Articles by "haber"

1 mayıs FOSEM Fransa Gebze Hacıahmet Isparta Maraş Mektuplarımızla Tecriti Kıralım Muharrem Karataş Polonya Sevgi Erdoğan Vefa Evi TAYAD Tokat UTMP Zürich adana alibeyköy almanya altınşehir amed amerika anadolu anadolu alevi hareketi anadolu federasyonu anadolu kültür merkezi ankara antakya antalya antep anti-emperyalist cephe armutlu armutlu haber ataşehir avcılar avrupa avusturya açıklamalar bahçelievler bakırköy basın emekçileri meclisi bayrampaşa bağcılar belgesel belçika beykoz beşiktaş boğaziçi bulgaristan bursa cephe milisleri dağevleri denizli dersim dev-genç devrimci alevi hareketi devrimci işçi hareketi dhkc dhkc gerilla direnişler diyarbakır doğançay duyurular dünya düzce elazığ emekli meclisi esenyurt eskişehir festival filistin filmler galatasaray gazi gençlik gerilla giresun grup yorum gözaltı gülsuyu gülsuyu gülensu gündoğdu hacı ahmet hacıhüsrev halk bahçesi halk cephesi halk meclisi halkın hukuk bürosu halkın mühendis mimarları hasan ferit gedik hasköy hatay hindistan hollanda idil halk tiyatrosu idil kültür merkezi ikitelli ingiltere istanbul isveç isviçre italya izmir işçi meclisi kadıköy kampanyalar kamu emekçileri cephesi karadeniz kartal kazova kazova bülten kocaeli kore kurslar kuruçeşme küba kültür sanat kütahya küçükçekmece kınık kıraç lubnan malatya maltepe mardin mersin munzur muğla nurtepe okmeydanı ortaköy piknik radyo röportajlar sakarya samsun sanat meclisi sarıgazi sesli okuma siirt silivri silvan sinop spor suriye sümerler taksim tavır dergisi tekirdağ tiyatro trabzon tuzla türkiye videolar wan yalova yenibosna yeşilkent yunanistan yürüyüş dergisi çanakkale çayan çayan mahallesi çağlayan çekmece çerkezköy ömürtepe örnektepe İngiltere İsviçre şiir şiirler şişli
haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Tarih: 31 Ağustos 2025

Sayı: 47

Haftalık TAYAD Bülteni 47. Sayısını indirmek için Tıklayınız

 

ZULMÜN EN BÜYÜK SİLAHI ÖLÜMSE EĞER ÖLÜMÜ YENEBİLENİN HAKKIDIR ZAFER!

F TİPLERİNİ YENDİK,

KUYU TİPLERİNİ DE YENECEĞİZ!

 

Kuyu Tiplerine Karşı Ölüm Orucu Direnişinde Olan Serkan Onur Yılmaz 300’üncü Günlere Geliyor…

Evladımız, Özgür Tutsağımızın Güncel Sağlık Durumu:

 

Göğüs ve Kalp Ağrıları Devam Ediyor

Nefes Kontrollerinde Sorunlar Yaşıyor

Nefes Almakta Zorluk Çekiyor

Kalp Çarpıntıları Oluyor

Sol Kolunda Sürekli Uyuşma

Midesinde Ekşime, Ağrı ve Sancılar Başladı

Ayak Tabanı Ağrıları Devam Ediyor ve Bacak Ağrılarından Uyuyamıyor, Yürüyemiyor. Buzla Ovma ve Masaj Yapılsa Da Çok Etki Etmiyor

EVLATLARIMIZIN TABUTUNU DEĞİL, TALEPLERİNİN KABUL EDİLMESİNİ İSTİYORUZ!

SERKAN ONUR YILMAZ’IN TALEPLERİ KABUL EDİLSİN, KUYU TİPİ HAPİSHANELER KAPATILSIN!





Öyle gülseniz, öyle gülseniz

Öyle gülseniz ki, çocuklar
Gülmeyen hiç kimse
Hiç ama hiç kimse kalmasa

Bu yıl bizim de katıldığımız Aile, Gençlik ve Çocuk yaz kampında halk korosu çalışmalarımız dışında çocuk koromuz sırasında ve günlük çocuklar için düzenlenen faaliyetlerde çocuklarımıza Grup Yorum şarkıları ve değerlerimizi öğretiyoruz.

Çocuklar bizim geleceğimizdir, tüm şarkılarımız onlar içindir… Onların daha güzel yarınlarda yaşayabilmesi içindir.


 

10 Şubat Pazartesi günü Grup Yorum Evinde “Beton Sizin Vatan Bizim” belgeselini izledik.

 SORULACAK HESAP, KURULACAK YENİ BİR HAYAT VAR!

 6 Şubat 2023 Depremlerinde Türkiye’nin beşte biri yıkıldı! 14 milyon insan bu depremlerden etkilendi. 1,5 milyon kişi evsiz kaldı. 230 milyon ton enkazı yıktılar üzerimize! Ömürlerimizi enkaza çevirdiler. Erciyes Dağı kadar molozun altında kaldık…

 “Kader” mi? “Fıtrat” mı? “Asrın Felaketi” mi?

6 Şubat 2023 Depremlerini betondan mezarlara gömülen halk anlatıyor: “Beton sizin! Kan, gözyaşı, zulüm sizin. Vatan bizim! Kurulacak hayat bizim.”

 Tüm halkımızı belgeseli izlemeye çağırıyoruz!

AKP faşizmi hasta tutsakları serbest bırakmayarak tedavi olma haklarını gasp ederek hasta devrimci tutsakları katletmek istiyor.

Lenf Kanseri Hastası Devrimci Tutsak Hasan Karapınar’ın Tedavisi Engelleniyor Faşizmin hukuk terörüyle tutuklanan ve keyfi baskılarla, engellemelerle sağlık tedavi hakkı elinden alınan Hasan Karapınar katledilmesine izin vermeyelim.

Kanser hastası devrimci tutsak Hasan Karapınar derhal serbest bırakılsın.

AKP faşizminde merhamet değil adalet istiyoruz.

Kanser Hastası Devrimci Tutsak Hasan Karapınar Serbest Bırakılsın

Tüm Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın




Antalya Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde tutsak Serkan Onur Yılmaz Kuyu Tipi olmayan bir Hapishaneye Sevk Olmak için 11 Kasım Tarihinden İtibaren Süresiz Açlık Grevinde

 

5 Kasım İtibarıyla Süresiz Açlık Grevinin 28. Gününde

TALEPLERİ:

1-) Kuyu Tipi Olmayan Bir Hapishaneye Sevk Olmak

2-) Hasta Tutsakların Serbest Bırakılması

 

DİRENİŞÇİMİZİN TALEPLERİ TALEPLERİMİZDİR!

TALEPLERİ DERHAL KABUL EDİLSİN!

S, R, Y KUYU TİPİ HAPİSHANELER KAPATILSIN

 

 Ankara Halk Cephesi 10 Eylül Salı günü Kızılay ve Batıkent'te S-R-Y kuyu tipi hapishanelerin kapatılması, açlık grevinde bulunanların taleplerinin kabul edilmesi ve hasta tutsakların serbest bırakılması talepli TAYAD'lı Aileler imzalı 40 adet pullama çalışması yaptı

Ankara Halk Cephesi 10 Eylül Salı günü Kızılay ve Batıkent'te S-R-Y kuyu tipi hapishanelerin kapatılması, açlık grevinde bulunanların taleplerinin kabul edilmesi ve hasta tutsakların serbest bırakılması talepli TAYAD'lı Aileler imzalı 40 adet pullama çalışması yaptı.

 





Evlatlarını faşizmin insafına teslim etmeyen ve her alanda, meydanda Özgür Tutsakların sesi olan TAYAD’lı Aileler, 25 Temmuz’da Buca Yüksek Güvenlikli Kuyu Tipi Hapishanesi önüne pankart astı.

TAYAD’lı Aileler, astıkları pankart ile direnişte olan Özgür Tutsaklarının sesi olarak sevk taleplerinin kabul edilmesi çağrısı yaptı.

Hapishane karşısına asılan “TAYAD’lı Aileler” imzalı kızıl pankartta şu açıklama ve slogan yazmaktadır:

Buca Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde Tutulan Oktay Kelebek ve Cem Dursun Süresiz Açlık Grevinin 152. Günündedir.

Oktay Kelebek ve Cem Dursun’un Başlarına Gelebilecek Olumsuzluklardan Adalet Bakanlığı ve Hapishane İdaresi Sorumludur!

Oktay Kelebek ve Cem Dursun’un Talepleri Derhal Kabul Edilsin!

Tam 21 aydır İHSAN CİBELİK kanser hastalığı ile yaşatılarak tedavi edilmiyor. NE TEDAVİ EDİLİYOR NEDE TEDAVİSİ için SERBEST BIRAKILIYOR.

Bu şu anlama geliyor;

TEDAVİ ETMEYECEK ve SERBEST BIRAKMAYIP KATLEDECEĞİZ!..

SORUMLULARI BİLİYOR ve TANIYORUZ...

HERKESİ İHSAN CİBELİK'İ SAHİPLENMEYE ÇAĞIRIYORUZ...

İHSAN CİBELİK'İ KATLETTİRMEYECEĞİZ!...

Direnişler Meclisi, 2 Şubat’ta Nuriye Gülmen için imza kampanyasının duyurusunu yaptı.

Bilineceği üzere Nuriye Gülmen 2016 Kasım’ında KHK’lara karşı direnişi nedeniyle faşizmin hedefinde olarak sürekli komplolar ile ‘cezalandırılmak’ istenmektedir. Direnişler Meclisi de “Komplolarla Tutuklanan Devrimci Kamu Emekçisi Nuriye Gülmen İçin Başlattığımız İmza Kampanyası İçin Halkımızdan, Aydın ve Sanatçılarımızdan İmzacı Olmalarını İstiyoruz…” diyerek çağrıda bulunup imza föyü ve metnini kamuoyuyla paylaştı.

İmza föyü ve metnini Halkın Sesi TV olarak bizler de yayınlıyor ve Direnişler Meclisi’nin kampanyasını sahipleniyoruz.

Açıklama metninden:

“(…)

Bütün yargılama değerlendirildiğinde Nuriye Gülmen’in adil yargılanma hakkının ihlal edildiği açıkça görülecektir. Bizler, aşağıda imzası bulunan duyarlı insanlar olarak söz konusu sahte dijital materyal sebebiyle halen tutuklu bulunan Nuriye Gülmen tahliye edilmesini, hukuksuz biçimde verilen cezanın bozularak beraat kararının verilmesini talep ediyoruz.”

21.01.2024 tarihi itibariyle Grup Yorum Emekçisi, hasta tutsak İhsan Cibelik tedavi hakkı için Almanya Ossendorf Hapishanesinde 33 gündür açlık grevinde…

Taleplerimiz kabul edilsin, İhsan Cibelik’in tedavi hakkı sağlansın!

Merhamet Değil Adalet İstiyoruz!

#freeihsancibelik

Özgül Emre 16-01-2024 Pazartesi günü görülen mahkemede yaptığı açıklamayı yayınlıyoruz.

" Ölümünün 105 yılında Rosa ve Karl'ı anarak direnenleri selamlıyorum. Merhaba. Susmak insanın intiharıdır. Bizi tutuklayarak susmamızı istiyorlar.

Sanatımızla, gazeteciliğimizle karanlığa ışık tutmamamızı istiyorlar. Biliyoruz. Emperyalizm savaştan, kandan, gözyaşından beslenir. Biliyoruz ve bilmek dışında görevimiz bunu Dünya halklarına duyurup mücadele etmek. Bugün burada olmamın sebebi bu. DAEŞ, İŞİD ve El-Kaide gibi hat düşmanları aklanırken bize uygulanan bu. Bunun en büyük nedeni Türkiye'de devrimciler olmamız. Bizim geleneklerimiz çok köklü. Anadolu topraklarında Karl Marks'tan önce "yarın yanağından gayrı her yerde her şeyde hep beraber" diyen Şeyh Bedrettinlerimizin, zalimin zulmüne karşı kendi ipini çeken Seyit Rızalarımızın, 7 notanın komutanları Helin ve İbrahim’lerine geleneğinden geliyorum. Tüm dünya halklarına ulusal kurtuluş mücadelemizle umut olmamızdan korkuyorlar.

Türkiye halklarının zaferinin sadece faşizme değil emperyalizme de büyük darbe vuracağını biliyorlar. Emperyalizmin düşünürlerinin ifade ettikleri ise en tehlikeli ülke Türkiye. Ne olacağını tahmin edemiyorlar. Çünkü baskı altına aldık dedikleri an gezi ile ayaklandı Türkiye halkları. Çapulcu diye aşağıladığı Anadolu halkları Kürt Türk Arap Laz Çerkez Türkiye halkları var. Tüm teslim alma politikalarına rağmen bitirilemeyen anti-emperyalist, anti-faşist bir gelenek var. Bu gelenek tüm saldırılara rağmen sürüyor.

Halkın sesini duyuranlar susmayanlar var. İşte biz bu yüzden demokratik haklarımızı sonuna kadar savunuyoruz. Bu hukukun amacı direk öldüremese bile tecritle, İhsan Cibelik 'e yaptığı gibi tedavi hakkını gasp ederek öldürmek. Amaç halklara Gözdağı vererek devrimcileri yalnızlaştırmak. Asıl amaç devrimcileri teslim almak. Yani normalde gerçeklerin ortaya çıkacağı şeyleri bile ödül gibi gösterip bunları göstermek için olmayan şeyleri kabul etmemizi istiyorlar. Adalet için açlık grevi ile direnenlere kamuoyuna "biz elimizden geleni yaptık" diyorlar. "Benim istemediğim şekilde düşünürseniz teröristsiniz" diyorlar. İddia makamının temsil ettiği siyaset "ya teslimiyet ya tutsaklık yaşamak istiyorsanız Marksizm-Leninizm'den vazgeçin. Bu belayı Sovyetlerde yaşadık.

Tabii illa solcu olmak istiyorsanız bizim istediğimiz gibi olun. Anti-emperyalist, anti-faşist olmaktan vazgeçin. Çok sevdiğimiz oligarşiye de dokunmayın. Faşist devletlere de karışmayın. Ama hükümetlere karşı Demokrasicilik oynayabilirsiniz.

Bizim sınırlarımız içinde olur. Biz sizin çıkarlarınızı koruyalım siz bizim çıkarlarımızı koruyun" diyorlar. Örneğin Rusya'ya muhalif olsaydık bizi 5 yıldızlı otellerde ağırlarlardı. İranlı bir muhalif olsaydık ya da Rusya'ya karşı mücadele etseydik daha da el üstünde tutulup maddi kaynaklar bile sunarlardı. Düşmanımın düşmanı dostumdur dediğiniz gibi bunu da kullanırdınız. Ama biz Türkiyeli anti-faşist, anti-emperyalistleriz. Bağımsızlık olmadan demokrasinin olmayacağını biliriz. Bizim veya dünya halklarının katilleri ile el sıkışmayız. Halka gerçekleri ulaştırmaya çalışırız. Biz en korktuklarınızız. Bizim Ne yapıp ne yapmadığımızı bildiğiniz gibi iddia makamında ne yapmaya çalıştığını biliyorsunuz. Emek sermayeye karşı. Bir tarafta bizim ürettiklerimizle korkunç bir zenginlik içinde yaşayanlar, bir yanda ürettikleri ile aç kalanlar. Bir yanda emek ve alın teri çalanlar, bir yanda bizler. Bir yanda savaş, kan, gözyaşı ile beslenenler bir yanda alın teri emekleri çalınan bizler. Ne olursa olsun halka yaşatılanların sorumluları ile mücadele ediyorum. Pişmanlık duymak bir yana onurlu ve gururluyum. Ben devrimci gazeteciliğin bedelinin işkence, katliam, gözaltı, tutuklama olduğunu bilerek yaptım. Pişman değilim. Pişmanlık duyması gerekenler alın terimizi çalanlar. Pişmanlık duyması gerekenler on binleri Göçe zorlayanlar. Göç yolunda öldürenler. Pişman olması gerekenler ve hesap vermesi gerekenler miting, konser, yürüyüş, eylem gibi demokratik haklarımızı kriminalize etmek isteyenler. Pişman olması gerekenler bizi 20 aydır tutsak edip İhsan Cibelik'in tedavi hakkını gasp edenler. Biz Alevileri diri diri yakanlar. Yok sayılan ibadetlerimiz çarpı konulan evlerimiz katledilen ailelerimize seyirci kalındığı için siz pişman olmalısınız. Bu şekilde büyümüş bir kız çocuğu olarak akrabalarımın ölü bedenlerini morluklarda ölümün dehşet vericiliği ile gördüm. Buna karşı mücadelemde pişmanlık duymam söylediğiniz için siz utanmalısınız. Sadece 1 Mayıs'a katıldığı için cinsel taciz dahil "gördüğün işkencelerden hesap sorma" dediğiniz için pişman olup utanmalısınız.

Ben bu şekilde büyümüş bir kız çocuğu olarak Almanya'ya vizesiz gelirken memleketim olan ders mi 15 günlük vize alıp girdim. Dersim'in yağmalanan duasını katledilen insanlarını unut diyorsunuz. Emek sömürüsü ile çocuk yaşta tanıştığımızı, bana çocuk emeğinin nasıl sömürüldüğünü, yani sınıfını unut diyorsunuz. Utanmalısınız. Devrimci gazeteci olarak düzenin okullarında dahi öğretilen 5N 1K sorularını sorma diyorsunuz. Gerçekleri duyurma. Hatta mesleğini kullanarak kitlelere yalan haberler yay diyorsunuz.

Utanın. Diyorsunuz ki insanlık tarihinde kazandığınız hakları kullanmayın. Bunun için siz utanmalısınız. Diyorsunuz ki insan olma. Yok sayılan dilini, dinini, ırkını, köklerini unut. Ölen insanları, akrabalarını unut. Ailen ölmeye devam etsin. Bunlar olurken düzene hizmet et diyorsunuz. Utanmalısınız. 20 aydır tecritte en temel haklarım gasp ediliyor. En küçük haklarımı dahi gasp ettiğiniz için özür dilemelisiniz. Unutmak suçtur. Unutmayacağız sadece kuru bir slogan değildir. Unutmamak tekrar yaşanmaması çin mücadeledir. Unutmayacak katillere ceza istemeye devam edeceğiz suç ve suçlular vardır Biz demokratik haklarımızı kullanmak dışında hiçbir şey yapmadık. Kabul edemeyeceğimiz bir suç olmadığı gibi, suç olarak kabul edilecek bir eylemde yoktur.

Suç gibi kabul etmek demokratik haklarımızın gasp edilmesidir. Beni bu suça dahil edemezsiniz. Bu dosya bir kanıttır. Ama bize karşı işlenen bu suçların kanıtıdır. İfade ve düşünce özgürlüğüne baskının kanıtıdır. Yasal derneklerimizi kriminalize etmenizin kanıtıdır. İfade ve düşünce özgürlüğüne baskının kanıtıdır. Yasal derneklerimizi kriminalize etmenizin kanıtıdır. Eylemlere katılan insanları, eylemlere katılan yeni doğmuş bebeklerimizi dahi fişlemenizin kanıtıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Derneğimiz üyeleri ve dostları ile bu ay ‘ki kahvaltı ve halk toplantısı için herkesi davet ediyor.

Faşist 129 AB yasasına karşı süren kararlı ve haklı direnişin yaşandığı, bir tarih yazıldığı bir zamanda bir araya geliyoruz...

Yer: STUTTGART HALK KÜLTÜR EVİ

Tarih ve saat: 7 Ocak Pazar... 11.00

Adres: Voltastrasse 14-   STUTTGART

30 Kasım'da yoldaşlarının mahkemesine katılan ve ardından Çağlayan Adliyesi önünden gözaltına alınan Dev-Gençli Eda Kaya, 1 Aralık tarihinde götürüldüğü Maslak İl Jandarma Komutanlığı'nda daha önceden kendisini "istihbaratçı" olarak tanıtıp şantaj yapan kişiler tarafından cinsel tacize maruz bırakılmıştır.

Bu Eda Kaya'nın ilk şantaja maruz kalması da değil. Daha öncesinde işbirliğine zorlanmış, kabul etmeyince bir gizli tanığın yalan ifadeleriyle hapis cezasına çarptırılmıştı.

Eda Kaya bu seferki gözaltında, ailesi üzerinden tehdit edildi, özel hayatının gizliğinin ifşa edilerek kendisine şantaj yapıldı, sinkaflı küfürlerle fiziki olarak taciz edildi.

AKP faşizmi baskı ve gözaltı ve tutuklamalarla teslim alamadığı devrimcileri MİT’iyle, polisiyle işbirlikçileştirmeye çalışmaktadır.

Devrimcilere şantajlarınız ve tehditleriniz ile geri adım attıramazsınız. Şantaj üzerine kurduğunuz dünyanız; devrimcilerin, sosyalistlerin karşısında hükümsüzdür. Size boyun eğmeyecek ama yaptığınız hiçbir ahlaksızlığı da yanınıza bırakmayacağız, her yerde herkese teşhir edeceğiz!

Devrimcilere İşbirlikçilik teklif etmek ahlaksızlıktır! Çaresizliğinizin ve acizliğinizin ifadesidir!

Bizler, Koçak Mustafa’nın yoldaşlarıyız.

Mustafa nasıl ki işbirlikçiliği 296 gün boyunca eriyen bedeniyle faşizmin yüzüne vurduysa, onun yoldaşları olarak bizler de, işbirlikçiliği asla kabul etmeyeceğiz!

İşlediğiniz her suçun ne kadar zaman geçerse geçsin takipçisi olacağız!

Yoldaşımız Eda Kaya’nın başına gelecek her şeyin sorumlusu İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’dır.

Eda Kaya Yalnız Değildir!

Pis ellerinizi yoldaşımızın elinden çekin!

FAŞİZME VE EMPERYALİZME ASLA TESLİM OLAMYACAĞIZ!

Avrupa Dev-Genç

PİS ELLERİNİZİ YOLDAŞLARIMIZIN ÜZERİNDEN ÇEKİN!

EDA KAYA'NIN BAŞINA GELECEK HER ŞEYDEN AKP VE HALK DÜŞMANI KURUMLARI SORUMLUDUR!

 30 Kasım'da Çağlayan Adliyesi önünden gözaltına alınarak Maslak İl Jandarma Komutanlığına götürülen Dev-Gençli Eda Kaya gözaltında daha önceden kendisini istihbaratçı olarak tanıtan bir halk düşmanı polis tarafından cinsel taciz ve saldırıya maruz bırakılarak işbirlikçiliğe zorlanmıştır.

Bu yapılan işkence, faşizmin gerçek yüzü ve ahlaksızlığını tüm halkımıza bir kez daha göstermektedir. AKP faşizminin yönetememe krizi derinleştikçe, devrimcilere ve devrimci kurumlara yönelik korkusu artmaktadır. Bu korku ile devrimcilere kudurmuşçasına saldırmaktadır.

AKP faşizmi bilsin ki ne saldırıları ne şantajları ne de işkenceleri mücadelemizin haklılığını gölgelemeye, devrimcilerin iradesini kırmaya yetecektir! Devrimciler dünyanın en onurlu insanlarıdır. Yaptığınız ahlaksızlıklarla devrimcilerin onurunu zedeleyemez ancak kendi şerefsizliklerinizi teşhir edersiniz. İşkence yöntemlerinin hepsini deneseniz bile işbirlikçilik dayatmalarınızı boşa çıkaracağız.

Eda Kaya'nın başına gelecek her şeyden halk düşmanı AKP ve işkenceci polisleri sorumludur. Kanlı ellerinizi yoldaşlarımızın üzerinden çekin.

İNSANLIK ONURU İŞKENCEYİ YENECEK!

İŞKENCE YAPMAK ŞEREFSİZLİKTİR!

 

 

                                                                                                                         ANKARA DEV-GENÇ

Author Name

Halkın Sesi TV

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.