Pazar akşamı Londra Pir Sultan Kültür Merkezinde Haluk Tolga
İlhan konseri etkinliği düzenlendi…Halkımızın yoğun ilgisiyle geçen konserde
Halk Cephesi adına bir arkadaşımız “Mahirin, Dayının Yoldaşları Olarak
Filistin’e Gidiyoruz” çağrı metnini okudu. Türkiye’de devam eden ölüm orucu
direnişi ve açlık grevlerini anlatan bir konuşma yapıldı. Hep birlikte söylenen
deyişlerimiz ve kavga türkülerimiz ses oldu, ışık oldu, coşkulu geçen etkinliğe
toplamda 120 kişi katıldı.
Süresiz Açlık
Grevinin 170. gününde olan, Grup Yorum Üyesi Ali Aracının; "Kuyu Tipi’nde
de olsak kendimizi yalnız. hissetmiyoruz, kuyunun dibinde taş gibi unutulmuş değiliz.
Sesiniz buralara kadar ulaşıyor.
Büyük kalabalık
kitlelerle, dostlarla yan yana, omuz omuza hissediyoruz kendimizi.
Sanatçı
dostlarımıza, halkımıza bin selam…
Grup Yorum’un
tüm emekçilerine bin selam…
Grup Yorum’un
büyük halk ailesine bin selam…
Sevgilerimle."
Mesajına karşılık; Selamlarınızı aldık... Sarıp sarmaladılar direnişleriyle,
coşku ve moral oldular bizlere.
Baş üstüne
dedik.
Sizleri
"kuyunun dibinde taş gibi unutmadık unutmayacağız" dedik.
Bizlerde selam
ve sevgilerimizi gönderdik.
AKP faşizminin
S R Y Hücrelerinde halkın en onurlu damarını temsil eden Tutsaklarımıza selam
ve sevgilerimizi belirten 24 kart yazdık...
19 Temmuz,
Cumartesi Günü Pir Sultan Kültür Merkezi'nde Aşure yapılarak dağıtıldı.
Kerbela
direnişi ve Aşurenin tarihsel yanı ve Alevi halkı açısından önemine değinildi.
Ve Devrimciler açısından Adalet Mücadelemizdeki Yeri anlatıldı.
Aşurenin Dünya
halklarının tüm inançlardan yer aldığı; Aşure Günü'nde gerçekleştiğine inanılan
dini açıdan önemli bazı rivayetlerden esinlenerek her inanç kendi koşullarına
göre yorumlayarak yaşattığı değerlerdir...
Alevilerde,
Hüseyin'in Kerbela'daki acısı başta olmak üzere On iki İmamlar'ın acılarını
anmak ve anlamak için Muharrem Yası tutulur. Muharrem Yasının amacı: Bu türlü
acıların bir daha yaşanmaması için gerekli olan insanlık değerlerini ve Alevi
öğretisini özümsemektir.
Biz devrimciler
olarak; KERBELA'yı, Anadolu topraklarına bağlayan direnme ruhu ve baş eğmeme geleneğini
devam ettiren devrimciler açısından aradan 1400 yılda geçse de, "KERBELA
yas değil, İsyan ve ADALET Mücadelesidir!" diyerek hayatın içinde
anıyoruz... denildi.
"1400 yıl
önce Kerbela’da
Zalim ve
adaletsiz Muaviye düzenini devam ettiren ve onun soyu Yezid’e biat etmeyerek
direnerek şehit düşen Hüseyin’le Günümüz Emperyalizm ve onun çocukları Siyonizm
ve faşizmle mücadele eden devrimciler aynı özü taşıyorlar...
Sadece direnme
geleneği ile değil benzerlik;
"Hüseynin
zalimle yaşamaktansa mazlumla ölmeyi yeğlerim" deyişi ile
Pir Sulanın
"dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan" deyişi...
Mahirin
"biz buraya ölmeye geldik, dönmeye değil" sözü arasındaki benzerlik
gibi...
Yine"zalimle
sefa içinde yaşamaktansa mazlumlarla ölmeyi yeğlerim " sözü ile
Adalet ve Feda
savaşçısı Av.Ebru Timtik'in "Can için yalvarmam sana, çünkü Mazlumlar
darılır bana” sözü bu gelenek ve çizgi can pahasına sürdürülüyor demektir...
Grup yorumun
türkülerini söylemeyerek katledenler günümüz Muaviye zihniyetli AKP faşizmidir.
Dünün Yezidleri ise, Pir Sultana Şah kelimesini yasaklayanlardır...
Onun için
diyoruz ki;
KERBELA DA
Hüseyin'den, Ebru Timtik'e ADALET Mücadelemiz Devam Ediyor!
KERBELA dan
bugüne nice Alevi katliamları olmasına rağmen; Alevi Halkı Adaletsizlikler
karşı dik durmuş ve boyun eğmemiştir...
Tarihsel olarak
bugüne taşınan biat etmeme kültürünün yılmaz savunucuları ise devrimcilerdir...
Bugünün
yezitleri başta ABD Emperyalizmi olmak üzere, faşist ve Siyonist yönetimlere
karşı mücadele edilerek KERBELA direnişi şehitleri anılır ve sahiplenilir...
Bugün S, R, Y
adı altında, Kuyu Tipi Zindanlarında Özgür Tutsakları,
Katledilmeye
çalışılan Emperyalizmin Çocuğu Faşist Erdoğan zihniyetiyle, dün Kerbela'da
Hüseyin’i açlıkla, susuzlukla ve kılıçla öldüren Muaviye Çocuğu Yezidin
Zihniyeti de aynıdır diyoruz...
İktidar kavgası
Adalet
mücadelesi Devam Ediyor...
Günümüz
Yezidlerinden Hesap Sormak için, Kerbela Şehitlerini Unutmuyoruz,
Unutturmayacağız!
Günümüzün
yezitleri emperyalistlerin ve faşistlerin karşısında Hüseyin gibi başını dik
tutanların safında ve Zulme karşı Kerbela şehitleri gibi direnenlerin safında
olalım..!"denilerek
Hüseyin ve 72
yoldaşı ve günümüze kadar Adalet Mücadelemizde Şehit düşenler için 1 dakikalık
saygı duruşu yapıldı.
Ardından
Alevilikte geleneksel Aşure Lokması erkanı yürütüldü. Çırağ yakıldı. Aşure
Lokması dağıtıldı.
100 kişinin
katıldığı etkinlikte
Pir Sultan Kültür Merkezi Kültür ve Sanat
Komitesi Alevi deyiş ve nefesleri seslendirdi.
Yaklaşık 250
Aşure lokması emekçi halkımıza ulaştırıldı…12.00 da başlayan anma etkinliği
akşam 7-8’e kadar sürdü.
Dün 9 Mayıs Anti-Emperyalist Cephe Kızıl ordunun 80 yıl önce
Berlin'i alarak faşizme karşı zafer kazanmasının yıl dönümü törenine
katıldı.
Rus, Türkmenistan, Beyaz Rus, Kırgızistan...elçilerinin de
katıldığı anma töreninde şarkı ve marşlar söylendi ve Londra'daki anıta çelenk
ve çiçekler bırakıldı. Bir avuç Ukraynalı ve İngiliz faşistin sesi yüzlerce
katılımcı tarafından bastırıldı.
Milyonlarca Sovyet halklarının ve kızıl ordunun can
pahasına kazanılan bu zaferde şehit düşen insanlara vefa borcumuz var.
Tören Londra'daki Sovyet anıtı önünde gerçekleşti.
Kutlama sırasında özgür tutsak
Hüseyin Karaoğlan'ın kardeşi Gülay bir konuşma yaparak, Anti Emperyalist
Cephe'nin çağrısına uyup, kuyu-tipi hapishanelerindeki tecrite karşı özgür
tutsakların başlattığı açlık grevi direnişine destek amaçlı bir haftalık açlık
grevine bugün başladığını, bayrağı bir haftadır açlık grevinde olan Uğur
arkadaştan devraldığını belirtti. Halkın, verilen bu mücadeleye duyarlı olması
dileğini dile getirdi. Anti Emperyalist
Cephe, 30 Mart'ta başlattığı eylem zincirini kesintisiz sürdürüyor.
Gülay'dan sonra 1 Mayıs'ın anlamını ve mücadelenin nasıl hem
içeride hem de dışarıda sürdürüldüğünü anlatan bir konuşma daha yapıldı. Gösteri
davul zurna eşliğinde halaylarla bitirildi.
Dün, pazar günü
(6 Nisan) Anti Emperyalist Cephe tarafından Londra'da bulunan Pir Sultan Abdal
Kültür Merkezi'nde Kuyu tipleri ve Direniş başlıklı bir sunum yapıldı.
Sunuma
Bağımsızlık, Demokrasi ve Sosyalizm yolunda şehit düşenler için bir dakikalık
saygı duruşuyla başlandı.
Ardından,
slaytlar eşliğinde Mahirlerden başlayarak Özgür Tutsak geleneği anlatıldı.
Mahirlerden Dayı'ya büyüyen bu gelenek, şimdi kuyu tiplerindeki direnişlere
evrildi denilerek. AEC'nin hazırladığı ve tutsakların mektuplarından gelen
bilgilerle hazırlanan Morg X videosu izlendi. Ardından Hüseyin Karaoğlan'ın kız
kardeşi abisinin direnişini anlattı. Devamında Rezzan Şengül'ün zafer konuşması
ve Mulla Zincir'in telefon görüşmesi izlenildi.
Direnişteki
tutsaklardan Fikret Akar'ın eşi Şükriye Akar, 30 Mart'ta başlatılan direnişteki
tutsaklarla dayanışma eylem zincirinden bahsetti.Fikret'e halen şeker ve B1 vitamini
verilmediğini ve uluslararası dayanışmayla bir çok yerden Çorlu kuyu tipine
şeker ve vitamin gönderildiğini anlattı.
Sunumun Sonunda
Direnişteki Tutsaklara 30 Kart Yazıldı.
İlk gösteri NATO'nun kuruluş yıl dönümünü protesto etmek
için ABD elçiliği önündeydi. Gösteri de iki pankart ve Filistin ve Halk Cephesi
bayrakları açıldı.
Pankartlar: "Filistin'de siyonizm, Türkiye’de faşizm ve
ABD/AB emperyalizmi yenilecek. Halkların direnişi kazanacak. Yaşasın
Uluslararası Dayanışma. " ve "Nato'nun 75 yılı
Yugoslavya Somali Yemen Afganistan Irak Libya Filistin
Lübnan Suriye ...
Her 4 Nisan'da örgütlen, eylem yap ve de ki; YETTİ ARTIK!
NATO SAVAŞ VESÖMÜRÜ
DEMEKTİR. "
Bir AEC'li Ingilizce bildiriyi okudu, bildiriler dağıtıldı
ve elçilik bahçesine Filistin direnişini simgeleyen bir döviz asıldı.
Aynı gün, ülkemizdeki son baskıların protesto edildiği
Trafalgar alanındaki gösteride Kuyu-tiplerini protesto eden bir pankart ve Halk
Cephesi ve Filistin bayrağıaçıldı.
Pankartta İngilizce ve Türkçe olarak, "Kuyu-tipi (SRY)
hapishaneler Kapatılsın
Londra'da faaliyet yürüten Pir Sultan Kültür Merkezi (PSKM)
Halk Konseri programlarına devam ediyor.
PSKM Halk Sahnesi programları altında 14 Eylül 2024
Cumartesi günü Paşa Çelikve Gül Bahar
konseri gerçekleştirildi. Katılımcıların halk türkülerimizi ve şarkıları hep
bir ağızdan söylemesi ile coşkulu anlar yaşandı.
Yetmiş beş kişinin katıldığı etkinlikte dernek
faaliyetlerinden ve kurumun bundan sonraki süreçte yapılacak etkinliklerine
destek sunulması çağrısı yapıldı. Sanatın toplumsal sorumluluk ve faaliyetlerin
bir parçası olduğu, yaşadığımız topraklarda kültürel yozlaşmaya karşı
halkımızın değerlerini yaşatmak için yapılan bu tür etkinlikler ile geleceğimiz
olan çocuklarımız ve gençlerimizin bu tür etkinliklere ve programa katılmanın
öneminden bahsederek, bizi değerlerimizden ve birlikte mücadele etmekten
koparmak amaçlı yapılan saldırılara karşı ancak bir arada mücadele edilirse
başarılı olacağımız anlatılarak halkımıza örgütlü hareket etme çağrısı yapıldı.
Londra'da, 14 Temmuz Günü Pir Sultan Kültür Merkezi'nin
"Grup YORUM Evine Bir Tuğla da Sen Koy!” çağrısıyla, Grup YORUM ile
Dayanışma Pikniği yapıldı.
Sabah 9'dan akşam 7'ye kadar süren Piknik, 300'den fazla
halkımızın coşkulu katılımıyla gerçekleşti.
Piknik günü, kahvaltı komitesi, piknik yerine sabah erkenden
çadırını kurup, kahvaltı hazırlığının son kontrollerini yapılıp eksikler
tamamlanarak halkımızı beklemeye başladı.
İlk gelenler çaylarının ve kahvaltıların hazır bulması
halkımıza verdiğimiz değerin ve kendi emeğimize saygımızın, memnuniyet ve coşkusunu
ilk saatlerle yaşadık ve gördük. Ve saat 10'dan 12'ye kadar kahvaltılar
verildi. Halkımızın ev yapımı çörek, börek çeşitleri ve gözlemelerle kahvaltıya
kolektif emeklerini katmış olmaları daha kıymetliydi.
Sabah kahvaltısının ardından yerel sanatçılarımızdan Paşa ve
Bahar arkadaşların gitar eşliğinde sesleriyle değişik yörelerden
Türkülerimizden geçit yaptılar... Her Türküleri söylediklerinde coşkuyla
alkışlandılar ve onlar da teşekkürle karşılık verdiler.Bir ananın "ne güzel söylüyorlar hem
gülüyor hem söylüyorlar, gülücüklerle söylüyorlar" demesi, söyleyenlerin
içtenliğini samimiyetini gösterdiği gibi aynı zamanda halktan karşılık
buluyordu.
Grup Yorum öncesi ise, Pikniğin amacı ve gündemle ilgili
konuşma yapıldı. Konuşmada; Pir Sultan Kültür Merkezimizin, Grup Yorum ile
dayanışma çağrımızla buraya gelenlere ve gelemeyen ama dayanışma gösteren
halkımıza da teşekkür edildi.
"Ülkemizdeki faşizmin baskı ve zulmü sonucundan açık
düşmanla baş başa olduğumuz için görünen düşmanla bir şekilde tavır
alabiliyoruz. Avrupa emperyalist ülkelerde ise göreceli de olsa ülkemizdeki gibi
açık faşizmin değil, burjuva demokrasinin yozlaştırma politikası ile karşı
karşıyayız. Buralarda değerlerimize daha çok sarılmak zorundayız. Görünmeyen
düşman yozlaştırma politikası ile içimizi boşaltıp posamızı çıkarıyor.Buralara savrulan halkımız ülkelerine dönük
yaşaması ve kendi kültür ve değerlerine uygun yozlaşmadan kirlenmeden yaşamak
için Demokratik Kurumlarımızın önemi artıyor ve bunu biliyoruz zaten bu amaçla
bu birlikteliği organize ediyoruz. Kurumlarımıza sahip çıkalım ve
faaliyetlerine katılalım. Ancak bu Kültür Merkezlerimizi ve Demokratik
kurumlarımız sayesinde sorunlarımızı ele alır, konuşur, birlikte çözüm yolları
bulabiliriz. Onun için şimdi burada ekmeğimizi paylaşacağız, çocuklarımız için
oyunlarımız yarışmalarımız olacak, futbol oynayacak, yarışmalar yapacak,
türkülerimizi dinleyecek, birlikte halaylar çekeceğiz. Aynı zamanda kavgamızı
ve düşüncecimizi de paylaşacağız." denilerek;
Bu ay temmuz ayı; temmuz ayı, halkımızın ve mücadelemizin
tarihinde önemli bir ay. Temmuz Ayının 2'si ve 12-14 Temmuz halkımızın ve
örgütümüzün tarihinde önemli günlerdir.31 yıl önce 2 Temmuz'unda 33 aydınımızın, sanatçımızın, gencimizin Sivas’ta
diri diri yakıldığı, yaktırıldığı gündür.
Yaktırdılar diyoruz; Yakanlar sadece Sünni olduğu için
yakmadılar, yakılanlarda sadece Alevi olduğu için yakılmadılar. Çünkü yakanlar
evet gerici, yobaz, faşist devşirilmiş güruhtu. Ama yaktıran ise Faşist
Devletti. Yakılanlarda Alevi olduğu için değil, bu faşist düzene biat etmemiş
her milliyet ve inançtan halkımız katledilmiştir ve katlediliyor. Çünkü
sınıflar mücadelesinde ezen sınıfın sistemine biat eden Kürt’te Türk’te
Alevi'de, Sünni’de öldürülmez, ödüllendirilir.
Devrimciler, Faşist devletin her katliam döneminde alevi-Sünni
ve Kürt -Türk provokasyonlarına gelmemiştir ve doğru öncülük yaparak, faşist
devleti hedefe konulmuştur. Faşist devlet Maraş, Sivas, Gazi ve Gezi
katliamları yapmasına rağmen ne bir alevi Sünnilere saldırmış ne Kürt bir
Türk'e saldırmıştır. Bu böl parçala yönet politikasına en net duruşu
Devrimcilerin; kitlelerin can güvenliğini koruma, faşizme karşı kitlesel
direnişlerle ve hedef devlettir diyerek gerçek düşmanı ve hedefi
göstermişlerdir. Bu onurlu payda en çok da hareketimize aittir.
Bu Ay'da, hareketimizin önder, kadro ve taraftarlarımız,
Temmuz'un 12'sinde İstanbul'un değişik semtlerinde 10, 14 Temmuz'da ise 2 önder
ve kadrolarımıza yönelik saldırı ve katliam sonucunda 12 yoldaşımızı kaybettiğimiz
günlerdir. Faşist devletin emperyalizmin desteği ile katledilen arkadaşlarımız,
bizlere iki temel miras bıraktılar. Teslim olmayanların yenilmeyeceğini ve
haklı ve meşru yolda direnerek teslim olmama geleneğini devam ettirenlere ölüm
olmayacağını anlatan "BİZE ÖLÜM YOK".Ve Bundan sonraki Faşizme ve emperyalizme karşı mücadelede, savaşın ciddiyetini
ve rehavetin nelere mal olacağı gerçeğini dile getirdikleri;" YOLDAŞLAR
BİZİ AŞIN" dersini ve mirasını bıraktılar." denildi
2 Temmuz ve 12-14 Temmuz şehitlerimiz şahsında ülkemiz ve
Dünya devrim mücadelesinde şehit düşenleri için 1 dakikalık saygı duruşunda
bulunuldu.
Yine Hapishaneler de direnişlerin devam ettiğini ve Nurettin
Kaya’nın S, R, Y Kuyu Tipi hapishanelerin kapatılması, Tecrit, Sürgün ve
Sevklerin Son bulması için Ölüm Orucunun 268. günde olduğuna dikkat çekildi.
Nurettin KAYA hem Türkiye halkları hem de dünya halklarının onurlu mücadelesini
temsil ettiği belirtilerek bu direniş sahiplenilmeli. Faşizm olduğu sürece direnerek
kazanılmış haklarımızın tehdit altında olduğu, şimdi birçok hapishanelerde gasp
edilen haklarımızın alınması için Özgür Tutsaklar Açlık Grevi direnişiyle
barikat olduğu bilgisi verildi.
İşte buraya gelen ülkemizin değişik bölgelerinden farklı
inanç ve milliyetlerden halkımızla bir araya geldik. Bu dayanışma pikniği ile
yeni insanlar tanıyıp yeni arkadaşlıklar dostluklar kuracağız, kuracaksınız.
Ortak yanımız kabilecilik, bölgecilik, mezhepçilik ya da milliyetçilik değil,
buraya göçmen olarak gelmek zorunda oluşumuz ve emekçiliğimizdir. Çağrımıza
uyup birlikte ekmeğimizi paylaştığınız ve dayanışmanızı gösterdiğiniz için
teşekkür ederiz. Hepiniz hoş geldiniz ve sefalar getirdiniz." denildi.
Çocuklarımız için oyunlar düzenlendi. Oyunda 3-4, 5-7, 8-9,
9-11 yaş grupları yarıştırıldı. Çuval yarışları yapıldı. Anneler, babalar ve
kardeşler çocuklara taktikler vererek yarışmayı birinci bitirilmeleri çabası
içinde bulundular ve çocuklarımız yarışmalar boyunca aileleri ile çok heyecanlı
mutluoldukları gözlendi.
Bir taraftan futbol karşılaşması düzenlenerek hem hemen her
yaştan insanlarımız futbol oynadılar. Aynı zamanda voleybol filesi kurularak 6
yaşından 60 yaşına insanlarımızla oyunların oynandı ve birlikte eğlenildi.
Soframızda ekmeğimizi paylaşırken düşüncelerimizi de
paylaştık. Çocuklarımız, gençlerimiz, kadınlarımız, analar-babalarımız ve yaşlılarımızla
birlikte yaptığımız dayanışma pikniği coşkuyla bir günümüzü halkımızla birlikte
geçirdik.
Grup Yorum'dan arkadaşların Türkü, marş ve halaylarıyla
kitle coştu ve büyük bir halka oluşturularak bir saate yakın birlikte halay
çekildi.
Yemeklerimiz yenildi. Kavurma, pilav ve cacıkla birlikte
yemekler yenildi. Karpuzlar dilimlerle ve tabaklarda kim nasıl istiyorsa öyle
verildi. Çaylar ve kahvelerimiz akşama kadar boş durmadı, kesintisiz ve sürekli
isteyene verildi. Hemen herkese yetecek şekildi eşit, bol ve düzenli şekilde
verildi.
Akşam Saat 7'ye doğru yavaş yavaş ayrılanlar organize
edenlere tek tek teşekkür ederek memnuniyetlerini dile getirirken, geldikleri
için ayaklarına yüreklerine dayanışma gösterdikleri için teşekkür edildi. Yeni
piknik ve etkinliklerde buluşmak üzere dayanışma pikniği son buldu.
18 Mayıs
Cumartesi, Londra'da Türkiye’deki Kuyu Tipi Hapishanelerine Karşı Ölüm Orucu
Direnişinin 212. Gününde Olan Nurettin KAYA ve Süresiz Açlık Grevinde Olan Devrimci
Tutsaklar için Stant ve pankart açıldı, İngilizce ve Türkçe bildiriler
dağıtıldı.
Nurettin Kaya, Erzurum
Dumlu 1 Nolu Yüksek Güvenlikli hapishanesinden, Bolu F Tipi hapishanesine sevk
edildi, talepleri yerine getirilmediği için ölüm orucu direnişini 212. gününde
devam ediyor.
Yine S, R, Y
Tecrit Hücrelerine karşı Oktay Kelebek ve Grup YORUM emekçisi Cem Dursun, Cemil
Kurt ve Alişan Gül'de arkadaşlarının “kuyu tipi olmayan” bir hapishaneye sevk
edilene kadar Süresiz Açlık Grevindeler.
Direnişçilerin
AKP Faşizmi, F Tipi Hücrelerin Devrimci iradeyle boşa çıkarılmasından sonra
yeni yöntemlerle devrimcilerin iradelerini kırmaya çalışıyor.Şimdi de, insanlık dışı S,R,Y Kuyu Tipihücrelerle Devrimci Tutsaklara saldırıyor.
Bu saldırılar
Devrimci Tutsaklar şahsında TÜM EMEKÇİ HALKIMIZA yöneliktir.
Derhal Devrimci Tutsakların talepleri kabul
edilmelidir.
Talepleri;
-Kuyu Tipi Olmayan ve Arkadaşlarının Olduğu
Bir Hapishaneye Gitmek"
-Sürgün Sevk ve Kuyu Tipi Hapishane İşkencesi
Son Bulsun!
-Kuyu Tipi hapishaneler
kapatılsın!
1 saat süren stant da, Grup Yorum'dan Marşlar
ve Türküler çalındı ve Filistin direnişi ile ilgili dövizler tutuldu ve
flamalar açıldı.
TECRİT
İŞKENCEDİR TECRİTE DERHAL SON VERİLMELİDİR!
DEVRİMCİ
TUTSAKLAR TESLİM ALINAMAZ!
F TİPİ TECRİTİ
YENDİK; S, R, Y TECRİT HÜCRELERİNİ DE YENECEĞİZ!
11 Mayıs
Cumartesi Londra'nın Woodgreen ve Dalston mahallerinde açılan standlarda Grup
Yorum'dan ve değişik ülklerin dillerinden Devrim Marşları çalındı. Filistin
bayrağı ve Küba bayrakları açıldı. Filistin direnişi ile ilgili de dövizler
asıldı. Ölüm Orucu direnişinin 205.
gününde olan
Nurettin
KAYA've Süresiz Açlık Grevinde olanlarla ilgili açılan stant da Türkçe ve
İngilizce bildiriler dağıtıldı.
Bildiride
"Türkiye Hapishanelerinde "Kuyu Tipi" Hücrelere Karşı Direnen
Siyasi Tutsak NURETTİN KAYA, ÖLÜM ORUCU'nda olduğu ve S, R, Y hücre tipi
hapishaneler, f tipi hapishaneden daha ağır, insanlık dışı koşullarda
tutuldukları
S, R, Y
Tipi hapishanelerin kapatılması,tutukluların ailelerinin ikamet ettiği yerlere
yakın cezaevlerine sevk edilmesi ve arkadaşları ile kalabileceği cezaevine sevk
edilme talepleriyle sürdürdüğüÖlüm
Orucu'nun kritik aşamasında" olduğu belirtilerek. Nurettin KAYA ve
direnişçilerin talepleri Haklı ve Meşrudur. Talepleri Derhal Kabul
Edilmelidir!" denildi.
Sağlık
durumu hakkında da bilgi verilen bildiride; "HAPİSHANE İDARESİ NURETTİN
KAYA’NIN DİRENİŞİNİ KIRMAK İÇİN, B1 VİTAMİNİ DAHİ VERİLMEDİĞİ Nurettin Kaya’nın
ağzında yaralar var, ayaklarında şişme var, o yüzden yürümekte zorlanıyor.
Ayaklarındaki yanmadan dolayı geceleri uyumada sorun yaşıyor"
Tutsaklara
saldırı, tüm halka saldırıdır. Tutsakları teslim almak, tüm halkın teslim
alınmasıdır.
Nurettin
Kaya’nın sağlık durumu her geçen gün kötüye gidiyor. Nurettin Kaya’nın
talepleri kabul edilebilir talepler ve Tüm Halklarımızı
ilgilendirmektedir." denilerek çağrı yapıldı.
Adaletsizliğe,
Komplolara Karşı Direneceğiz!
Faşizm
bunun için saldırıyor. Bizler de bunun için direnmeli, direnişleri sahiplenmeli,
Kuyu Tipi hapishanelere karşı örülen BARİKATI BÜYÜTMELİYİZ." denildi.
AKP
faşizminin 6 Şubat Çağlayan eylemi sonrası halkı teslim almak, devrimciliği
imha etmeye yönelik saldırı ve baskın terörü sonucu 100’ün üzerinde devrimci,
demokrat gözaltına almış, 61 kişinin tutsaklıklarının devam ettiği ve
direnişlerinde devam ettiği bilgisi verildi.
Gözaltına
alınarak, komployla tutuklanan Oktay Kelebek Grup YORUM üyeleri Cem Dursun,
Cemil Kurt ve Alişan Gül'de arkadaşlarının “kuyu tipi olmayan” bir hapishaneye
sevk edilene kadar SÜRESİZ AÇLIK GREVİNDE" oldukları da belirtildi.
TECRİT
İŞKENCEDİR TECRİTE SON!
DEVRİMCİ
TUTSAKLAR TESLİM ALINAMAZ!
F TİPİ
TECRİTİ YENDİK; S, R, Y TECRİT HÜCRELERİNİ DE YENECEĞİZ!