir savaş suçu değildir. Bu, emperyalist projelerin yerel işbirlikçi
burjuvazi eliyle uygulanan bir etnik temizlik ve toplum mühendisliği
stratejisidir.
Emperyalizm
sömürebilmek için bağımlılık ve istikrar ister. Sermaye istikrarsız ve savaşan
bölgelere akmaz. Ama istikrarın gelmesi için ilk önce orayı sosyal ve ekonomik
olarak çökertmek gerekir. Yağmaya hazır hale getirmek gerekir. İşte emperyalizm
tam da bunu yaptı. Korku yaratmak için keskin nişancıları kullandı. Ve
Yugoslavya’yı bölmek için Sırp milliyetçilerine Bosna halkını keskin nişancılar
ile katlettirdi.
İKİ CEPHEDE
AYNI SAVAŞ
Her iki olayı
da birleştiren nedenleri kavramak için her iki cephede saldırının kazananını,
saldırının kime hizmet ettiğini, hangi sınıf tarafından hangi sınıfa ve hangi
amaçla yapıldığını görmemiz gerekiyor.
Birisi ABD’de
gerçekleşiyor, bir tanesi Saraybosna denilen emperyalizmin yeni sömürge ülkede.
Tekrar edecek olursak bu iki olayı bu birleştiren nedir?
Epstein olayına
iç cephe diyebiliriz.
1)İÇ CEPHE
(Epstein): Sistem kendi merkezinde, finans oligarşisi içinde ahlaki, insani ve
siyasi bir çürüme yaşamaktadır. Burjuva demokrasisi, bu oligarşik kliklerin
kirli oyunlarına dönüşmüştür. Şantaj, yozlaşma ve meta fetişizmi bu cephenin
silahlarıdır.
2)DIŞ CEPHE
(Saraybosna): Aynı sistem, kendi dışındaki bölgelerde ise açık barbarlık, etnik
temizlik ve kitlesel katliamlarla varlığını sürdürür. Milliyetçilik,
sömürgecilik ve askeri müdahale bu cephenin silahlarıdır.
Her ikisinin de
kökeni aynıdır. Üretici güçlerin özel mülkiyeti ve insanlığın ihtiyaçları için
değil, tekelci kâr için seferber edildiği emperyalist ve kapitalist sistem.
Bu sistem,
ister New York’taki lüks bir ofiste, ister Saraybosna’nın bir sokağında olsun
insan hayatını, onurunu ve özgürlüğünü metalaştırır ve hiçe sayar. Yine bu iki
cephe bize bunun sadece bir olay değil
BİR SİSTEMİN
İŞLEYİŞ YASASI, DOĞASI OLDUĞUNU GÖSTERİR.
Epstein olayı
bir yanıyla bu sistemi ayakta tutanların nasıl çürümüş yozlaşmış olduğunu
gösterirken bir yandan da bazı isimlerin ortaya dökülmesi finans kapital
oligarşisinin kendi iktidarını sürdürmek için güçlü isimleri kirli sırlarla
kendilerine bağlar ve kontrol altına alır.
EMPERYALİST
SİSTEM TEKELCİ BURJUVAZİNİN SİSTEMİDİR VE BU SİSTEM ANCAK VE ANCAK ONUN DÜŞMANI
OLAN PROLETERYANANIN YANİ SOSYALİZMİN İKTİDARI ALMASI İLE DEĞİŞİR!
Burjuvazinin
sapkınlaşması ve canileşmesi, onun tarihsel olarak ilerici misyonunu
tamamladığının ve artık insanlığın ilerlemesinin önünde bir engele dönüştüğünün
kanıtıdır. Bu çürüme, sistemin istisnai veya yanlış yönetilen hali değil, tam
da olgunluk ve ölüm aşamasındaki doğal halidir. Bu nedenle, bu çürümüş sistemi
reforme etmek mümkün değildir. Tek çözüm, onu kökünden söküp atacak ve halkları
hem maddi hem de manevi bir bataklıktan kurtaracak olan proleter devrimdir. Bu
devrim, sadece ezilen sınıflar için değil, kendi yarattığı canavarlığın içinde
kaybolmuş olan halklar için de bir kurtuluş olacaktır.
Halk Okulu,
Sayı: 322
