Moskova’da RT (Russian Tudey) tarafından 21-23 Şubat
2026 tarihleri arasında “Kahramanlarımızın Zamanı” başlığı altında “4.
Uluslararası Belgesel Film Festivali” organize edildi. Festivalde, Grup
Yorum emekçilerinin 2024 yılının 13-20 Nisan tarihleri arasında çekimlerini
Moskova, Lugansk Halk Cumhuriyeti, Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Mariupol
şehirlerinde yaptığı “Donbass’ta 8 Gün” belgesel filmi de gösterildi…
Belgesel filminin yönetmeni olan Yorum emekçisi Sena Erkoç
ile yine belgeselin çekim, hazırlık ve düzenleme aşamalarında emeği geçen Umut
Gültekin festivale özel olarak davet edildiler. Bu festivalde gün gün
yanlarında bulunarak güzel ve duygulu anlara tanıklık ediyordum.
Festivalin ilk günü 21 Şubat’ta, Rusya Ulusal Merkezi’nde
açılış programı yapıldı. Açılış konuşmasında tüm davetliler sunucular
tarafından selamlandı ve ilk sözü video mesajı ile RT Genel Yayın Yönetmeni
Margarita Simonyan aldı. Simonyan’ın vidolu mesajında şu sözü özellikle
dikkatimi çekmişti: “Bu proje, NATO ülkelerindeki insanlar dâhil olmak üzere
dünyadaki birçok insanın gözünü açmaktadır…” Bilineceği üzere, NATO
ülkelerinin (ABD, AB vd.) Rusya ve birçok doğu ülkelerine karşı
dezenformasyon, çarpıtma, karalama, kara-propaganda politikası halkların haber,
bilgi gibi enformasyon kaynaklarına ulaşmasını engelliyor veya kısıtlıyor.
Ardından da Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova,
Duma milletvekili ve eski boks şampiyonu olan Nikolay Valuev, eski bir denizci
ile Rusya Ulusal Merkezi genel müdür yardımcısı Anastasia Zvyagina söz alarak
davetlileri selamladı… Ve bunların yansıra Sırp yönetmen Emir Kusturica da
yaptığı konuşmada; yaklaşık 20 yıl öncesine kadar Rusya belgesellerinin Doğu
Avrupa’da izlemenin imkânsız olduğunu, bu nedenle de halkların Los Angeles’teki
sokakta yaşayan insanlardan, evsizlikten bile habersiz olduğunu belirterek;
belgeselin gerçeklere dayalı hikâyeler olduğunu vurguladı. Son olarak da “Aynı
anda hem vatansever hem de belgeselci olmalısınız…” sözüyle konuşmasını
tamamladı.
Yapılan konuşmaların ardından sıra konserlere geldi; bu
kapsamda umudumuzun sesi Grup Yorum da Rusya ve faşizme karşı savaşan halklarının
belleğinden asla silinmeyen “Katyuşa”yı seslendirdi. Çok etkili bir andı,
Türkiyeli devrimci müzik grubu Moskova’nın kalbinde Rusyalılara kendi
dillerinde atalarının coşkuyla, gururla okuduğu marşı okuyordu. Çok geçmeden
tüm dinleyiciler ayağa kalkarak “Katyuşa”ya da eşlik ediyordu…
22 Şubat…
Bugün “Donbass’ta 8 Gün” belgeselinin gösterimi Rusya
Ulusal Merkezi’nde sunuluyor. Gün boyu birçok farklı gösterimler, forumlar ve
etkinlikler başka salonlarda da yapılmaktaydı. Buna rağmen Yorum’un dostları,
belgeseli merak eden Rusyalılar da salonda Grup Yorum’un yanında yer almıştı.
Belgeselin 25 dakikası gösterildi, ardından ise “Güleycan”
ve “Gel Ki Şafaklar Tutuşsun” türkülerini seslendirdi. Sohbet bölümüne
geçildiğinde ilk sözü Maria isimli bir izleyici almıştı. Gözyaşları ve iç
çekişi filmden çok etkilendiğini belli ediyordu ki bunu da sözleriyle dile
getirmişti; özellikle Mariupol bölgesinde yaşanan katliama, faşistlerin şehri
talanına ve değerlerine saldırmasına yönelik belgeseldeki anlatım kendisini
etkilediğini belirtti. Soru sormadı, sadece filmden etkilendiğini belirterek Grup
Yorum emekçilerine kendisi ve tüm Rusyalılar adına teşekkür etti.
Sonrasında da soru sormak veya teşekkür etmek için söz
alanlar da oldu. Bir soru vardı “Müzisyen olarak nasıl böyle bir karar
verdiniz?” şeklinde. Yorum’un açıklamasını-cevabını ‘Devrimci sanatçılık
faşizme karşı halkın sesi olmak, yanlarında olmak, mücadelesine ortak olmak
demektir’ diye özetleyebiliriz. Evet, Yorum 41 yıllık devrimci sanatçılık,
mücadelesi tarihinde sadece müzik ile halkın susturulmak istenen sesi
olmamıştır; yayımları, filmleri, belgeseli, birçok sayıda video derlemesi ve
burada sayamayacağımız kadar birçok araçla sanatçı olma sorumluluğunu
sürdürüyor…
Bugün ayrıca, “Gerçeğin Savunucuları; Dünyayı Değiştiren
Dürüst Hikâyeler” başlığı altında bir forum düzenlendi. Farklı ülkelerden
yönetmenler, gazeteciler, siyasetçiler belgesel film hakkında anlatımlarda
bulundu. Grup Yorum’dan Sena Erkoç da söz alarak kısaca “Gerçek her zaman
güçlüdür, ancak onun için mücadele edilmelidir. Donbass'taki olayları güçlü bir
şekilde halkıma anlatma sorumluluğu hissettim. Ve bunu belgeselle yaptık.
Türkiye'de ve diğer Avrupa ülkelerinde gösterimler düzenlediğimizde,
insanlardan güçlü bir tepki gördük ve birçok soru da aldık. Bunun nedeninin
sıkı sansür, yalanlar ve önyargılı medya olduğuna eminim…” açıklamasında
bulundu…
Akşam saatlerinde ise, ülkemizdeki kuyu tipi hapishaneleri
incelemek için bulunan ve 19 Şubat’ta İstanbul’da gözaltına alınan KPRF’li
dostumuz Tatyana Destyatova’yı evinde ziyaret ettik.
Yoğun bir günü de böylelikle geride bıraktık.
23 Şubat…
Bugün, Grup Yorum’u belgesel filmlerinin gösterimine davet
eden dostların yanındaydık…
İlk olarak Lübnanlı gazeteci ve yönetmen Hala Bu Saab’ın “Gazze
Mucizesi” isimli belgesel filminin gösterimine katıldık. Bu filmde, 2024
yılında Gazze’de, ‘İsrail’ hava saldırısı sonrası ağır kafa travması geçiren ve
‘öldü’ denilerek morga konulan 6 yaşındaki Halime isimli kızın öyküsü ele
alınıyor…
Ardından da Özbekistanlı yönetmen Eldar Yoldaşev’in “Taymetov:
Unutulmuş Kahraman” isimli belgeselini izledik. Bu filmde de Özbek askeri
pilot Abdusamad Taymetov’un Büyük Vatanseverlik Savaşı dönemi kahramanlıkları,
büyük zaferin belgelerini, zafer sancağını Berlin’den Moskova’ya getirilmesi
görevinde yer alması anlatılıyor…
Festivalin son günü olması nedeniyle yönetmenlerle
röportajlar da yapılmaktaydı. Bu nedenle Grup Yorum emekçileri de bazı
televizyon kanallarına, telegram üzerinden yayın yapan gazetecilere de
röportajlar verdi. Akşamında ise tüm davetliler için veda töreni düzenledi.
24 Şubat…
Festival programı bitti, fakat Yorum’un görüşmeleri devam
ediyordu. Grup Yorum bugün Zvezda (Yıldız) TV’nin sabah yayınlanan “Otkrytyy
Efir (Açık Hava)” isimli canlı yayın programına konuk oldu. Yorum’un
yansıra festivalin genel yapımcısı Ekaterina Yakovleva da konuk olarak
bulunuyordu. Programda Grup Yorum ve “Donbass’ta 8 Gün” belgeseli
hakkında sorulan sorular yöneltildi. Genel olarak “Bu sizin toplumsal
duruşunuz mu yoksa yaratıcı bir yolculuğununuz parçası mı? Sanatçı dostlarınız,
arkadaşlarınız size nasıl bir tepki verdi? Donbass’ta sizi en çok şaşırtan,
etkileyen neydi?” şeklindeki sorulara Sena ve Umut yaşadıkları ve
gördükleriyle cevaplar verdiler.
Grup Yorum’un Moskova’daki dolu dolu geçen programında
yanlarında yer almak güzel ve anlamlıydı. Keza öncesinde de bulunduğu
ziyaretlerinde, çalışmalarında da büyük bir gönüllülük ve istekle yanlarında
bulundum. Hepsinde de dostlarından, yeni tanıştığımız insanlardan çok olumlu
tepkiler, duygulu sözler duymaktaydık. RT’nin daveti üzerine de bulunduğumuz bu
süre içerisinde gözlemlediğim, gördüğüm de öncekilerden farksız değildi, daha
da büyük bir sahiplenmeyi, hayranlığı ve sevgiyi görüyordum.
Bunun başlıca nedeni Grup Yorum’un anti-faşist,
anti-emperyalist sosyalist devrimci sanatçı kimliği; vatanımızın değerlerini,
halkımızın sesini ve saf güzelliğini dünya halklarına ulaştırıyor olmaları
özünde devrimci olmanın sonucudur…
Ben de özel olarak her daim sesimiz, halkların sesi olan
Grup Yorum’a ve emekçilerine teşekkürlerimi, sevgimi bir kez daha iletmek
istiyorum…
Selamlarımla…
Haber: Mehmet Rende
– Rusya
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)