1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere istanbul isveç isviçre italya izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere İsviçre şiir şiirler şişli

Yunanistan Enternasyonalist Komünistler Örgütü’nden Açıklama: Mücadelecilere Ve Siyasi Sığınma Temel Hakkından Elinizi Çekin

 



Türkiye’deki “Mezar Tipi Hapishanelere” hiçbir mücadeleci gönderilemez!

 

Siyasi sığınma statüsü tanınmış ve 30 yılı aşkın süredir Yunanistan’da yaşayan Türk ve Kürt mücadelecilerin demokratik ve siyasal hakları ölümcül bir tehlike altındadır.

 

26/1/26 tarihinde siyasi mülteci Halil Demir’in 4,5 yıl hapis cezasına çarptırıldığı son dava – bir yargı parodisi – ve bu kararın, Mitsotakis ile Erdoğan’ın Türkiye’deki görüşmesinden sadece birkaç gün önce alınmış olması, benzer uygulamaların kalıcı hale getirildiğini göstermektedir. Bu tür yargı yöntemleri fiilen mücadelecilerin ifade ve siyasal faaliyet hakkını suç haline getirmekte, sığınma talep etme haklarını tartışmaya açmakta ve onları yıllardır mahkûm etmeye ve fiilen fiziksel olarak yok etmeye çalışan Türk devletinin ellerine teslim etmeye zemin hazırlamaktadır.

 

2021’den sonra Türkiye’deki cezaevi sistemi, S, Y ve R tipi olarak bilinen yeni yüksek güvenlikli hapishanelerle genişletildi. Bu tesisler, tutukluların günlük yaşamının sıkı kontrolüne ve geniş çaplı tecride dayalı modeller temel alınarak tasarlanmıştır. “Mezar tipi hapishaneler” ifadesi, bu yerlerde uygulanan uzun süreli tecrit rejimini tanımlamak için avukatlar ve hak örgütleri tarafından kullanılmaktadır.

 

S ve Y tipi hapishaneler çoğunlukla tek ya da üç kişilik hücrelerden oluşur; tutuklular arasında iletişim imkânı son derece sınırlıdır. Önceki hapishane tiplerinde bulunan büyük koğuşlar ve ortak alanların aksine, yeni yapılar sürekli ayrıştırılmış tutukluluğa dayanmaktadır.

 

Tutuklular günün büyük bölümünü hücrelerinde geçirir. Havalandırma süresi sınırlıdır ve çoğu zaman diğer tutuklularla en az görsel temasın olduğu küçük, kapalı alanlarda yapılır. Ortak etkinliklere, eğitime veya çalışmaya erişim diğer cezaevlerine kıyasla ciddi biçimde kısıtlıdır.

Avukatların ve tutuklu ailelerinin aktardıklarına göre, insan temasının en aza indirildiği, saatlerce ya da günlerce süren tecrit uygulamalarının olduğu bir rejim söz konusudur.

Bu hapishanelerde kimler tutuluyor?

S ve Y tipi hapishaneler çoğunlukla şu kişiler için kullanılmaktadır:

– “Terör” suçlamasıyla yargılanan veya hüküm giymiş kişiler

– Siyasi tutuklular

– Yetkililerin “yüksek riskli” olarak nitelendirdiği mahpuslar

– Daha önce açlık grevi ya da cezaevi içi protestolara katılmış kişiler

 

Bu tür tesislere sevk, “güvenlik” ya da “disiplin” gerekçesiyle yapılabilmektedir. Avukat raporları, bazı durumlarda sevklerin açık bir gerekçe olmaksızın ve tutukluların ruhsal ya da fiziksel durumları dikkate alınmadan gerçekleştirildiğini belirtmektedir.

Uzun süreli tecrit, uluslararası tıbbi ve psikiyatrik kuruluşlar tarafından; depresyon ve anksiyete bozuklukları, uyku sorunları, bilişsel gerileme, kendine zarar verme ve intihar eğilimi riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir.

Türkiye’deki bu hapishanelere ilişkin raporlarda, uzun süreli tecrit sonrası mahpusların ruh sağlığının kötüleştiği vakalar kaydedilmiştir. Daha az kısıtlayıcı rejimlere nakil taleplerinin sıklıkla reddedildiği belirtilmektedir.

S ve Y tipi hapishanelerdeki tutuklular; görüş sıklığı ve süresi, telefon hakkı, basılı materyal ve kitaplara erişim, grup etkinliklerine katılım gibi konularda daha ağır kısıtlamalara tabidir.

Avukat görüşmeleri resmî olarak mümkün olsa da, görüşmeler sırasında idari engeller, gecikmeler ve yoğun gözetim uygulandığına dair bildirimler vardır.

Türkiye’deki insan hakları örgütleri, bu hapishanelerin işleyiş rejiminin yeniden gözden geçirilmesini talep etmekte; uzun süreli tecridin özellikle uzun dönemli uygulandığında insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele oluşturduğunu vurgulamaktadır.

Şikâyetler münferit olaylara değil, bu hapishane tiplerinin yapısal işleyişine yöneliktir. Tecrit, istisnai bir tedbir değil, tasarımın temel unsurudur.

Türkiye’de genel cezaevi koşulları

Türkiye’de cezaevi koşulları; altyapı, mahpuslara muamele ve temel hizmetlere erişim açısından uluslararası ve bağımsız kuruluşlar tarafından ciddi biçimde sorunlu olarak kaydedilmiştir. Raporlarda üç temel unsur öne çıkmaktadır: aşırı doluluk, yaygın hak ihlalleri ve yetersiz tıbbi bakım.

2024 yılı sonunda Türkiye’deki mahpus sayısı yaklaşık 378.657 iken, resmî kapasite yaklaşık 299.000’dir. Doluluk oranı tasarlanan kapasitenin %126’sını aşmıştır. Bu durum hücrelerde aşırı kalabalığa, su ve hijyen altyapısında baskıya ve ortak alanlara sınırlı erişime yol açmaktadır.

Aşırı doluluk; hücre başına öngörülen sayıdan fazla mahpus barındırılması ve yatak ile kişisel hijyen malzemeleri gibi temel ekipman eksikliği şeklinde yansımaktadır.

 

Kaydedilen Hak İhlalleri

 

2024 yılı için Türkiye cezaevlerinde en az 26.632 insan hakları ihlali vakası kaydedilmiştir. Bunlar arasında:

– Tıbbi bakımın reddi veya geciktirilmesi

– Kötü muamele ve şiddet olayları

– Uzun süreli ya da gerekçesiz tecrit

– Kırılgan gruplara yönelik ayrımcılık

 

Bu kayıtlar; mahpus tanıklıkları, avukat ve aile raporları ile mümkün olan durumlarda yapılan yerinde ziyaretlere dayanmaktadır.

 

1.400’den fazla mahpus hasta olarak tanımlanmış; bunların 300’den fazlası düzenli tıbbi takip gerektiren ciddi ya da kronik hastalıklara sahiptir. Hastanelere sevklerde gecikmeler, cezaevlerinde sağlık personeli eksikliği ve uzman tedavilere sınırlı erişim rapor edilmiştir.

 

Bazı vakalarda dış hastanelere sevk taleplerinin reddedildiği ya da ciddi biçimde geciktirildiği; kronik hastalık tedavilerinin sürdürülemediği belirtilmiştir.

 

Terörle Mücadele Yasası Ve Siyasi Davalar

 

Türkiye’de Terörle Mücadele Yasası; siyasi faaliyet, kamuya açık ifade ve toplumsal girişimlere katılım gibi geniş bir alanı kapsayacak şekilde uygulanmaktadır. Gazeteciler, avukatlar, aktivistler ve siyasetçiler; silahlı eylemle doğrudan bağlantı olmaksızın “terör” suçlamalarıyla yargılanmış ya da tutuklanmıştır.

 

Özellikle “silahlı örgüt üyeliği”ne ilişkin hükümler; gazetecilik faaliyeti, siyasi konuşmalar ve barışçıl protestolarla bağlantılı davalarda uygulanmıştır. Bu düzenlemelerin kapsamı, şiddet içermeyen eylemler için de kovuşturma açılmasına imkân tanımaktadır.

 

Son yıllarda mahpus sayısında sürekli bir artış gözlenmektedir. 2023’te yaklaşık 273.405 olan sayı, 2025’te mevcut tahminlere göre 400.000’i aşmıştır.

 

Ayrıca koşullu salıverme şartlarını etkileyen yasal değişiklikler, bazı mahkûm kategorileri için fiilî cezaevinde kalma süresini artırmıştır.

 

Tutukluluk (yargılama öncesi tutuklama) özellikle siyasi nitelikli davalarda yaygın biçimde kullanılmaktadır. Geçici bir tedbir olmasına rağmen, bazı sanıkların yargılama öncesinde uzun süre tutuklu kaldığı vakalar kaydedilmiştir.

 

Yunanistan’daki Siyasi Mülteciler

 

Yunanistan’da Türkiye’den gelen siyasi mülteciler kamusal ve siyasal faaliyet yürütmekte; işçilerin, gençliğin ve yoksul halk kesimlerinin yanında kitlesel mücadele ve eylemlere katılmaktadır. Bu mücadelecilerin hukuki hak ve demokratik özgürlüklerinden mahrum bırakılmaması için verilen mücadele, ülkemizde baskıya, yoksulluğa ve savaşa karşı işçi-halk hareketinin mücadelesinin bir parçasıdır.

 

– Siyasi mültecileri savunmak, siyasi sığınma statüsünün kaldırılması ve Ankara rejiminin işkencecilerinin ve cellatlarının eline teslim edilmesi girişimini püskürtmek için harekete geçelim.

 

– Yunanistan ve Türkiye’nin gerici burjuva sınıflarının “pazarlıklarına”, Mitsotakis hükümetinin ve Erdoğan rejiminin “gizli diplomasisine” hayır.

[blogger]

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.