Halk için Adalet-Halkın Hukuk Bürosu Enternasyonal Büro
Yayın Organıdır
2026-Ocak-Mart
Sayı: 1
Okumak ve İndirmek için Tıklayınız
Merhaba,
Yeni bir yola çıkmanın, daha doğru ifadeyle, neredeyse yarım
asra varan yolculuğumuzda, yeni bir patikada ilk adımı atmanın heyecanını ve
coşkusunu yaşıyoruz. Yeni yollar, ilk adımlar her zaman zordur, zorludur. Ama
bir o kadar da heyecan vericidir. Heyecan verici olan yolun veya o ilk adımı
atmanın zorluğu, yolda karşılaşılacak bilinmezlikler değildir; dahası, yolun
sonunda varılacak yer, ulaşılacak güzellikler de değildir yalnızca. Bazen yolda
yürümenin, yani yolculuğun kendisidir heyecan verici olan. Zaten varılacak
yerin güzelliği yolun zorluğunda, varılacak yere ulaşmak için gösterdiğimiz
çabada, harcadığımız emekte ve onun için feda ettiklerimizde, vaz
geçtiklerimizde saklıdır. Çünkü her tercih bir vaz geçiştir aynı zamanda.
Tercihlerinizi değerli kılan da vaz geçtiklerimizin değeridir bir bakıma. Sözün
özü; varılacak yeri güzel kılan asıl şey onun için gösterilen sebat, harcanan
emek, katlanılan zorluklar, feda ettiklerimiz ve oraya varmayı mümkün kılan ne
varsa onlardır. İşte biz bugün bu yolda ilk adımı atmanın heyecanını yaşıyoruz.
Biz kim miyiz? Biz insanlık tarihinin -hep daha iyiye, daha
güzele ulaşma güdüsüyle binlerce yıldır süren- en uzun yolunun yolcularıyız. 30
yılı aşkın zamandır, Türkiye’de, Halkın Hukuk Bürosu çatısı altında ezilen,
sömürülen, açlığa-adaletsizliğe mahkum edilen yoksulların avukatlığını yapan;
halk için, halkla birlikte adalet mücadelesinin ön saflarında yer alan devrimci
avukatlarız. Türkiye’de faşizmin yok etmek istediği devrimci avukatlık
geleneğini HHB Enternasyonal Büro çatısı altında uluslararası alana taşıyan,
devrimci avukatlıkta yeni bir mevzi açan Türkiyeli devrimci avukatlarız.
Bu uzun yolculukta, bugüne kadar -yolculuğumuzu bizim için
anlamlı ve değerli kılan- pek çok badireler atlattık. Polis baskıları ve
baskınları, gözaltı ve tutuklamalar, işkenceler, uzun tutsaklıklar, polis
kurşunuyla katledilmeler ve daha pek çok zorluk yürüdüğümüz yolu, varmak
istediğimiz yeri yani daha iyi, daha adil -sınıfsız ve sömürüsüz- bir dünyayı
bizim için daha değerli, daha anlamlı kılmaya devam ediyor. 37 yıldır süren bu
yolculuğumuzda, sözünü ettiğimiz bu zorluklara, önümüze çıkarılan engellere rağmen,
bunları aşa aşa yolumuza devam ettik ve bugüne ulaştık. Bugün de yolculuğumuza
aynı coşku ve heyecanla devam ediyoruz. Ve bu yolculukta, varacağımız yerin
güzelliğine güzellikler katacak yeni bir patikada ilk adımı atıyoruz.
Bu patikanın adı ADALET. Ona en çok ihtiyaç duyanlar için;
aldıkları hava, içtikleri su, yedikleri ekmek kadar, su kadar ihtiyaç duyanlar
için yani HALK İÇİN ADALET. Devrimci şair, tiyatrocu, yazar Bertolt Brecht
“Halkın ekmeğidir adalet” diyor ve ekliyordu;
“Azaldı mı ekmek, başlar açlık.
Bozuldu mu tadı, başlar hoşnutsuzluk boy atmaya”
Ve nihayet “Bozuk adalet yeter artık!” diyordu. İşte biz de
adalet ekmeğinin günden güne azalmasına, tadının bozulmasına karşı “bozuk
adalet yeter artık!” demek için çıktığımız yolda bir adım daha atıyoruz.
En uzun, en zorlu yolculukların bile küçük bir adımla
başladığını, bu adımların sayısı arttıkça mesafelerin kısaldığını, hedefe daha
çok yaklaşıldığını biliyoruz… Bugün işte bunun heyecanını yaşıyoruz.
Bu yolda yalnız olmadığımızı biliyoruz. “Bozuk adalet
yeter!” diyen milyonlar bizimle. Daha iyiye, daha güzele ulaşma kavgasında
yitirdiklerimiz bizimle. “Halk, adalet ekmeğini kendi pişirsin” diye ömrünü
verenler bizimle.
Sevgili Ebru bizimle…
