Tarihlerden 24 Ocak 2026.
Bugün sıra dışı bir ziyaret gerçekleşecek. Barcelona'nın ücra bir köşesinde yapılan hapishanede tutsak olan Pablo Hassel'i ziyaret edeceğim.
Ziyaret edebilmemiz için, arabayla 1 saatten fazla yol yapmamız gerekli.
Araba yolculuğu esnasında bir yandan ziyarete odaklanıyorum, Pablo Hassel ile konuşacaklarımı aklımdan geçiyorum. Diğer yandan ister istemez aklımdan bir sürü şey geçiyor. Kendi tutsaklığım geliyor aklıma. Çok koyu tecrite tabi tutulmuştum. İlk aylarda beni ziyaret edilmesine izin verilmemişti.
Ancak dava üstüne dava açarak birkaç ay sonra ziyaretçi gelmesine izin verildi. Bundan dolayı bir tutsak için ziyaretçinin önemini çok iyi biliyorum.
Karşılaştığım birçok insanı hatırlayamayabilirim. Ama hapishaneye ziyaretime gelenleri hiç unutmadım. Ne ziyaretleri ne de ziyaretler esnasında konuştuklarımızı. Aradan yıllar bile geçse, hafızamda tazeliğini korudu. Ziyaretçilerin adını tabi ki tek tek vermeyeceğim, ama yıllar önce vefat ettiği için, buraya yazmakta beyis görmüyorum: Bizim sevgili vefalı dostumuz, bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan, Paola Cecci ziyaretime gelmişti. Cam arkasından konuşmuştuk. Onun Yüzünü, gülüşünü, ses tonunu, gözlerinin parlamasını, İngilizcesini son safhaya kadar zorlayarak, bana dışarda olup bitenleri can hıraş anlatma çabası...bütün ziyaretler beynime ve yüreğime kazındı.
Ziyaretler çok önemli. Ve mahpusluk ciddi bir mağduriyet.
Hapishane'ye varıyoruz, ziyaret gerçekleşiyor.
Pablo Hassel ile bir kere yıllar önce karşılaşmıştım. O zamanlar daha yirmilerinin başındaydı. Bizim yıllar önceki karşılaşmamızı hatırlamadı. Pablo çok değişmemiş.
Karşımda beklediğim gibi bir siyasi tutsak var. Dünyada olup bitenleri merak ve takip ediyor.
Pablo Hassel, 2016 yılındaki olmalı, Paris'de AEC'nin düzenlediği bir konferansa katılmıştı.
O dönem Halkın mühendisleri, avukatları, mimarları vs. ile tanışmıştı.
Bunların çok etkileyici çalışmalarına tanık oldu. Bundan dolayı mimarları, mühendisleri ve HFG uyuşturucuya ve bağımlılığa karşı mücadele merkezini sordu.
Bir sanatçı olduğu içinde doğal olarak, Sanat Cephesi'ndeki gelişmeleri merak etti. Grup Yorum'u sordu.
Grup Yorum'un 2 hafta önce yeni albüm çıkarttığını söyledim.
Benden Türkiye'deki ve Avrupa'daki özgür tutsakların durumunu öğrenmek istedi.
Türkiye'deki genel durumu merak etti. Halkın iktidarı destekleyip, desteklemediğini sordu.
Pablo: "Tamam belki devrim hemen olmaz, bunun için daha fazla zaman gerekebilir. Ama sence yakın zamanda ayaklanma olabilir mi" diye sordu.
Onunla Türkiye'deki gelişmeleri ve tutsaklar hakkında yaklaşık yarım saat konuştuktan sonra, bende 45 dakikalık süremiz dolmadan önce kendisiyle ilgili bilgi almak istedim.
Nasıl olduğunu, neler yaptığını merak ettim.
Hapishanede üretken.
Besteler yazmış, tahliye olduktan sonra onlarla albüm çıkartacak.
Şiirler yazmış. Şu anda bir roman yazıyormuş.
Sağlık sorunu yaşıyormuş. Daha önceki kaldığı hapishanenin hijyen koşuları çok kötüymüş. Her yerde hamam böcekleri varmış. Bazen yemeğin içinden bile çıkıyormuş. Bağırsak hastalığına yakalanmış. Bu zamanında tedavi edilemediği için kronikleşmiş.
İlk başta çok şiddetli ağrıları varmış.
Zamanında tedavi edilememesinin nedenlerin arasında, götürüldüğü hastanede, hasta-doktor mahremiyeti gözetilmediği, asker ona karşı onur kırıcı davranışta bulunduğu için, 3 kere muayene olmayı ret etmiş.
Sonunda Pablo'nun taleplerini kabul etmek zorunda kalmışlar, ama rahatsızlığı artık kronikleşmiş.
Hapishane'de sosyal çevre kurabileceği, sohbet edebileceği kimse yok.
Şu anda bulunduğu hapishanede kendisi dışında anarşist olan bir siyasi tutsak daha varmış. Ama bir an evvel tahliye edilmek istediği için, idare ile işbirliği yapıyormuş. Havalandırmayı paylaşmak zorunda kaldığı diğer tutsaklarda katilmiş. Sorun katil olmalarından ziyade, sohbet etmeye çalışsa da, bir paylaşım gerçekleşmiyormuş.
Pablo Türkiye'deki durumu ve mücadeleyi tahlil etmek için benim kendisine kaynak göndermemi istedi.
Özgür tutsakları ve devrimci mücadeleyi hangi siteden takip edebileceğini sordu.
Ben kendisine Zehra Kurtay ve mücadelesi ile ilgili bilgi verdim.
Pablo Aytaç Ünsal'ı merak etti. Paris’te karşılaşmışlar ve Aytaç ile çok güzel anıları olduğunu söyledi. Ona bol bol selamlar gönderdi.
45 dakika çok çabuk geçiyor. Zil çaldı ve ziyaret bitti.
Hapishaneden ayrıldıktan sonra, Pablo'yu geride bırakmak, onun hücresine döneceğini ve tek başına kalacağını bilmek bana çok zor geldi. İçimi derin bir hüzün kapladı.
Ama gene görüşeceğiz. Bir şarkıda, bir şiirde, bir mektup'da. Fikret Akar ile mektup arkadaşlığı başlayacaklar mesela.
Mutlaka bir gün dışarda da karşılaşacağız.
Görüşme cam arkasında gerçekleştiği için ona sarılamadım. Özgürlük koşularında ona sarılabileceğim gün mutlaka gelecek.
Olur da, bir daha görüşemezsek dahi, ben onun şarkılarını, haberlerini, mücadelesini takip edeceğim.
Şükriye Akar

