Kendini yasa maddeleriyle, adliye koridorlarıyla, avukat görüş yerleriyle sınırlayan avukatlığın yerini önce devrimcilerin avukatlığı, sonra da devrimci avukatlık almıştır. Halk adına vekâleten değil asaleten savunmayapan halkın avukatları “olmaz, yapılamaz, değiştirilemez, kabul ettirilemez” sanılan sayısız olay ve davada, faşizme karşı zaferler kazanmıştır.
HHB’yi yalnız halkımız değil, emperyalizm ve oligarşi de çok iyi tanımaktadır. Ülkemizde aydın olmayı gerçek anlamına kavuşturan HHB’yi tasfiye etmeden, tasfiye edemediğini hücrelerle teslim almadan, teslim alamadığını imha etmeden; Anadolu halklarına öyle kolay hükmedemeyeceğini gördü.
2013’te “Yedi çelik kapı, kozmik oda” yalanlarıyla süslediği terör demagojisi çöktü, haksız yere tutuklanan halkın avukatları, mücadeleyi daha bir azimle sürdürdü. Bu nedenle 15 Temmuz darbe girişimini halka saldırıda bir fırsat olarak gören AKP faşizmi, HHB’ye karşı tarihimizin en büyük tasfiye operasyonunu başlattı.
10 Eylül 2017’de HHB bürolarına yapılan baskınlarla tutuklanan halkın avukatlarına, hapishanelerde ve duruşma salonlarında her türlü zulüm yapıldı, adil yargılanma hakları gasbedildi ve haklarında 159 yıl hapis cezası verildi.
Halk için adalet mücadelesini, açlığıyla sürdüren Ebru Timtik, ölüm orucu direnişinin 238. gününde şehit düştü, Aytaç Ünsal’ın haksız tutsaklığı sürüyor. Ebru ve Aytaç’ın öğrencileri ve yoldaşları ise halk için adalet mücadelesini sürdürüyor.
İSİMSİZ İHBARLA TUTUKLANAN NAİM EMİNOĞLU’NA ÖZGÜRLÜK!
Dünya halklarının emperyalizmin ve faşizmin saldırılarına karşı en güçlü dayanaklarından olan HHB’nin “bitirdik, yok ettik” yalanlarının ortasında HHB’yi büyütmek için gelmişti Naim Eminoğlu. Sadece mesleğinin anlamını ve değerini öğrenmekle kalmamış, aynı zamanda halk ve vatan sevgisini büyütmeyi de öğrenmişti.
Bu nedenle işçi katliamlarından
deprem davalarına, haksız tutuklamalardan tecrit ve işkenceye karşı mücadeleye
kadar her yerde halkın hak alma mücadelesinin ortasında oldu. AKP faşizmi her
türlü zulmü yaptığı halde halkın avukatlığı anlayışını tasfiye edememenin
saldırganlığıyla 10 Aralık 2025 günü HHB’yi bir kez daha bastı ve Avukat Naim
Eminoğlu’nu tutukladı.
İsmi bilinmeyen bir kişinin, bir
e-posta ile “bir ihbarda bulunmak istiyorum” diye başlayan iftiralarda
bulunduğu ve Naim Eminoğlu’nun, Amerikancı halk düşmanı Fethullah Gülen’in
örgütüyle ilişkili olduğunu söylediği iddia edilmiştir. Devletin polisi ve savcısı
da harekete geçerek; açılmasına devletin önayak olduğu bir üniversitede öğrenci
olması, 14 yaşındayken görüştüğü kişilerin telefonunda ByLock kullanmasını
gerekçe göstererek “FETÖ’cü” diyerek tutuklamıştır.
Devrimci değerlerin, Amerikancı
işbirlikçilerle yan yana getirilerek kirletilmeye çalışılmasını kabul etmeyen
halkın avukatı, hapishanede FETÖ’cülerle aynı hücrede kalmayı reddettiği için
tek kişilik tecrit hücresine alındı.
Bulunduğu hücreden, Gayrettepe’de
katledilen 29 işçinin davasına katılabilmek için dilekçe vermiş,
meslektaşlarına ve halkımıza da duruşmaya katılım çağrısı yapmıştı. HHB’nin
adalet mücadelesinin ne kadar haklı ve Naim Eminoğlu’nun adalet çağrısının ne kadar
zorunlu olduğu, 22 Aralık 2025 günü İstanbul 33. ACM salonunda bir kez daha
ortaya çıktı.
Tutuklu Katliamcı, Katledilen
İşçilerin Yakınlarına Mahkeme Heyetinin Önünde “GEVEZELİK YAPMA” Dedi Heyet,
Jandarmalarla Katliamcıları Korumaya Aldı
Faşizm, Halkın Adalet Mücadelesini
Boğamaz!
HHB’nin savunmanlığını üstlendiği
davalardan biri olan Masquerade gece kulübü yangını davasıydı. Tadilat
sırasında çıkan yangında katledilen 29 işçinin katledildiği davadır. Elbette
öldüren yangın değil, kârı odağına alan kapitalist düzen ve hiçbir önlem
almayarak halkın yaşam hakkını yok sayan sömürgen patronlardı.
İstanbul’un Beşiktaş ilçesinin Gayrettepe semtinde bulunan 16 katlı bir binanın eksi 1 ve eksi 2. Katında Masquerade adlı gece kulübü bulunuyordu. Ramazan ayı nedeniyle kapalı olan yerde tadilat başlamış; ancak işçiler haklarını alamadıkları için çalışmak istememişlerdi. Cep telefonlarına gönderilen mesajlarla “Çalışmayanlar, bayramdan sonra kendine başka bir iş bulsun” diye kovulmakla tehdit edilip çalışmaya zorlanmışlardı.
2 Nisan 2024 günü çalışma yapıldığı sırada yangın çıktı. Onca yanıcı malzemenin bir arada olduğu ve tadilat işleminin kaçak yürütüldüğü mekânda, işçilerin kullanabileceği ÇIKIŞ KAPILARI KAPALIYDI. 15’i kapı önünde yığılmış, 29 işçinin cansız bedeni çıkarıldı toz duman arasından.
Ülkemizin en ölümlü işçi katliamlarından olan Gayrettepe’den geriye, kimi diri diri yakılarak, kimi gazla boğularak katledilmiş 29 işçinin cenazesi, onların acılı aileleri kaldı; bir de katliam acısını adalet mücadelesine dönüştüren HALKIN AVUKATLARI…
Halkın Avukatı Naim Eminoğlu; duruşmalarda ısrarla kaçak yapıya ruhsat veren, gerekli denetimleri yapmayan, işçileri tehditle çalışmaya zorlayan düzenin sahiplerinin yargılanıp gerekli cezayı alması için mücadele etti.
-İtfaiyeye yangın söndükten sonra içeri girme talimatı veren Beşiktaş Belediyesi,
-İşçilere “ilkyardım ve yangın eğitimi” verilmiş gibi gösteren sahte belgelere imza atan yetkililer,
-Çalışma Bakanlığı,
-İçişleri Bakanlığı,
-Adalet Bakanlığı
-İstanbul Valiliği,
-Beşiktaş Kaymakamlığı
-İBB ve İtfaiye Şefliği,
-Bina sahipleri ve yöneticileri…
Naim Eminoğlu 11 duruşma boyunca, yukarıda sıraladığımız kurum ve kişilerin 29 işçinin katledilmesindeki sorumluluklarının açığa çıkarılması ve suçluların; iyi hal veya tahrik indirimi yapılmadan, katliam suçuna denk ve emsal teşkil edecek biçimde OLASI KAST suçundan cezalandırılması için mücadele etti.
Faşizmin, delil sayılamayacak isimsiz bir e-mail ile tutuklamasının nedenlerinden biri de bu davadan emsal bir karar çıkmasını engellemek, Naim Eminoğlu üzerinden tüm aile avukatlarına gözdağı vermek, ailelerde ve halkta adalet için mücadele edilemeyeceği düşüncesi yaratarak umutsuzluk yaymaktı.
Eminoğlu’nun haksız
tutuklanmasından cesaret alan tutuklu sanık patron Şazi Şehzade Şekergümüş;
yangından sağ kurtulan ve abisi Ahmet Uzun’u kaybeden Hasret Uzun’a “Gevezelik
yapma lan” diye bağırdı.
Onlar her türlü katliamı, duruşma
salonlarında keyfiliği yapacak, acılı ailelerle dalga geçer gibi “işçiler
mekânı biliyordu, isteseler çıkarlardı” diye kendilerini aklamaya çalışacak;
tepki gösteren ailelere de küfür, hakaret saydırabileceklerini sandılar.
Sadece dört sanığın tutuklu
yargılandığı duruşmanın heyeti katil patronlara ses çıkarmazken, tepki gösteren
aileleri ve avukatlarını bahane ederek duruşmaya ara verdi.
Daha önce sanıkların arkasında
oturan aileler, aradan sonra duruşmayı izleyenler çıkarıldı ve aileler onların
yerine oturtuldu. Sanıkların etrafına ise jandarmalarla etten duvar örüldü.
Elbette faşizmin mahkemesi katledilen işçilerin haklarını değil, katilleri
korudu. Duruşmayı ise 2 Mart 2026 gününe erteledi.
Açlıkla, yoksullukla,
yozlaştırmayla, katliamlarla, yargı sopasıyla avukatlarımızı tutuklamakla,
türlü adaletsizliklerle halkı teslim almaya çalışan bir düzen, yıkılmaya
mahkûmdur.
Katledilen işçilerimizin acılı
aileleri de adalet mücadelesi verdiği için tutuklanan Halkın Avukatı Naim
Eminoğlu da sahipsiz değildir.
HALKIN AVUKATLARI OLDUKÇA HALKIMIZ
ADALETSİZ KALMAYACAK!
HALKIN AVUKATLARINA ÖZGÜRLÜK VE
ADALET İSTİYORUZ!
