Mustafa Koçak AKP iktidarı ve onun mafyası olan savcı ve hakimlerinin, polislerinin işbirlikçileştirme politikasına karşı 12 gün boyunca direndi. Katiller Mustafa’ya emniyet müdürlüğü dedikleri işkencehanelerinde 12 gün her türlü işkenceyi yaptılar. Ailesiyle, kız kardeşine tecavüz ile tehdit ettiler. İstedikleri “isimlerdi” ver dediler yoldaşlarının adını, aynı sofraya baş koyduklarını, sokakta beraber yattıklarını, yoksulluğa, açlığa karşı mücadele edenlerin isimlerini ver dediler. İnsanlık onurunu unut, şerefini haysiyetini unut dediler. Bir örnekleri vardı işbirlikçileştirdikleri “Bak sende onun gibi rahat edersin” dediler.
Mustafa tüm alçaklıklara rağmen, onursuz dayatmalara rağmen direndi 12 gün, 288 saat katillere direnişi ile cevap verdi. Savcıları hakimleri çıldırmıştı, büyük devletleri çaresizdi insan iradesi karşısında, onların anlayamadığı, anlam veremeyeceği, insan iradesi ve inancı vardı Mustafa’nın, yoldaşları vardı. O büyük devletleri elinden geleni yaptılar da halk savaşçıları Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol’un halkın adaleti ile saraylarına nasıl girdiklerini bulamadılar, nasıl girdiler diyorlardı, 1996’da Sabancı’nın 25. Katına halkın adaleti girdiğinde de aynı tepkiyi vermişlerdi. Şimdi de çaresizliklerini, korkaklıklarını Mustafa üzerinde işkenceye çevirdiler. Mustafa suçsuz insanların üzerine yalan ifade verdiği zaman dosya kapanacak ve büyük devletleri herşeyi ortaya çıkaracaktı. Ama planladıkları gibi olmadı, Mustafa’yı saldırıları ile teslim alamadılar. Suçsuz insanları gözaltına alarak zorla işbirlikçileştirme yalan ifadeler verdirtme oyunları boşa çıktı. Bu sefer de bunun kinini, öfkesini Mustafa’dan çıkartacaklardı. “Bir daha gün yüzü göremeyeceksin” dedi lağım faresi polisleri. Mustafa’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdiler, tek bir delil bulunmadan, üzerine verilen yalan ifadelerle hüküm verdiler. İşbirlikçileştirilen ve sonrasında ifadesini geri çeken Cavit Yılmaz’ın ifadesini geri çektiği ve gerçekleri anlattığı mektubu okuma gereği bile görmediler. Mustafa’yı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırmak istediler. Devlete karşı gelmek neymiş, bizim dediklerimizi nasıl yapmazsın dediler.
Mustafa yaşanan tüm adaletsizliklere karşı, 3 Temmuz günü süresiz açlık grevine başladı. Onuru için, yaşanan adaletsizliklere karşı geldiği için, açlığıyla adalet istedi Mustafa.
Saldırılar hapishanede de devam etti. Mektuplarını vermediler, görüşlerini yasakladılar, telefonlarını kestiler. Sansür ve tecrit ile teslim alacağını sandılar Mustafa’yı yanıldılar. Direniş büyüdü, ailesi dışarıda Mustafa içeride adalet talebini haykırdı. Anne ve babası, kardeşi, yoldaşları destek açlık grevleri yaptılar eylemler yaptılar. Anadolu’dan Avrupa’ya yoldaşları eylemler ile Mustafa’ya ses oldular. Direniş büyüdükçe zorla müdahale tehditleri başladı Mustafa yine direnişine devam etti. 30 Eylül tarihinde açlık grevinin 90. Gününde direnişini Ölüm Orucu’na çevirdiğini avukatları duyurdu.
Saldırılar hapishanede de devam etti. Mektuplarını vermediler, görüşlerini yasakladılar, telefonlarını kestiler. Sansür ve tecrit ile teslim alacağını sandılar Mustafa’yı yanıldılar. Direniş büyüdü, ailesi dışarıda Mustafa içeride adalet talebini haykırdı. Anne ve babası, kardeşi, yoldaşları destek açlık grevleri yaptılar eylemler yaptılar. Anadolu’dan Avrupa’ya yoldaşları eylemler ile Mustafa’ya ses oldular. Direniş büyüdükçe zorla müdahale tehditleri başladı Mustafa yine direnişine devam etti. 30 Eylül tarihinde açlık grevinin 90. Gününde direnişini Ölüm Orucu’na çevirdiğini avukatları duyurdu.
Adaletsizliğe Karşı Direniş En Meşru ve Haklı Hakkımızdır!
Kör gözlere ışık sağır kulaklara ses olmak, adaletin olmadığı yerde direnmek ana sütü gibi ak ve hakkımızdır.
Adaletsizliklere teslim olmadık, el etek öpüp kenara çekilmedik. Direnişlerimiz ile ödememiz gerektiği yerde ödediğimiz bedeller ile adaleti sağladık.
Mustafa ölmek istemiyor, öyle olsaydı gün ve gün bedenini ölüme yatırmazdı. Mustafa’nın talepleri derhal kabul edilsin;
* Mahkemeler siyasi hesaplaşma aracı değildir. Özel ihtisas mahkemeleri kaldırılsın!
* Muhbir toplum istemiyoruz. İtirafçılık yasaları kaldırılsın!
* İşkence insanlık suçudur. İstanbul siyasi şubedeki işkenceci polisler tespit edilsin ve cezalandırılsın
* Soruşturma-kovuşturma aşamasında tehdit, şantaj, psikolojik işkence adı altında gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu dosyaya dilekçe ile biliden Cavit Yılmaz isimli “tanık” beyanları hükme gerekçe yapılamaz. Cavit Yılmaz tekrar istinabe yolu ile dinlensin!
*Hakkımda hukuksuzca verilen bu hüküm kaldırılsın. Yeniden adil yargılama yapılsın!
*Bana ve bu halka yaşatılan adaletsizlikler son bulsun!
Adaletsizliklere karşı bedenini ölüme yatıran Mustafa Koçak onurumuzdur, Mustafa’nın talepleri derhal kabul edilmelidir haklı ve kazanacak olan bizleriz yenilecek olan mafya polis devletidir.
Mustafa’nın da mektubunda dediği gibi, “Mutlaka Kazanacağız!”
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!
Yunanistan Halk Cephesi

